TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Üyeleri, Sakarya'da

Yerel Haberler

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı Ayhan Sefer Üstün, TBMM'de yeni bir göç yasası hazırlandığını belirterek, bu düzenlemede Türkiye'ye sığınanları iade etmeme anlayışının yer alacağını söyledi.

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı Ayhan Sefer Üstün, TBMM'de yeni bir göç yasası hazırlandığını belirterek, bu düzenlemede Türkiye'ye sığınanları iade etmeme anlayışının yer alacağını söyledi.

Mülteciler Alt Komisyonu Başkanı ve Samsun Milletvekili Cemal Yılmaz Demir, İzmir Milletvekili Hamza Dağ, Kahramanmaraş Milletvekili Nevzat Pakdil ve İstanbul Milletvekili Atilla Kaya, Sakarya Valiliği'nde sığınmacılarla bir araya gelerek sorunlarını dinledi.

Komisyon üyeleri, daha sonra Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Zeki Toçoğlu'nu ziyaret etti. Ayhan Sefer Üstün, burada yaptığı açıklamada, Türkiye'nin bölgesel bir güç haline geldiğini, Türkiye'yi transit geçiş ülkesi olarak gören sığınmacıların artık Türkiye'de yaşamak istediklerini söyledi.

Türkiye'nin, sığınmacıların barınmayı istedikleri bir ülke haline gelmesi nedeniyle kanunlarda yeni düzenlemeler yapmak gerektiğine işaret eden Üstün, "Bu göç dalgasını Türkiye'nin yararına döndürmemiz lazım. İnsanlar mağdur olmasın, faydalansın. Türkiye'nin daha önce Amerika, Avustralya ve Almanya'nın yaptığı gibi bu insanlardan maksimum seviyede faydalanarak ülkenin kalkınmasına katkı sağlaması gerekir" diye konuştu.

Sığınmacıların sorunlarının çözümü için çalıştıklarını anlatan Üstün, şunları kaydetti:

"Mecliste yeni bir Göç Yasası hazırlanıyor. Bu çok önemli. Türklerin kendisine sığınanı iade etmeme anlayışı bu kanunda da yer alacak. Bu çalışmalarımızın bir çerçevede o kanuna da katkısı olacak. Buradan edindiğimiz bilgileri İçişleri Bakanlığımıza aktaracağız. Onlar da kanun hazırlayacaklar veya kanun Meclise geldiğinde Mecliste bu kanuna müdahalelerimiz olacak.

Türkiye büyük bir ülke, kendine sığınana bakabilecek güçte. Hem Valiliğimiz hem de Büyükşehir Belediyesi'nin büyük katkıları olmuş. Sakarya halkı yardımsever bir halktır, eli açıktır, birçok vakfı ve derneği vardır. Bence ilgilerini kaybetmesinler. Buradaki insanlara yardıma devam etsinler."

-"Sığınmacıların bilgi eksikliği var"-

Sığınmacılara birçok imkan sunulduğunu, bilgi eksikliği nedeniyle çeşitli kolaylıklardan yararlanamadıklarına dikkati çeken Üstün, "Bu konuda bir takım çalışmalarımız olacak. Burada bir yabancının çalışabilmesi için Türkiye'de hem çalışabilecek kişi hem de onu çalıştırabilecek işverenin aynı anda İŞKUR'a müracaat etmesi lazım. Aslında çalışacak olanlar müracaat etmişler ama çalıştıracak işverenler, patronlar, müteahhitler bu prosedürü bilmedikleri için bir süre sonra işten çıkmak zorunda kalmışlar" şeklinde konuştu.

Sağlıkla ilgili yılbaşından sonra prosedürlerin değiştiğine vurgu yapan Üstün, şöyle konuştu:

"İkamet tezkeresi alanlara devlet kurumlarında herhangi bir ücret ödemeden bakılıyormuş, bundan haberleri yok bu insanlarımızın, bu bilgiyi verdik. Bunun dışında başka pratik bilgiler de verildi. İncelemeler uzun sürüyormuş. Şu anda 2 bin 73 kişi Sakarya'ya sığınmış.

