Ömer Çelik, PKK'nın Fesih ve Silah Bırakma Kararına İlişkin Konuştu: "Tsk'nın ve MİT'in Gözü Sahada"
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Sözcüsü Ömer Çelik, PKK'nın kendisini fesih ve silah bırakma kararına ilişkin olarak, "PKK'nın Irak İran Suriye'deki bütün uzantıları ile silah bırakması gerekir ve bunun finansmanını oluşturan illegal boyutunun feshedilmesi gerekir. TSK ve MİT'in gözü sahada. Gerçekten silah bırakılıyor mu ve bu silah bırakma PKK'nın feshi anlamına geliyor mu bu teyit edilecek. Teyit mekanizması ben bunu teyit ediyorum dediğinde, Cumhurbaşkanımıza sunulacak. Şu anda sahadaki durumu yakından takip ediyoruz" ifadesini kullandı.
(ANKARA) - Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Sözcüsü Ömer Çelik, Pkk'nın kendisini fesih ve silah bırakma kararına ilişkin olarak, "PKK'nın Irak İran Suriye'deki bütün uzantıları ile silah bırakması gerekir ve bunun finansmanını oluşturan illegal boyutunun feshedilmesi gerekir. Tsk ve MİT'in gözü sahada. Gerçekten silah bırakılıyor mu ve bu silah bırakma PKK'nın feshi anlamına geliyor mu bu teyit edilecek. Teyit mekanizması ben bunu teyit ediyorum dediğinde, Cumhurbaşkanımıza sunulacak. Şu anda sahadaki durumu yakından takip ediyoruz" ifadesini kullandı.
AK Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK), bugün saat 13.47'de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başkanlığında toplandı. AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, partisinin MYK gündemine ilişkin açıklamalarda bulundu. Çelik, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün 87'nci ölüm yıldönümü anısına, "Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün, Cumhuriyetimizin ve devletimizin banisi olarak gerçekleştirdiklerini hatırladığımız gibi istiklal mücadelemizi o günkü verilen mücadeleleri gerçeklerini ve bugün bizim için ne ifade ettiğini hatırlamak durumundayız" dedi.
"Dilovası'ndaki yangında tüm gerçekler mahkemeye intikal edecek ve yargı süreci kararını verecektir"
Çelik, şöyle konuştu:
"Dilovası'nda hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet diliyoruz. Burada, Çalışma Bakanlığı, gerekli soruşturma izinlerini verdi, gereken açıklama yapıldı. İster tesis sahipleri olsun ister bürokratik olarak sorumlu olanlar, ihmali olanlar olsun, bunlarla ilgili savcılığın yapacağı soruşturma çerçevesinde ortaya çıkacak. Tüm gerçekler mahkemeye intikal edecek ve yargı süreci kararını verecektir. Biz de parti olarak bu yargı sürecini yakında takip edeceğiz."
Çelik, Azerbaycan'ın Karabağ zaferi ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, bu zaferi kutlamak için gittiği Azerbaycan ziyareti ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan'ın açıklamalarına ilişkin şu ifadeleri kullandı:
"Paşinyan'ın açıklamaları pozitif gündem oluşturuyor"
"Ermenistan Başbakanı Sayın Paşinyan'ın açıklamaları pozitif gündem oluşturuyor. Paşinyan'ın zaman zaman sağduyulu açıklamalarını görüyoruz. Bu da katkı sağlayacak bir şeydir. Çünkü Cumhurbaşkanımız ve Aliyev daha zaferin kazanılmasından hemen sonra Ermenistan saldırgan ve işgalci tutumundan vazgeçerse bu bölgesel barış mekanizmasının sınır parçası olmalı demişlerdi. Bunun da bu yolda ilerlemesinden memnuniyet duyduğumuzu ifade etmek istiyorum."
