Zafer Partili Aslan: "Plastik ve karışık atık ithalatı tamamen durdurulmalı, mevcut tesisler denetlenmeli"
Zafer Partisi Genel Başkan Yardımcısı Esmaül Hüsna Aslan, Türkiye'ye gönderilen plastik atık miktarındaki artışa, Mersin sahilinde görüntülenen mikroplastik kirliliğine ve 3 yıllık süreçte geri dönüşüm tesislerinde çıkan 372 yangına dikkati çekti. Aslan, "Plastik ve karışık atık ithalatı tamamen durdurulmalı, mevcut tesisler bağımsız ve şeffaf biçimde denetlenmelidir" dedi.
(ANKARA) - Zafer Partisi Genel Başkan Yardımcısı Esmaül Hüsna Aslan, Türkiye'ye gönderilen plastik atık miktarındaki artışa, Mersin sahilinde görüntülenen mikroplastik kirliliğine ve 3 yıllık süreçte geri dönüşüm tesislerinde çıkan 372 yangına dikkati çekti. Aslan, "Plastik ve karışık atık ithalatı tamamen durdurulmalı, mevcut tesisler bağımsız ve şeffaf biçimde denetlenmelidir" dedi.
Zafer Partisi Çevre, Şehircilik ve Kültür Politikaları Başkanı Aslan, yaptığı açıklamada, Akdeniz'de giderek büyüyen plastik ve mikroplastik kirliliğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Plastik kirliliğinin yalnızca çevresel bir sorun olarak ele alınamayacağını belirten Aslan, krizin halk sağlığı, gıda güvenliği, tarımsal üretim, balıkçılık, turizm ve çalışma hayatını doğrudan etkilediğini söyledi. Aslan, "Akdeniz bir atık sahası değildir. Türkiye de başka ülkelerin atık yönetimi açığını kapatmakla yükümlü değildir. Plastik ve karışık atık ithalatı tamamen durdurulmalı, mevcut tesisler bağımsız ve şeffaf biçimde denetlenmelidir" diye konuştu.
MERSİN SAHİLİNDE MİKROPLASTİK KİRLİLİĞİ
Gemiler tarafından denize bırakılan plastik atıkların dalga, güneş ışığı ve fiziksel aşınmanın etkisiyle zaman içerisinde daha küçük parçalara ayrıldığına dikkati çeken Aslan, bu parçacıkların ortadan kaybolmadığını, mikroplastik olarak deniz ekosisteminde ve kıyılarda kalmaya devam ettiğini belirtti. Aslan, Mersin sahilindeki görüntülere ilişkin, "Bugün Mersin sahilinde gördüğümüz bu kirlilik, denize bırakılan atıkların yok olmadığını açıkça göstermektedir. Gemilerin atıklarını hangi koşullarda bertaraf ettiği, açıkta öğütülerek denize atık bırakılıp bırakılmadığı ve bu faaliyetlere ilişkin denetimlerin ne ölçüde gerçekleştirildiği açıklanmalıdır. Akdeniz'e bırakılan her plastik parçası zamanla küçülerek deniz canlılarına, gıda zincirine ve nihayetinde insanlara geri dönmektedir" açıklamasını yaptı.
AKDENİZ'E HER GÜN 730 TON PLASTİK GİRİYOR
Aslan, Birleşmiş Milletler Çevre Programı verilerine göre, Akdeniz'e her gün yaklaşık 730 ton plastik atığın girdiğine işaret ederek, plastiklerin, Akdeniz'deki deniz yüzeyi çöplerinin en az yüzde 95'ini, deniz tabanındaki çöplerin ise yarısından fazlasını oluşturduğuna dikkati çekti. Aslan, "Denize bırakılan plastik ortadan kaybolmuyor. Daha küçük parçalara ayrılarak içme suyumuza, deniz ürünlerine, tarımsal üretime ve sofralarımıza kadar ulaşıyor. Bugün önlem alınmaması, yarın daha ağır bir gıda ve halk sağlığı kriziyle karşılaşmamız anlamına gelecektir" ifadelerini kullandı.
"GEMİ KAYNAKLI ATIKLAR DENETLENİYOR MU?"
