Fuat Oktay: AP'nin TSK'ya yönelik kararı yok hükmündedir

Politika Haberleri

TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Fuat Oktay, Avrupa Parlamentosu'nda kabul edilen ve TSK'ya yönelik asılsız iddialar içeren kararın yok hükmünde olduğunu belirtti. Oktay, ayrıca İsrail'in bölgedeki saldırgan politikalarını eleştirirken, Türkiye'nin barış çabalarını desteklediğini vurguladı. Komisyonda Türkiye-Suriye sağlık anlaşması da kabul edildi.

Tbmm Dışişleri Komisyonu Başkanı Fuat Oktay, " Kıbrıs Barış Harekatı'nın yıl dönümünün yaklaştığı bu günlerde Avrupa Parlamentosunda kabul edilen ve kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerine ( Tsk ) yönelik asılsız ve akıl dışı iddialar içeren kararın bizim açımızdan yok hükmünde olduğunu bir kez daha belirtmek istiyorum. Eğer iddialarındakilerin kim olduğunu anlamak istiyorlarsa aynaya bakmaları yeterlidir" dedi.

TBMM Dışişleri Komisyonu, uluslararası anlaşma tekliflerini görüşmek üzere AK Parti Ankara Milletvekili Fuat Oktay başkanlığında toplandı. Komisyon toplantısının açılışında konuşan Oktay, Türkiye'nin ev sahipliği yaptığı NATO Zirvesinde İttifakın birlik ve beraberliğin güçlü bir biçimde teyit edildiğini ve zirve marjında Türkiye'nin savunma sanayi kapasitesinin ön plana çıktığını belirtti. Oktay, ABD ve İran arasında ateşkes sağlanmasına dönük mutabakata rağmen çatışmalara yeniden başladığını kaydederek, "Çatışmalar bir yandan tüm Orta Doğu bölgesinin barış ve istikrarını tehdit ederken diğer yandan başta petrol olmak üzere tedarik zincirlerini etkileyerek küresel piyasalar açısından önemli riskler doğurmaktadır. İsrail'in ve ABD ile İran'da savaş yanlısı olan kesimlerin bölgedeki gerilim odaklı tavırlarının bölgedeki politikaları yönlendirmesine, şiddet odaklı politikaları yönlendirmesine izin verilmemelidir. Taraflara itidalli davranmaları çağrısında bulunuyor, bölgede barış ortamının yeniden tesis edilmesini diliyoruz. Öte yandan, ülkemizin kuzeyinde Rusya-Ukrayna savaşı da bütün şiddetiyle ne yazık ki devam etmektedir. Türkiye olarak barışın sağlanmasına yönelik her türlü diplomatik çabayı desteklemeyi sürdürüyoruz. Bölgemizde İsrail'in ayırımcı, saldırgan ve işgalci politikalarının devam ettiğini görüyoruz. İsrail'in Lübnan'daki işgali sürerken Suriye'ye yönelik yeni saldırılar gerçekleştirdiğine de şahit oluyoruz. İsrail'in Gazze'de yol açtığı insanlık dışı dram Kudüs ve Batı Şeria'daki saldırıları ve işgal eylemleri ise halen devam etmektedir" ifadelerini kullandı.

'15 TEMMUZ TÜRK MİLLETİNİN MİLLİ İRADEYE SAHİP ÇIKMA KARARLILIĞINI DÜNYAYA GÖSTERDİĞİ GÜNDÜR'

Avrupa Parlamentosu'nun Türkiye aleyhinde faaliyet gösteren çevrelerin etkisiyle yanlış kararlar verdiğini vurgulayan Oktay, "Kıbrıs Barış Harekatı'nın yıl dönümünün yaklaştığı bu günlerde Avrupa Parlamentosu'nda kabul edilen ve kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerine yönelik asılsız ve akıl dışı iddialar içeren kararın bizim açımızdan yok hükmünde olduğunu bir kez daha belirtmek istiyorum. Eğer iddialarındakilerin kim olduğunu anlamak istiyorlarsa aynaya bakmaları yeterlidir. Dün 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü'nü andık. 15 Temmuz Türk milletinin demokrasiye, bağımsızlığa ve milli iradeye sahip çıkma kararlılığını bütün dünyaya gösterdiği tarihi bir gündür. Milletimizin birlik ve beraberliğini simgeleyen büyük bir direnişle hain FETÖ darbe girişimi püskürtülmüştür, Türkiye'yi işgal girişimi önlenmiştir. Bu direniş, hain FETÖ girişimini milletimizin sinesinde boğmuştur. Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak ve Komisyonumuz olarak bu birlik ve beraberlik anlayışı içinde çalışmalarımızı sürdürüyoruz ve sürdürmeye de devam edeceğiz" diye konuştu.

