Kurtulmuş: Terörsüz Türkiye ve yeni anayasa önceliğimiz

Güncel Haberler

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Türkiye'nin önündeki iki önemli görevden birinin "Terörsüz Türkiye" sürecini başarıya ulaştırmak ve TBMM'de yasaları hazırlayarak son noktaya ulaşmak olduğunu vurguladı. Kurtulmuş, "Böylece 50 yılımızı kaybettiğimiz terörün karşısında bir daha hiçbir şekilde bu ülkenin bir tek evladının eline silah almayacağı bir ortamı hazırlayacağız ve tam manasıyla Terörsüz Türkiye'yi milli bekamınızın en önemli unsurlarından birisi olarak inşa edeceğiz" dedi.

(TBMM) - TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Türkiye'nin önündeki iki önemli görevden birinin "Terörsüz Türkiye" sürecini başarıyla tamamlamak ve TBMM'de yapılacak yasal düzenlemelerle son noktaya ulaştırmak olduğunu söyledi. Kurtulmuş, "Böylece 50 yılımızı kaybettiğimiz terörün karşısında bir daha hiçbir şekilde bu ülkenin bir tek evladının eline silah almayacağı bir ortamı hazırlayacağız ve tam manasıyla Terörsüz Türkiye'yi milli bekamınızın en önemli unsurlarından birisi olarak inşa edeceğiz" dedi.

TBMM'de, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü dolayısıyla Anma Töreni düzenlendi. Törene, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı Meclis'e gelişinde, TBMM Başkanı Kurtulmuş, törenle karşıladı.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya, Yargıtay Başkanı Ömer Kerkez, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdülkadir Uraloğlu, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Çevre, Şehiircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Genelkurmay Başkanı Selçuk Bayraktaroğlu, Deniz Kuvvetleri Komutanı Ercüment Tatlıoğlu, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu da törende yer aldı.

Anma törenine, TBMM Başkanvekilleri Pervin Buldan ile Celal Adan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, AK Parti Genel Başkan Vekili Efkan Ala, Diyanet İşleri Başkanı Safi Arpaguş, eski TBMM Başkanları İsmail Kahraman, İsmet Yılmaz ile Mehmet Ali Şahin, eski Başbakan ve TBMM Başkanı Binali Yıldırım, Meclis'te grubu bulunan siyasi partilerin grup başkanvekilleri ile milletvekilleri de katıldı.

Törende, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yanındaki koltuğa 15 Temmuz Gazisi Emre Doğan, diğer yanındaki koltuğa ise 15 Temmuz şehidinin eşi Pınar Hazan Denizcioğlu oturdu. Programın açılışında İstiklal Marşı'nın okunması ve saygı duruşunda bulunulmasının ardından TBMM Camisi İmamı Mehmet Göregen tarafından Kur'an-ı Kerim okundu. Ardından Diyanet İşleri Başkanı Safi Arpaguş da dua etti. Törende, 15 Temmuz konulu video gösterimi de yapıldı.

"15 TEMMUZ'U HATIRLAMAK VE DERS ÇIKARMAK MECBURİYETİNDEYİZ"




TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, törende yaptığı konuşmada, 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminin üzerinden 10 yıl geçtiğini hatırlatarak, bunun hem yaşananları hatırlamak hem de ders çıkarmak açısından önemli olduğunu söyledi.
15 Temmuz gecesini Türk tarihinin en önemli gecelerinden biri olarak nitelendiren Kurtulmuş, bir tarafta ihanetin, diğer tarafta cesaret ve kahramanlığın yaşandığını kaydetti. Kurtulmuş, "O gece tankların önüne çıkarak çıplak elleriyle tankları durdurmaya çalışanlarla o gece milletin kendilerine verdiği silahların arkasına sığınanlar arasında bir mücadele oldu. O gece inançları, değerleri ve vatanına sahip çıkmak için tereddütsüz canını feda edenlerle emperyalistlerin kuklası, uşakları, piyonları arasında büyük bir mücadeleye sahne oldu. Sonuç itibarıyla o gecenin bize bıraktığı en büyük miras, demokrasi ve milli iradenin zaferidir" dedi.
"BU DESTANSI MÜCADELENİN BEŞ ÖNEMLİ GÜCÜ VARDI"
15 Temmuz'daki direnişin ortaya çıkmasında beş önemli unsurun rol oynadığını dile getiren Kurtulmuş, bunların ilki olarak siyasi liderliği gösterdi. Cumhurbaşkanı'nın darbe girişiminin en zor saatlerinde millete yaptığı çağrının milyonların sokağa çıkmasını sağladığını kaydeden Kurtulmuş, "O sadece bir telefon görüşmesi değil; zalimlerin, hainlerin ayarını bozan, milleti cesaretlendiren önemli bir mesajdı" ifadesini kullandı.
İkinci önemli gücün TBMM olduğunu söyleyen Kurtulmuş, dönemin TBMM Başkanı İsmail Kahraman'ın Meclis'i toplantıya çağırdığını, siyasi partilerin de bu çağrıya uyduğunu aktardı. Çok sayıda milletvekilinin kısa sürede Meclis'e gelerek oturumu başlattığını bildiren Kurtulmuş, "Çok sayıda milletvekili arkadaşımız ulaşabildikleri yerden hızla Meclis'e gelerek Meclis'in oturumunu başlattılar ve Meclis oturumdayken hainler bombaları atmak mecburiyetinde kaldılar ama Meclis'in toplanmış olması, kot pantolonlarıyla, spor kıyafetleriyle milletvekillerimizin demokrasiye sahip çıkması inanın ki hem bu adamların, bu maşaların hem de efendilerinin ayarını bozdu. Milletin ve demokrasinin gücünü ortaya koymuş oldu" diye konuştu.
Kurtulmuş, üçüncü önemli unsurun camilerden yükselen sela sesleri olduğunu kaydederek, milletin bu çağrıyla yeniden köklerini hatırladığını ve sokağa çıktığını söyledi. Dördüncü önemli gücün ise ailesini geride bırakarak ölümü göze alıp sokağa çıkan millet olduğunu aktaran Kurtulmuş, konuşmasında medyanın rolüne de değindi. Türk medyasının büyük çoğunluğunun darbe girişiminin karşısında durduğunu belirten Kurtulmuş, "Medyanın tamamına yakını, kahir ekseriyeti Türk medyası o gece bu sınavı olumlu bir şekilde verdi. Neredeyse tamamına yakını darbenin karşısında durdu ve elindeki imkanları kullanarak, birçok devlet yetkilisinin televizyon kanallarına bağlanmasını temin ederek milletin moralini artırmaya vesile oldu" değerlendirmesini yaptı.
"DEVLET ŞU YA DA BU GÜRUHUN ELE GEÇİRECEĞİ YER DEĞİLDİR"
15 Temmuz'un 10'uncu yılında daha serinkanlı değerlendirmeler yapılması gerektiğini ifade eden Kurtulmuş, şunları kaydetti:
"Acımızı diri tutacağız. Öfkemizi asla dindirmeyeceğiz ama ülkemizin hiçbir zaman da böylesine yanlış yollara sapmasına müsaade etmeyecek dersler çıkararak yolumuza devam edeceğiz. Çok sayıda çıkardığımız dersin en başında geleni, devletin herhangi bir grubun, herhangi bir zümrenin nüfuz alanı olmadığı, olmaması gerektiği gerçeğidir. Devlet kimsenin babasının malı değildir. Devlet 86 milyonun, hepimizin ortak şemsiyesi, manevi gücü, sığınağıdır.  Bu çerçevede Türkiye'nin çok partili siyasi hayatında çoğu zaman şahit olduğumuz darbe teşebbüslerinde de gördüğümüz gibi devlet, şu ya da bu güruhun ele geçireceği bir yer değildir."
Milletin aydınlık geleceğinin açıklık, şeffaflık, kurumlara bağlı sistem anlayışı ve güçlü kurumların varlığına bağlı olduğunu dile getiren Kurtulmuş, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin FETÖ mensuplarından temizlenmesinin ardından bunun daha iyi anlaşıldığını söyledi. Güçlü devlet anlayışının derin demokrasi geleneği ve hukukun üstünlüğüyle tamamlanabileceğini kaydeden Kurtulmuş, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Yine milli dayanışmamız, milli bekamınızın temel şartıdır. Eğer o akşam tereddütsüz, siyasi farklılıkları bir tarafa bırakarak milletimiz milli dayanışma bilinciyle sokaklara çıkmamış olsaydı belki sonuç farklı olacaktı. Türkiye'nin yolunun, bundan sonraki yolunun bu ve benzeri çıkardığımız dersleri çok iyi çalışarak, daha da güçlendirerek yolumuzu açmaktan geçtiğini düşünüyorum. Bizim yolumuz kardeşliği büyüten bir yoldur. Bizim yolumuz adaleti tahkim eden bir yoldur. Bizim yolumuz meşru siyaseti zenginleştiren, genişleten bir yoldur ve bizim yolumuz milli iradeyi her şeyin üstünde tutan, merkeze alan bir yoldur.
"YENİ ANAYASA SÜRECİ BAŞLATILMALI"
Bu çerçevede, bu istikamette yürürken yolumuzu daha hızlı ve daha güçlü yürümek maksadıyla iki önemli ödevin de önümüzde durduğunu ifade etmek isterim. Bunlardan birisi, Sayın Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde, Sayın Devlet Bahçeli'nin de fevkalade yol göstericiliğiyle başladığımız Terörsüz Türkiye sürecini Allah'ın izniyle başarıya ulaştırmak ve Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde yasaları hazırlayarak son noktaya ulaşabilmektir. Böylece 50 yılımızı kaybettiğimiz terörün karşısında bir daha hiçbir şekilde bu ülkenin bir tek evladının eline silah almayacağı bir ortamı hazırlayacağız ve tam manasıyla Terörsüz Türkiye'yi milli bekamınızın en önemli unsurlarından birisi olarak inşa edeceğiz.
Hiç şüphesiz bu yolda yürürken ikinci büyük ödevimiz ise Türkiye'nin bu millete yaraşır yeni, güçlü bir anayasaya olan ihtiyacının karşılanmasıdır. Yıllarca konuştuğumuz bu mesele çağdaş, demokratik, katılımcı, kapsayıcı, milli bir anayasa anlayışıyla ele alınmalı ve ümit ederim ki Terörsüz Türkiye ile ilgili işlerimizi Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde tamamladıktan sonra bütün siyasi partilerin ortak çabasıyla yeni bir anayasa yapma sürecini de en kısa süre içerisinde başlatmalıyız."