Fidan-Arakçi Görüşmesi...İran Dışişleri Bakanı Arakçi: Nasıl Müzakerelere Hazırlıklıysak Savaş İçin de Hazırlıklıyız
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile düzenlediği basın toplantısında, “Biz ne Türk yayılmacılığı ne Arap yayılmacılığı ve Fars yayılmacılığı istemediğimiz gibi tabii ki İsrail yayılmacılığını da görmek istemiyoruz. İsrail’in bölgede özellikle Filistin konusunda Lübnan’da, İran’a yaptığı saldırı, Suriye’deki işgalleri, Katar’a yaptığı saldırı bölgedeki yayılmacı emellerinin açık işaretleri” diye konuştu. Arakçi, “İran İslam Cumhuriyeti nasıl müzakereler için hazırlıklıysa savaş için de hazırlıklıdır. Biz hatta daha da hazırız. Hazirandaki savaştan, önceki döneme kıyasla daha da hazırız” dedi.
(ANKARA) - Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile düzenlediği basın toplantısında, "Biz ne Türk yayılmacılığı ne Arap yayılmacılığı ve Fars yayılmacılığı istemediğimiz gibi tabii ki İsrail yayılmacılığını da görmek istemiyoruz. İsrail'in bölgede özellikle Filistin konusunda Lübnan'da, İran'a yaptığı saldırı, Suriye'deki işgalleri, Katar'a yaptığı saldırı bölgedeki yayılmacı emellerinin açık işaretleri" diye konuştu. Arakçi, "İran İslam Cumhuriyeti nasıl müzakereler için hazırlıklıysa savaş için de hazırlıklıdır. Biz hatta daha da hazırız. Hazirandaki savaştan, önceki döneme kıyasla daha da hazırız" dedi.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, görüşmelerinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtladı. Bir gazetecinin, "ABD'nin çelişkili diyebileceğimiz hamle ve açıklamalarını nasıl değerlendiriyorsunuz" sorusu üzerine Arakçi, şu değerlendirmeyi yaptı:
"Amerika'nın tutumunda net bir şekilde çelişkiler mevcut. Bariz bir şekilde görülmektedir. Ancak birkaç tane açık bir şey var. Birincisi, askeri saldırı bir seçenek değildir. Askeri saldırıyı geçen Haziran ayında yaptılar ve hiçbir amaçlarına ulaşmadılar. Bir kez daha tehdit etmeye başladılar. Yine de müzakere etmek de istiyoruz diyor. Bir taraftan tehdit ederken bir taraftan da müzakere diyorlar. Haziran ayında bir hezimete uğradılar. Bunu arada bir tekrar tekrar dile getirirlerse veya bu tecrübeyi tekrar yaşamak isterlerse yine aynı sonuçla karşılaşacaklar ve herhangi bir amaçlarına da ulaşmayacaklar.
"Amerika hükümeti defalarca bizden müzakere talebinde bulundu"
Müzakere konusunda Amerika hükümeti farklı aracılarla defalarca bizden müzakere talebinde bulunmuştur ve bu taleplerini de yineliyorlar. Ancak İran İslam Cumhuriyeti'nin müzakere için herhangi bir sıkıntısı yok. Müzakere etmek istiyor. Ancak müzakereye tehditle başlanmaz. İlk önce tehditlerini bir kenara bırakmalılar. Yaklaşımlarını adil ve insaftan yana olan müzakere olarak ortaya koymalılar. Eğer bu yaklaşımla müzakere etmek isterse, İran İslam Cumhuriyeti hiçbir zaman diplomasiyi bir kenara bırakmamıştır, bırakmayacaktır da."