"Cumhur İttifakı'nda bir çatlak yok, bir kırılganlık yok"
"Cumhur İttifakı'nda kriz bekleyen bir sektör var" diyen Çelik, şunları söyledi:
"Başka hiçbir kabiliyetleri olmayan, herhangi bir şekilde siyaset üretimi gösteremeyen, bütün varlığını ve geleceğini Cumhur İttifakı'nda bir kriz çıksın diye uğraşan marjinal, aşırı uçlarda dolaşan, memlekette kriz havası koparmaya çalışan birtakım odaklar var. Cumhur İttifakı'nda bir çatlak yok, bir kırılganlık yok. Hatta bunların her saldırısından sonra Cumhur İttifakı'nın daha da güçlendiğini görüyoruz. Çünkü bu şer şebekelerinin Türkiye'nin ve bölge barışının başına neler getirdiğini çok iyi görüyoruz. O da bir kere daha Cumhur İttifakı'nın varlığı ve ülkemiz için değeri hakkındaki bilincimizi ve görüşlerimizi tazelememize yol açıyor.
Geçenlerde Sayın Devlet Bahçeli de çok güzel ifade ettiler. Bunlar Cumhur İttifakı gibi bir ittifak şimdiye kadar görmedikleri için Cumhur İttifakı'nı koalisyon zannediyorlar. Cumhur İttifakı bir koalisyon değil; devletin varlık mücadelesini gösterdiği 15 Temmuz gecesi tamamen milli bir yaklaşımla, milli bir duruşla oluşan bir irade. Milletin bugününe ve geleceğine sahip çıkmak için meydana getirilmiş bir irade. Ondan koalisyonlardaki pazarlıkçı idareyi Cumhur İttifakı'nın iradesiyle karıştırıyorlar.
İdare ile irade arasındaki farkı bilmedikleri gibi koalisyonla Cumhur İttifakı arasındaki farkı da itiraf etmiyorlar. Bir de tabii hep krizle birlikte Cumhur İttifakını sorgulamaya çalışıyorlar. Halbuki Cumhurbaşkanımız ve Bahçeli başta olmak üzere onların ortaya koyduğu çerçeve ve irade doğrultusunda Cumhur İttifakı'nın bütün yöneticileri, bu konuda büyük siyasi yetenek ortaya koyuyorlar. Hep beraber bunu yapıyoruz. Cumhur ittifakı krizlerin ittifakı değil, krizlerden etkilenecek bir ittifak değil. Krizleri çözmenin ve krizleri aşmanın ittifakıdır. Cumhur İttifakı bir koalisyon değil. O şekilde de güçlü bir şekilde yoluna devam etmiştir."
"PKK'nın bütün uzantılarının silah bırakmasının sağlanması, kendi yol haritası çerçevesinde devam ediyor"
Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin de açıklamalarda bulunan Çelik, şöyle konuştu:
"Burada, silahların bırakılması, PKK'nın bütün unsurlarının, uzantılarının ve varlığının kesinlikle silah bırakmasının sağlanması, kendi bir takvim ve kendi yol haritası çerçevesinde devam ediyor. Bununla ilgili de çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Devlet kurumları çalışmalarını sürdürüyor.
Hem partimizde bununla ilgili bir süreci takip eden, bu sürecin siyasetlerini oluşturan, dilini oluşturan, takip eden mekanizmamız var. Bu mekanizmamız her hafta yaptığı toplantılarla birlikte çalışıyor, süreci değerlendiriyor hem de önümüzdeki takvimin getireceklerine dönük siyasetleri geliştirmeye devam ediyoruz."
"Gazze'ye yardımların girmesi konusu bizim için çok önemli"
Gazze'deki gelişmeleri de yakından takip ettiklerini vurgulayan Çelik, "Burada biliyorsunuz yardımların girmesi konusu bizim için çok önemli" diye konuştu ve şunları ekledi:
"Deprem bölgesindeki bazı konteynerların Gazze'ye gönderilmesi, Gazze'deki hayatı bir nebze rahatlatacaktır. Aynı şekilde Şarm El Şeyh Antlaşması'nda biliyorsunuz, günde 600'e yakın tır girecekti. Maalesef bu sayı 200'e düşmüş durumdadır. Biz, bu yardımlardan da sadece gıda yardımı girmesini anlamıyoruz. İnsanların hayatlarını iyileştirecek ekipmanlar girmeli, tıbbi yardımlar girmeli. Oradaki çocukların, kadınların ihtiyacı olan çeşitli malzemelerin girmesi gerekiyor.
