TBMM Adalet Komisyonu'nda "çerçeve yasa" teklifi görüşmelerinde salon krizi ve usul tartışması yaşandı

Güncel Haberler

TBMM Adalet Komisyonu, "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi"ni görüşmek üzere toplandı. Salonun küçük olduğunu belirten muhalefet milletvekilleri Komisyon Başkanı Cüneyt Yüksel'e itiraz bulundu. Yüksel, salonla ilgili eleştirilere de yanıt vererek, daha önceki komisyon çalışmalarında da benzer konuların gündeme geldiğini, Plan ve Bütçe Komisyonu Salonu'nun oturma kapasitesinin de benzer olduğunu belirtti. Tören Salonu'nun komisyon toplantıları için ayrılmış bir salon olmadığını ifade eden Yüksel, mevcut uygulamanın bu doğrultuda sürdürüldüğünü söyledi.

Haber: Berfin BAYIR
(TBMM) - TBMM Adalet Komisyonu, "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi"ni görüşmek üzere toplandı. Salonun küçük olduğunu belirten muhalefet milletvekilleri Komisyon Başkanı Cüneyt Yüksel'e itiraz bulundu. Yüksel, salonla ilgili eleştirilere de yanıt vererek, daha önceki komisyon çalışmalarında da benzer konuların gündeme geldiğini, Plan ve Bütçe Komisyonu Salonu'nun oturma kapasitesinin de benzer olduğunu belirtti. Tören Salonu'nun komisyon toplantıları için ayrılmış bir salon olmadığını ifade eden Yüksel, mevcut uygulamanın bu doğrultuda sürdürüldüğünü söyledi.
TBMM Adalet Komisyonu, AK Parti İstanbul Milletvekili Cüneyt Yüksel başkanlığında "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi"ni görüşmek üzere toplandı. Toplantı salonuna girişte izdiham çıktı.
Kanun teklifinin görüşmelerine geçilmeden önce Komisyon Başkanı Yüksel açılış konuşması yaptı. Komisyon Başkanı Yüksel, konuşmasına başlarken İYİ Parti Afyonkarahisar Milletvekili Hakan Şeref Olgun ve Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu Yüksel'e "Bu salonda olmaz başkanım, olmaz" diye tepki gösterdi.
İYİ Partili milletvekillerinin tepkilerine rağmen AK Partili Yüksel, Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi'nin görüşmelerinde yaptığı konuşmada, teklifin hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde toplumsal barışın güçlendirilmesini amaçladığını belirterek, "Bu teklif bir af düzenlemesi değildir. Mahkumiyet hükümlerini ortadan kaldıran, suçların hukuki niteliğini değiştiren veya ceza sorumluluğunu kaldıran bir düzenleme söz konusu değildir" dedi.
Yüksel, komisyon toplantısının açılışında yaptığı konuşmada, "kazanımların hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde kalıcı toplumsal barışa dönüştürülmesinin hedeflendiğini" belirterek, "Bu teklifi ele alırken milletimizin huzurunu, devletimizin güvenliğini ve Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına ilişkin ortak istikbalimizi ilgilendiren tarihi bir sorumluluğu yerine getiriyoruz" ifadelerini kullandı.
"TERÖRÜN TÜRKİYE'YE YILLIK ORTALAMA MALİYETİ 50 MİLYAR DOLARIN ÜZERİNE ÇIKMIŞTIR"
Yüksel, "Terörsüz Türkiye" hedefinin "dönemsel bir siyasi söylemin veya kısa vadeli bir politikanın değil; Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin 40 yılı aşkın terörle mücadele tecrübesinden, devlet aklından ve milletimizin huzur ve güvenlik iradesinden beslenen stratejik bir millet ve devlet politikası" olduğunu söyledi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ortaya koyduğu vizyon ile sürecin TBMM zemininde yürütülmesine yönelik iradenin yeni dönemin şekillenmesinde belirleyici olduğunu ifade eden Yüksel, terör örgütünün silah bırakma ve kendisini feshetme çağrısının ardından TBMM'de Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun kurulduğunu, meselenin ilk kez bu ölçüde geniş siyasi katılım ve toplumsal istişare anlayışıyla ele alındığını dile getirdi.
