Yargıtay, "Balyoz" Kararının Gerekçesini Açıkladı
Gerekçeli kararda, "Dijital delillerin ele geçirildikten sonra değiştiği iddiası asılsız." denildi.
Yargıtay 9. Ceza Dairesi, Balyoz Planı Davası'nın gerekçeli kararını açıklandı. 237 sanığın mahkumiyetinin onandığı kararın 67 sayfalık gerekçeli kararında, yargılamayı mahkemenin olağan yargı yeri statüsünde ve doğal hakim ilkesine uygun olduğu anlaşıldığından sanıklar ve müdafilerinin ayrıca anayasaya aykırılık iddiasının ciddi bulunmadığı ifade edildi.
ENGİN ALAN İÇİN ENGEL BİR DURUM BULUNMUYOR
Gerekçeli kararda, BM İnsan Hakları Konseyi keyfi Tutuklamalar Çalışma Gurubunun dava görülürken dava kapsamındaki tutuklamaların adil yagrılama normlarında keyfiliğine değinen ve yargısal niteliği bulunmayan kararının daire bakamından bağlayıcılığı bulunmadığı belirtildi. Gerekçede, MHP Milletvekili Engin Alan'a yüklenen suçun yasama dokunulmazlığının istisnası kapsamında kaldığı bu nedenle kovuşturma yapılmasına engel bir durum bulunmadığı kaydedildi.
DELİLLERİN YOK EDİLMESİ, SİLİNMESİ, GİZLENMESİ OLAĞANDIR
Delilerin irdelendiği gerekçede, dijital delillerin yapısı gereği manipülasyona açık olduğunun bilindiği kaydedilerek, "Dijital deliller de biyolojik ve benzeri diğer tüm deliller gibi sanıklar yada başkaları tarafından çeşitli şekillerde gizlemeye değiştirilmeye bozulmaya elverişlidir. Sanıklar veya başkaları tarafından delillerin yok edilme silinme, gizlenme değiştirilme veya bozulmak istenmesi o kadar olağandır ki yasa koyucu maddi gerçeğin ortaya çıkarılabilmesi bakımından büyük bir tehlike oluşturan bu fiilleri ayrı bir suç olarak veya nitelikli hal olarak düzenlenmiştir" denildi.
KTİDARI HÜKÜMETTEN UZAKLAŞTIRMAK İÇİN Tsk'NIN DIŞINDA HİYERARJİSİ DIŞINA ÇIKILMIŞTIR
Dijital delilenin elde ediliş ve muhafaza şekillerinin usule uygun olduğu ve hukuka uygun delil olarak hükme alınmalarının neticesine varıldığının ifade edildiği gerekçede, dijital delillerin ele geçirilmesinden sonra kolluk veya adli makamlar eline değiştirilmiş olduğuna ilişkin iddiaların gerçeği yansıtmadığının açıkça anlaşıldığı kaydedildi.
DİJİTAL DELİLLER HUKUKA UYGUNx
Gerekçeli kararda, Sanıklar Çetin Doğan ve Cem Aziz Çakmak'ın AİHM'e yapıkları başvurularında anımsatılarak, "Dosya kapsamında yer alan ve hükme esas alınan dijital delillerin esasını korudukları, ilişkin oldukları olayları temsil niteliklerinin ortadan kalkmadığı, ulaşılma, elde ediliş ve muhafaza şekillerinin usule uygun olduğu, açıklanan kabule göre; hayatın olağan akışına, akla ve mantığa uygun bulunduğu ve böylelikle de hukuka uygun deliller olarak hükme esas alınmalarının isabetli olduğu neticesine varılmıştır" değerlendirmesine yer verildi.
