PISA 2025: Dijital Bilgi Mimarı Öğrenci Dönemi

Güncel Haberler

PISA 2025, ilk kez 'Dijital Dünyada Öğrenme' alanını ekleyerek öğrencilerin bilgiyi ezberlemesi değil, dijital ortamda doğru bilgiye ulaşma, eleştirel düşünme ve üretme becerilerini ölçecek. Sonuçlar, eğitimde dijital uçurumun derinleştiğine işaret ediyor.

Kastamonu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü Öğretim Üyesi ve Yapay Zeka Çalışmaları Koordinatörü Prof. Dr. Selman Tunay Kamer, Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı'nın (PISA 2025) ilk kez uygulanan "Dijital Dünyada Öğrenme" alanıyla dijital dünyada "bilgi mimarı olan öğrenci"yi odağa aldığını bildirdi.
Kamer, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) tarafından PISA 2025 araştırmasında ilk kez yer verilen "Dijital Dünyada Öğrenme" yenilikçi alanına ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.
Söz konusu alanın araştırmaya dahil edilmesinin eğitim sistemlerinin öğrencilerden beklediği becerilerin önemli ölçüde değiştiğini gösterdiğini aktaran Kamer, bu durumun yeni bir dönemin başlangıcına işaret ettiğini belirtti.
Bugüne kadar eğitim sistemlerinin öğrencilerin bilgiyi ne kadar hatırladığını veya ezberlediklerini nasıl uyguladığını ölçtüğünü ifade eden Kamer, artık öğrencilerden bilgiyi hatırlamanın yanı sıra dijital ortamda bilgiye ulaşma, farklı kaynakları karşılaştırma, güvenilir bilgiyi ayırt etme, problem çözme ve kendi öğrenme süreçlerini yönetme becerilerinin beklendiğinin altını çizdi.
Bu alanın öğrencilerden beklenen becerilerde üç temel dönüşümü öne çıkardığını vurgulayan Kamer, şöyle devam etti:
"Birincisi, algoritmik okuryazarlık ve kendi kendine öğrenme becerisidir, yani bir öğrenci arama motorunda ilk sayfada çıkan üç sonucu mutlak doğru kabul edip kopyalıyor mu, yoksa arama terimlerini geliştirip filtreleme yaparak doğru bilgiye mi ulaşıyor? İkincisi, etkileşimli sanal uygulamalarla problem çözmedir. Üçüncüsü ise adım adım problem çözme becerisidir, yani karmaşık bir problemi parçalara ayırma, örüntüleri tanıma ve adım adım çözüm algoritmaları üretebilme yeterliliğidir.
Örneğin bir öğrenci, iklim değişikliğiyle ilgili bir araştırma yaparken karşısına çıkan ilk internet sitesini olduğu gibi kullanmak yerine bilgiyi farklı kaynaklarla karşılaştırabiliyor mu, kaynağın kim tarafından ve hangi amaçla hazırlandığını sorgulayabiliyor mu? PISA'nın bu yeni alanı, tam da bu tür becerileri görünür kılması açısından önem taşıyor. Çünkü günümüzün başarılı öğrencisi yalnızca çok şey bilen değil, bilgiye nasıl ulaşacağını, bilgiyi nasıl değerlendireceğini ve onu yeni bir durumda nasıl kullanacağını bilen öğrencidir. Yani PISA, sanayi devriminden kalma 'bilgi deposu öğrenci' profilini terk edip dijital dünyada 'bilgi mimarı olan öğrenci'yi odağa alıyor."
"Dijital dünyada öğrenme becerisi, bireyin entelektüel bağımsızlığını koruma kalkanıdır"
Prof. Dr. Kamer, yapay zeka, sosyal medya ve dijital platformların öğrencilerin bilgiye erişimini kolaylaştırırken doğru bilgiyle yanlış bilgiyi ayırt etme sorumluluğunu da artırdığını bildirdi.
Bir öğrencinin artık birkaç saniye içinde bir ödev metni, açıklama ya da çözüm elde edebildiğini, ancak bu metnin doğru olup olmadığını, eksik veya yanlı bilgiler içerip içermediğini değerlendirebilmesi gerektiğinin altını çizen Kamer, "Örneğin yapay zekadan tarih ödevi için bilgi alan bir öğrencinin, verilen bilgileri ders kitabı, güvenilir akademik kaynaklar veya resmi kurumların verileriyle karşılaştırması önemlidir." dedi.
