Karadeniz Ereğli'de Çevre Panelinde "Havama, Suyuma, Toprağıma Dokunma" Çağrısı
Zonguldak'ın Karadeniz Ereğli ilçesinde düzenlenen panelde, madencilik faaliyetlerinin çevreye etkileri ve yaşam alanlarının korunması ele alındı. Katılımcılar, doğal kaynakların korunması için ortak mücadele çağrısı yaptı.
Haber: Ersen Berk ÇELİK
(ZONGULDAK) - Zonguldak'ın Karadeniz Ereğli ilçesinde çevre örgütleri, dernekler ve vatandaşların katılımıyla düzenlenen "Havama, suyuma, toprağıma dokunma" çağrısıyla düzenlenen panelde, bölgede gündeme gelen madencilik faaliyetlerinin çevreye olası etkileri ve yaşam alanlarının korunması konusu ele alındı.
Karadeniz Ereğli-Alaplı Çevre Gönüllüleri Platformu, Tarih Doğa ve Kültürünü Yaşatma Derneği, Turkuaz Kültür ve Sanat Derneği ile Nefes Kültür Sanat ve Edebiyat Derneği'nin çağrısıyla Atatürk Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilen programa, CHP Zonguldak Milletvekili Eylem Ertuğ Ertuğrul, CHP Karadeniz Ereğli İlçe Başkanı Zerrin Yılmaz Erdoğan, CHP Akçakoca İlçe Başkanı Tuğrul Abanoz, Sol Parti Zonguldak İl Başkanı İsmail Yıldız, siyasi partilerin ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ile çok sayıda vatandaş katıldı.
Batı Karadeniz Çevre Gönüllüleri adına programda konuşan Çetin Yılmaz, çevrenin korunmasının siyasi görüşlerin üzerinde ortak bir sorumluluk olduğunu söyledi. Yaşam alanlarını tehdit eden projelerin yalnızca bugünü değil, gelecek nesilleri de ilgilendirdiğini belirten Yılmaz, "Bugün burada bir araya gelen insanlar farklı siyasi görüşlere, farklı düşüncelere sahip olabilir. Ancak hepimizin ortak noktası yaşadığımız topraklara sahip çıkma iradesidir. Hava, su ve toprak yaşamın temel unsurlarıdır. Bunları kaybettiğimizde yerine koyabileceğimiz hiçbir şey yoktur" dedi.
CHP Zonguldak Milletvekili Eylem Ertuğ Ertuğrul da Zonguldak'ın tarih boyunca üretim ve emek kenti olarak öne çıktığını belirterek, ekonomik faaliyetlerle çevrenin korunması arasında dengeli bir yaklaşımın benimsenmesi gerektiğini ifade etti.
"VATANDAŞLARIMIZIN EN TEMEL TALEBİ YAŞADIKLARI ÇEVRENİN KORUNMASIDIR"
Kentin uzun yıllardır madencilikle anıldığını hatırlatan Ertuğrul, son dönemde gündeme gelen altın madenciliği projelerinin bölge halkında ciddi endişelere neden olduğunu belirterek, şunları kaydetti:
"Vatandaşlarımızın en temel talebi yaşadıkları çevrenin korunmasıdır. İnsanların havasını, suyunu ve toprağını ilgilendiren projelerde halkın görüşü mutlaka dikkate alınmalıdır. Bölgenin doğal yapısını, tarımsal üretimini ve su kaynaklarını riske atabilecek girişimlerin tüm yönleriyle değerlendirilmesi gerekir. Bugün dünyada sürdürülebilir kalkınma anlayışı artık bir tercih değil, bir zorunluluk haline gelmiştir. Geçmişte yatırımlar değerlendirilirken çoğu zaman yalnızca ekonomik getiriler ön planda tutuluyordu. Ancak günümüzde biliyoruz ki bir yatırımın başarısı sadece sağlayacağı gelirle ölçülemez. O yatırımın çevreye, insan sağlığına, yerel ekonomiye, sosyal yaşama ve gelecek nesillere bırakacağı etki de en az ekonomik boyutu kadar önemlidir. Ben, kalkınmanın doğayla çatışan değil, doğayla uyum içinde gerçekleşmesi gerektiğine inanıyorum. Çünkü ekonomik büyüme ile çevrenin korunması birbirinin alternatifi değil, birbirini tamamlayan unsurlardır. Eğer bugün sahip olduğumuz doğal kaynakları bilinçsizce tüketir, ormanlarımızı, su kaynaklarımızı ve tarım alanlarımızı koruyamazsak, yarın çocuklarımıza bırakabileceğimiz en değerli mirası kaybetmiş oluruz."