"Maalesef İsrail, defalarca bu barış anlaşmalarında ihlal etmiştir"
O sebeple Şarm El Şeyh Antlaşması'ndaki kotayı bile aşmamız gerekirken bugün 200'e düşmüş olması son derece sakıncalıdır. Maalesef İsrail, defalarca anlaşmaları ihlal etmiştir. Bu ihlale 'Dur' denmesi için de gereken uyarıların uluslararası toplum tarafından ortaya koyulması gerekir."
"Sudan'dak Hızlı Destek Kuvvetleri'nin yaptığı katliam, siyonistlerden geri kalmayan bir katliam"
Sudan'da yaşanan katliamlara ilişkin de konuşan Çelik, şu ifadeleri kaydetti:
"Sudan'daki El Faşir şehrindeki katliam, burada Hızlı Destek Kuvvetleri'nin yaptığı katliam gerçekten siyonistlerden geri kalmayan bir katliam. Bunu en güçlü şekilde kınıyoruz. Türkiye'nin, kardeş Sudan halkının karşı karşıya olduğu bu katliamcı yapıya karşı kardeş Sudan halkıyla beraber olduğunu bir kere daha vurguluyoruz. Çatışmaların çıktığı bölgelerde altın madenlerinden birtakım doğal gaz kaynaklarına kadar bir sürü arka planda tartışmalar yürüyor.
Bütün bunların, o bölgenin refahını engellemek, o bölgenin insanlarını medeni bir hayat sürmesini engellemek için bir takım vekalet savaşlarının neticesi olarak ortaya çıktığını görüyoruz. Dolayısıyla buradan bir kere daha Sudan'daki katliam karşısında hem kendi hassasiyetimizi vurguluyoruz hem uluslararası toplumun hassasiyetinin en yüksek düzeyde olması gerektiğini ifade ediyoruz."
Çelik, daha sonra gazetecilerin sorularını yanıtladı. Çelik, Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş Terörsüz Türkiye sürecini değerlendirmesi ve 'MGK'nın PKK için silahlı terör örgütü olmaktan çıkarılması kararı sonrası oluşacak' demesine ilişkin bu konunun MYK gündemine gelip gelmeyeceği sorulan Çelik, şöyle cevap verdi:
"TSK ve MİT'in gözü sahada; gerçekten silah bırakılıyor mu ve bu silah bırakma PKK'nın feshi anlamına geliyor mu bu teyit edilecek"
"Konumuz PKK'nın feshi ve silahların bırakılması. PKK'nın Irak İran Suriye'deki bütün uzantıları ile silah bırakması gerekir ve bunun finansmanını oluşturan illegal boyutunun feshedilmesi gerekir. TSK ve MİT'in gözü sahada. Gerçekten silah bırakılıyor mu ve bu silah bırakma PKK'nın feshi anlamına geliyor mu bu teyit edilecek. Geçmişte de bu söylemler oldu ama silah bırakılmadı. Irak'taki yöntem ile Suriye'deki yöntem farklı olabilir. Türkiye'deki unsurların Türkiye dışına çıkması. Sonuç olarak teyit mekanizması ben bunu teyit ediyorum dediğinde, Cumhurbaşkanımıza sunulacak. Şu anda sahadaki durumu yakından takip ediyoruz."
Çelik'e göre, Erdoğan ve Bahçeli görüşmesi bu hafta olabilir
Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin görüşmesinin bu hafta olup olmayacağına ilişkin soruya, "Sayın Cumhurbaşkanımız ile Sayın Bahçeli'nin programına bağlı. Ama siz, salı, çarşamba, perşembeye odaklanın. Programlarına bağlı olarak bu hafta gerçekleşmesini bekleyebiliriz" yanıtını verdi.