Terörün yalnızca güvenlik sorunu olmadığını vurgulayan Yüksel, "Terör yalnızca can kayıplarına neden olan bir güvenlik sorunu değil, aynı zamanda milletimizin ortak geleceğinin önünde duran ağır bir pranga olmuştur" dedi. Terörün ekonomik maliyetine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yüksel, "Terörün Türkiye'ye ekonomik maliyetinin 2.3 trilyon doları aştığı bilinmektedir. Terör nedeniyle ülkemizde yaklaşık 2.5 milyon kişilik istihdam kaybı yaşanmış, 123 milyar dolara yaklaşan vergi kaybı oluşmuş; yatırım, üretim ve finansman imkanları ciddi şekilde zarar görmüştür. Terörün Türkiye'ye yıllık ortalama maliyeti 50 milyar doların üzerine çıkmıştır" ifadelerini kullandı.
Yüksel, "Bu tablo teklifin yalnızca bir güvenlik meselesi değil, aynı zamanda bir kalkınma ve adalet meselesi olduğunu açıkça ortaya koymaktadır" diyerek, teröre harcanan kaynakların üretime, yatırıma, eğitime, sağlığa ve teknolojiye yöneltilmesinin stratejik zorunluluk olduğunu söyledi. "Bütün maddi kayıpların ötesinde en ağır bedel aziz şehitlerimiz ve kahraman gazilerimiz tarafından ödenmiştir. Bugün ulaştığımız her kazanımın arkasında onların fedakarlığı vardır. Bugün terörün ülkemiz üzerindeki etkisinin kalıcı biçimde ortadan kaldırılmasını ve toplumsal bütünleşmenin daha da güçlenmesini konuşabiliyorsak bunu canlarını bu vatan için feda eden aziz şehitlerimize, kahraman gazilerimize ve devletimizin hukuk içinde yürüttüğü kararlı mücadeleye borçluyuz" dedi.
"GÜÇLÜ DEVLET VATANDAŞINA GÜVEN VEREN, GELECEĞE DAİR UMUT ÜRETEBİLEN DEVLETTİR"
Yüksel, Türkiye'nin içinde bulunduğu bölgesel güvenlik ortamına da değinerek, son yılların en karmaşık ve en kırılgan dönemlerinden birinin yaşandığını söyledi. İsrail'in Filistin'de sürdürdüğü soykırımın ortaya çıkardığı ağır insani tablo, bölgesel çatışmaların yayılma riski, vekalet savaşları, enerji ve gıda güvenliğine yönelik tehditler, düzensiz göç hareketleri ve küresel ekonomik kırılganlıkların güvenliğin yalnızca askeri tedbirlerle sağlanamayacağını gösterdiğini belirten Yüksel, "Güçlü bir iç cepheyi, toplumsal dayanışmayı ve milli birliği zorunlu kıldığını açıkça ortaya koymaktadır" dedi.
Böylesine büyük dönüşüm dönemlerinde ülkelerin gücünün yalnızca doğal kaynaklar ya da maddi imkanlarla ölçülemeyeceğini ifade eden Yüksel, şöyle konuştu:
"Asıl güç birbirine kenetlenmiş bir milletin varlığıdır. Hiç kimsenin kökeni, kültürü veya hayat hikayesi bu milletin ortak geleceğine katkı sunmasının önünde bir engel değildir. Hepimiz aynı bayrağın altında, aynı hukukun güvencesinde ve aynı Cumhuriyet'in çatısı altında geleceğimizi birlikte kuruyoruz. Türkiye Cumhuriyeti; tarihinden aldığı güç, köklü devlet geleneği, demokratik kurumları, genç ve dinamik nüfusu, üretim kabiliyeti ve stratejik konumuyla bu yeni dönemin de en güçlü aktörlerinden biridir."
Yüksel, önlerinde daha büyük bir hedef bulunduğunu belirterek, "Bu potansiyeli toplumsal dayanışmamızı daha da güçlendirerek geleceğe taşımak, insanımızın enerjisini çatışmaya değil üretime yöneltmek, gençlerimizin hayallerini korkuyla değil bilgiyle, emekle ve başarıyla büyütmek ve her bir vatandaşımızın kendisini bu büyük yürüyüşün eşit, onurlu ve vazgeçilmez bir parçası olarak hissetmesini sağlamak" gerektiğini söyledi. Yüksel, "Güçlü devlet yalnızca sınırlarını koruyan devlet değildir. Güçlü devlet vatandaşında güven veren, adalet duygusunu güçlendiren, farklılıkları ortak bir aidiyet etrafında buluşturan ve geleceğe dair umut üretebilen devlettir. Bizim devlet ve medeniyet anlayışımızın temelinde de bu yaklaşım vardır" ifadelerini kullandı.