ÇETİN DOĞAN, ÖRNEK VE FIRTINA İLE MUTABAKATA VARDI
Gerekçeli kararda, "Türk Silahlı Kuvvetleri'ndeki teamüller gereği 2003 yılı Yüksek Askeri Şurasında Deniz Kuvvetleri Komutanı olacak Donanma Komutanı Oramiral Özden Örnek ve Hava Kuvvetleri Komutanı olacak Harp Akademileri Komutanı Orgeneral Halil İbrahim Fırtına ile mutabakata vardığı anlaşılan 1. Ordu Komutanı Orgeneral Çetin Doğan'ın, 28 Şubat sürecinde elde edilen kazanımlardan istenilen düzeyde istifade edilememesi ve ülkede hızlı bir zemin kayması yaşandığı gerekçesiyle, serbest demokratik seçimlerle iş başına gelmiş siyasi iktidarı hükümetten uzaklaştırma ve bu amaç doğrultusunda kara, deniz ve hava unsurları olarak harekat ve eylem planlan hazırlama ve hazırlanan planları gerçekleştirebilmek için Türk Silahlı Kuvvetleri'nin yasal hiyerarşik yapısı dışında ayrı bir hiyerarşik yapılanmaya gitme kararını aldıkları anlaşılmıştır. Bu kapsamda l.Ordu Komutanı Çetin Doğan'ın, ittifak ettiği ast birlikleri olan 2, 3, 5 ve 15. Kolordu Komutanlarından, kara unsurlarına ait harekat ve eylem planlarında görev alacak askeri personelin belirlenmesini istediği; 2, 3, 5 ve 15. Kolordu Komutanlıkları ile l.Ordu ve Harp Akademileri Komutanlığınca belirlenen isimler üzerinden Balyoz Güvenlik Harekat Planının eki olan "görevlendirmede yetkili personeli" belirleyen EK-A listesinin oluşturulduğu anlaşılmıştır" denildi.
20 BİN GERÇEK KİŞİ
Yürütme organını cebren ıskat veya vazife görmekten cebren men etmek için hazırlanmış elverişli bir plan olan Balyoz Güvenlik Harekat, Suga Harekat ve Oraj Hava Harekat planları ile diğer planların ve bunlara ilişkin organizasyon, görevlendirme ve bu görevlendirmelerin gereklerine dair çok geniş bir coğrafi alana yayılan, yaklaşık 20 bin gerçek kişi ve kurumu ilgilendiren 2003 yılına ait bilgi ve değerlendirmeleri içeren çalışmaların, ileri sürüldüğü gibi tamamen kurgulanmış, asılsız ve sahte olduğu yönündeki savunmaların dosya kapsamına ve hayatın olağan akışına uygun olmadığının anlaşıldığına dikkat çekilen gerekçede, şöyle denildi: "Bu sahteciliğin gerçekleştirilmiş olabileceğinin ileri sürüldüğü tarihler, yapılan çalışmaların kapsam ve ayrıntıları ile sanıklarn görev, unvan ve çalışma alanlarının uyumu, yine yapılan tüm çalışmaların suç tarihine ilişkin siyasi konjonktüre uygunluğu ile gerçekleştirilmek istenen amaç suça matufiyeti göz önüne alındığında; yıllar öncesine ait geniş bir alanı ilgilendiren detaylı bilgilerle yıllar sonra bu çap ve içerikte bir plan ve eklerinin kurgu olarak isabetli bir biçimde hazırlanmış olmasının hükme esas alınan bilirkişi raporundaki tespitler de dikkate alındığında mümkün görülmediği, dosyada bulunan planlar, ekleri ile tüm belgelerin suç tarihinde sanıklar tarafından amaç suça yönelik olarak gerçekleştirilmiş bir anlaşma ile bu anlaşmayı takiben gerçekleştirilmiş icra hareketlerini gösteren belgeler olduğu sonucuna varılmıştır. Bu kapsamda; oluşumun yasadışı olması, çalışmanın kapsamı, nispeten kısıtlı imkan ve personelle hukuka aykırı olarak ve gizlice yapılması ile tanıkların anlatımları da nazara alındığında; planlama, görevlendirme ve çalışmaların askeri hiyerarşiye, yazışma şekil ve tekniklerine uymadığına ve belgelerin içeriğine ilişkin itirazlar yerinde görülmemiştir."