"Türk askerinin barış gücü olarak bulunduğu bütün bölgelere biz, Cumhurbaşkanımız ile gittik"
İsrail'in, Refah bölgesinden 200 Filistinliyi tahliye etmeyi planladığı belirtilirken, Türkiye'nin de bu konuda yürütülen diplomatik görüşme trafiğinde yer aldığı ifade edildi. Konuya ilişkin görüşleri sorulan Çelik şu açıklamada bulundu:
"'Hamas ile niye görüşüyorsunuz' diye soranlar, 'Hadar Goldin'ın cesedini onlardan alır mısınız' diyorlar. Hamas, bu kişinin cesedini 11 yıl aradan sonra teslim etti. Burada Hamas barış sürecine bağlılığını göstermek için adım attı ve İsrail'in buna karşılık vermesi ve herhangi bir katliam girişiminde bulunmaması gerekiyor.
Türk askerinin barış gücü olarak bulunduğu bütün bölgelere biz, Cumhurbaşkanımız ile gittik. Türk askeri hakkında oradaki insanlar övgü ile bahsetmiştir. Türk askeri çatışma bölgelerinde en disiplinli asker olmuştur. Hiç kimse Türk askeri oralarda taraf olmuştur diyemez. Barış isteniyorsa, soykırım dursun isteniyorsa, herkesin güvenliğinin sağlanması isteniyorsa orada TSK talep edilir. TSK'nın varlığını isteyip istememek bir turnusol kağıdıdır. Bu mekanizmalar ortaya çıktığı anda TSK cumhurbaşkanımızın emirlerini yerine getirmeye hazırdır."
"Özel'in konuşmaları, doğrudan saldırgan bir dil"
Çelik, CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yönelik sözlerine de tepki gösterirken şu ifadeleri kaydetti:
"Özgür Bey sürekli olarak 'hukuk' diyor ama hukuk tanımıyor, 'hakkaniyet' diyor ama belki de Türk siyasi tarihinin hakkaniyet kavramından en uzak siyasi figürlerinden biri olabilir. Devletimizin başı olan Cumhurbaşkanı'mıza kullandığı tabirler, Avrupa faşistlerinin bile kullanmadığı tabirler. Yani siyasette muhalefet edersiniz, sert konuşursunuz. Bunlar siyasetin doğasında var. Fakat Özgür Özel'in konuşmaları, bunların hiçbiriyle tanımlanacak konuşmalar değil. Doğrudan saldırgan, doğrudan barbarca bir dil ile konuşma türü.
Bazen diyoruz ki 'buna nasıl cevap verelim?' Onda da kastımız şu, bunun seviyesine düşmeden... Fakat seviye öyle bir yere düşmüş ki cevap demeye başladığın anda kendin sıkıntıya giriyorsun. Bu saldırganlığa, bu çirkinliğe, bu pis üsluba nasıl cevap vereceğiz diye... Biz kişiselleştirmemeye çalışıyoruz. Kişiselleştirmeden siyasi akılla, siyasi zekayla, siyasi argüman üreterek, siyasi muhalefet üreterek karşımıza gelsinler istiyoruz.
Şimdi her gün söylediği sözleri ben maalesef işim gereği dinlemek zorunda kalıyorum, böyle de bir eziyetle karşı karşıyayım. Geçen gün demiş ki: 'Ömer Çelik'te geçici kulak zarı problemi var. İstediğini duyuyor, istediğini duymuyor.' Keşke sizin sözlerinizi duymayacak bir ortamda yaşayabilsem ama böyle bir imkan yok. Fakat yine kişiselleştirmemek lazım. Böyle biyolojik espriler yapmayı seviyor. Ben kendisine yapmam da böyle kulak zarı falan gibi saldırganlıklar yapmaya çalışıyor. Ben yapmam da yarın bir gün bir rakibi çıkar, 'Ya sen bu kulak zarını falan bırak. Geçirgen olmayan beyin zarından, akıl zarından kork' der. Yani siyaseti buraya getirmemek lazım. Bunlar ayıp şeyler.
