Türk edebiyatının 'Beyaz Kartal'ı Bahaettin Karakoç vefatının 8. yılında anılıyor

Güncel Haberler

Türk edebiyatında "Dede Korkut" ve "Beyaz Kartal" olarak anılan şair ve yazar Bahaettin Karakoç, vefatının 8. yılında anılıyor. "Seyran" kitabıyla edebiyat dünyasına giren Karakoç, geride çok sayıda şiir kitabı ve Dolunay dergisi mirası bıraktı.

Türk edebiyatında "Dede Korkut" ve "Beyaz Kartal" olarak anılan şair ve yazar Bahaettin Karakoç'un vefatının üzerinden 8 yıl geçti.
Şair bir ailenin üç çocuğundan biri olarak 1930'da Kahramanmaraş'ın Elbistan ilçesinde dünyaya gelen Karakoç, ilkokulu sonradan Ekinözü adıyla ilçe olacak Cela köyünde, ortaokulu ise Düziçi ilçesi ile Ankara'daki Hasanoğlan Köy Enstitüsünde tamamladı. Erken yaşta edebiyat ve dil yeteneğiyle dikkati çeken Karakoç'un yazı ve şiir yolculuğu ilkokul yıllarında başladı.
Sağlık memurluğundan edebiyata uzanan 32 yıllık yolculuk
Memuriyete 29 Ağustos 1944'te başlayan şair, Kahramanmaraş'taki sağlık kuruluşlarında 32 yıl 8 ay sağlık memuru olarak çalıştıktan sonra kendi isteğiyle 1982'de görevinden emekli oldu.
Bahaettin Karakoç, eserlerinde asıl adının yanı sıra "Baha Deliorman", "Said Yaylalı" ve "Ekinözülü Aşık Rahmani" mahlaslarını da kullandı. Usta kalem, Türk şiirine ve halk müziğine "Mihriban" gibi birçok önemli eseri kazandıran Abdürrahim Karakoç'un da ağabeyiydi. Şiirde biçimi bir enstrümana benzettiğini her fırsatta dile getiren Karakoç, üslubuyla çağdaş Türk şiirinde özgün bir hat oluşturdu.
"Seyran" ile başlayan edebi serüven ve eserleri
Kaleme aldığı ilk şiiri 19 yaşındayken, 1949'da Yurt gazetesinde yayımlanan Karakoç, 1960'lara kadar yazıp çeşitli dergilerde yayımlattığı şiirlerini uzun süre kitaplarına almadı. Birebir yaşadıklarını yazan, yazarken de yeniden yaşayan şairin edebiyat dünyasına asıl girişi 1973'te yayımlanan "Seyran" kitabıyla gerçekleşti.
Edebiyat hayatı boyunca çok sayıda eser kaleme alan usta şairin yayımlanan başlıca kitapları arasında Mevsimler ve Ötesi (1962), Zaman Bir Beyaz Türküdür (1974), Sevgi Turnaları (1975), Ay Şafağı Çok Çiçek (1983), Kar Sesi (1983), İlkyazda (1984), Bir Çift Beyaz Kartal (1986), Menzil (1991), Uzaklara Türkü (1991), Güneşe Uçmak İstiyorum (1993), Beyaz Dilekçe (1995), Güneşten Öte (1995), Leyl ü Nehar Aşk (1997), Aşk Mektupları (1999), Ihlamurlar Çiçek Açtığı Zaman (2001), Ay Işığında Serenatlar (2001) ve Sürgün Vezirin Aşk Neşideleri (2004) yer alıyor.
Karakoç, Akşam gazetesi ile Türk Kadınlar Birliğinin 1962'de düzenlediği Türkiye çapındaki bir edebiyat yarışmasında "İsa ile İshak" adlı hikayesiyle ikincilik ödülü aldı. Yazar, 1983'te Kayseri Sanatçılar Derneğince "yılın şairi" seçildi, "Bir Çift Beyaz Kartal" adlı kitabıyla da 1986'da şiir dalında Türkiye Yazarlar Birliği Ödülü'nü kazandı.
Yayıncılık mirası: Dolunay Dergisi ve Şiir Şölenleri