"Devrim Muhafızları olmasaydı DEAŞ veya diğer terör gruplarıyla mücadele edilemeyecekti"
Arakçi, AB'nin Devrim Muhafızlarını terör örgütü olarak tanımlama kararıyla ilgili soru üzerine şu değerlendirmeyi yaptı:
"Avrupa'nın stratejik hataları var. Üzülüyorum bunun için aslında. Sadece üzgünüm diyorum. Hem hesaplamalarında hem de başka konularda stratejik hatalar yaptılar. Maalesef Avrupa Birliği (AB), düşüşe yönelik bir kurum, örgüt haline gelmiştir. Uluslararası arenada rolünü kaybetmiştir. Oyunculuğunu kaybetmiştir. Bence artık kendi menfaatlerini bile net olarak göremiyor, algılayamıyor. Eğer Devrim Muhafızları olmasaydı DEAŞ veya diğer terör gruplarıyla mücadele edilemeyecekti ve onlar şu anda Avrupa sokaklarında DEAŞ ve diğer terör örgütleriyle mücadele ediyor olurlardı. Onlar için yapılan şeyin kıymetini bilmiyorlar ve Devrim Muhafızları dünyayı çok büyük bir terör örgütünden kurtardı. AB büyük bir hata yapmıştır. İnanıyorum ki, tez zamanda kendi hatasının farkına varacaktır. Duygusal davranmak yerine mantıklı davranmaları daha doğru olacaktır."
" Diyalog yoluyla hareket edilmesinin tek doğru yol olduğunu düşünüyoruz"
Türkiye'nin İran ve ABD arasında kolaylaştırıcılık yapmaya çalıştığından bahsedildiği anımsatılarak, başkentlere hangi mesajları ilettiği sorulan Fidan, şunları kaydetti:
"Sayın Cumhurbaşkanımız dış politikayla ilgili ilkelerden biri de bölgesel çatışmaların sönümlenmesi ve mümkünse yeni savaşların çıkmaması. Bunu biz Gazze'de, Suriye'de, Ukrayna'da, Güney Kafkasya'da bölgemizdeki bütün çatışmalarda ortaya koyduğumuz bir hareket tarzı. Çünkü çatışmalar devam ederse bu her türlü probleme zemin hazırlıyor. Teröre zemin hazırlıyor, kitlesel göçe zemin hazırlıyor. Yoksulluğa zemin hazırlıyor ve ne zaman biteceği belli olmayan yoğun bir istikrarsız dönemine.
Aynı mantıkla komşumuz İran'a yönelik böyle bir saldırıyı geçtiğimiz haziran ayında da kabullenmedik. Bundan sonra olacak olan bir saldırıyı da bu prensipler ışığında benimsememiz mümkün değil. Diyalog yoluyla, çözüm yoluyla hareket edilmesinin tek doğru yol olduğunu düşünüyoruz. İki taraf var, bunlardan biri İran, şu anda müzakereci kardeşimiz de yanımızda bulunuyor, kendisiyle çok yoğun görüş alışverişinde bulunduk. İran'ın hangi şartlar altında, nasıl müzakere edebileceği, hangi noktalara ne kadar gidebileceği konusunda üç aşağı beş yukarı bir fikrimiz var.
"Dün Steve Witkoff ile çok uzun bir görüşmem oldu"
Cumhurbaşkanımız İran ile ABD arasındaki temel anlaşmazlık sorunu olan özellikle nükleer dosya, diğer birkaç konunun halli için yoğun bir mesai sarf etmekte. Biz de kardeşimizle bu konuda müzakere halindeyiz. Dün Steve Witkoff ile çok uzun bir görüşmem oldu, kardeşimle görüşmeden önce. Bölgedeki bazı arkadaşlarımızla görüşmelerim oldu. Bugün belli görüşleri paylaştık. Bundan sonra da Amerikalılarla görüşeceğiz. Fikir oluşturmanın doğasında olan bir süreç, tartıştıkça yeni perspektifler içine aldıkça konu evriliyor, evrildikçe yeni farkındalıklar, yeni idrakler ortaya çıkıyor."
