Narin'in babası Arif Güran'dan bin kilometrelik adalet yürüyüşü! Diyarbakır'dan Külliye'ye yola çıktı

Güncel Haberler

Diyarbakır'ın Bağlar ilçesine bağlı kırsal Tavşantepe Mahallesi'nde 2024'te kaybolduktan 19 gün sonra cansız bedeni bulunan 8 yaşındaki Narin Güran'ın babası Arif Güran, dosyanın yeniden değerlendirilmesi talebiyle Diyarbakır'dan Ankara'ya yürüyüş başlattı. Kızının kabrini ziyaret ettikten sonra yola çıkan Güran, yaklaşık bin kilometrelik yürüyüşün Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nin önünde son bulacağını söyledi.

Haber: Serhat YETÜT
(DİYARBAKIR) -
Diyarbakır'da Bağlar ilçesine bağlı kırsal Tavşantepe Mahallesi'nde 2 yıl önce kaybolmasından 19 gün sonra cesedi bulunan 8 yaşındaki Narin Güran'ın ölümünün aydınlatılması için babası Arif Güran, Diyarbakır'dan Cumhurbaşkanlığı'na yürüyüş başlattı. Baba Güran, "Benim kızımın hakkını yerde bırakmayan bu ülkede tek bir kişi var. O da ve sadece Sayın Cumhurbaşkanı'dır. Bu yol sadece ona gitmek içindir" dedi.

Bağlar ilçesindeki kırsal Tavşantepe mahallesinde, 21 Ağustos 2024'te kaybolduktan sonra cansız bedeni 19 Eylül günü mahalleye yakın Eğertutmaz Deresi'nde bulunan 8 yaşındaki Narin Güran cinayetinin üzerinden iki yıl geçti.

Narin'in babası Arif Güran, kızının ölümüne ilişkin dosyanın yeniden ve tarafsız şekilde değerlendirilmesi amacıyla, "Narin ve Ailesi İçin Adalet Platformu" olarak Diyarbakır'dan Ankara'ya "adalet" yürüyüşü başlattı.

Tavşantepe mahallesindeki Narin Güran'ın kabrini ziyaret eden baba Arif Güran ve beraberindekiler yaptıkları açıklamayla yürüyüşü başlattıklarını bildirdi.

Burada konuşan Güran ailesinin avukatı Onur Akdağ, yargılama sürecine yönelik eleştirilerde bulundu. Güran ailesinin iki yıldır hukuk mücadelesi verdiğini anlatan avukat Akdağ, "Soruşturmanın eksik ve hatalı yürütülmesi neticesinde gelinen süreçle birlikte soruşturma aşamasında daha önceki askeri kameraları silindi. Salim Gürhan'ın telefonundaki en kritik ses kaydı silindi. Nevzat Bahtıyar'ın telefonunda kollukta sıfırlama girişiminde bulunuldu. Ailenin ağır işkence iddialarına yönelik bütün talepleri biz mahkemeye ve her platformda kararlı bir şekilde ilettik, duyurduk" dedi.  

"NARİN'İN EVE VARMADIĞINI TESPİT ETTİK"

Kovuşturma aşamasında WhatsApp raporu adı verilen bir raporun sahte olduğu tespit edildiğini öne süren Akdağ, şu görüşleri dile getirdi:

"Daraltılmış baz raporunun ses ve kamera görüntüleriyle birlikte ve dijital verilerle çeliştiği yüzde yüz tespit edildi. İki metre bir dakika sapma payı olduğu söylenen şaşmaz, yanılmaz, üstünde tartışılmaz denilen daraltılmış baz raporunun aslında bir safsatadan ibaret olduğu açıkça ispat edilmiş olduğu bu davada. Ulusal Kriminal Büro'nun bir karartıyı göstererek 'Narin patikaya çıkmıştır' diye tespitinin mahkemeye yanıltan tespitinin aksine Amerika Birleşik Devletleri'nde iyileştirdiğimiz görüntülerle aslında Narin'in eve varmadığını ve patikanın başında Nevzat olarak tahmin ettiğimiz şahıs tarafından çocuğun alınarak Nevzat Bahtiyar'ın ahırı tarafına getirildiğini net bir şekilde tespit ettik, raporladık ve mahkemeye sunduk. Yine kovuşturma aşamasında telefon imaj kayıtlarında aldırdığımız rapora göre Salim Gürhan'ın daraltılmış baz raporundaki Arif'in ahırı evi ve müşteriler istikametine gittiği yönelik tespitinin aksine evinde çocuklarıyla oturduğu ve yemek yediğini tespit etmiş bulundu. Buna göre Salim Gürhan cinayet saatinde ilk otuz dakikasında sıfır adım atmış, ikinci otuz dakikasında kırk beş adım atmış ve tam da cinayet saatinde yoğun bir şekilde internet veri hareketliği söz konusu.