"Şimdi muhalefet yapacaksan elinde bir sürü söz söyleyeceğin imkan var"
Şimdi muhalefet yapacaksan elinde bir sürü söz söyleyeceğin imkan var. İşte miting yapıyorsun, televizyonlara çıkıyorsun, siyaset üreteceksen, buyurursun. Bakın, geçen gün söyledim, Cumhurbaşkanımız bizim kırmızı çizgimizdir. Diyorlar ki Genel Başkan olarak eleştirmeyecek miyiz? Tabii ki eleştireceksiniz. Cumhurbaşkanı olarak faaliyetlerinden dolayı eleştirmeyecek miyiz?
Siz eleştirirsiniz, biz de cevabımızı veririz ama kullandığınız üslup, hem bizim Genel Başkanımız, hem devlete ve milletime bu kadar hizmet etmiş büyük bir devlet adamı olarak, hem milletin sevgilisi olarak hem de Türkiye Cumhuriyeti'nin devlet başkanı olarak sınırları geçtiği anda kırmızı çizgimizi işletiriz. O zaman üslubumuzun önünde, bizim siyasi performansımızın önünde kimse duramaz. Buradaki mevzu eğer doğru düzgün bir siyasi diyalektik içerisinde iktidar-muhalefet tartışması yapacaksak zaten bunu yapıyoruz.
"Ama hakarete, hatta küfür etmeye, doğrudan bireyselleştirmeye, saldırganlığa falan gelirse, hiçbir şekilde müsaade etmeyiz"
Onların da kürsüleri var, bizim de kürsümüz var. Ama bu hakarete, hatta küfür etmeye, doğrudan bireyselleştirmeye, saldırganlığa falan gelirse, hiçbir şekilde müsaade etmeyiz. Her şey sağlıklı bir şekilde yürüsün. İktidar kendi görevini yapsın, muhalefet kendi görevini yapsın ve siyasetin itibarını koruyalım. Sivil siyasetin üstünlüğünü yukarıda tutalım. Ona bir gayret sarılalım.
Tabii her zaman siyasetin sıcaklığı içerisinde, tansiyon yükseldiği içerisinde aşırı ifadeler olur. Bizden de aşırı ifadeler bazı arkadaşlarımızdan çıkmış olabilir. Bizim söylemediğimiz şeyleri bize söylüyorlar. CHP'nin yönetimini işimiz gereği takip ediyoruz ama büyük bir eziyet yani. Ben de oradan şunu anladım ki Özgür Özel, kendi parti yönetimindekilerin ne söylediğini takip etmiyor. Yani kendi partisindekilerin Meclis'te, televizyonlarda ve diğer yerlerde ne söylediğinden Özgür Özen'in haberi yok. Onu bilmediği için de cevap verdiğin zaman diyor ki bize 'Söylemediğimiz şeyleri söylüyoruz.'
Siyasetin imkanları ve kabiliyetleri içerisinde üslubumuzu koruyarak seviyemizi koruyarak cevap veremeyeceğimiz hiçbir soru yok bizim. Cevap veremeyeceğimiz hiçbir şey yok. Her şeye cevap veririz. Ama Cumhurbaşkanı'mıza dönük olarak kullanılan o ifadeleri hiçbir şekilde affedemeyiz."
AK Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK), bugün saat 13.47'de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başkanlığında toplandı. AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, partisinin MYK gündemine ilişkin açıklamalarda bulundu. Çelik, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün 87'nci ölüm yıldönümü anısına, "Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün, Cumhuriyetimizin ve devletimizin banisi olarak gerçekleştirdiklerini hatırladığımız gibi istiklal mücadelemizi o günkü verilen mücadeleleri gerçeklerini ve bugün bizim için ne ifade ettiğini hatırlamak durumundayız" dedi.