"Türkiye'deki dostlarımızın fikirlerine önem veriyoruz"
Arakçi, Türkiye'nin gerilimi azaltmadaki rolünü nasıl değerlendirdiği sorusu üzerine, şu yanıtı verdi:
"Türkiye ile devamlı istişare halindeyiz. Ortak menfaatlerimiz ve ortak endişelerimiz var, hem ikili ilişkilerimizde hem bölgesel ilişkilerde. Biz sürekli ilişki halindeyiz, sürekli gitme ve gelmeler halindeyiz. Sürekli görüşüyoruz. Geçen hafta belki her gece görüştük telefonla, telefon görüşmeleri gerçekleştirdi. Türkiye'deki dostlarımızın fikirlerine, görüşlerine, önerilerine değer veriyoruz. Onların diplomasi yolunu açma yönündeki önerilerine de çok değer veriyoruz ve buna minnet de duyuyoruz, kendilerine teşekkür de ediyoruz."
"Ne Türk ne Arap ne Fars yayılmacılığı ne de İsrail yayılmacılığını da görmek istemiyoruz"
Fidan, bölgesel yayılmacılıkla ilgili soru üzerine şu değerlendirmeyi yaptı:
"Herkesin birbirinin sınırına saygı duyduğu, birbirinin hakkına, hukukuna, emniyetine, ulusal güvenliğine saygı duyduğu kalıcı sistemin hayata geçmesini istiyoruz. Ulus devletler çağında yaşıyoruz. Dünyanın başka yerinde tesis edilmiş olan bu sistemin bölgemizde olmasını istemiyoruz. Dolayısıyla en başta kendimize söylüyoruz. Biz ne Türk yayılmacılığı ne Arap yayılmacılığı ve Fars yayılmacılığı istemediğimiz gibi tabii ki İsrail yayılmacılığını da görmek istemiyoruz. İsrail'in bölgede özellikle Filistin konusunda Lübnan'da, İran'a yaptığı saldırı, Suriye'deki işgalleri, Katar'a yaptığı saldırı bölgedeki yayılmacı emellerinin açık işaretleri, delilleri. Bunları artık bir an önce sonlandırıp bölgede diğer ülkelerin Filistin Devleti dahil sınırlarına saygı duyduğu bir zemine çekilmesi lazım. Bölgede artık ülkeler güçsüz, çaresiz ülkeler değil. Her ülkenin kendi çapında gücü, mücadele zemini ve azmi var. Ülkeler bir araya gelirler. Dönem, iş birliği dönemi."
"Amerikalı yetkililerle herhangi bir plan ve programımız yok daha"
Kendisinin ya da başka bir yetkilinin herhangi bir Amerikan yetkiliyle önümüzdeki saatler ya da günler içinde görüşme planı olup olmadığı ve olası bir askeri çatışma durumunda İran'ın bunu önlemek için ne yapacağı sorulan Arakçi, şunları kaydetti:
"Amerikalı yetkililerle herhangi bir plan ve programımız yok daha. Biz adil ve insaflı bir müzakere için hazırız. Şu anda bu müzakerenin gereklilikleri, ön koşulları daha yerine getirilmemiştir. Hem görüşmelerin şekliyle ilgili, görüşmenin yeriyle ilgili, görüşmenin konusuyla ilgili, yani önce bu ön şartlar sağlanmalı ve ön konuşmalar yapılmalı. Bu konuyla ilgili değerli kardeşim Fidan ile çok iyi görüşmeler gerçekleştirdim. İstişarelerde bulunduk. Bu istişarelerimize devam edeceğiz. Bölgedeki dostlarımızla da istişarelerimize devam edeceğiz. Umarım ki çok yakın zamanda ortak bir çerçeveye ulaşırız. Şerefli bir müzakereye başlama noktasına ulaşabiliriz inşallah.