Benzer biçimde sosyal medya algoritmalarının öğrencilerin çoğunlukla ilgilendikleri içerikleri ön plana çıkararak farklı görüşlerle karşılaşmalarını sınırlayabildiğini belirten Kamer, şunları kaydetti:
"Bu nedenle dijital dünyada öğrenme becerileri yalnızca teknolojiyi kullanabilmek anlamına gelmiyor. Dikkatini yönetebilmek, eleştirel düşünebilmek, kaynağı sorgulayabilmek de bu becerilerin parçasıdır. Ayrıca yapay zekayı hazır cevap üreten bir araç olarak değil, düşünmeyi destekleyen bir yardımcı olarak kullanmak gerekir. Kısacası dijital dünyada öğrenme becerisi artık teknik bir yetenek değil, bireyin entelektüel bağımsızlığını ve zihinsel egemenliğini koruma kalkanıdır."
"Dijital uçurum kapanmıyor, nitelik değiştirerek daha da derinleşiyor"
Kamer, bir öğrencinin bilgisayara, tablete veya hızlı internete sahip olmasının bu araçları öğrenme amacıyla etkili biçimde kullanabildiği anlamına gelmediğini de söyledi.
PISA'nın dijital ortamda gerçekleştirilen etkileşimli görevlerinin öğrencilerin bir problemi çözerken nasıl ilerlediğini görmeye imkan sağladığını aktaran Kamer, "Bu görevler, öğrencilerin bilgiyi nasıl değerlendirdiğini, farklı seçenekleri deneyip denemediğini ve ulaştığı sonucu yeni durumlara aktarıp aktaramadığını da ortaya koyuyor. Böylece 'teknolojiye erişimi var mı' sorusunun ötesine geçilerek 'teknolojiyi öğrenme ve üretme amacıyla kullanabiliyor mu' sorusuna odaklanılıyor. Yani her iki öğrencinin de erişimi eşit olsa bile biri dijital dünyanın 'müşterisi', diğeri ise 'tasarımcısı' haline geliyor." diye konuştu.
Kamer, Türkiye'deki öğrencilerin güçlü yönlerinden birinin dijital teknolojilere, yapay zeka araçlarına ve yeni uygulamalara hızlı uyum sağlayabilmeleri olduğunu belirtti.
Mobil teknolojilerin yaygınlığı, Eğitim Bilişim Ağı (EBA) gibi çevrim içi eğitim deneyimleri, robotik-kodlama çalışmaları ile TÜBİTAK ve TEKNOFEST gibi proje temelli yarışmaların öğrencilerin dijital dünyayla erken yaşta tanışmasına katkı sağladığını vurgulayan Kamer, şu ifadeleri kullandı:
"Bununla birlikte, öğrencilerin teknolojiyi tüketmekten çok üretme boyutuna yönlendirilmesi gerekiyor. Bazı öğrenciler interneti daha çok eğlence ve iletişim amacıyla kullanırken, bazı öğrenciler aynı araçlarla araştırma yapıyor, veri analiz ediyor, kod yazıyor veya proje geliştiriyor. Ayrıca güvenilir kaynakları seçme, sosyal medyadaki bilgileri doğrulama, yapay zekanın ürettiği hatalı cevapları fark etme ve dijital ortamda dikkatini sürdürebilme becerilerinin daha düzenli ve planlı şekilde geliştirilmesi gerekiyor.
Burada temel mesele öğrencilerin teknolojiye ilgisiz olması değil, bu ilgiyi eleştirel düşünme, akademik araştırma ve üretkenlik yönünde değerlendirecek eğitim ortamlarının her öğrenci için eşit biçimde sunulmasıdır. Dezavantajlı bölgelerdeki veya alt gelir grubundaki öğrenciler teknolojiyi ağırlıklı olarak sadece eğlence veya tüketim amacıyla kullanıyor. Diğer okullardaki akranları ise kodlama, veri analitiği ve yapay zeka çalışmalarıyla üretim yapıyor. Dolayısıyla dijital uçurum kapanmıyor, nitelik değiştirerek daha da derinleşiyor."
