Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz'dan AP'ye sert tepki: Yok hükmündedir

Avrupa Parlamentosu Haberleri

Avrupa Parlamentosu, 1974 Kıbrıs Barış Harekatı sırasında TSK’nın kadınlara yönelik suçlar işlediği yönündeki asılsız iddiaların yer aldığı kararı kabul etti. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, bu kararın Avrupa Parlamentosu'nun itibarını düşüreceğini belirterek, kararın 'yok hükmünde' olduğunu belirtti. Yılmaz, "Bugün Avrupa Parlamentosu'nda bu tür polemikler yapanlar önce Gazze'de yaşanan soykırıma baksınlar. Eğer kınanacak bir şey arıyorlarsa Gazze'de yaşanan soykırıma baksınlar" dedi.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Avrupa Parlamentosunun Türkiye'nin 1974 Barış Harekatı'na ilişkin kararını hiçbir şekilde tanımadıklarını belirterek, "Biz bu kararı elbette ki hiçbir şekilde tanımıyoruz. Yok hükmünde bir karar olarak görüyoruz." dedi.

Çeşitli temaslarda bulunmak üzere Lefkoşa'ya gelen Yılmaz ve beraberindeki Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar'ı Ercan Havalimanı'nda, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Başbakanı Ünal Üstel, Türkiye'nin Lefkoşa Büyükelçisi Ali Murat Başçeri ve diğer ilgililer karşıladı.

"AVRUPA PARLAMENTOSU TARİHE BAKSIN"

Yılmaz, Avrupa Parlamentosunun Türkiye'nin 1974 Barış Harekatı'na ilişkin asılsız iddiaların bulunduğu bir kararı onaylamasına ilişkin açıklamalarda bulundu. Avrupa Parlamentosu'nun kararına sert ifadelerle tepki gösteren Yılmaz, Kıbrıs meselesinde adadaki gerçekleri göz ardı eden çabaların bugüne kadar bir sonuç getirmediğini, bundan sonra da getirmeyeceğini vurgulayarak şöyle devam etti:

"Avrupa Parlamentosu'nda dün bir karar alındı. Biz bu kararı elbette ki hiçbir şekilde tanımıyoruz. Yok hükmünde bir karar olarak görüyoruz. Avrupa Parlamentosu maalesef Rum kesiminin propagandalarına alet edilmiştir. Hiçbir temeli olmayan bu karar, bu iddialar bizim nazarımızda hiçbir kıymete sahip değildir. Bunlar ne Türkiye Cumhuriyeti'ne ne Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne zarar verir. Ama Avrupa Parlamentosu'nun itibarını azaltır, düşürür. Avrupa Parlamentosu böyle oyunlara gelmemelidir. Rum kesiminin ve birtakım lobilerin, onun da arkasında olan birtakım lobilerin yaptığı bu çalışmaların tuzağına düşmemelidir.

Bakın, 1974 Barış Harekatı'ndan bu yana aşağı yukarı 52 yıl geçti. Yarım asrı aşan bir süre. ve bütün bu süreçte ada huzur içinde, barış içinde. Sadece Türk tarafı değil, Rum tarafı da bu güvenli ortamda kalkındı, gelişti, demokrasilerini güçlendirdi. Dolayısıyla buraya silahlı kuvvetlerimizin yaptığı Barış Harekatı, tüm adaya fayda sağlamıştır. Tüm adaya huzur getirmiştir. ve daha öncesindeki dönemi de çok iyi biliyoruz. Nikos Sampson'un darbesini unutmadık. EOKA çetelerinin yaptığı mezalimi unutmadık. Dolayısıyla Avrupa Parlamentosu biraz tarihe baksın. Popülist söylemlerle, gündelik polemiklerle bu işlere bakarlarsa çok büyük yanlışlar yapmış olurlar."

"BU TÜR POLEMİKLER YAPANLAR ÖNCE GAZZE'DEKİ SOYKIRIMA BAKSIN"

Yılmaz, o dönem Türk Silahlı Kuvvetlerinin, uluslararası hukuk çerçevesinde, garantör ve ana vatan Türkiye olarak Kıbrıs'a geldiğini, meşru, hukuki bir şekilde bu süreçlerin gerçekleştiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:

"Bugün Avrupa Parlamentosu'nda bu tür polemikler yapanlar önce Gazze'de yaşanan soykırıma baksınlar. Eğer kınanacak bir şey arıyorlarsa, dünyaya bir siyasi tavır ortaya koymak istiyorlarsa, ciddi bir şekilde bir parlamenter çalışma yapmak istiyorlarsa Gazze'de yaşanan ve tüm dünyanın gözleri önünde yaşanan soykırıma baksınlar. ve o soykırımdan dolayı uluslararası mahkemelerde yargılanmakta olan Netanyahu hükümetiyle Rum kesiminin ilişkisine baksınlar. Nasıl yan yana durduklarına baksınlar. Türk Silahlı Kuvvetleri 1974 yılında bu harekatı yapmamış olsa bugün Kıbrıs Türkleri, Gazzeli kardeşlerimizin yaşadıklarını yaşayabilirdi. Neler yaşadıklarını en iyi Kıbrıs Türkleri biliyor. Neler, ne tür sıkıntılar yaşadıklarını. Dolayısıyla burada bu kararı hiçbir şekilde tanımadığımızı, kabul etmediğimizi bir kez daha ifade etmek istiyorum. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığının yaptığı açıklamaya, yine Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığının açıklamasına harfiyen katıldığımızı ifade etmek istiyorum."