Lübnan Cumhurbaşkanı Avn, Türkiye ziyareti öncesi AA'ya konuştu:

Güncel Haberler

- "Lübnan-Türkiye ilişkileri, daha ileri düzeyde bir işbirliğine taşınabilecek güçlü potansiyele sahip" "Türkiye ile koordinasyon, Lübnan için geçici bir tercih değil stratejik bir gerekliliktir" "Ankara, etkin bölgesel güç olarak gerçek etki araçlarına sahip ve başta ordu olmak üzere Lübnan devleti ile meşru kurumlarına destek sağlayarak devlet otoritesinin ülke topraklarının tamamına yayılmasına katkıda bulunabilir"

VESİM SEYFEDDİN/ETHEM EMRE ÖZCAN - Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Türkiye ile ilişkilerin daha ileri düzeyde işbirliğine taşınabilecek güçlü bir potansiyele sahip olduğunu belirterek, "Lübnan, yatırım, ticaret ve yeniden imar yoluyla ekonomik toparlanma sürecine katkı sağlaması konusunda Türkiye'nin kapasitesine güveniyor." dedi.
Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Türkiye'ye yarın gerçekleştireceği resmi ziyaret öncesinde Türkiye-Lübnan ilişkileri, gündemdeki konular ve bölgesel gelişmelere ilişkin AA muhabirine açıklamada bulundu.
Avn, iki ülke arasındaki köklü ilişkilere vurgu yaparak "Lübnan-Türkiye ilişkileri, daha ileri düzeyde bir işbirliğine taşınabilecek güçlü potansiyele sahip." değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye'nin halihazırda önemli bir bölgesel güç olduğunu ve ağırlığı bulunduğunu ifade eden Avn, "Türkiye ile koordinasyon, Lübnan için geçici bir tercih değil stratejik bir gerekliliktir." dedi.
Çerçeve anlaşmasının uygulanması
İsrail ile haziran ayında imzaladıkları çerçeve anlaşmasının uygulanmasında Türkiye'nin olası rolüne dair ise Avn, " Ankara'nın NATO üyeliği ve geniş bölgesel ilişkileri sayesinde, çerçeve anlaşmasının uluslararası alanda desteklenmesi ve ilgili tarafların anlaşma hükümlerine tam olarak uymalarının teşvik edilmesinde önemli bir rol oynayabileceğine" dikkati çekti.
Avn, sözlerine şöyle devam etti:
"Türkiye, özellikle Washington ve Roma'daki müzakere turlarının ardından ortaya çıkan çerçeve anlaşmasının başarıya ulaşmasına katkı sağlayabilir. Çünkü bu çerçevenin sahada uygulanabilmesi için geniş çaplı bölgesel ve uluslararası desteğe ihtiyaç var."
Lübnan olarak "Washington'da imzaladıkları anlaşmanın uygulamaya bağlı olduklarını" söyleyen Avn, anlaşmanın başarısının ise bazı "açık güvencelere bağlı olduğunu" belirtti.
Avn, bu güvencelerin başında "İsrail'in Lübnan'da işgal ettiği topraklardan tam olarak çekilmesinin Lübnan ordusunun konuşlanmasıyla eş zamanlı gerçekleşmesi, ihlal ve saldırıların tamamen sona ermesi ile iki tarafın yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğini denetleyecek etkin bir uluslararası mekanizmanın kurulmasının geldiğini" ifade etti.
Türkiye'ye bu sürece siyasi ve diplomatik destek verme çağrısında bulunan Avn, "bu desteğin çerçeve anlaşmasının eksik uygulanmasının önüne geçeceğini, İsrail'in çekilmesine yönelik Lübnan'ın çabalarını güçlendireceğini ve güneyde güvenlik boşluğu oluşmasını önlemeyi amaçlayan uluslararası girişimlere katkı sağlayacağını" kaydetti.
Türkiye'nin Lübnan'a desteği
Türkiye'nin Lübnan'ın egemenliği ve istikrarına sağlayabileceği katkıya dair ise Avn, "Ankara, etkin bölgesel güç olarak gerçek etki araçlarına sahip ve başta ordu olmak üzere Lübnan devleti ile meşru kurumlarına destek sağlayarak devlet otoritesinin ülke topraklarının tamamına yayılmasına katkıda bulunabilir." dedi.
