Turgutlu'nun son sıcak demir ustası: Bir daha dünyaya gelsem, yine demirci olurdum

Turgutlu ilçesinde 50 yıllık sıcak demir ustası Mustafa Erözdemir, teknolojinin gelişmesiyle zanaatının sona erme tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu belirtiyor. Aile mirası olarak devraldığı mesleğini sürdürmeye devam eden Erözdemir, çırak bulamamanın ve kalfa yetiştirememenin zorluklarına dikkat çekiyor.
MANİSA'nın Turgutlu ilçesinde sıcak demir ustası Mustafa Erözdemir (60), ata mesleğini yaklaşık 50 yıldır sürdürüyor. Teknolojinin gelişmesi ve çırak yetişmemesi nedeniyle zanaatın son temsilcilerinden biri olduğunu belirten Erözdemir, "Teknoloji bizi öldürdü, artık ne çırak var ne de kalfa. Biz bu işin son temsilcileriyiz. Her işin bir zorluğu olsa da ben işimi severek yapıyorum. Bir daha dünyaya gelsem, yine demirci olurdum" dedi.
Turgutlu ilçesinde yaşayan evli ve 2 çocuk babası Mustafa Erözdemir, ilkokuldan mezun olduğu günden bu yana örs başında çekiç sallıyor. Ailesinde kuşaklardır devam eden sıcak demir zanaatını Koşukırı mevkisindeki atölyesinde yaşatan Erözdemir, gelişen teknolojiye ve değişen ekonomik şartlara rağmen ateşe ve demire yön vermeyi sürdürüyor. Türkiye'de sanayi sitesi kavramı henüz oluşmadan önce, 1920'li yıllarda şehir merkezinde kurulan ve ilk 'Planlı üretim alanı' örneklerinden biri olarak kabul edilen Tarihi Demirciler Çarşısı'nda yıllarca faaliyet gösteren Erözdemir ailesi, 2003 yılından sonra kentin gelişimiyle birlikte çarşının kaldırılmasının ardından Koşukırı mevkisine taşındı. Mustafa Erözdemir, mesleğini bugün de burada sac ayağı, tırpan, balta, orak ve tırmık dişlisi gibi tarım aletleri üreterek ve tamir ederek devam ettiriyor.
'ARTIK NE ÇIRAK VAR NE DE KALFA'
Mesleğin zorluklarına rağmen büyük bir tutkuyla çalıştığını ifade eden Erözdemir, zanaatın geleceğine dair endişelerini şu sözlerle dile getirdi:
"İlkokuldan mezun olduğumdan beri sıcak demircilik yapıyorum. Bu meslek bana dedemin babasından miras kaldı. Ancak bizden sonra yetişen kimse yok. Kendi çocuklarımız bile başka işlere yöneldi. Teknoloji bizi öldürdü, artık ne çırak var ne de kalfa. Biz bu işin son temsilcileriyiz. Her işin bir zorluğu olsa da ben işimi severek yapıyorum. Bir daha dünyaya gelsem, yine demirci olurdum."
100 YILLIK MİNYATÜR SABAN
Erözdemir, atölyesinde babasından kalan ve en az 100 yıllık olduğunu tahmin ettiği minyatür bir sabanı da özenle sakladığını belirtti. Eskiden çocukların bu minyatür aletlerle oyun oynadığını belirten Erözdemir, bu objenin aile mirasının ve tarım kültürünün köklü geçmişini yansıttığını söyledi.
Öte yandan, Erözdemir'e zaman zaman yardım eden kardeşi Murat Erözdemir (55) de mesleğin ailedeki geçmişini anlattı. Mustafa Erözdemir, "Bu meslek bize atalarımızdan miras kaldı. Demirci Hasan Çavuş'tan dedemiz Demirci Koca Mustafa'ya, ondan babamız Ahmet'e ve en nihayetinde bizlere ulaştı. Bu bir aile mirasıdır" diye konuştu.