Mersin sahilinde çekilen görüntülerin gemi kaynaklı atıklar konusunda da ciddi soru işaretleri doğurduğunu belirten Aslan, ilgili kurumlara şu soruları yöneltti:
"Mersin açıklarında gemilerin atıklarını öğüterek denize bıraktığı yönündeki iddialar hakkında herhangi bir inceleme veya soruşturma başlatılmış mıdır? Mersin Körfezi'nde seyreden ve limanlara yanaşan gemilerin atık kayıtları düzenli olarak denetlenmekte midir? Gemilerin ürettiği plastik, evsel, sintine ve diğer atıkların liman atık kabul tesislerine teslim edilip edilmediği nasıl takip edilmektedir? Son beş yılda Mersin açıklarında denize yasa dışı atık bıraktığı tespit edilen kaç gemiye işlem yapılmıştır? Bu gemilere uygulanan idari para cezaları, seferden men kararları ve diğer yaptırımlar nelerdir? Deniz yüzeyinde, deniz tabanında ve kıyılarda mikroplastik yoğunluğunu belirlemek amacıyla düzenli ölçüm yapılmakta mıdır? Mersin sahilinde görüntülenen plastik parçacıkların kaynağının belirlenmesi için herhangi bir bilimsel analiz gerçekleştirilecek midir?"
Aslan, deniz kirliliğinin yalnızca kıyılarda temizlik çalışması yapılarak önlenemeyeceğini belirterek, kirliliğin kaynağında tespit edilmesi ve kirletenlere yönelik caydırıcı yaptırımlar uygulanması gerektiğini vurguladı.
TÜRKİYE'YE 503 BİN TON PLASTİK ATIK
Eurostat ön verilerine dayandırılan çalışmalara göre, Avrupa Birliği ülkelerinden Türkiye'ye gönderilen plastik atık miktarı 2025 yılında yüzde 19 artarak 503 bin tona ulaştı. Türkiye'ye gönderilen plastik atık miktarının 2004 yılına kıyasla 435 kat arttığı belirtilirken Türkiye, Avrupa plastik atıklarının en büyük varış noktalarından biri olmaya devam etti. Türkiye'nin kendi atıklarını kaynağında ayrıştırmakta ve nitelikli şekilde geri kazanmakta sorun yaşadığına dikkati çeken Aslan, başka ülkelerden yüz binlerce ton plastik atık kabul edilmesinin sürdürülebilir olmadığını belirterek, "Plastik atık ithalatı kısmi yasaklar ve geçici düzenlemelerle yönetilemez. Tüketim sonrası plastik ve karışık atık ithalatı kalıcı olarak durdurulmalıdır. İthal edilen atığın hangi tesise gittiği, ne kadarının geri dönüştürüldüğü, ne kadarının fireye dönüştüğü ve ne kadarının bertaraf edildiği kamuoyuna açıklanmalıdır" dedi.
Aslan, kamuoyunda kullanılan 12,3 milyon tonluk rakamın tamamının plastik atık olmadığını da hatırlattı. Eurostat'ın söz konusu verisinin metal, kağıt, karton ve diğer geri dönüştürülebilir hammaddeleri de kapsadığını belirten Aslan, çevre politikalarının doğrulanmış veriler üzerinden oluşturulması gerektiğini vurguladı.
"372 TESİS YANGINININ NEDENİ ARAŞTIRILDI MI?"
Atık ve geri dönüşüm tesislerinde çıkan yangınların plastik atık sisteminden bağımsız değerlendirilemeyeceğini söyleyen Aslan, açık kaynak haberlerinden oluşturulan "Yangın Haritası" çalışmasını gündeme taşıdı. Çalışmaya göre, 2020 ile 2023 yılının ortasına kadar atık ve geri dönüşüm tesislerinde 372 yangın kayda geçti. Güncellenen verilere göre 2020-2024 döneminde medyaya yansıyan tesis yangınlarının sayısı 460'a ulaştı. Yalnızca 2024 yılında 115 tesis yangını meydana geldiği belirtildi. Yüzlerce yangının münferit olaylar olarak geçiştirilemeyeceğini ifade eden Aslan, ilgili bakanlıklara ve adli makamlara şu soruları yöneltti:
"2020 ile 2023 yılının ortasına kadar kayda geçtiği belirtilen 372 yangının nedenlerine ilişkin kapsamlı bir araştırma yapılmış mıdır? Bu yangınların kaçının elektrik kontağı, teknik arıza, uygunsuz depolama, iş güvenliği ihmali, kendiliğinden tutuşma veya kasıt sonucu meydana geldiği belirlenmiştir? Kaç olay hakkında adli soruşturma başlatılmış, kaç olayda kamu davası açılmıştır? Yangınların kaçında kasıt tespit edilmiş, kasıt tespit edilen tesislere hangi adli ve idari yaptırımlar uygulanmıştır? Kaç tesisin çevre izin ve lisansı iptal edilmiş, kaç tesisin faaliyeti durdurulmuş ve kaç işletmeye idari para cezası verilmiştir? Yangın sonrasında çevredeki hava, toprak, yüzey suyu, yer altı suyu ve tarım alanlarında analiz yapılmış mıdır? Dioksin, furan, ağır metal ve diğer toksik kirleticilere ilişkin sonuçlar neden kamuoyuyla paylaşılmamaktadır? Yangın söndürme sularının akarsulara, kanalizasyon sistemlerine veya tarım alanlarına karışıp karışmadığı incelenmiş midir?"
