İzmir Barosu, 6 Şubat Depremlerinde Yaşamını Yitiren Meslektaşlarını Andı

Yerel Haberler

İzmir Barosu, Kahramanmaraş merkezli depremlerin üçüncü yılında hayatını kaybeden avukatları anmak için bir araya geldi. Baro Başkanı Sefa Yılmaz, deprem felaketinin bir doğal afet değil, ihmallerin sonucu olduğunu belirterek, sorumluların yargı önünde hesap vermesi gerektiğini vurguladı.

(İZMİR) - İzmir Barosu, Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinin üçüncü yılında yaşamını yitiren meslektaşlarını anmak için İzmir Adliyesi'nde bir araya geldi. Baro Başkanı Sefa Yılmaz, depremin bir "doğal afet" değil, ihmaller zincirinin sonucu olduğunu vurgulayarak, "Bu yaşananlar ne kaderdir ne de fıtrat" dedi.

Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinin üçüncü yılı nedeniyle İzmir Barosu, depremde hayatını kaybeden meslektaşlarını anmak amacıyla İzmir Adliyesi'nde basın açıklaması yaptı.

İzmir Baro Başkanı Sefa Yılmaz, depremde 121 avukatın yaşamını yitirdiğini hatırlatarak, sorumluların yargı önünde hesap vermesi gerektiğini söyledi. Yılmaz, 11 ili etkileyen depremlerde resmi rakamlara göre 53 bin 537 kişinin hayatını kaybettiğini, 100 binden fazla yurttaşın yaralandığını ifade etti. Yılmaz, 38 binden fazla binanın yıkıldığını, yaklaşık 500 bin binanın ağır hasar aldığını belirterek, "Depremde 1,5 milyon insanımız evini, işini kaybetti, başka illere göç etmek zorunda kaldı. Deprem toplamda 15 milyon yurttaşımızı etkiledi. Ülkemizi bu denli büyük bir felakete götüren yolun taşları ise insan canı yerine rantı ön plana koyan, azami kar hırsı için insanlara mezar olacak depreme dayanıksız, yönetmeliklere, kanunlara aykırı binalar inşa eden, bunlara onay, ruhsat verenler tarafından tek tek döşendi" diye konuştu.

"İmar barışı denerek mevzuata aykırı yapılan bütün binalarla 'barışıldı', bu binaların çok büyük çoğunluğu insanlarımızın üzerine yıkıldı" diyen Yılmaz sözlerine şu şekilde devam etti:"

"Yaşanan can kayıplarının, dağılan, yok olan ailelerin, evlerin, yuvaların, işsiz, aşsız kalıp sönen ocakların hesabının hukuk önünde sorulması belki hiç soğumayacak olan bu acıyı bir nebze dindirebilirdi ancak ne yapılan yargılamalar adil ne yürütülen soruşturmalar etkindi. Yaşanan ölümler sorumluların 'kastını' ortaya koyuyorsa da iddianameler bilinçli taksir gözetilerek hazırlandı. Bazı 'gözden çıkarılabilir' kesimlere verilen sembolik cezalar, onlarca sorumlunun beraat ettirilmesinin yarattığı acıyı asla kapatmadı. Bunu unutmadık. Deprem anında yardımlar etkin biçimde ulaştırılamadı. Çadır satılmasını, SMS ile bağış istenmesini, deprem bölgesine gelen yardımların koordinasyonundaki büyük aksaklıkların telafisi imkansız sonuçlarını neyle izah edeceğimizi bilemedik. Bunu da unutmadık."

"Felaketin gerçek sorumlularının hukuk önünde hesap vereceği günü sabırsızlıkla bekliyoruz"

Depremin üzerinden geçen 3 yıl sonunda ise hala konteynırlarda yaşayan, hala evine kavuşamamış halkın varlığı ise insana verilen önemi ortaya koymaktadır. Hayatlarını, belki de her şeylerini kaybetmiş halkımızın bir kısmı 3 yılın sonunda konteyner dışında başını sokacak bir eve de kavuşamadı. Bunu da unutmadık. Evet, büyük bir felaket yaşadık. Bu felaketin her an olabileceği bilimsel olarak ilkokullarda dahi öğretilirken rant kapısı haline getirilen inşaat sektörünün azami kar hırsının insan canına tercih edilmesiyle felaketi yaşadık. Sıfırın altındaki soğukta enkaz altında yaşam mücadelesi veren insanlara zamanında yetişilememesi nedeniyle bu insanların yaşamlarını yitirmesinden dolayı felaketi yaşadık. Bu ülkede insanların başına kitlesel veya bireysel bir acı geldiğinde ortada bunu derhal giderecek bir sistemin olmamasının felaketini yaşadık. 3 yıldır konteynerlerde yaşayarak felaketi yaşadık. Bu ülkede fayların hareketinden çok sistemin hareketsizliğinin felaketini yaşadık. Yaşadığımız ne kaderdir ne fıtrat. Ne maden ocaklarında yaşamını yitiren işçiler ne depremde, selde ve başkaca doğal afette yaşamını yitiren halkımız böyle bir kaderi hak etmektedir. Unutmuyoruz, unutulmayacağını biliyoruz. Bu felaketin gerçek sorumlularının bir gün hukuk önünde hesap vereceği günü sabırsızlıkla bekliyoruz."