Fidan: Gümrük Birliği'nde Rum kesimi tıkayıcı

Güncel Haberler

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Gümrük Birliği'nin modernleştirilmesi gerektiğini ancak Rum kesiminin tavrının tıkayıcı olduğunu belirtti. Ayrıca, Türkiye'nin Rusya ve NATO ile dengeli ilişkiler yürüttüğünü vurguladı.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, " Gümrük Birliği'nin modernleştirilmesi, güncellenmesi gerekiyor. (Türkiye ve Avrupa Birliği ) Bu konuda her iki taraf da hemfikir ama burada bir tıkayıcı husus var. Rum kesiminin aldığı tavır var. Onu aşmada tabii bir problem alanları var." dedi.
Bakan Fidan, Cnn Türk televizyonunda Hande Fırat'ın sorularını yanıtladı.
Fidan, "Rusya'yla aynı masada gayet rahat oturup konuşup NATO'ya ev sahipliği yapmak nasıl bir durum? Bir zorunlu denge siyaseti mi? Yoksa Türkiye'nin gayet uygun bir şekilde herkesle konuşabilme politikasının sonucu mu?" sorusuna cevaben şunları söyledi:
"İkinci söylediğiniz tabii ki, Türkiye'nin herkesle konuşabiliyor olması, daha da önemlisi konuşmayı asli araç olarak görmesi. Bakın biz hep söylüyoruz, yani diplomatlar, diplomasi işini iyi yapmazsa yük askerlerin omuzuna düşüyor. Ekonominin sırtına düşüyor. Niye buraya gelelim konuşmak gibi tüketilmesi gereken bir yol varsa?"
Diğer yolları kullanmaya da hazır olmak gerektiğini dile getiren Fidan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın en büyük liderlik özelliğinin "hiçbir zaman için yöntem kutsaması içerisine girmemesi ve sonuca bakması" olduğunu vurguladı.
Fidan, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın sonuca giderken endişe ve çekince duymadan diplomasi yoluna başvurduğunu ve Türkiye'nin milli çıkarına dikkat ettiğini belirterek, "Başka ülkelerin düşmanını, bizim de aynı şekilde düşman edinmemize gerek yok. Biz kendimiz yetişkiniz, kendi dost ve düşman ayrımımızı yapıyoruz. Bazı ittifaklarımız vardır. NATO'nun içerisinde biz bir müttefikiz." ifadelerini kullandı.
Avrupa'nın Rusya konusunda aldığı kararlar arasında katıldıkları, nötr kaldıkları, karşısında durdukları ve sessiz kaldıkları kısımlar bulunduğu bilgisini paylaşan Fidan, bunların hepsini yaparken ulusal çıkarları düşündüklerinin altını çizdi.
Fidan, "Rusya'yla oturup konuşuyoruz, ticari ilişkilerimiz var. İran'la bizim çok fazla ilişkilerimiz var, Avrupa'yla inanılmaz ilişkilerimiz var, NATO'yla ilişkilerimiz var, Asya Pasifik'le var, her yerle var." diyerek, tarafların kendi içinde çarpışıyor olmasının Türkiye'yi gerilim altında bıraktığını ancak liderliğin bunu yönetebildiğini, bu nedenle de Cumhurbaşkanı Erdoğan'a tekrar ihtiyaç duyduklarını söyledi.
"Tekrar bir liderin gelip 20 sene durup, 20 sene sonra aynı itibarı kazanması, hele bu kadar kritik dönemlerden geçtiğimiz bir dönemde, bunlar kolay konular değil." diye konuşan Fidan, birbiriyle çelişen aktörlerle ilişki yönetmenin "sanat" olduğu değerlendirmesinde bulundu.
Rusya ziyareti
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın her zaman Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'le istişare içinde olduğunu dile getiren Fidan, Türkiye'nin etkin dış politikasının olduğu Karadeniz havzası, Kafkaslar, Orta Asya, Orta Doğu ve Afrika'nın Türkiye için önem arz ettiğini vurguladı.
Fidan, bir tarafın niyetinden haberdar olunmadığı takdirde bütün planların en kötü senaryoya göre yapılması gerektiğini belirterek, en kötü senaryoya göre plan yapmanın maliyeti yükselttiğini ve düşmanlık duygusunu beslediğini ifade etti.
Fidan, Putin'le görüşmesine ilişkin, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Cumhurbaşkanımızın adına ben bu kabulü görüyorum. Yani Cumhurbaşkanımın mesajını taşıdığım için kabul ediliyorum. Cumhurbaşkanımın konuşacağı meseleleri, bana talimat verdiği konuları ben Sayın Putin'e aktarıyorum. Oradaki o cevapları, yorumları alıp sonra kendi yorumlarımızı yapıp kendi Cumhurbaşkanımıza getiriyoruz. Aslında bu benim üzerimden Cumhurbaşkanımızla Sayın Putin'in diyaloğu. Bunu böyle görmek lazım."
