Yalsızuçanlar: Darbelerin tümü ABD kurgusu

Güncel Haberler

Yazar Sadık Yalsızuçanlar, 15 Temmuz darbe girişiminin darbeler silsilesinin devamı olduğunu belirterek, 1876 darbesini İngilizlerin, sonrakileri ise ABD'nin kurguladığını söyledi. Ayrıca sanat dünyasının darbe konusunda tarihe kara leke olarak geçtiğini ifade etti.

"Vefa Apartmanı", "Hayyam", "Anka", "Gezgin" ve "Ters Lale" adlı eserlerin de aralarında olduğu birçok esere imza atan yazar Sadık Yalsızuçanlar, 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimine ilişkin, "Yakın tarihimizin ilk modern darbesi, Sultan Abdulaziz'e yapılan kanlı 1876 darbesidir. Birinci Meclis'e yönelik antidemokratik teşebbüsten sonraki yine kanlı ve kirli bir darbe 27 Mayıs 1960 darbesidir. 1876'yı İngilizler yapmıştı. Sonraki darbelerin tümü ABD kurgusudur." dedi.
Yalsızuçanlar, 15 Temmuz hain darbe girişiminin kültürel ve sanatsal alandaki etkilerini AA muhabirine değerlendirdi.
15 Temmuz darbe girişiminin Türkiye'deki darbeler silsilesinin bir devamı olduğunu vurgulayan Yalsızuçanlar, "15 Temmuz, Türkiye düşmanlarının yıllar öncesinden oluşturup büyüttüğü ve kamunun kılcallarına değin sızdırdığı, sözüm ona 'dinsel' bir görünüme sahip yapı eliyle gerçekleştirilmeye çalışılan bir işgal ve ülkeye el koyma girişimidir. Yakın tarihimizin ilk modern darbesi, Sultan Abdulaziz'e yapılan kanlı 1876 darbesidir. Birinci Meclis'e yönelik antidemokratik teşebbüsten sonraki yine kanlı ve kirli bir darbe 27 Mayıs 1960 darbesidir. 1876'yı İngilizler yapmıştı. Sonraki darbelerin tümü ABD kurgusudur." diye konuştu.
"Sanat dünyasının 15 Temmuz konusunda tarihe kara bir leke olarak geçtiği söylenebilir"
15 Temmuz darbe girişiminin din, dini kurum ve kuruluşlara verdiği zararların altını çizen Yalsızuçanlar, "Her darbenin ülkemize verdiği çok büyük zararlar var. 15 Temmuz, darbeler tarihimizin en kirli, yine kanlı ve sadece yönetimin değiştirilmesi amacı taşımayan, bunun ötesinde devlete ve ülkeye yönelik bir işgali hedefleyen darbedir. Diğerlerinden en değerli farkı ise sivil idare ve halkça püskürtülmüş olmasıdır. 15 Temmuz darbe girişiminin en yıkıcı sonucu ise ne yazık ki dini algıya ve dini-toplumsal kültüre yöneliktir. Dinsel görünümlü bir yapı eliyle gerçekleştirilmeye çalışıldığı için, Türkiye'nin dini kültürel yapısı büyük oranda örselenmiş, özellikle genç kuşakların algısında son derece olumsuz ve yıkıcı etkilere yol açmıştır." ifadelerini kullandı.
Yalsızuçanlar, 15 Temmuz darbe girişiminin kültür sanat alanında da önemli etkileri olduğunu belirterek, "15 Temmuz'un izlerini her alanda olduğu gibi kültürel alanda da takip etmek mümkün. Ama öte yandan, sadece kültür-sanat kamusu değil, kimi politik çevreler ve kamunun da bir kısmı da maalesef 15 Temmuz'la ilgili ikircikli, ikiyüzlü ve darbe girişimini adeta meşrulaştırmaya, en azından sulandırmaya yol açabilecek biçimde davranmıştır. Edebiyat ve diğer sanat alanlarından pek çok aktör, 15 Temmuz'un arkasındaki taşeron güçleri neredeyse mazur gösterme anlamına gelebilecek biçimde tepkiler vermiştir. Bu, tabi utanç verici bir tutumdur. Dolayısıyla sanat dünyasının 15 Temmuz konusunda tarihe kara bir leke olarak geçtiği söylenebilir." değerlendirmelerinde bulundu.
"Edebiyatımızın farklı türlerinde, 15 Temmuz ve diğerleri mutlaka anlatılmalıdır
15 Temmuz darbe girişiminin kültür-sanat alanındaki temsiline de değinen Yalsızuçanlar, şunları aktardı:
"15 Temmuz, önceki darbeleri de bu kapsama alabiliriz. Maalesef ne edebiyat ne de film, tiyatro ve diğer sanat alanlarında yeterli biçimde yansıtılamadı. 15 Temmuz şehitlerine ilişkin büyük şiirler yazılamadı. Öykü ve romanlar henüz ortaya çıkmadı. Film, dizi film ve belgesel olarak birkaç sönük örnek yapıldı lakin bu önemli olay ve özellikle halkın direnişi ve ABD'nin emellerini boşa çıkarması etkin ve kapsamlı biçimde anlatılamadı. Esasen sadece 15 Temmuz değil 1876 darbesinden başlayarak 15 Temmuz da dahil hemen bütün darbelere ilişkin kapsamlı belgesel filmler, diziler ve sinema filmleri yapılmalıdır. Edebiyatımızın farklı türlerinde, 15 Temmuz ve diğerleri mutlaka anlatılmalıdır. Bu, 'Yeni Türkiye'nin ve yeni dünyanın büyük hikayesinin en değerli tanıklıklarını içeren bir toplam ortaya koyacaktır. Yazarlarımızın yeni Türkiye'nin arka plan hikayesini anlatması, oluşan yeni dünya düzeninin daha sağlıklı ve net biçimde görülmesini de sağlayacaktır."