"Dilovası'ndaki yangında tüm gerçekler mahkemeye intikal edecek ve yargı süreci kararını verecektir"
Çelik, şöyle konuştu:
"Dilovası'nda hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet diliyoruz. Burada, Çalışma Bakanlığı, gerekli soruşturma izinlerini verdi, gereken açıklama yapıldı. İster tesis sahipleri olsun ister bürokratik olarak sorumlu olanlar, ihmali olanlar olsun, bunlarla ilgili savcılığın yapacağı soruşturma çerçevesinde ortaya çıkacak. Tüm gerçekler mahkemeye intikal edecek ve yargı süreci kararını verecektir. Biz de parti olarak bu yargı sürecini yakında takip edeceğiz."
Çelik, Azerbaycan'ın Karabağ zaferi ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, bu zaferi kutlamak için gittiği Azerbaycan ziyareti ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan'ın açıklamalarına ilişkin şu ifadeleri kullandı:
"Paşinyan'ın açıklamaları pozitif gündem oluşturuyor"
"Ermenistan Başbakanı Sayın Paşinyan'ın açıklamaları pozitif gündem oluşturuyor. Paşinyan'ın zaman zaman sağduyulu açıklamalarını görüyoruz. Bu da katkı sağlayacak bir şeydir. Çünkü Cumhurbaşkanımız ve Aliyev daha zaferin kazanılmasından hemen sonra Ermenistan saldırgan ve işgalci tutumundan vazgeçerse bu bölgesel barış mekanizmasının sınır parçası olmalı demişlerdi. Bunun da bu yolda ilerlemesinden memnuniyet duyduğumuzu ifade etmek istiyorum."
"Cumhur İttifakı'nda bir çatlak yok, bir kırılganlık yok"
"Cumhur İttifakı'nda kriz bekleyen bir sektör var" diyen Çelik, şunları söyledi:
"Başka hiçbir kabiliyetleri olmayan, herhangi bir şekilde siyaset üretimi gösteremeyen, bütün varlığını ve geleceğini Cumhur İttifakı'nda bir kriz çıksın diye uğraşan marjinal, aşırı uçlarda dolaşan, memlekette kriz havası koparmaya çalışan birtakım odaklar var. Cumhur İttifakı'nda bir çatlak yok, bir kırılganlık yok. Hatta bunların her saldırısından sonra Cumhur İttifakı'nın daha da güçlendiğini görüyoruz. Çünkü bu şer şebekelerinin Türkiye'nin ve bölge barışının başına neler getirdiğini çok iyi görüyoruz. O da bir kere daha Cumhur İttifakı'nın varlığı ve ülkemiz için değeri hakkındaki bilincimizi ve görüşlerimizi tazelememize yol açıyor.
Geçenlerde Sayın Devlet Bahçeli de çok güzel ifade ettiler. Bunlar Cumhur İttifakı gibi bir ittifak şimdiye kadar görmedikleri için Cumhur İttifakı'nı koalisyon zannediyorlar. Cumhur İttifakı bir koalisyon değil; devletin varlık mücadelesini gösterdiği 15 Temmuz gecesi tamamen milli bir yaklaşımla, milli bir duruşla oluşan bir irade. Milletin bugününe ve geleceğine sahip çıkmak için meydana getirilmiş bir irade. Ondan koalisyonlardaki pazarlıkçı idareyi Cumhur İttifakı'nın iradesiyle karıştırıyorlar.
İdare ile irade arasındaki farkı bilmedikleri gibi koalisyonla Cumhur İttifakı arasındaki farkı da itiraf etmiyorlar. Bir de tabii hep krizle birlikte Cumhur İttifakını sorgulamaya çalışıyorlar. Halbuki Cumhurbaşkanımız ve Bahçeli başta olmak üzere onların ortaya koyduğu çerçeve ve irade doğrultusunda Cumhur İttifakı'nın bütün yöneticileri, bu konuda büyük siyasi yetenek ortaya koyuyorlar. Hep beraber bunu yapıyoruz. Cumhur ittifakı krizlerin ittifakı değil, krizlerden etkilenecek bir ittifak değil. Krizleri çözmenin ve krizleri aşmanın ittifakıdır. Cumhur İttifakı bir koalisyon değil. O şekilde de güçlü bir şekilde yoluna devam etmiştir."
