Netanyahu'ya kırmızı bülten kıskacı! Ne anlama geliyor, politik etkileri neler? Uzman isim tek tek anlattı

Güncel Haberler

Türkiye, Netanyahu ve diğer 34 kişi için Interpol'den kırmızı bülten talebinde bulundu. Kırmızı bültenin bağlayıcılığı, siyasi değerlendirmeler ve seyahat kısıtlamaları üzerindeki etkisi ne anlama geliyor? Milletlerarası Hukuk uzmanı, kırmızı bülten talebinin anlamını ve siyasi etkilerini anlattı.

Yalova Üniversitesi Hukuk Fakültesi Milletlerarası Hukuk Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ali Osman Karaoğlu, Netanyahu hakkında kırmızı bülten talebinde bulunulmasının ne anlama geldiğini anlattı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca 7 Kasım 2025 tarihinde İsrailli yetkililer aleyhine başlatılan soruşturma neticesinde hazırlanan iddianame kabul edilmiş ve aralarında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun da bulunduğu 35 kişi hakkında İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinde dava açıldı. 

Davada gelinen noktada sanıklar hakkında yakalama kararı çıkarılmış ve ilgili bakanlıkların girişimi ile sanıklardan Netanyahu ve Afek Moskovitch hakkında Interpol'den kırmızı bülten (red notice) çıkarılması talep edildi.

Yalova Üniversitesi Hukuk Fakültesi Milletlerarası Hukuk Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ali Osman Karaoğlu, bu anlamda kırmızı bültenin ne olduğunu, nasıl uygulandığını ve muhtemel etkisini anlamanın önemli olduğunu belirtti.

Karaoğlu'nun analizi şöyle:

KIRMIZI BÜLTENİN ANLAMI

Esas adı Uluslararası Kriminal Polis Teşkilatı (International Criminal Police Organization) olan ve hükümetlerarası bir uluslararası örgüt olan Interpol'ün halihazırda 196 üyesi bulunmaktadır. Interpol üye ülkelerin tamamındaki polis teşkilatlarının işbirliği içinde çalışmasına yardımcı olmakta, suçlar ve suçlular hakkında bilgi paylaşımlarını koordine etmekte ve operasyonel destek sağlamaktadır. Bu kapsamda üye ülkeler arasındaki işbirliği prosedürlerinden biri olan kırmızı bülten, bir kişinin iadesi, teslim edilmesi, yerinin tespit edilmesi ya da geçici olarak yakalanması amacıyla üye ülkelerin kolluk makamlarına yapılan bir taleptir. Kırmızı bülten, talepte bulunan ülkenin adli makamları tarafından çıkarılmış bir yakalama emrine veya mahkeme kararına dayanır. Kırmızı bültenin kendisi bir yakalama emri değildir.

"TALEP, SÜRECİN BAŞLANGICIDIR"

Interpol'den kırmızı bülten talep edilmesi esasen sürecin sadece başlangıcıdır. Zira talepler öncelikle Interpol'de kurulan özel bir birim tarafından incelenmekte ve talebin Interpol kurallarına uygun olup olmadığı değerlendirilmektedir. Örneğin, Interpol Kurucu Belgesi'nin (Constitution of the ICPO-INTERPOL) 3. maddesine göre: "Teşkilatın siyasi, askeri, dini veya ırki nitelikte herhangi bir müdahalede bulunması ya da faaliyette bulunması kesinlikle yasaktır". Daha açık ifadeyle Interpol bir talebi "siyasi" olarak nitelendirebilir ve reddedebilir. 

"RED" VERİLİRSE NE OLUR?

Ancak sanıklardan Netanyahu hakkında Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) tarafından verilmiş bir yakalama emrinin daha olduğu düşünüldüğünde Interpol'ün Türkiye'nin talebini reddetmesi tartışmalara neden olacaktır. Zira Interpol'ün "talebin siyasiliğine ilişkin red kararı" da siyasi olarak değerlendirilebilecektir. 

İkinci olarak Interpol'ün talebi kabul etmesi ve kırmızı bülten çıkarması halinde yapısal durumlar devreye girecektir. Interpol, yapısı gereği üye ülke kolluk kuvvetleri üzerinde doğrudan bir icra yetkisine sahip değildir. Daha açık ifadeyle Interpol üye ülkeler nezdinde operasyon yürütemez. Her üye ülke kırmızı bülteni kendi iç hukukuna ve tercihlerine göre değerlendirme yetkisine sahiptir. Dolayısıyla, hakkında bülten çıkarılan kişinin yakalanabilmesi, ancak ilgili ülkenin hukuki işbirliği göstermesiyle fiiliyata dökülebilmektedir.