Kasıtlı yangın ihtimalinin tüm yönleriyle araştırılması gerektiğini vurgulayan Aslan, "Geri dönüştürülemeyen veya ekonomik değeri bulunmayan atıkların yangınlarla ortadan kaldırıldığı tespit edilirse bunun adı kaza değil, çevre suçudur" ifadelerini kullandı. Geri dönüşümün gerekli olduğunu ancak sınırsız plastik üretimini meşrulaştıran bir araç haline getirilemeyeceğini söyleyen Aslan, önceliğin gereksiz plastik üretimini azaltmak ve yeniden kullanılabilir ürünleri yaygınlaştırmak olması gerektiğini belirtti. Aslan, "Geri dönüşüm tek başına çözüm değildir. Geri dönüştürülemeyen ürünler piyasadan kaldırılmalı, gereksiz plastik tüketimi azaltılmalı ve yeniden kullanılabilir sistemlere geçilmelidir. Açık kalan musluğun altına daha büyük bir kova koymak çözüm değildir" diye konuştu.
"İNSAN DOKULARINDA PLASTİK PARÇACIKLAR TESPİT EDİLDİ"
Son yıllarda yayımlanan bilimsel araştırmalarda insan karaciğeri, böbreği ve beyin dokularında mikro ve nanoplastiklere rastlandığını vurgulayan Aslan, "İnsan dokularında plastik parçacıkların tespit edilmesi başlı başına ciddi bir uyarıdır. Tehlikeyi küçümsemeden, bilimsel verilerle hareket etmeliyiz" uyarısında bulundu.
Zafer Partisi Çevre, Şehircilik ve Kültür Politikaları Başkanı Aslan, yaptığı açıklamada, Akdeniz'de giderek büyüyen plastik ve mikroplastik kirliliğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Plastik kirliliğinin yalnızca çevresel bir sorun olarak ele alınamayacağını belirten Aslan, krizin halk sağlığı, gıda güvenliği, tarımsal üretim, balıkçılık, turizm ve çalışma hayatını doğrudan etkilediğini söyledi. Aslan, "Akdeniz bir atık sahası değildir. Türkiye de başka ülkelerin atık yönetimi açığını kapatmakla yükümlü değildir. Plastik ve karışık atık ithalatı tamamen durdurulmalı, mevcut tesisler bağımsız ve şeffaf biçimde denetlenmelidir" diye konuştu.
MERSİN SAHİLİNDE MİKROPLASTİK KİRLİLİĞİ
Gemiler tarafından denize bırakılan plastik atıkların dalga, güneş ışığı ve fiziksel aşınmanın etkisiyle zaman içerisinde daha küçük parçalara ayrıldığına dikkati çeken Aslan, bu parçacıkların ortadan kaybolmadığını, mikroplastik olarak deniz ekosisteminde ve kıyılarda kalmaya devam ettiğini belirtti. Aslan, Mersin sahilindeki görüntülere ilişkin, "Bugün Mersin sahilinde gördüğümüz bu kirlilik, denize bırakılan atıkların yok olmadığını açıkça göstermektedir. Gemilerin atıklarını hangi koşullarda bertaraf ettiği, açıkta öğütülerek denize atık bırakılıp bırakılmadığı ve bu faaliyetlere ilişkin denetimlerin ne ölçüde gerçekleştirildiği açıklanmalıdır. Akdeniz'e bırakılan her plastik parçası zamanla küçülerek deniz canlılarına, gıda zincirine ve nihayetinde insanlara geri dönmektedir" açıklamasını yaptı.