İran İslam Cumhuriyeti nasıl müzakereler için hazırlıklıysa savaş için de hazırlıklıdır. Biz hatta daha da hazırız. Haziran'daki savaştan, önceki döneme kıyasla daha da hazırız. Nasıl ki o zaman çok güçlü bir şekilde tecavüzlere yanıt verdik, yine de aynı şekilde ülkemize tecavüz etmek isteyen olursa ona da güçlü bir şekilde cevap veririz.
Amerika'nın bu sefer doğrudan olaya girmesi durumu daha da değiştirecektir. Maalesef ikili bir savaşın sınırlarını da aşma ihtimali var. Aslında bu bir savaşın özelliğidir ne yazık ki. Umarım bir an önce akıl ve mantık çerçevesinde hareket ederler. Bölgeyi tamamıyla savaşa sürüklemek isteyenler inşallah amaçlarına ulaşmazlar."
"İran'ın füzeleri, hiçbir zaman hiçbir müzakereye konu olmayacak"
Arakçi, ABD'nin İran'dan talepleriyle ilgili sorusu üzerine, şu yanıtı verdi:
"Müzakere dikte etmekle ön şart koşmaktan farklıdır. Müzakere sonuçları müzakere masasında belirlenir. Müzakere masasına oturmadan belli olmaz. Eğer bir taraf önceden kendi taleplerini tahmil ederse bunun adı artık müzakere değil. İran İslam Cumhuriyeti hiçbir zaman böyle bir müzakere masasına oturmaz. Tehditle birlikte olan müzakerenin adı artık müzakere değildir ve biz böyle bir müzakereye girmeyiz.
İran'ın füzeleri, İran'ın savunma sistemi hiçbir zaman hiçbir müzakereye konu olmayacaktır. Hiçbir ülke kendi güvenliğini, kendi savunmasını müzakere konusunu etmez. İran halkının güvenliği hiçbir şekilde hiç kimseyi ilgilendirmez. Kendi savunma kabiliyetlerimizi ülkemizi savunmak için ne kadar gerekirse koruyacağız, savunma sistemlerimizi daha da güçlendireceğiz."
Son
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, görüşmelerinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtladı. Bir gazetecinin, "ABD'nin çelişkili diyebileceğimiz hamle ve açıklamalarını nasıl değerlendiriyorsunuz" sorusu üzerine Arakçi, şu değerlendirmeyi yaptı:
"Amerika'nın tutumunda net bir şekilde çelişkiler mevcut. Bariz bir şekilde görülmektedir. Ancak birkaç tane açık bir şey var. Birincisi, askeri saldırı bir seçenek değildir. Askeri saldırıyı geçen Haziran ayında yaptılar ve hiçbir amaçlarına ulaşmadılar. Bir kez daha tehdit etmeye başladılar. Yine de müzakere etmek de istiyoruz diyor. Bir taraftan tehdit ederken bir taraftan da müzakere diyorlar. Haziran ayında bir hezimete uğradılar. Bunu arada bir tekrar tekrar dile getirirlerse veya bu tecrübeyi tekrar yaşamak isterlerse yine aynı sonuçla karşılaşacaklar ve herhangi bir amaçlarına da ulaşmayacaklar.
"Amerika hükümeti defalarca bizden müzakere talebinde bulundu"
Müzakere konusunda Amerika hükümeti farklı aracılarla defalarca bizden müzakere talebinde bulunmuştur ve bu taleplerini de yineliyorlar. Ancak İran İslam Cumhuriyeti'nin müzakere için herhangi bir sıkıntısı yok. Müzakere etmek istiyor. Ancak müzakereye tehditle başlanmaz. İlk önce tehditlerini bir kenara bırakmalılar. Yaklaşımlarını adil ve insaftan yana olan müzakere olarak ortaya koymalılar. Eğer bu yaklaşımla müzakere etmek isterse, İran İslam Cumhuriyeti hiçbir zaman diplomasiyi bir kenara bırakmamıştır, bırakmayacaktır da."