Avn, Türkiye'nin ayrıca "Lübnan'ın doğu ve kuzey sınırlarının denetlenmesine, silah kaçakçılığının ve ülke güvenliğini tehdit eden yasa dışı geçişlerin önlenmesine katkı sağlayabileceğini" ifade etti.
Cumhurbaşkanı Avn, şunları kaydetti:
"Türkiye'den Lübnan devletinin yerine geçecek bir rol talep etmiyoruz. Aksine, silahın yalnızca meşru otoritenin elinde toplanması ve yıllardır süren savaşın ardından istikrarın pekiştirilmesine yönelik çabalarımızla uyumlu, destekleyici ve tamamlayıcı bir rol üstlenmesini istiyoruz."
Avn, Lübnan'ın özellikle ordu başta olmak üzere devlet kurumlarının desteklenmesi, sınır güvenliği ve silah kaçakçılığıyla mücadele alanlarında Türkiye ile işbirliğini geliştirmeyi hedeflediğini belirtti.
Türkiye'nin gelecek dönemde siyasi, ekonomik ve güvenlik alanlarında oynayacağı önemli role de dikkati çeken Avn, "iki dost ülke arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesinin önemini" vurguladı.
Ekonomik toparlanma
Lübnan'ın yaşadığı ekonomik krizlerin ardından toparlanması konusuna ilişkin Avn, "Lübnan, yatırım, ticaret ve yeniden imar yoluyla ekonomik toparlanma sürecine katkı sağlaması konusunda Türkiye'nin kapasitesine güveniyor." diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Avn, bunun, "Türk şirketlerinin Lübnan'ın üretim sektörlerine doğrudan yatırım yapmasının teşvik edilmesi, mevcut ticaret anlaşmalarının etkinleştirilmesi, mal ticaretindeki lojistik engellerin kaldırılmasıyla zor durumdaki Lübnan ekonomisinin yükünün hafifletilmesi ve Türkiye'nin yeniden imar alanındaki geniş tecrübesinden yararlanılması" yoluyla gerçekleşebileceğini vurguladı.
Lübnan ordusunun desteklenmesi
İki ülke arasındaki askeri işbirliğine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Avn, Lübnan ordusunun ülke genelinde konuşlanmasını güçlendirmek ve devlet otoritesini tesis etmek için çok yönlü desteğe ihtiyaç duyduğunu söyledi.
Avn, bu kapsamda Türkiye ile mevcut askeri destek ve eğitim programlarının genişletilmesini görüşeceklerini belirterek, şöyle devam etti:
"Lübnan ordusu, devlet otoritesini ülkenin tamamında tesis etme açısından varoluşsal bir sınav veriyor. Bu da modern teçhizat ve ekipman, özel eğitim ile özellikle güneyde hassas bölgelere fiilen konuşlanmasını sağlayacak lojistik desteği gerektiriyor. Bu konuşlanmanın da İsrail'in tam ve eş zamanlı çekilmesiyle birlikte gerçekleşmesi gerekiyor."
Türkiye ile mevcut askeri destek ve eğitim programlarının genişletilmesi imkanını ele alacaklarını kaydeden Avn, "Ankara daha önce de ordumuzun kapasitesinin güçlendirilmesine katkı sunmaya hazır olduğunu ortaya koydu. Ancak aynı zamanda, Türkiye'den gelecek herhangi bir desteğin mevcut ABD ve uluslararası desteğe ek nitelikte olacağını, onun yerine geçmeyeceğini özellikle vurguluyoruz." dedi.
BM Barış Gücü'nün güneydeki varlığı
Ülkenin güneyinde, görev süresi yıl sonu dolacak Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Barış Gücü'nün (UNIFIL) yerine geçebilecek olası bir uluslararası güçte Türkiye'nin yer alma ihtimaline dair Avn, "Bu konu hala tartışılıyor. Fransa ve İtalya liderliğinde bir Avrupa gücü kurulmasından, NATO desteğiyle Türkiye'nin katılımına kadar çeşitli önerilerin yanı sıra Arap ve İslam ülkelerini kapsayan başka öneriler de bulunuyor." ifadelerini kullandı.
Avn, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bizim açımızdan öncelik, UNIFIL'in görev süresinin sona ermesinin ardından herhangi bir güvenlik boşluğu oluşmamasını sağlamaktır.