Bunların bir kısmının işlemleri bitmiş, bir kısmının işlemleri de devam ediyormuş. Bir sığınmacının mülakatı 3 saat sürüyormuş. Dolayısıyla prosedür bazen uzayabiliyor. 'Emniyet müdürlerimiz acaba daha hızlandırabilir mi' diye konuştuk. Sorunları çözmek için adımlar attık. Asıl geliş amacımız daha çok yapısal sorunlara yapısal çözümler üretmek. Bunlar kanunla ve yeni düzenlemelerle yapılacak şeyler. Bir rapor hazırlayacağız, raporumuzu Meclis Başkanlığımızla ilgili bakanlıklarla ve hükümetle, sivil toplum örgütleriyle paylaşacağız. Buradan herkes kendine bir pay çıkaracak. Raporumuzu BM Yüksek Komiserliğine de vereceğiz. Buraya gelmeden önce bizimle diyalog kurdular. Bir daha ki hafta onlar da buraya gelip incelemede bulunacaklar. Dolayısıyla bu rapor herkes için bir rehber olacak, bunu yapmaya çalışıyoruz."

Üstün, görüşmeler sırasında ilginç yaşam hikayeleriyle de karşılaştıklarına işaret ederek, "Burada doktorlarla karşılaştık. 'Ben doktorum, İngiltere'de, Amerika'da eğitim aldım' diyor. Çoktandır söylüyorduk, 'dışarıdan gelen doktorlara da çalışma izni verilsin' diye. Türkiye'nin de ihtiyacı var. Türkiye'nin ihtiyacı olan bir şey... Orada çalışmak isteyen birileri var. Anlamsız engelleri kaldırmamız lazım. Dünya küçük bir köy haline geldi" ifadelerini kullandı.

Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Toçoğlu ise Sakarya'nın deprem bölgesi olduğuna dikkati çekerek, Valilik ve sivil toplum kuruluşlarıyla sığınmacıların sorunlarını çözmek için çalıştıklarını söyledi.

-"Çocuklarımıza Türk adı koyamıyoruz"-

Eşi ve kızıyla İran'dan Türkiye'ye sığınan Makine Mühendisi Sayid Davari Niku (52) ise Türk oldukları için İran'da baskı gördüklerini öne sürerek,

"İran'dan geldim, orada problemimiz var. Türk olduğumuza göre kendi çocuklarımıza Türk adı koyamıyoruz, kendi dilimizle eğitim alamıyoruz, gazetemiz, televizyonumuz yok, bizi asimile etmeye çalışıyorlar. Orada demokrasi yok" şeklinde konuştu.

Niku, barınma problemleri yaşadıklarını ifade ederek, "İş vermiyorlar, makine mühendisiyim, eşim kimya mühendisi, kızım üniversite öğrencisi. Buradaki insanlar kardeşimiz olduğuna göre yardım bekliyoruz. Kanada, Amerika'ya gitmeye çalışıyorum. Çocuğum güven altında olsun istiyorum. Faturalı telefon almaya dahi iznimiz yok. Burada milletle hiç problemimiz yok. Öz vatandaşları gibi beğeniyorlar ama sistemde problemler var. SGK alamıyorum, karım hasta. Sağlık kuruluşuna gitmek için her zaman izin lazım" dedi.

İran'dan Türkiye'ye sığınan Marziye Hashemi (42) ise din değiştirerek Hıristiyan olduğunu kaydederek, "İran'da sorunlarım vardı. Din değiştirdim, bu sorunlardan dolayı Türkiye'ye geldim. İki kızımla ev kiraladık. Haliyle sorunlarım da var. İsteğim sorunlarımıza kulak assınlar ve çözüm geliştirsinler. En önemli sorunum iş" şeklinde konuştu.

- SAKARYA