"Devrim Muhafızları olmasaydı DEAŞ veya diğer terör gruplarıyla mücadele edilemeyecekti"
Arakçi, AB'nin Devrim Muhafızlarını terör örgütü olarak tanımlama kararıyla ilgili soru üzerine şu değerlendirmeyi yaptı:
"Avrupa'nın stratejik hataları var. Üzülüyorum bunun için aslında. Sadece üzgünüm diyorum. Hem hesaplamalarında hem de başka konularda stratejik hatalar yaptılar. Maalesef Avrupa Birliği (AB), düşüşe yönelik bir kurum, örgüt haline gelmiştir. Uluslararası arenada rolünü kaybetmiştir. Oyunculuğunu kaybetmiştir. Bence artık kendi menfaatlerini bile net olarak göremiyor, algılayamıyor. Eğer Devrim Muhafızları olmasaydı DEAŞ veya diğer terör gruplarıyla mücadele edilemeyecekti ve onlar şu anda Avrupa sokaklarında DEAŞ ve diğer terör örgütleriyle mücadele ediyor olurlardı. Onlar için yapılan şeyin kıymetini bilmiyorlar ve Devrim Muhafızları dünyayı çok büyük bir terör örgütünden kurtardı. AB büyük bir hata yapmıştır. İnanıyorum ki, tez zamanda kendi hatasının farkına varacaktır. Duygusal davranmak yerine mantıklı davranmaları daha doğru olacaktır."
" Diyalog yoluyla hareket edilmesinin tek doğru yol olduğunu düşünüyoruz"
Türkiye'nin İran ve ABD arasında kolaylaştırıcılık yapmaya çalıştığından bahsedildiği anımsatılarak, başkentlere hangi mesajları ilettiği sorulan Fidan, şunları kaydetti:
"Sayın Cumhurbaşkanımız dış politikayla ilgili ilkelerden biri de bölgesel çatışmaların sönümlenmesi ve mümkünse yeni savaşların çıkmaması. Bunu biz Gazze'de, Suriye'de, Ukrayna'da, Güney Kafkasya'da bölgemizdeki bütün çatışmalarda ortaya koyduğumuz bir hareket tarzı. Çünkü çatışmalar devam ederse bu her türlü probleme zemin hazırlıyor. Teröre zemin hazırlıyor, kitlesel göçe zemin hazırlıyor. Yoksulluğa zemin hazırlıyor ve ne zaman biteceği belli olmayan yoğun bir istikrarsız dönemine.
Aynı mantıkla komşumuz İran'a yönelik böyle bir saldırıyı geçtiğimiz haziran ayında da kabullenmedik. Bundan sonra olacak olan bir saldırıyı da bu prensipler ışığında benimsememiz mümkün değil. Diyalog yoluyla, çözüm yoluyla hareket edilmesinin tek doğru yol olduğunu düşünüyoruz. İki taraf var, bunlardan biri İran, şu anda müzakereci kardeşimiz de yanımızda bulunuyor, kendisiyle çok yoğun görüş alışverişinde bulunduk. İran'ın hangi şartlar altında, nasıl müzakere edebileceği, hangi noktalara ne kadar gidebileceği konusunda üç aşağı beş yukarı bir fikrimiz var.
"Dün Steve Witkoff ile çok uzun bir görüşmem oldu"
Cumhurbaşkanımız İran ile ABD arasındaki temel anlaşmazlık sorunu olan özellikle nükleer dosya, diğer birkaç konunun halli için yoğun bir mesai sarf etmekte. Biz de kardeşimizle bu konuda müzakere halindeyiz. Dün Steve Witkoff ile çok uzun bir görüşmem oldu, kardeşimle görüşmeden önce. Bölgedeki bazı arkadaşlarımızla görüşmelerim oldu. Bugün belli görüşleri paylaştık. Bundan sonra da Amerikalılarla görüşeceğiz. Fikir oluşturmanın doğasında olan bir süreç, tartıştıkça yeni perspektifler içine aldıkça konu evriliyor, evrildikçe yeni farkındalıklar, yeni idrakler ortaya çıkıyor."