"Öğrencinin bilgiye nasıl ulaştığına, hangi kaynakları seçtiğine daha fazla önem verilmeli"
Prof. Dr. Kamer, "PISA 2025 sonuçları, Türkiye için sadece başarı ya da başarısızlık sıralaması değil, bir eğitim reformu yol haritası işlevi görmelidir." dedi.
Bu sonuçların Türkiye'de dijital eğitimin yalnızca okullara cihaz ve internet sağlamakla sınırlı kalmaması gerektiğini gösterebileceği değerlendirmesinde bulunan Kamer, öncelikle öğretmenlerin dijital araçları pedagojik amaçlarla kullanma, yapay zeka tarafından üretilen içerikleri değerlendirme ve öğrencilerde medya okuryazarlığı geliştirme konularında desteklenmesi gerektiğini belirtti.
Müfredatta da dijital güvenlik, bilgi doğrulama, veri okuryazarlığı, algoritmaların çalışma biçimi ve yapay zekanın etik kullanımının farklı derslerle ilişkilendirilmesi gerektiğini ifade eden Kamer, bu doğrultuda Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'yle de benzer hedefler gözetildiğini bildirdi.
Kamer, şöyle devam etti:
"Sınıf içinde öğrencilerden sadece bir internet araştırması yapmaları istenmesi yerine, örneğin aynı konu hakkında farklı kaynakları karşılaştırmaları, bir yapay zeka yanıtındaki hataları bulmaları veya dijital bir simülasyon üzerinden çözüm üretmeleri beklenebilir. Ölçme-değerlendirme süreçlerinde de yalnızca sonuca değil, öğrencinin bilgiye nasıl ulaştığına, hangi kaynakları seçtiğine ve düşünme sürecini nasıl gerekçelendirdiğine daha fazla önem verilmelidir.
PISA sonuçları, Türkiye için bir sıralama aracı olmaktan çok, öğrencileri dijital dünyanın pasif tüketicileri değil, eleştirel düşünen ve üreten bireyleri haline getirecek politikalar için bir yol gösterici olarak kullanılmalıdır. Özetle PISA 2025 bize şunu gösterecektir; geleceğin kazanan toplumları, teknolojiyi okullara getirenler değil, onu doğru amaçlarla kullanabilenler olacaktır. Asıl başarı, teknolojiyi insan zihninin eleştirel, üretken ve ahlaki kapasitesini geliştirmek için güçlü bir araç haline getirebilmektir."
PISA 2025 sonuçları 8 Eylül'de duyurulacak
PISA, 15 yaş grubunda örgün eğitime devam eden öğrencilerin matematik, fen bilimleri ve okuma becerileri alanlarında kazandıkları bilgi ve becerileri değerlendirmek, ülkelerin eğitim sistemlerindeki değişimleri karşılaştırmak ve eğitim politikalarının geliştirilmesine veri sağlamak amacıyla gerçekleştiriliyor.
Türkiye, PISA araştırmasına 2003'ten bu yana katılıyor.
PISA 2025 uygulaması 14 Nisan-16 Mayıs 2025'te bilgisayar tabanlı gerçekleştirildi. Türkiye'den araştırmaya 56 ildeki 203 okuldan 7 bin 702 öğrenci katıldı.
Araştırmada temel alanların yanı sıra öğrencilerin teknolojinin sunduğu imkanları kullanarak kendi öğrenmelerini düzenleme ve yeni bilgiler edinme kapasitelerini değerlendirmek amacıyla "Dijital Dünyada Öğrenme" de yenilikçi alan olarak ele alındı. Katılan öğrencilere diğer temel testlerin yanında bu alana ilişkin de sorular yöneltildi. OECD'nin internet sayfasındaki bilgiye göre, bu alanın sonuçları 2027'de açıklanacak.
91 ülkenin katıldığı PISA 2025 uygulamasının sonuçları, 8 Eylül'de Slovakya'nın başkenti Bratislava'da Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in de katılacağı toplantıda tüm dünyayla eş zamanlı olarak açıklanacak.