Usta yazar, 1986'da yayın hayatına kazandırdığı "Dolunay Sanat ve Edebiyat Dergisi"ni 37 sayının ardından ekonomik sebeplerden dolayı kapatmak zorunda kaldı. "Dolunay Şiir Güldestesi" (1996) adlı derlemeye de imza atan şair, ülkenin dört bir yanından şairlerin katılımıyla 16 yıl aralıksız "Geleneksel Dolunay Şiir Şöleni"ni düzenleyerek Anadolu'da edebiyat mahfillerinin oluşmasına öncülük etti.
Şiir anlayışını ve sanata bakışını ifade ederken ilkelilik ve estetiğe dikkati çeken Karakoç, bir açıklamasında şiiri şu sözlerle tanımlamıştı:
"Yarar yönünden ister meyve versin, ister gölge, ister yaş olsun ister kuru, ister bir tenhada dikili dursun, ister bir eşya olarak evimizin bir yerinde otursun, ağaç hep aynı ağaçtır, muhakkak bir yerde ihtiyacımızı karşılar. Sağlam bir etik, ilkeli bir estetik ve helal ölçekli bir yarar sarmalında şiir de tıpkı bir ağaç gibidir. Sanatı besleyen bu üç ana arterdir. Kalbin bir zikir aracı olan şiir, trajik bir iç yangını, aşkın sıcak kanatları altında doğan bir kutsanmış sözler armonisi ve dört kelimeyle özetleyecek olursak evrensel bir dua biçimidir. Mutlak gerçeğe, mutlak güzele yönelmenin dillenişi ve kalbin dirilişidir."
Şair Karakoç, Diyanet Vakfınca 1991'de düzenlenen "münacat" yarışmasında "Beyaz Dilekçe" isimli şiiriyle birincilik ödülü, 1993'te "Türkçenin Uluslararası 2. Şiir Şöleni" için gittiği Kazakistan'ın Almatı şehrinde "Büyük Abay Ödülü", 1997'de Malatya'da belediyenin açtığı "Malatya" konulu şiir yarışmasında birincilik ödülü aldı.
Tarsus Belediyesince 2004'te düzenlenen "Karacaoğlan Şelale Şiir Akşamları" etkinliklerinde her yıl bir şaire verilen "Karacaoğlan Onur Ödülü" ile İstanbul Küçükçekmece Belediyesince 2011'de takdim edilen "Onur Ödülü"nün sahibi olan şair, 2012'de ise İstanbul Sultanbeyli Belediyesince verilen "Türk Şiirine Hizmet Ödülü"ne layık görüldü.
Doç. Dr. Beyhan Kanter, Karakoç üzerine hazırladığı bir çalışmasında, usta şairin şiir anlayışını şöyle özetlemişti:
"Şiirlerinde geleneğin ve geçmişin izini imgelere yaslanan bir üslupla sürdüren, mistik bir duyuş tarzıyla şiirlerini kurgulayan Karakoç, poetik tavrını ele veren dizelerde 'iyi şiir', 'saf şiir', 'beyaz şiir', 'has şiir', ve 'cins şiir'in derdinde olduğuna işaret etti. Şiirin bir yürek işi olduğuna dikkati çeken şair, sanatın asli kaygısının mutlak hakikat olması gerektiği düşüncesini savundu ve ilhamı, kendi şiirini belirleyen temel unsur olarak ayrıcalıklı kıldı. Karakoç, şiirlerini özellikle aşk teması etrafında yazdı. Bu aşk, kimi zaman Allah'a, kimi zaman bir kadına, kimi zaman Anadolu'ya, tabiata, kimi zaman memlekete yöneltilerek şiirlerinin de mayasını oluşturdu. Şiirlerinde modernizmi eleştiren, İslam medeniyetini de özellikle imgeler aracılığıyla kutsayan Karakoç, uygarlık, modernleşme, kentleşme adına yapılan kıyımların karşısında durdu."
Unutulmaz şair, kendi deyişiyle, "ölünceye kadar yakasını bırakmayacak olan bu tutkuyla" Türk edebiyatına sayısız eser ve değer kazandırarak 17 Ekim 2018'de 88 yaşında hayata veda etti.