"Türkiye'deki dostlarımızın fikirlerine önem veriyoruz"
Arakçi, Türkiye'nin gerilimi azaltmadaki rolünü nasıl değerlendirdiği sorusu üzerine, şu yanıtı verdi:
"Türkiye ile devamlı istişare halindeyiz. Ortak menfaatlerimiz ve ortak endişelerimiz var, hem ikili ilişkilerimizde hem bölgesel ilişkilerde. Biz sürekli ilişki halindeyiz, sürekli gitme ve gelmeler halindeyiz. Sürekli görüşüyoruz. Geçen hafta belki her gece görüştük telefonla, telefon görüşmeleri gerçekleştirdi. Türkiye'deki dostlarımızın fikirlerine, görüşlerine, önerilerine değer veriyoruz. Onların diplomasi yolunu açma yönündeki önerilerine de çok değer veriyoruz ve buna minnet de duyuyoruz, kendilerine teşekkür de ediyoruz."
"Ne Türk ne Arap ne Fars yayılmacılığı ne de İsrail yayılmacılığını da görmek istemiyoruz"
Fidan, bölgesel yayılmacılıkla ilgili soru üzerine şu değerlendirmeyi yaptı:
"Herkesin birbirinin sınırına saygı duyduğu, birbirinin hakkına, hukukuna, emniyetine, ulusal güvenliğine saygı duyduğu kalıcı sistemin hayata geçmesini istiyoruz. Ulus devletler çağında yaşıyoruz. Dünyanın başka yerinde tesis edilmiş olan bu sistemin bölgemizde olmasını istemiyoruz. Dolayısıyla en başta kendimize söylüyoruz. Biz ne Türk yayılmacılığı ne Arap yayılmacılığı ve Fars yayılmacılığı istemediğimiz gibi tabii ki İsrail yayılmacılığını da görmek istemiyoruz. İsrail'in bölgede özellikle Filistin konusunda Lübnan'da, İran'a yaptığı saldırı, Suriye'deki işgalleri, Katar'a yaptığı saldırı bölgedeki yayılmacı emellerinin açık işaretleri, delilleri. Bunları artık bir an önce sonlandırıp bölgede diğer ülkelerin Filistin Devleti dahil sınırlarına saygı duyduğu bir zemine çekilmesi lazım. Bölgede artık ülkeler güçsüz, çaresiz ülkeler değil. Her ülkenin kendi çapında gücü, mücadele zemini ve azmi var. Ülkeler bir araya gelirler. Dönem, iş birliği dönemi."
"Amerikalı yetkililerle herhangi bir plan ve programımız yok daha"
Kendisinin ya da başka bir yetkilinin herhangi bir Amerikan yetkiliyle önümüzdeki saatler ya da günler içinde görüşme planı olup olmadığı ve olası bir askeri çatışma durumunda İran'ın bunu önlemek için ne yapacağı sorulan Arakçi, şunları kaydetti:
"Amerikalı yetkililerle herhangi bir plan ve programımız yok daha. Biz adil ve insaflı bir müzakere için hazırız. Şu anda bu müzakerenin gereklilikleri, ön koşulları daha yerine getirilmemiştir. Hem görüşmelerin şekliyle ilgili, görüşmenin yeriyle ilgili, görüşmenin konusuyla ilgili, yani önce bu ön şartlar sağlanmalı ve ön konuşmalar yapılmalı. Bu konuyla ilgili değerli kardeşim Fidan ile çok iyi görüşmeler gerçekleştirdim. İstişarelerde bulunduk. Bu istişarelerimize devam edeceğiz. Bölgedeki dostlarımızla da istişarelerimize devam edeceğiz. Umarım ki çok yakın zamanda ortak bir çerçeveye ulaşırız. Şerefli bir müzakereye başlama noktasına ulaşabiliriz inşallah.
