Pakistan Bağımsızlığının 79. Yılı ve Türkiye ile Kardeşlik Bağları

Güncel Haberler

Pakistan, 14 Ağustos'ta İngiltere'den bağımsızlığının 79. yılını kutluyor. Türkiye ile ilişkileri dostluk ve kardeşlik temelinde güçlenerek devam ediyor; son olarak Başbakan Şahbaz Şerif'in ziyaretiyle işbirliği yeni boyut kazandı.

İngiltere'den 14 Ağustos 1947'de kazandığı bağımsızlığın 79. yılını kutlayan Pakistan'ın Türkiye ile ilişkileri, ilk günden itibaren yakın dostluk ve kardeşlik anlayışı temelinde şekilleniyor.
Muhammed Ali Cinnah tarafından ilan edilen Pakistan'ın bağımsızlığı, her yıl 14 Ağustos'ta kutlanıyor.
İngiltere'nin sömürgesi Hindistan'da Müslümanların haklarını savunmak için 1906'da kurulan Tüm Hindistan Müslüman Ligi (AIML), zamanla bağımsızlığı talep eden politika izlemeye başladı.
Hindistan'ın ilk Müslüman siyasi partisi AIML, 1930'larda yürüttüğü siyasi faaliyetleri, Pakistan'ın milli şairi Muhammed İkbal'in "Hindistan'da Müslüman devleti" görüşünün etkisiyle sürdürdü.
AIML, bu dönemde ayrıca mitingler düzenleyen ve halka karışan parti haline geldi.
İlk olarak Hindu milliyetçilerinin dile getirdiği "Müslümanlardan oluşan ayrı bir ülke" fikrini yeniden gündeme taşıyan AIML, "iki millet" teorisini ortaya atarak İngiltere sömürgesindeki Hindistan'da yaşayan Müslümanların çoğunlukta olduğu bölgelerde ayrı devlet kurulmasını hedefledi.
İkbal, 1930'da Allahabad'da AIML'nin açılışında yaptığı konuşmada, Müslümanlar için ayrı ve bağımsız bir devletin gerekliliğine dikkati çekti.
İkbal'in bu konuşması, "Pakistan'ın kuruluşu yönünde ilk ciddi adım" olarak nitelendirildi.
Bağımsız devlet kararı
AIML'nin üyelerinden Rahmat Ali, İkbal'in kongredeki konuşmasının ardından "Pakistan" ismini önererek kurulacak Müslüman ülkenin isim babası oldu.
Hem Müslümanların hem de Hinduların bağımsızlık hareketlerinin yaşandığı Alt Kıta'da İngiltere, 1935'te eyalet meclislerinin kurulmasına karar vererek yönetimi kademeli şekilde yerel halka bırakmaya başladı.
O dönemde Hindistan'ın kuzeybatısı ile doğusundaki eyaletlerde 1937'de yapılan seçimde Müslümanlar, meclis çoğunluğunu kazanırken geri kalanında ise Hindu çoğunluklu meclisler ortaya çıktı.
Bu durum, kurulacak iki ülkenin sınırlarının resmi olmasa da çizilmesine yol açtı.
AIML'nin 22-24 Mart 1940'ta Lahor'da düzenlediği kongre sonrasında ise Müslümanların çoğunlukta olduğu eyaletlerin bağımsız devlet altında birleşmesine karar verildi.
İngiliz sömürgesi altındaki Hindistan'da 1946 yılında yapılan eyalet seçimlerinde AIML, Müslüman nüfusun neredeyse yüzde 90'ının oyunu alarak büyük başarı kazandı.
AIML, Müslüman nüfusun yoğun olduğu bölgelerde kazandığı siyasi güçle Hindistan'ın bağımsızlık müzakerelerinde Pakistan'ın kurulmasını gündeme getirdi.
1946 seçimlerinin etkisi ve AIML'nin çabasıyla İngiliz sömürgesi altındaki Hindistan, 1947'nin 14 Ağustos'unu 15 Ağustos'a bağlayan gece resmen Pakistan ve Hindistan olarak ikiye ayrıldı. O dönem, bugünkü Bangladeş, "Doğu Pakistan" adıyla Pakistan sınırları içinde kaldı.
"14 Ağustos Pakistan Bağımsızlık Günü"
Kadir Gecesi'nin 1947'de 14 Ağustos'a denk gelmesiyle, Pakistan'ın bağımsızlık günü 14 Ağustos olarak kabul edildi.
İngiliz Milletler Topluluğu üyesi olan bağımsız Pakistan'da ilk devlet başkanlığını, İngiliz Kralı'nı temsilen "Genel Vali" sıfatıyla AIML lideri Muhammed Ali Cinnah yaptı.