AKDENİZ'E HER GÜN 730 TON PLASTİK GİRİYOR
Aslan, Birleşmiş Milletler Çevre Programı verilerine göre, Akdeniz'e her gün yaklaşık 730 ton plastik atığın girdiğine işaret ederek, plastiklerin, Akdeniz'deki deniz yüzeyi çöplerinin en az yüzde 95'ini, deniz tabanındaki çöplerin ise yarısından fazlasını oluşturduğuna dikkati çekti. Aslan, "Denize bırakılan plastik ortadan kaybolmuyor. Daha küçük parçalara ayrılarak içme suyumuza, deniz ürünlerine, tarımsal üretime ve sofralarımıza kadar ulaşıyor. Bugün önlem alınmaması, yarın daha ağır bir gıda ve halk sağlığı kriziyle karşılaşmamız anlamına gelecektir" ifadelerini kullandı.
"GEMİ KAYNAKLI ATIKLAR DENETLENİYOR MU?"
Mersin sahilinde çekilen görüntülerin gemi kaynaklı atıklar konusunda da ciddi soru işaretleri doğurduğunu belirten Aslan, ilgili kurumlara şu soruları yöneltti:
"Mersin açıklarında gemilerin atıklarını öğüterek denize bıraktığı yönündeki iddialar hakkında herhangi bir inceleme veya soruşturma başlatılmış mıdır? Mersin Körfezi'nde seyreden ve limanlara yanaşan gemilerin atık kayıtları düzenli olarak denetlenmekte midir? Gemilerin ürettiği plastik, evsel, sintine ve diğer atıkların liman atık kabul tesislerine teslim edilip edilmediği nasıl takip edilmektedir? Son beş yılda Mersin açıklarında denize yasa dışı atık bıraktığı tespit edilen kaç gemiye işlem yapılmıştır? Bu gemilere uygulanan idari para cezaları, seferden men kararları ve diğer yaptırımlar nelerdir? Deniz yüzeyinde, deniz tabanında ve kıyılarda mikroplastik yoğunluğunu belirlemek amacıyla düzenli ölçüm yapılmakta mıdır? Mersin sahilinde görüntülenen plastik parçacıkların kaynağının belirlenmesi için herhangi bir bilimsel analiz gerçekleştirilecek midir?"
Aslan, deniz kirliliğinin yalnızca kıyılarda temizlik çalışması yapılarak önlenemeyeceğini belirterek, kirliliğin kaynağında tespit edilmesi ve kirletenlere yönelik caydırıcı yaptırımlar uygulanması gerektiğini vurguladı.
TÜRKİYE'YE 503 BİN TON PLASTİK ATIK
Eurostat ön verilerine dayandırılan çalışmalara göre, Avrupa Birliği ülkelerinden Türkiye'ye gönderilen plastik atık miktarı 2025 yılında yüzde 19 artarak 503 bin tona ulaştı. Türkiye'ye gönderilen plastik atık miktarının 2004 yılına kıyasla 435 kat arttığı belirtilirken Türkiye, Avrupa plastik atıklarının en büyük varış noktalarından biri olmaya devam etti. Türkiye'nin kendi atıklarını kaynağında ayrıştırmakta ve nitelikli şekilde geri kazanmakta sorun yaşadığına dikkati çeken Aslan, başka ülkelerden yüz binlerce ton plastik atık kabul edilmesinin sürdürülebilir olmadığını belirterek, "Plastik atık ithalatı kısmi yasaklar ve geçici düzenlemelerle yönetilemez. Tüketim sonrası plastik ve karışık atık ithalatı kalıcı olarak durdurulmalıdır. İthal edilen atığın hangi tesise gittiği, ne kadarının geri dönüştürüldüğü, ne kadarının fireye dönüştüğü ve ne kadarının bertaraf edildiği kamuoyuna açıklanmalıdır" dedi.
Aslan, kamuoyunda kullanılan 12,3 milyon tonluk rakamın tamamının plastik atık olmadığını da hatırlattı. Eurostat'ın söz konusu verisinin metal, kağıt, karton ve diğer geri dönüştürülebilir hammaddeleri de kapsadığını belirten Aslan, çevre politikalarının doğrulanmış veriler üzerinden oluşturulması gerektiğini vurguladı.
"372 TESİS YANGINININ NEDENİ ARAŞTIRILDI MI?"