"TÜRKİYE, TERÖR ÖRGÜTLERİNİN HAKEKET ALANI BULAMADIĞI YENİ BİR İSTİKRAR İKLİMİNE İHTİYAÇ DUYUYOR"
Yüksel, "Terörsüz Türkiye" hedefinin aynı zamanda "terörsüz bölge" idealinin de en güçlü teminatı olduğunu ifade ederek, iç huzurunu ve güvenliğini kalıcı hale getirmiş bir Türkiye'nin bölgesinde barışın, istikrarın ve iş birliğinin lokomotifi olacağını söyledi. Bölgenin yeni çatışma alanlarına değil, ülkelerin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı gösterildiği, terör örgütlerinin hareket alanı bulamadığı yeni bir istikrar iklimine ihtiyaç duyduğunu belirten Yüksel, Türkiye'nin terörü kalıcı biçimde gündeminden çıkarmasının yalnızca Türkiye açısından değil, geniş coğrafya açısından da yeni bir dönemin kapısını aralayacağını kaydetti.
Yüksel, şunları söyledi:
"Bu topraklarda kaderler ayrışmamış, birleşmiştir. Sevinçler de acılar da zaferler de ortak olmuştur. Millet olma iradesi her dönemde bu ortak hafızadan güç almıştır. Çanakkale'de can veren kahramanlarımız geldikleri şehri değil, uğruna mücadele ettikleri vatanı düşünmüşlerdir. Sultan Alparslan'dan Sultan Sencer'e, Nurettin Zengi'den Selahaddin Eyyubi'ye uzanan büyük devlet ve medeniyet öncülerinin ortak mirası; adaletin, kardeşliğin, dayanışmanın ve birlikte yaşama iradesinin en güçlü sembollerindendir."
Yüksel, teklifin ruhunda "Türk'ün, Kürt'ün, Arap'ın, Laz'ın, Çerkes'in, Abaza'nın ve diğer tüm bileşenlerin kardeşliğinin" bulunduğunu belirterek, bunun ortak tarihin, ortak kaderin ve ortak geleceğin hukuk diliyle yeniden tahkim edilmesi anlamına geldiğini söyledi. Malazgirt'ten Çanakkale'ye, Milli Mücadele'den Cumhuriyet'e ve Türkiye Yüzyılı hedeflerine uzanan yürüyüşün fedakarlığın, dayanışmanın ve millet olma şuurunun yürüyüşü olduğunu ifade eden Yüksel, hedeflerinin "daha güçlü bir demokrasi, daha güçlü bir hukuk devleti, daha sağlam bir toplumsal dayanışma, daha müreffeh bir ekonomi, daha huzurlu bir toplum ve geleceğine daha büyük güvenle bakan Türkiye" olduğunu dile getirdi.
Yüksel konuşmasının ardından teklifin ilk imzacılarından AK Parti Milletvekili Abdulhamit Gül'e söz vereceğini söylemesiyle muhalefet milletvekilleri karşı çıkarak söz talebinde bulundu.
MUHALEFETTEN SALON VE USUL İTİRAZI
TBMM Adalet Komisyonu Başkanı Cüneyt Yüksel'in konuşmasını tamamlamasının ardından, kanun teklifinin ilk imzacılarından AK Parti Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül'e söz vereceğini açıklaması üzerine muhalefet milletvekilleri usule ilişkin itirazlarda bulunarak söz talep etti.
Yeni Yol Grubu adına söz alan Ankara Milletvekili İdris Şahin, komisyonun çalışma usulüne itiraz ederek, aynı saatlerde TBMM Genel Kurulu'nda da Adalet Komisyonunu ilgilendiren görüşmeler yapıldığını söyledi. Şahin, komisyon gündeminin bu şekilde belirlenmesinin İçtüzük'e uygun olmadığını savunarak şunları kaydetti:
"Geçtiğimiz kanun görüşmesinde de suça sürüklenen çocuklara ilişkin kanun görüşmelerinde de ifade ettik. Öncelikle usule ilişkin... Bakın Genel Kurulda Adalet Komisyonuna ait, suça sürüklenen çocuklara dair kanun görüşmeleri var Genel Kurul'da. Siz aynı tarihler ve aynı saatler dilimi içerisinde Adalet Komisyonuna gündem dayatıyorsunuz. Elbette ki gündemi belirleme yetkiniz var. Ona itirazımız yok. Ama bu yol yol değil dedik. Geçtiğimiz toplantıda da bunu ifade ettik ve dedik ki İçtüzük'e göre bu yaptığınız uygun değil. Siz de kendiniz dediniz ki, İçtüzük 63 son derece açık. Genel Kuruldaki usul neyse komisyonda da bu usul uygulanır."
