Ömer Çelik: Soykırım Denince Akla Gelen Şebeke Netanyahu Şebekesidir

Güncel Haberler

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, İsrail Başbakanı Netanyahu ve hükümet üyelerinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi'ye yönelik açıklamalarına tepki gösterdi. Çelik, "Soykırım denince akla gelen şebeke Netanyahu şebekesidir" dedi.

Ak Parti Sözcüsü Ömer Çelik, İsrail Başbakanı Netanyahu ve hükümet üyelerinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi'ye yönelik açıklamalarına tepki gösterdi. Çelik, "Soykırım denince akla gelen şebeke Netanyahu şebekesidir" dedi.




(ANKARA)- AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısının ardından gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

Çelik, Türkiye A Milli Futbol Takımı için şarkı hazırlandığını, şarkının isminin de "Siz Hepiniz Biz Türkiye'yiz" olduğunu bildirdi.

Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Çelik, İsral Başbakanı Netanyahu ve bazı bakanların, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi'ye yönelik ifadelerine ilişkin soruyu şu şekilde yanıtladı:

"Cumhurbaşkanımız konuştuktan birkaç dakika sonra, soykırımcı hükümetin Başbakanı Netanyahu ve soykırımcı hükümetin üyeleri sürekli bir açıklama yapmayı adeta bir adet haline getirdiler. Buradan anlıyoruz ki Cumhurbaşkanımızın grup konuşmalarını anbean izliyorlar. Birkaç dakika sonra da kendilerince cevap niteliğinde, bize göre ise hezeyan olan birtakım açıklamalarda bulunuyorlar."

Çelik, Netanyahu'nun, "İsrail ordusu dünyanın en ahlaklı ordusudur" ifadelerini "dünyanın en büyük yalanı" olarak nitelendirerek, şunları kaydetti:

"Bu, dünyanın en büyük yalanıdır. Bu açıklamasında kullandığı ifade karşısında, Gazze'de soykırım gerçekleştiren o ordunun ahlaklı bir ordu olduğuna inanacak yeryüzünde hiç kimse yoktur. Hatta siyonizm hastalığına kapılmamışsa, yeryüzünde o ordunun Gazze'de yaptığı soykırım karşısında ahlaklı olduğuna inanacak bir tane Yahudi de yoktur. Gazze'de gerçekleştirilen soykırım, İran'a yapılan saldırı ve Lübnan'da gerçekleştirilen katliamlar; dünyanın en ahlaksız, en vicdansız ve en büyük suçunu teşkil eden eylemlerdir."

Çelik, "Türkiye'yi Kürtlere soykırım yapmakla suçluyor. Bu, onun sık sık kullandığı bir kara propagandadır. Bunun tabii bir acısı da var. İran'a saldırdıklarında, İran'daki ve Irak'taki Kürt kardeşlerimizi kendileri için birer lejyoner olarak kullanmaya çalıştılar. Ancak Irak'taki ve İran'daki Kürt kardeşlerimiz, basiretli bir şekilde tarihin doğru tarafında durarak bu katliamcı şebekeyle yan yana gelmedi. Bu nedenle sürekli olarak Kürt kardeşlerimizle Türkiye'yi karşı karşıya getirmeye yönelik bir politika gütmeye çalışıyor. Bunu bazı Araplarla ilgili yapıyor, Dürzi kardeşlerimizle ilgili yapıyor, Alevi kardeşlerimizle ilgili yapıyor, bazı Şii kardeşlerimizle ilgili de gerçekleştirmeye çalışıyor. Artık bu katliamcı şebekenin yalanlarına hiç kimse inanmıyor. Soykırım denince akla gelen şebeke, Netanyahu şebekesidir" değerlendirmesini yaptı.

Çelik, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi'nin, Kudüs'e ilişkin sözlerine tepki gösteren İsrailli bakanlara ilişkin de şu değerlendirmede bulundu:

"İçişleri Bakanımızın açıklamasını yayılmacılık, işgalcilik, fetihçilik gibi kodlamaya çalışıyorlar. Bununla hiçbir ilgisi yok. İçişleri Bakanımız her Müslümanın kalbindeki Kudüs sevgisini ifade etmiştir. Her Müslümanın kalbinde Kudüs sevgisi eşsiz ve biricik bir yer tutar ve burada İçişleri Bakanımız bunu sembolizm olarak ifade etmiş ve her Müslümanın kalbinde olan Kudüs sevgisinin kendi kalbindeki ifadesini de o sembolik ifadelerle ortaya koymuştur. Bunun ötesinde işgalcilikten, fetihçilikten ya da yayılmacılıktan bahsedeceksek, bu Netanyahu hükümetinin sürekli olarak 'Arz-ı Mevud' hezeyanlarıyla gündeme gelen bir konudur. Bakın daha bu işler ilk başladığında David Koridoru'nu kurmaktan bahsettiler, Arz-ı Mevud'dan bahsettiler. Tevrat'ın bütün değerlerini de kendi siyasi soykırımcılıkları için istismar ederek bir sürü dini kavramı bunun için kullanmaya çalıştılar."