Oktay ayrıca komisyonda halihazırda 24 teklifin daha bulunduğunu ve 28'inci Yasama Dönemi başlangıcından bu yana 73 teklifin kabul edildiğini, Genel Kurul gündeminde bulunan teklif sayısının ise 117 olduğunu söyledi.

'ÜLKEMİZ BM'NİN TEMSİL ETTİĞİ ÇOK TARAFLILIK İLKESİNİ DESTEKLEMEKTEDİR'

Ardından Türkiye ile Birleşmiş Milletler İklim Değişikli Çerçeve Sözleşmesi dahil olmaz üzere farklı sözleşmelerin de olduğu teklifin görüşmelerine başlandı. Dışişleri Bakan Yardımcısı Musa Kulaklıkaya, "Ülkemiz küresel kurallar sisteminin kalbinde yer alan Birleşmiş Milletler'in temsil ettiği değerleri ve çok taraflılık ilkesini güçlü şekilde desteklemekte ve savunmaktadır. Hemen her Birleşmiş Milletler kurumunun ülkemizde faaliyet göstermesi ve giderek artan biçimde ülkemizin bir merkez olarak tercih edilmesi Birleşmiş Milletler ile süren çok boyutlu ve güçlü iş birliğimizin açık bir yansımasıdır. Bu iş birliğinin en somut ve güncel örneği, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çevre Sözleşmesi 31'inci Taraflar Konferansı'na, kısa adıyla COP31'e ev sahipliğimizdir. COP yani Taraflar Konferansı, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çevre Sözleşmesi'nin en üst karar alma organıdır. Taraflar, taraf ülkeler burada azaltım, uyum, iklim finansmanı, teknoloji transferiyle kayıp ve zarar gibi iklim değişikliğiyle mücadelede önemli ve çok boyutlu başlıkları ele almaktadırlar" dedi.

Kulaklıkaya ayrıca COP-31 zirvesinin üstlenmesi için para taahhüdünde bulunulmadığını ancak konferans bağlamındaki masrafların Türkiye tarafından karşılanacağını söyledi.

TÜRKİYE İLE SURİYE ARASINDA SAĞLIK ALANINDAKİ ULUSLARARASI ANLAŞMA KABUL EDİLDİ

İlk teklifin kabul edilmesinin ardından Türkiye ile Suriye arasında Şam Kalp Hastanesi ve Halep Onkoloji Hastanesi'nin işletilmesine ilişkin ikinci uluslararası anlaşma teklifine geçildi. Teklif üzerine Dışişleri Bakan Yardımcısı Musa Kulaklıya, "Suriye'de hayatın normale dönmesinin yolunun temel kamu hizmetlerinin verilmesinden geçtiğini tespit ettik. Diğer sektörlerin yanı sıra sağlık Suriye'ye yönelik desteğimizde ön plana çıkan önemli bir alandır. Bu desteğimizin özünde de esasen Suriye'nin kendi sağlık sistemini sürdürülebilir kılması, altyapı, personel ve donanım açısından yeterlilik elde etmesi ve ülkemizde eğitim alan Suriyeli gençlerin ülkelerindeki yeniden yapılanma sürecine katkı sağlaması bulunmaktadır. Suriye'de sağlık hizmetlerinin ulusal bir program dahilinde kesintisiz ve sorunsuz bir şekilde karşılanabilmesi esasen birçok açıdan önem taşımaktadır. İlk olarak Suriye hükümetinin halkı nezdinde tesis ettiği güvenin muhafazası, ayrıca ülkemizden Suriye'ye dönüş yapan kişilerin gittikleri yerde tutunmaları ve dönüşlerin sürdürülebilir kılınması önemlidir. Son olarak da Suriye sahasında tedavi imkanı bulunamadığı cihetle ülkemize yönelebilecek tedavi taleplerinin Suriye'de yerinde karşılanması ve bulaşıcı hastalıkların yayılmasının önlenmesini teminen Suriye'de işleyen bir sağlık sektörünün, iyi işleyen bir sağlık sektörünün bulunması kritik önem taşımaktadır" değerlendirmesinde bulundu.

Ardından siyasi parti temsilcileri anlaşma üzerine konuştu ve oylamaya geçildi. Oylama sonucunda teklif kabul edildi.