"YÜKSEK ÖNEMDE BİLDİRİM"

Bu açıdan bakıldığında Interpol'ün kırmızı bülten kararı esasen bir "yüksek önemde bildirim"dir. Amaç üye ülkelerin kolluk kuvvetleri arasındaki işbirliğini artırmak ve suçla mücadeledir. Ancak Interpol'ün Kurucu Belgesi'ne bakıldığında üye ülkelerin hakkında kırmızı bülten çıkarılan kişiyi yakalamaması herhangi bir uluslararası sorumluluk doğurmamaktadır. Elbette bu Interpol sisteminin işlemediği anlamına gelmemektedir. Üye ülkeler mümkün olduğunca işbirliğini önemsemekte ve kırmızı bülten kararlarını uygulamaya çalışmaktadır. Ancak bağlayıcılık bakımından Interpol UCM'den ayrılmaktadır. Roma Statüsü'ne göre taraf devletler UCM'nin verdiği yakalama emirlerini uygulamak zorundadırlar. Aksi halde Roma Statüsü'nü ihlal etmiş kabul edilirler. 

Örneğin, hakkında UCM tarafından yakalama emri çıkarılmış olan Netanyahu 3-6 Nisan 2025 tarihinde Roma Statüsü'ne taraf olan Macaristan'ı ziyaret etmiş ancak Macaristan tarafından yakalanmamıştır. Bunun üzerine 24 Temmuz 2025 tarihinde UCM, Macaristan'ın Roma Statüsü'nü ihlal ettiğine hükmetmiştir. Zira UCM sisteminde yakalama emirlerinin ulusal değerlendirmeye tabi tutulması kabul edilmemiştir. Taraf devletler UCM'nin yakalama emrini iç hukuku ya da başkaca bir hususu gerekçe göstererek uygulamaktan imtina edemez. Interpol sisteminde ise tam aksine üye devletlerin iç hukuku ve tercihleri ön plandadır. Üye ülkeler iç hukukunu veya başkaca bir hususu dikkate alarak yakalama yapmaktan kaçınabilirler. Bu noktada Interpol'ün bir yaptırım uygulaması veya ihlal kararı vermesi de mümkün değildir.

KIRMIZI BÜLTENİN ETKİSİ

Kırmızı bülten kararını tümden etkisiz görmek de yanlış bir yaklaşımdır. Zira kırmızı bülten çıkması 196 ülke nezdinde hakkında kırmızı bülten çıkarılan kişilerin potansiyel olarak yakalanabileceği ihtimalini beraberinde getirmektedir. Bu da doğal olarak o ülkelere seyahati riskli hale getirmektedir. Kırmızı bülten çıkması halinde Netanyahu ve Moskovitch, Interpol'e üye 196 ülkeden birine seyahat ederken bu riski göze alarak seyahat edecektir. Nitekim benzer bir durum UCM karşısında da yaşanmaktadır. Netanyahu'nun uçağı, özel garanti almadıkça, Roma Statüsü'ne taraf ülkelerin hava sahasından geçmemektedir. Hatta Netanyahu'nun Macaristan'ı ziyareti de Viktor Orban hükümetinin Netanyahu'nun yakalanmayacağına dair özel garanti vermesi sonucunda gerçekleşmiştir.

Bu anlamda Netanyahu ve Moskovitch, Türkiye'nin kırmızı bülten çıkarttırmasından benzer şekilde etkilenecek ve seyahat planlarını ona göre planlayacaktır. Her plan ve ziyaret, Macaristan ziyareti gibi, siyasi ve diplomatik bir krize neden olacaktır. Bu anlamda Interpol'e üye ülkelerin de kendi halkına ve uluslararası kamuoyuna siyasi hesap verebilme ihtimalini de azımsamamak gerekir. İsrailli sanıkların Gazzelilere ve Gazze'ye yardım götürmeye çalışanlara karşı işlediği suçlardan dolayı çıkartılmış bir kırmızı bültenle karşıtlık içerisinde olmak birçok devletin hesabını zor verebileceği türden bir siyasi tutum olacaktır. Kırmızı bülteni uygulamayan üye ülkeler, tüm bunların üstüne bir de kırmızı bülteni çıkarttıran Türkiye ile diplomatik kriz yaşamayı göze almak durumunda kalacaktır.