Dolayısıyla işgalcilik, fetihçilik, başka ülkelerin toprağına göz dikme, Netanyahu hükümetiyle özdeştir. Şimdi Gazze'yi işgal ediyor, bir türlü ikinci aşamaya geçilemiyor. Batı Şeria'da aynısını yapmaya çalışıyor. Yeni 'siyasi hırsızlık' diyebileceğimiz yeni yerleşim yerleri ilan ederek Filistinlilerin topraklarını gasp ediyor. Litani Nehri'ne kadar Lübnan'ı işgal etti, oradaki Lübnan vatandaşlarını o bölgeden uzaklaştırdı. Sonra bize işgalcilik ve yayılmacılık suçlaması yapıyor. İşgalci ve yayılmacı olan Netanyahu hükümetidir.

İçişleri Bakanımızın o sözlerinden o anlamları çıkarmak son derece akıl dışıdır. İçişleri Bakanımız belli bir sembolizmle her Müslümanın kalbinde olan Kudüs sevgisini ifade etmiştir. Ki burada da görüşümüz açıktır, hükümetimizin görüşü açıktır. Biz 1967 Birleşmiş Milletler kararları çerçevesinde, 1967 sınırları esasında birleşik ve entegre, bağımsız, başkenti Doğu Kudüs olan bir Filistin devletini savunuyoruz ve bu görüşümüz Birleşmiş Milletler parametreleriyle uyumludur, uluslararası hukukla uyumludur."

Çelik, Türkiye'deki bazı siyasilerin de Netanyahu ile aynı frekansta konuştuğunu öne sürerek, "Burada acı olan, Netanyahu hükümetinin bu soykırımcı bakanlarının kullandığı dille içerideki bazı muhalefet odaklarının aynı frekanstan bu konuyu ele almasıdır. Bu son derece üzücü bir durumdur. Lütfen o muhalefet odakları İsrail'deki o soykırımcı bakanın açıklamalarına baksınlar ve ondan sonra kendi yaptıkları açıklamaları yan yana koysunlar ve bu paralellik nasıl ortaya çıkmıştır, bunun siyasi sonuçları nedir, bunun ahlaki sonuçları nedir, bununla yüzleşsinler" diye konuştu.

Netanyahu hükümetinin uygulamalarının ABD'li bazı siyasi çevreler tarafından eleştirilmesinin "politika değişikliği" olarak değerlendirip değerlendiriemeyeceği sorusuna Çelik, "Doğru sesler yükseliyor, ancak bu henüz bir politika değişikliğine tekabül etmiyor. Burada esas olan, İsrail'in bu eylemlerinin mutlak surette ve kesin bir şekilde durdurulmasına yönelik adım atılmasıdır. Buna ancak politika değişikliği diyebiliriz" yanıtını verdi.

Çelik son günlerde basın mensuplarına yönelik fiziki müdahalelere ilişkin soruyu da şu şekilde yanıtladı:

"Özellikle bu saldırıya uğrayan arkadaşlarımızın hepsine geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Her zaman hepsinin yanında olduğumuzu ifade ediyoruz. Herhangi bir yerde, bir mitingde; o kanalın yayın politikasını beğenmeyen birinin saldırı yapması gibi, dünyanın her tarafında da İsrail'in katliamcı siyasetine dair gerçekleri dünyaya ulaştırmak isteyenlere yönelik saldırılar oluyor. Ama sizin Türkiye'nin içiyle ilgili sorunuza gelince, bunu biz kendi aramızda değerlendiriyoruz. Artık burada bardak taşmıştır. Birisi protesto edebilir. Ama dediğiniz gibi yayını engellemek ve o yayını yapan kişiye fiziki saldırıda bulunmak kabul edilemez."

Çelik, CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır ve bir muhabir arasında yaşanan gerginliğe de değinerek, şunları aktardı:

"Fiziki saldırılar yalnızca CHP'nin mitinglerinde ve toplantılarında meydana geliyor. Orada bir CHP milletvekilinin saldırısı da söz konusu oldu. Bunu kapsamlı bir şekilde değerlendireceğiz ve ele alacağız. Öncelikle bu ahlaki bir sorundur. Esasında Özgür Özel ekibine ait o milletvekillerinin saldırısından sonra, parti hukuku gereği gereğinin yapılması icap ederdi. Yapılmaması, bu şiddetin teşvik edildiği anlamına geliyor. Dolayısıyla buna karşı daha güçlü bir şekilde duruş sergileyeceğimizden hiç kuşkunuz olmasın."

Çelik'e, CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır'ın uçakta yaşadıklarını iddia ettiği mutlak butlan diyaloğunun sorulması üzerine, "Karşılıklı selam verildi ve uçağa binildi. Biz eski AB Bakanımız Volkan Bozkır'la yan yana oturduk. Bahsedilen milletvekilinin uçakta nerede oturduğunu bilmiyorum. Efendim mutlak butlan konuşmuşuz, ben başımı öne eğerek gitmişim falan... Hiçbir temas olmadı, bu şahıs senaryo kuruyor" dedi.