"KARARI SALT ÇOĞUNLUKLA MI ALACAKSINIZ NİTELİKLİ ÇOĞUNLUKLA MI?"
Şahin, Yüksel'in kanun teklifine ilişkin "Bu bir af düzenlemesi değildir" değerlendirmesine de itiraz ederek, teklifin sonuçları itibarıyla genel af niteliği taşıdığını ileri sürdü. Şahin, Anayasa'nın 87'nci maddesine işaret ederek şöyle konuştu:
"Bakınız, son derece net Sayın Başkan. Bu, sonuçları itibarıyla bir af düzenlemesi. Genel, şarta bağlı bir genel af. Niye? Memnu hakların iadesi de dahil olmak üzere infaz yasasında birtakım düzenlemeler yapıyorsunuz ki buna siz şarta bağlı af diyemezsiniz. Anayasa 87 son derece açık ve net. Burada toplantıda alacağınız karar; salt çoğunlukla mı, nitelikli çoğunlukla mı alacaksınız? Ben bunu öğrenmek istiyorum. Şimdi bu hususta komisyon üyeleri arasında oylama yapmadan teklif sahiplerine söz vererek teklifin içeriğini soramazsınız. Usul esastan mukaddemdir. Önce usuli işlemleri gerçekleştirip hangi usulü tatbik edeceğinizi komisyon üyeleri olarak bilelim, ona göre hareket edelim."
OLGUN: "BU SALONDA TOPLANTI OLMAZ"
İYİ Parti Afyonkarahisar Milletvekili Hakan Şeref Olgun ise toplantının yapıldığı salonun yetersiz olduğunu savunarak salonun değiştirilmesini istedi. Olgun, "Bu salonda bu toplantı yapılamaz, salonu değiştirin. Türk milleti bu kanunu bekliyor. Kendiniz diyorsunuz: '2 trilyon, 2.3 trilyon dolar karımız olacak.' Bu parayı cebinden çıkaran bu millet bu kanunu niye dinleyemeyecek? Önerge veremiyoruz Başkanım. Bu salonda bu toplantı olmaz" dedi.
POYRAZ: "TERÖR HÜKÜMLÜSÜ ABDULLAH ÖCALAN'A REÇETESİ VE YÖNETİMİ AÇISINDAN TEŞEKKÜRÜ EKSİK BIRAKTINIZ"
İYİ Parti Grup Başkanvekili Uğur Poyraz da Yüksel'in konuşmasında süreçte katkısı olduğunu belirttiği isimlere teşekkür ettiğini hatırlatarak, "Dolayısıyla bu kadar önem verdiğiniz, 19 aydır yürütülen... Cumhurbaşkanına, Bahçeli'ye, sivil toplum örgütlerine, kurum ve kuruluşlara teşekkür etmişken; sanıyorum İmralı'daki terör hükümlüsü Abdullah Öcalan'a reçetesi ve yöntemi açısından teşekkürü eksik bıraktınız" dedi.
YÜKSEL: "USUL TARTIŞMASINI GÜL'ÜN KONUŞMASINDAN SONRA AÇACAĞIM"
Komisyon Başkanı Cüneyt Yüksel ise itirazlara, usul tartışmasının teklif sahiplerinin konuşmalarının ardından yapılacağını belirterek karşılık verdi. Yüksel, "Geçen sefer de sizlere aynı şeyi söyledim. Şu anda Sayın teklif sahibine söz verdim. Usul tartışmasını Sayın Gül'ün ve imza teklifi sahiplerinin sözlerinden sonra açacağım ve ardından da varsa Anayasa'ya aykırılık tartışmasını yapacağız" dedi.
Yüksel, salonla ilgili eleştirilere de yanıt vererek, daha önceki komisyon çalışmalarında da benzer konuların gündeme geldiğini, Plan ve Bütçe Komisyonu Salonu'nun oturma kapasitesinin de benzer olduğunu belirtti. Tören Salonu'nun komisyon toplantıları için ayrılmış bir salon olmadığını ifade eden Yüksel, mevcut uygulamanın bu doğrultuda sürdürüldüğünü söyledi.
Ardından Yüksel, kanun teklifinin ilk imzacılarından AK Parti Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül'e söz verdi.
(SÜRECEK)