"YARGITAY'IN ACELE KARARI TOPLUMU TATMİN ETMEDİ"

"Nevzat Bahtiyar'ın telefonunun hiçbir şekilde internet hareketliliğinin olmadığını tespit ettik. Bununla birlikte Cinayetin faili olduğu düşünülen Salim Güran'ın evinde fatura ödediğini ve şarj verisinin telefonunun şarjda olduğunu saat 15.20'e kadar telefonunun şarjda olduğunu tespit ettik. Bunca tespitlerimize bunca raporlarımıza raporlarımız mahkemelerce dikkate alınmadığı gibi Narin'in üzerindeki en büyük gerçeklik olan PSA da dikkate alınmamıştır. Normal bir çocuk cinayetinde PSA sekiz yaşındaki bir çocuğun en mahrem yerinde bulunan PSA başlı başına bir cinsel istismar emaresi olarak görülmesi gerekirken maalesef Narin'in hakkı yerde kalmıştır. Neticede yerel mahkeme, istinaf mahkemesi ve Yargıtay'ın toplum baskısıyla vermiş olduğu acele karar yine toplumu tatmin etmemiş, adil bir karar verilmemiştir."

Arif Güran'ın bir adalet mücadelesi vardı. Bu adalet mücadelesini bireysel bir adalet yürüyüşüne çevirmek istedi. Bu adalet yürüyüşünün temel amacı, temel gayesi bir yola varmak değil, bir yola netice almak değil, yolun sonunu tamamlamak değil Sayın Cumhurbaşkanı'mız Recep Tayyip Erdoğan'a bizzat sesini duyurmaktır."

"NARİN İÇİN ÖLMEYE BİLE HAZIRIM"

Daha sonra söz alan baba Arif Güran ise Narin için yola çıktığını belirterek, şunları söyledi:

"İki yıldır bir hukuk mücadelesi veriyoruz. Burada verdiğimiz mücadeleden bahsetmeyeceğim. Buradan hiç kimseye hiçbir dosya hakkında hiçbir şey bahsetmeyeceğim. Burada vicdanlı insanlara sesleniyorum. Bu yola çıkmamın tek sebebi kızımın hakkıdır. Ben Narin için değil yollara, Narin için ölmeye bile hazırım. Narin'in için hakikati savunan binlerce insan var. Ben bu insanlara sesleniyorum. Eğer ben bugün bu yolla çıkıyorsam Narin'in hakikatini savunuyorsam inanıyorum ki sizler de savunacaksınız. Sizler de bu yola destek vereceksiniz. Bu yola gitmemin tek sebebi benim kızımın hakikatidir, kızımın hakkıdır, kızımın hakkı yerdedir.

Ben buradan sadece ve sadece bu bin kilometreye gideceğim yolda Sayın Recep Tayyip Erdoğan Sayın Cumhurbaşkanı'na buradan sesleniyorum. Benim kızımın hakkını yerde bırakmayan bu ülkede tek bir kişi var. O da ve sadece Sayın Cumhurbaşkanı'dır. ve bu yol sadece ona gitmek içindir. Sadece cumhurbaşkanına gitmek içindir. Buradan çıkışım Ankara'da varışım külliyenin önü olacaktır. Allah hepinizden razı olsun. Hepiniz baş gözcüsüne geldiniz. Narin için hakikat, Narin için adalet sloganım budur."

Konuşmaların ardından Arif Güran, Ankara yürüyüşünü başlattı.

AİLENİN "FAİLİ MEÇHUL" BAŞVURUSU REDDEDİLMİŞTİ

Güran ailesi, Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığına başvurarak, cinayetin "faili meçhul" olarak ele alınmasını talep etmiş, Bakanlıkça yapılan değerlendirme sonucu, Narin Güran cinayetinin "faili meçhul" olduğunu ortaya koyan veya dosyanın Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı kapsamında yeniden ele alınmasını gerektirecek yeni ve somut herhangi bir olguya ulaşılamadığı gerekçesiyle başvuru reddedilmişti. Bazı sanıklar hakkında mahkumiyet kararı verilmesi ve mahkumiyet hükümlerinin Yargıtay tarafından onanmış olması da ret gerekçeleri arasında yer almıştı.