Görüşmede, Rusya-Ukrayna Savaşı'ndaki son durumda Rusya'nın ve Putin'in nerede durduğu konusunun gündeme geldiğini aktaran Fidan, "Çünkü en son geçtiğimiz mayıs ayında, ben gittiğimde bunu uzun uzun yine konuşmuştuk. Orada bir ortaya koyduğu vizyon vardı. Daha sonra müzakerecileriyle biz çok konuştuk. Şimdi Sayın Putin'in ağzından tekrar duymak gerekiyor. Nerede duruyoruz?" diye konuştu.
Fidan, Kafkaslar'da devam eden barış süreci, Filistin, Gazze, Lübnan ve Suriye meselesinde Rusya'nın pozisyonun önemli olduğunu vurgulayarak, "Buralarda bizim çıkarlarımız var açıkçası ve bizim kendi politika pozisyonumuza göre Sayın Putin'in belli konularda alacağı tercihler de yönlendirmesi de önemli. Buna benzer ikili konular var, onların hepsini gündeme getirdik." değerlendirmesinde bulundu.
Bakan Fidan, Rusya-Ukrayna barış sürecine ilişkin "Sayın Putin açıkça söyledi, Alaska'da Sayın Trump'la mutabık kaldıkları yer neyse 'orada duruyorum.' dedi." ifadesine yer verdi.
AB'yle ilişkilerde Gümrük Birliği ve vize serbestisi konuları
Türkiye'yi ziyaret eden Avrupa Birliği'nin (AB) 3 yetkilisiyle birçok konuyu görüştüklerini aktaran Fidan, "Cumhurbaşkanımızın ağzından, en yüksek otoriteden, iradeden Türkiye'nin Avrupa Birliği perspektifi ve beklentilerimizin ne olduğu meselesini dinlemeleri önemliydi." dedi.
Fidan, "Gümrük Birliği'nin modernleştirilmesi, güncellenmesi gerekiyor. Bu konuda her iki taraf da hemfikir ama burada bir tıkayıcı husus var. Rum kesiminin aldığı tavır var. Onu aşmada tabii bir problem alanları var. Diğer taraftan vize meselesi. Bu konuda bizim birkaç tane adım atmamız gerekiyor ama vize serbestisi sağlanana kadar AB'deki vize konularının yönetilmesi gerekiyor. Kendilerince diyorlar, 'Biz bu işi çok kolaylaştırdık, iyi yaptık.' Ama bizdeki rakam ve uygulamalar hiç öyle değil." görüşünü paylaştı.
Türkiye'de milli gelir yükseldiği ve uluslararası etkileşim arttığı için insanların daha fazla eğitim, ticaret, iş, gezi ve sanat için Avrupa ülkelerine gitmek istediğine işaret eden Fidan, Avrupa ülkelerinin giderek vize politikasında merkezileştiğini dile getirdi.
Fidan, Türkiye'den Avrupa'ya vize başvurusu talebinin her yıl arttığına dikkati çekerek, "Kabul ve reddediş oranları bütün dünyayla hemen hemen aynı. Bizde de." diye konuştu.
AB'ye gidişte vize serbestisinin sağlanmasını istediklerinin altını çizen Fidan, "Onda da birkaç tane atmamız gereken adım var. Onun için çalışıyoruz." dedi.
Müktesebatla ilgili 5-6 konunun kaldığı bilgisini paylaşan Fidan, "Onu (Cumhurbaşkanı Yardımcısı) Cevdet Bey'in koordine ettiği bir platform da var. Cumhurbaşkanımızdan onun onayını da aldık. Hayata geçirmeye çalışacağız. Meclisten bazı yasaların geçmesi gerekiyor." ifadelerini kullandı.
Bakan Fidan, Türkiye ile AB kurumları arasındaki ilişkilerde belli oranda canlanma olduğunu belirterek, "Daha büyük somut stratejik çıktılara ulaşmak için AB'nin kendi içinde alması gereken bazı kararlar var. Türkiye'de bir niyet ve irade sorunu yok. AB'nin kendi içindeki bu oy birliğine dayalı konularla bir takım meseleleri çözmesi lazım." dedi.
"Türkiye (FETÖ) bu konuya en yüksek ihtimamla dikkat etmeli"
15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü'nün 10. yıl dönümüne gelinmişken Türkiye'nin hala Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) tehlikesine karşı dikkatli olup olmaması gerektiğine ilişkin soruyu yanıtlayan Fidan, şunları kaydetti:
"Türkiye bu konuya en yüksek ihtimamla dikkat etmeli. Çünkü örgütün kurucu lideri öldükten sonra yerine geçen yönetim kadrosu Türkiye'yle??????? ilgili hedeflerinden ve eylemlerinden vazgeçmiş değiller. Türk devletine, devleti yönetenlere yönelik operasyonları devam ediyor. Yabancılarla ortaya koydukları işbirlikleri olduğu gibi devam ediyor. Burada bir 'tövbe, pişmanlık, eylemden ve Türkiye aleyhtarlığından vazgeçip artık normal hayata dönüyoruz' gibi bir ifade görmüyoruz."