GENELKURMAY BAŞKANI'NIN DİNLENMESİ SONUCA ETKİ ETMEYECEK
Yargıtay'ın gerekçeli kararında Genelkurmay Başkanı'nın tanık olarak dinlenmesi ile ilgi olarak "Yüklenen suça yönelik icra hareketlerinin tamamlanamamasına ilişkin olarak mahkemece gösterilen gerekçenin, karargahın karşı çıkması ve engellemek için çaba göstermesinden ibaret olmaması karşısında Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök ve kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Aytaç Yalman'ın tanık olarak dinlenmesinin, talepleri reddine ilişkin gerekçe ve mevcut delilleri nazara alındığında sonuca etkili olmadığı." ifadelerine yer verildi.
DELİLLERİN ORTAYA KONULMADIĞINA İLİŞKİN İTİRAZLAR YERİNDE DEĞİL
Yargıtay'ı gerekçeli kararında delillerin ortaya konulması ve tartışması evresinin gerçekleşmediğine ilişkin itirazlar yerinde olmadığına dair şu ifadelere yer verildi: "CMK'nın 206. maddesinden itibaren, delillerin ortaya konulması ve tartışılmasına ilişkin hükümler düzenlenmiştir. Bu hükümlerde delillerin ortaya konulmasına ilişkin olarak muhakkak surette uyulması gerekli ve şekle bağlı belli bir aşama öngörülmüştür. Anılan maddenin birinci cümlesinde delillerin ortaya konulmasına ilişkin bir evreden söz edilmekte ise de 2. cümle hükmünden de anlaşılacağı gibi bu aşama da mutlak değildir. Bu durum maddenin, davanın bir duruşmada bitirilmesini öngören hükümet tasarısı gerekçesinden de anlaşılmaktadır. Asıl olan çekişmeli yargılamada, davanın sonucunu belirlemek bakımından delillerin duruşmada tartışılmasına, doğru ve hakkaniyete uygun bir biçimde rol almasına ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasını sağlamaktadır. Dolayısıyla hükme esas alınan tanık beyanları, bilirkişi raporları, belge içerikleri gibi delillerin ortaya konulması ve tartışması uzun süren sayıdaki oturumlar sürecine zorunlu olarak yayılabilecektir. Cmk'nın genel yaklaşımına aykırı olarak, tek oturumda bitirilemeyen yargılamalar bakımından bu durum sıklıkla ortaya çıkmaktadır. Sanıkların sorguları süre sınırlanması olamadan delilleri tartışarak savunma yaptıkları, hükme esas alınan delillerin değerlendirilmesine ilişkin olarak birçok uzman mütalaası alıp dosyaya sundukları, aynı kapsamdaki irdelemelerini cumhuriyet savcısının esas hakkındaki mütalaasından sonrada devam ettirdikleri, izlenen duruşma görüntüleri, tutanaklar ve tüm dosya kapsamında anlaşılmış, incelemeye konu davada sanıkların çokluğu ve icra edilen oturum sayısı gibi hususlar da nazara alındığı, delillerin ortaya konulması ve tartışması evresinin gerçekleşmediğine ilişkin itirazlar yerinde olmadığı."
- AK PARTİ
- AVRUPA BİRLİĞİ
- AZERBAYCAN
- BASKETBOL
- BELEDİYE
- BEŞİKTAŞ
- CHP
- ÇEVRE
- DEM
- DİPLOMASİ
- DOĞA
- DONALD TRUMP
- DEVLET BAHÇELİ
- EĞİTİM
- EKREM İMAMOĞLU
- ELON MUSK
- EMEKLİ
- EMLAK
- ENERJİ
- ENFLASYON
- ESNAF
- FENERBAHÇE
- FİKSTÜR
- FİLİSTİN
- FUTBOL
- GALATASARAY
- GASTRONOMİ
- GAZZE
- GÜNCEL
- GÜVENLİK
- GÖÇMEN
- HAKAN FİDAN
- HASTANE
- HAYVAN HAKLARI
- HIRSIZLIK
- HUKUK
- IRAK
- İNSAN HAKLARI
- İRAN
- İSRAİL
- İSTANBUL
- İŞÇİ
- İTFAİYE
- JANDARMA
- JOSE MOURINHO
- KAZA