Atık ve geri dönüşüm tesislerinde çıkan yangınların plastik atık sisteminden bağımsız değerlendirilemeyeceğini söyleyen Aslan, açık kaynak haberlerinden oluşturulan "Yangın Haritası" çalışmasını gündeme taşıdı. Çalışmaya göre, 2020 ile 2023 yılının ortasına kadar atık ve geri dönüşüm tesislerinde 372 yangın kayda geçti. Güncellenen verilere göre 2020-2024 döneminde medyaya yansıyan tesis yangınlarının sayısı 460'a ulaştı. Yalnızca 2024 yılında 115 tesis yangını meydana geldiği belirtildi. Yüzlerce yangının münferit olaylar olarak geçiştirilemeyeceğini ifade eden Aslan, ilgili bakanlıklara ve adli makamlara şu soruları yöneltti:
"2020 ile 2023 yılının ortasına kadar kayda geçtiği belirtilen 372 yangının nedenlerine ilişkin kapsamlı bir araştırma yapılmış mıdır? Bu yangınların kaçının elektrik kontağı, teknik arıza, uygunsuz depolama, iş güvenliği ihmali, kendiliğinden tutuşma veya kasıt sonucu meydana geldiği belirlenmiştir? Kaç olay hakkında adli soruşturma başlatılmış, kaç olayda kamu davası açılmıştır? Yangınların kaçında kasıt tespit edilmiş, kasıt tespit edilen tesislere hangi adli ve idari yaptırımlar uygulanmıştır? Kaç tesisin çevre izin ve lisansı iptal edilmiş, kaç tesisin faaliyeti durdurulmuş ve kaç işletmeye idari para cezası verilmiştir? Yangın sonrasında çevredeki hava, toprak, yüzey suyu, yer altı suyu ve tarım alanlarında analiz yapılmış mıdır? Dioksin, furan, ağır metal ve diğer toksik kirleticilere ilişkin sonuçlar neden kamuoyuyla paylaşılmamaktadır? Yangın söndürme sularının akarsulara, kanalizasyon sistemlerine veya tarım alanlarına karışıp karışmadığı incelenmiş midir?"
Kasıtlı yangın ihtimalinin tüm yönleriyle araştırılması gerektiğini vurgulayan Aslan, "Geri dönüştürülemeyen veya ekonomik değeri bulunmayan atıkların yangınlarla ortadan kaldırıldığı tespit edilirse bunun adı kaza değil, çevre suçudur" ifadelerini kullandı. Geri dönüşümün gerekli olduğunu ancak sınırsız plastik üretimini meşrulaştıran bir araç haline getirilemeyeceğini söyleyen Aslan, önceliğin gereksiz plastik üretimini azaltmak ve yeniden kullanılabilir ürünleri yaygınlaştırmak olması gerektiğini belirtti. Aslan, "Geri dönüşüm tek başına çözüm değildir. Geri dönüştürülemeyen ürünler piyasadan kaldırılmalı, gereksiz plastik tüketimi azaltılmalı ve yeniden kullanılabilir sistemlere geçilmelidir. Açık kalan musluğun altına daha büyük bir kova koymak çözüm değildir" diye konuştu.
"İNSAN DOKULARINDA PLASTİK PARÇACIKLAR TESPİT EDİLDİ"
Son yıllarda yayımlanan bilimsel araştırmalarda insan karaciğeri, böbreği ve beyin dokularında mikro ve nanoplastiklere rastlandığını vurgulayan Aslan, "İnsan dokularında plastik parçacıkların tespit edilmesi başlı başına ciddi bir uyarıdır. Tehlikeyi küçümsemeden, bilimsel verilerle hareket etmeliyiz" uyarısında bulundu.
- AK PARTİ
- AVRUPA BİRLİĞİ
- AZERBAYCAN
- BASKETBOL
- BELEDİYE
- BEŞİKTAŞ
- CHP
- ÇEVRE
- DEM
- DİPLOMASİ
- DOĞA
- DONALD TRUMP
- DEVLET BAHÇELİ
- EĞİTİM
- EKREM İMAMOĞLU
- ELON MUSK
- EMEKLİ
- EMLAK
- ENERJİ
- ENFLASYON
- ESNAF
- FENERBAHÇE
- FİKSTÜR
- FİLİSTİN
- FUTBOL
- GALATASARAY
- GASTRONOMİ
- GAZZE
- GÜNCEL
- GÜVENLİK
- GÖÇMEN
- HAKAN FİDAN
- HASTANE
- HAYVAN HAKLARI
- HIRSIZLIK
- HUKUK
- IRAK
- İNSAN HAKLARI
- İRAN
- İSRAİL
- İSTANBUL
- İŞÇİ
- İTFAİYE
- JANDARMA
- JOSE MOURINHO
- KAZA