1956'dan sonra İngiliz Kralı'nın Pakistan Devlet Başkanlığı statüsü yasal olarak kaldırıldı ve Pakistan Genel Valiliği yerine "Pakistan Cumhurbaşkanlığı" makamı oluşturuldu.
İlk Pakistan Cumhurbaşkanı, dördüncü Genel Vali İskender Ali Mirza oldu.
Hindistan'ın doğusunda ve batısında Müslümanların yoğun olduğu bölgelerde kurulan Pakistan, 1971'de ikiye ayrıldı ve Doğu Pakistan, "Bangladeş" adıyla bağımsızlığını ilan etti.
Türkiye-Pakistan ilişkileri
Türkiye'nin Pakistan'la ilişkileri, 14 Ağustos 1947'den itibaren yakın dostluk ve kardeşlik anlayışı temelinde şekilleniyor.
Bu sene, Türkiye ile Pakistan arasındaki diplomatik ilişkilerin tesis edilmesinin 79'uncu yılı kutlanıyor.
Alt kıta Müslümanlarının, Kurtuluş Savaşı'nda verdiği destek büyük önem taşırken Türkiye'nin bağımsızlık mücadelesi ve modern devlet kurma başarısı da Pakistan halkı için esin kaynağı oldu.
Pakistan'ın kuruluşunun ardından karşılıklı yüksek düzeyli ziyaretlerle dostluk ilişkileri geliştirilirken iki ülkenin doğal afetler gibi en zor zamanlarında birbirlerine destek olmaları, bu yakın ilişkilerin iki ülke halkları arasında giderek daha da güçlenmesini sağladı.
İki ülke arasındaki ilişkiler, 2009'da Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi olarak ihdas edilen, daha sonra Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi (YDSK) seviyesine yükseltilen mekanizmayla, kurumsal işleyişe kavuşturuldu.
"Pakistan, her zaman Türk halkının kalbinde bir yuva bulmuştur"
Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, 2-4 Temmuz'da Türkiye'yi ziyaret etti.
İstanbul'da düzenlenen Türkiye-Pakistan İş Forumu'yla son yıllarda özellikle ticaret, ekonomi, savunma sanayisi ve enerji alanındaki ilişkilerini geliştiren iki ülkenin işbirliği yeni boyuta ulaştı.
Şerif, ziyareti kapsamında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile düzenlenen basın toplantısında, Yunus Emre'nin "Dostun evi gönüllerdir, gönüller yapmaya geldim" dizesine atıfta bulunarak, şu değerlendirmede bulundu:
"İki ulus arasındaki ilişkiyi hiçbir söz daha iyi tarif edemez. Pakistan, tıpkı Türkiye'nin her Pakistanlının kalbinde yer bulduğu gibi, her zaman Türk halkının kalbinde bir yuva bulmuştur. Bu eşsiz dostluk, yüzyıllara dayanan ortak tarihimiz, ortak inancımız, karşılıklı fedakarlıklarımız ve sarsılmaz bir kardeşlik duygusu sayesinde şekillenmiştir. İki modern devletimiz kurulmadan çok önce bile, halklarımız tarihin seyrini belirleyen anlarda omuz omuza durmuştur."
Şerif, zor zamanlarda iki ülkenin birbirinin yanında durduğunu belirterek, "Bu dayanışma ruhu, Pakistan'ın zorluklarla karşılaştığı her durumda, ister savaş, ister yıkıcı depremler, ister sel felaketleri olsun, olağanüstü bir cömertlikle karşılık buldu, Türk halkı, Pakistan'ın yanında kararlı bir şekilde durdu." dedi.
Başbakan Şerif, 2010'da Pakistan'daki sel felaketinde Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bölgeyi ziyaret ettiğini ve eşi Emine Erdoğan'ın bölgede etkilenenlere destek için kolyesini bağışladığını hatırlattı.
Pakistan ve Türk halkının geleceğinin parlak olduğunu dile getiren Şerif, "Türkiye'nin başarısı, Pakistan'ın başarısıdır. Pakistan'ın ilerlemesi, Türkiye'nin ilerlemesidir." ifadelerini kullandı.