Türkiye'nin olası katılımı dahil olmak üzere alternatif bir güce ilişkin her öneri, tek bir ölçüt üzerinden değerlendirilecektir: Lübnan ordusunun ülke genelinde otoritesini tesis etmesine ve güneyde istikrarın sağlanmasına ne kadar katkı sunacağı."
"Lübnan, bu süreçte ciddi hiçbir ortağı dışlamayı düşünmüyor." diyen Avn, nihai kararın daha geniş kapsamlı uluslararası uzlaşıya ve her şeyden önce Lübnan'ın egemenliğine hizmet etmesine bağlı olduğunu vurguladı.
Avn ayrıca, "Türkiye, UNIFIL bünyesindeki deniz görev gücü aracılığıyla güneydeki barışı koruma çalışmalarına katkı sağladı. Bu katkı, Lübnan ordusuna bağlı deniz kuvvetleriyle koordinasyon içinde, yıllar boyunca Lübnan'a yönelik deniz trafiğinin denetlenmesinde etkili oldu." değerlendirmesinde bulundu.
Hizbullah'a yaklaşım
Avn, "Hizbullah'ın İsrail ile herhangi bir müzakere sürecini reddetmesinin, Lübnan devletinin ateşkes mutabakatını tamamlamaya ve çözüme kavuşmamış meseleleri ele almaya yönelik çabalarını nasıl etkileyeceğine ilişkin" soruya şu yanıtı verdi:
"Bu zorluğun boyutu küçümsenemez. Çünkü herhangi bir müzakere ya da uygulama sürecinin sahada başarıya ulaşabilmesi için en azından asgari düzeyde iç uzlaşıya ihtiyaç vardır."
Avn, "Lübnan Cumhurbaşkanlığı ve hükümetinin egemenlik, güvenlik ve dış ilişkilerle ilgili kararları anayasal olarak almaya yetkili tek merci olduğunu" vurguladı.
Ateşkesin başarılı uygulanması ve başta silahların devletin tekelinde toplanması olmak üzere çözüme kavuşmamış meselelerin ele alınmasının kademeli bir yaklaşım ve sürekli iç diyalog gerektirdiğini belirten Avn, bunun çatışmadan uzak bir ortamda yürütülmesi gerektiğini kaydetti.
Lübnan-Suriye ilişkileri
Cumhurbaşkanı Avn, "Suriye'nin Hizbullah'ın silahsızlandırılmasında rol alabileceği yönündeki iddialara" ilişkin ise Şam yönetiminin bunu defalarca yalanladığını hatırlatarak, bu konunun tamamen Lübnan'ın egemenlik yetkisi kapsamında olduğunu söyledi.
Avn, şunları kaydetti:
"Silahın yalnızca Lübnan devletinin elinde toplanmasına ilişkin karar, tamamen Lübnan'ın egemenlik kararıdır. Bu karar, Cumhurbaşkanlığının himayesinde ve meşru devlet kurumları aracılığıyla yürütülen iç diyalogla alınır. Bu konuda Suriye ya da başka herhangi bir dış tarafın arabuluculuğu veya müdahalesine yer yoktur."
Suriye tarafının da en üst düzeyde, Lübnan'ın iç işlerine askeri müdahalede bulunma niyetinde olmadığını defalarca dile getirdiğini belirten Avn, "Şam'ın desteğinin yalnızca silahın ve savaş-barış kararının Lübnan devletinin yetkisinde olması ilkesine" yönelik olduğunu, bunun da "Lübnan'ın egemenlik anlayışıyla örtüştüğünü" kaydetti.
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile yaptığı görüşmelerde de iki ülke arasındaki koordinasyonun, karşılıklı egemenliğe saygı ve iç işlerine karışmama ilkesi temelinde, siyasi liderlik düzeyinde yürütülmesi gerektiğini vurguladığını aktaran Avn, sözlerinş şöyle tamamladı:
"Suriye'ye daha geniş bir rol atfeden açıklama veya değerlendirmeler medya yorumlarından ibarettir. Bunlar herhangi bir resmi müzakere sürecini ya da resmi tutumu yansıtmamaktadır. Bu hassas konuda oluşabilecek yanlış anlamaları gidermeye her zaman özen gösteriyoruz."