İran İslam Cumhuriyeti nasıl müzakereler için hazırlıklıysa savaş için de hazırlıklıdır. Biz hatta daha da hazırız. Haziran'daki savaştan, önceki döneme kıyasla daha da hazırız. Nasıl ki o zaman çok güçlü bir şekilde tecavüzlere yanıt verdik, yine de aynı şekilde ülkemize tecavüz etmek isteyen olursa ona da güçlü bir şekilde cevap veririz.
Amerika'nın bu sefer doğrudan olaya girmesi durumu daha da değiştirecektir. Maalesef ikili bir savaşın sınırlarını da aşma ihtimali var. Aslında bu bir savaşın özelliğidir ne yazık ki. Umarım bir an önce akıl ve mantık çerçevesinde hareket ederler. Bölgeyi tamamıyla savaşa sürüklemek isteyenler inşallah amaçlarına ulaşmazlar."
"İran'ın füzeleri, hiçbir zaman hiçbir müzakereye konu olmayacak"
Arakçi, ABD'nin İran'dan talepleriyle ilgili sorusu üzerine, şu yanıtı verdi:
"Müzakere dikte etmekle ön şart koşmaktan farklıdır. Müzakere sonuçları müzakere masasında belirlenir. Müzakere masasına oturmadan belli olmaz. Eğer bir taraf önceden kendi taleplerini tahmil ederse bunun adı artık müzakere değil. İran İslam Cumhuriyeti hiçbir zaman böyle bir müzakere masasına oturmaz. Tehditle birlikte olan müzakerenin adı artık müzakere değildir ve biz böyle bir müzakereye girmeyiz.
İran'ın füzeleri, İran'ın savunma sistemi hiçbir zaman hiçbir müzakereye konu olmayacaktır. Hiçbir ülke kendi güvenliğini, kendi savunmasını müzakere konusunu etmez. İran halkının güvenliği hiçbir şekilde hiç kimseyi ilgilendirmez. Kendi savunma kabiliyetlerimizi ülkemizi savunmak için ne kadar gerekirse koruyacağız, savunma sistemlerimizi daha da güçlendireceğiz."
Son
Kaynak: ANKA / Güncel
Dış Politika, Hakan Fidan, Diplomasi, Orta Doğu, Filistin, Güvenlik, Suriye, Lübnan, İsrail, Güncel, Katar, İran, Arap, Türk, İran, İslam, Katar, Savaş, Suriye, Lübnan, İsrail, Filistin, Hakan Fidan, Dışişleri Bakanı, Diplomasi, Orta Doğu, Güvenlik, Dış Politika, Güncel, Haberler
- AK PARTİ
- AVRUPA BİRLİĞİ
- AZERBAYCAN
- BASKETBOL
- BELEDİYE
- BEŞİKTAŞ
- CHP
- ÇEVRE
- DEM
- DİPLOMASİ
- DOĞA
- DONALD TRUMP
- DEVLET BAHÇELİ
- EĞİTİM
- EKREM İMAMOĞLU
- ELON MUSK
- EMEKLİ
- EMLAK
- ENERJİ
- ENFLASYON
- ESNAF
- FENERBAHÇE
- FİKSTÜR
- FİLİSTİN
- FUTBOL
- GALATASARAY
- GASTRONOMİ
- GAZZE
- GÜNCEL
- GÜVENLİK
- GÖÇMEN
- HAKAN FİDAN
- HASTANE
- HAYVAN HAKLARI
- HIRSIZLIK
- HUKUK
- IRAK
- İNSAN HAKLARI
- İRAN
- İSRAİL
- İSTANBUL
- İŞÇİ
- İTFAİYE
- JANDARMA
- JOSE MOURINHO
- KAZA