Fidan, FETÖ'nün örgütlenme arayışının devam ettiğine dikkati çekerek, "Kamu içerisindeki güçleri yok tabii ki ama durduğu yerden 'ne yapabilirim?' arayışları hala hazırda devam ediyor. Burada PKK'nın bile 'Türkiye'de silahlı eylemden artık ben vazgeçiyorum' dediği bir noktada FETÖ'nün hala 'Türkiye'yle ben mücadele etmeye devam edeceğim' pozisyonda kalması, tabii ki devletin bu tehdidi bir milli güvenlik önceliği olarak görmesi gerektiği zorunluluğunu ortaya koyuyor. Yani bütün güvenlik kurumları da buna göre hareket etmek zorunda." diye konuştu.
NATO müttefiklerinin terör örgütlerine yönelik tutumuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan Fidan, bazı ülkeler ile terör örgütleri arasındaki ilişkilerin tesadüfen ortaya çıkmadığına vurgu yaparak, bu durumun zaman içinde oluştuğunu ve aynı şekilde zaman içinde sona ereceğini söyledi.
Bu ilişkilerin belirli süreçlerin ürünü olduğunu ifade eden Fidan, "Terör örgütüyle bu ülkeler arasındaki ilişki doğup yükselirken de kendiliğinden olmadı, yok olurken de kendiliğinden olmayacak. Bu süreçler var, bu süreçleri inşallah yöneteceğiz." şeklinde konuştu.
Fidan, FETÖ'nün geçmişte devlet kurumlarına sızarak faaliyet yürüttüğünü, ancak bugün aynı kapasiteye sahip olmadığını belirterek, "Önceden işte yargıda adamları vardı, poliste adamları vardı, orduda adamları vardı, bir takım şeyleri yapıyorlardı. Şimdi ne yapıyorlar? Şimdi daha çok psikolojik harekatta kullanıyorlar." dedi.
İstihbarat birimlerinin örgütün faaliyetlerini yakından takip ettiğini kaydeden Fidan "Örgüt, Türkiye aleyhine yönelik faaliyetlerinden, tabana yönelik faaliyetlerinden vazgeçmiş değil. Yani burada biz bir pişmanlık, bir geri dönüş, bir af arayışı, 'Biz hata yaptık, dini de yanlış anladık, topluma da ihanet ettik, başımızdakilerin niyetini okuyamadık' böyle bir şey yok. Yani bu devlete, bu topluma yönelik o dönem durdukları yer neyse şimdi aynı, an itibarıyla." diye konuştu.
Türkiye'nin yoğun diplomasi trafiği
Fidan, son dönemde yürüttüğü yoğun diplomasi trafiğinin Türkiye'nin küresel ölçekte izlediği "360 derece dış politika" anlayışının bir yansıması olduğunu kaydederek, Ankara'nın güvenlikten ticarete, teknolojiden bölgesel istikrara kadar geniş bir alanda aktif diplomasi yürüttüğünü söyledi.
Türkiye'nin güvenliğini güçlendirmek ve dış ticaretini artırmak amacıyla çok yönlü diplomatik temaslar yürüttüklerini aktaran Fidan, özellikle son yıllarda dış ticaretin geliştirilmesinin Türkiye'nin refahı ve istihdamı açısından stratejik önem kazandığını vurguladı.
Fidan, uluslararası gelişmelerin sürekli değiştiğine dikkati çekerek, bu nedenle Türkiye'nin önemli ülkelerle ilişkilerini düzenli olarak güncellemek ve yeni şartlara göre yeniden tanımlamak zorunda olduğunu belirtti.
Güney Kore ile yapay zeka ve nükleer enerji, Kanada, Rusya, Mısır, Endonezya ve Asya-Pasifik ülkeleriyle ise farklı alanlarda işbirliğini geliştirmek üzere temaslarını sürdürdüklerini dile getiren Fidan, Bangladeş'teki yeni yönetimle de yakın ilişki kurduklarını ifade etti.
Bangladeş'in uzun yılların ardından yeniden uluslararası siyasette etkin bir aktör haline geldiğini söyleyen Fidan, Türkiye'nin desteğiyle Bangladeş'in Birleşmiş Milletler Genel Kurulu başkanlığı seçimlerini kazandığına değindi.
Fidan, "Onlar kazanmasaydı Kıbrıs Rum Kesimi dönem başkanı olacaktı. Düşünebiliyor musunuz? Burada ortaya konulan diplomatik çaba, güvenlik açısından, ticari gelişim açısından, ortaklarımızın menfaatinin ilerletilmesi, barışın sağlanması, düzenin sağlanması, bunlar açısından önemli. Türkiye'nin çok şükür yani gerçekten bütün platformlarda olumlu, yapıcı ama güçlü ve itibarlı bir aktör olması açıkçası ve gittiğimiz her yerde böyle kabul görmemiz bizi de memnun ediyor." değerlendirmesinde bulundu.
(Bitti)