"DERELERİMİZ VE SU KAYNAKLARIMIZ YAŞAMIN TEMELİDİR"
Bölgenin sahip olduğu doğal zenginlikler yalnızca bugünün ihtiyaçlarını karşılayan kaynaklar olmadığına vurgu yapan Ertuğrul, "Ormanlarımız temiz havamızın güvencesidir. Derelerimiz ve su kaynaklarımız yaşamın temelidir. Tarım alanlarımız gıda güvenliğimiz açısından stratejik öneme sahiptir. Biyolojik çeşitliliğimiz ise doğanın dengesini koruyan vazgeçilmez bir değerdir. Bunlar ekonomik olarak ölçülemeyecek kadar kıymetli ortak varlıklarımızdır. Bu nedenle büyük ölçekli yatırımlar planlanırken vatandaşlarımızın görüş ve kaygılarının dikkate alınması gerektiğini düşünüyorum. İnsanlarımızın yaşadıkları çevreyle ilgili endişelerini dile getirmesi son derece doğal ve demokratik bir haktır. Karar alma süreçlerinin şeffaf, katılımcı ve hesap verebilir şekilde yürütülmesi hem toplumsal güveni artıracak hem de daha sağlıklı sonuçların ortaya çıkmasını sağlayacaktır" şeklinde konuştu.
Panele katınlar, yaşam alanlarının rant odaklı politikalar nedeniyle karşı karşıya kaldığı tehditler, çevre hakkı, yerel halkın karar alma süreçlerine katılımı ve doğa mücadelesinde izlenebilecek yöntemler değerlendirdi.
Katılımcılar, çevrenin korunmasına yönelik toplumsal duyarlılığın artırılması ve ortak mücadelenin güçlendirilmesi gerektiğini vurgularken, doğal yaşam alanlarının korunması için dayanışma çağrısında bulundu.
Yerel Haberler, Sivil Toplum, Madencilik, Zonguldak, Karadeniz, Politika, Ereğli, Çevre, Yaşam, Yerel, Ereğli, Zonguldak, Karadeniz, Madencilik, Yerel Haberler, Sivil Toplum, Çevre, Politika, Yaşam, Yerel, Haberler
- AK PARTİ
- AVRUPA BİRLİĞİ
- AZERBAYCAN
- BASKETBOL
- BELEDİYE
- BEŞİKTAŞ
- CHP
- ÇEVRE
- DEM
- DİPLOMASİ
- DOĞA
- DONALD TRUMP
- DEVLET BAHÇELİ
- EĞİTİM
- EKREM İMAMOĞLU
- ELON MUSK
- EMEKLİ
- EMLAK
- ENERJİ
- ENFLASYON
- ESNAF
- FENERBAHÇE
- FİKSTÜR
- FİLİSTİN
- FUTBOL
- GALATASARAY
- GASTRONOMİ
- GAZZE
- GÜNCEL
- GÜVENLİK
- GÖÇMEN
- HAKAN FİDAN
- HASTANE
- HAYVAN HAKLARI
- HIRSIZLIK
- HUKUK
- IRAK
- İNSAN HAKLARI
- İRAN
- İSRAİL
- İSTANBUL
- İŞÇİ
- İTFAİYE
- JANDARMA
- JOSE MOURINHO
- KAZA