"PKK'nın bütün uzantılarının silah bırakmasının sağlanması, kendi yol haritası çerçevesinde devam ediyor"
Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin de açıklamalarda bulunan Çelik, şöyle konuştu:
"Burada, silahların bırakılması, PKK'nın bütün unsurlarının, uzantılarının ve varlığının kesinlikle silah bırakmasının sağlanması, kendi bir takvim ve kendi yol haritası çerçevesinde devam ediyor. Bununla ilgili de çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Devlet kurumları çalışmalarını sürdürüyor.
Hem partimizde bununla ilgili bir süreci takip eden, bu sürecin siyasetlerini oluşturan, dilini oluşturan, takip eden mekanizmamız var. Bu mekanizmamız her hafta yaptığı toplantılarla birlikte çalışıyor, süreci değerlendiriyor hem de önümüzdeki takvimin getireceklerine dönük siyasetleri geliştirmeye devam ediyoruz."
"Gazze'ye yardımların girmesi konusu bizim için çok önemli"
Gazze'deki gelişmeleri de yakından takip ettiklerini vurgulayan Çelik, "Burada biliyorsunuz yardımların girmesi konusu bizim için çok önemli" diye konuştu ve şunları ekledi:
"Deprem bölgesindeki bazı konteynerların Gazze'ye gönderilmesi, Gazze'deki hayatı bir nebze rahatlatacaktır. Aynı şekilde Şarm El Şeyh Antlaşması'nda biliyorsunuz, günde 600'e yakın tır girecekti. Maalesef bu sayı 200'e düşmüş durumdadır. Biz, bu yardımlardan da sadece gıda yardımı girmesini anlamıyoruz. İnsanların hayatlarını iyileştirecek ekipmanlar girmeli, tıbbi yardımlar girmeli. Oradaki çocukların, kadınların ihtiyacı olan çeşitli malzemelerin girmesi gerekiyor.
"Maalesef İsrail, defalarca bu barış anlaşmalarında ihlal etmiştir"
O sebeple Şarm El Şeyh Antlaşması'ndaki kotayı bile aşmamız gerekirken bugün 200'e düşmüş olması son derece sakıncalıdır. Maalesef İsrail, defalarca anlaşmaları ihlal etmiştir. Bu ihlale 'Dur' denmesi için de gereken uyarıların uluslararası toplum tarafından ortaya koyulması gerekir."
"Sudan'dak Hızlı Destek Kuvvetleri'nin yaptığı katliam, siyonistlerden geri kalmayan bir katliam"
Sudan'da yaşanan katliamlara ilişkin de konuşan Çelik, şu ifadeleri kaydetti:
"Sudan'daki El Faşir şehrindeki katliam, burada Hızlı Destek Kuvvetleri'nin yaptığı katliam gerçekten siyonistlerden geri kalmayan bir katliam. Bunu en güçlü şekilde kınıyoruz. Türkiye'nin, kardeş Sudan halkının karşı karşıya olduğu bu katliamcı yapıya karşı kardeş Sudan halkıyla beraber olduğunu bir kere daha vurguluyoruz. Çatışmaların çıktığı bölgelerde altın madenlerinden birtakım doğal gaz kaynaklarına kadar bir sürü arka planda tartışmalar yürüyor.
Bütün bunların, o bölgenin refahını engellemek, o bölgenin insanlarını medeni bir hayat sürmesini engellemek için bir takım vekalet savaşlarının neticesi olarak ortaya çıktığını görüyoruz. Dolayısıyla buradan bir kere daha Sudan'daki katliam karşısında hem kendi hassasiyetimizi vurguluyoruz hem uluslararası toplumun hassasiyetinin en yüksek düzeyde olması gerektiğini ifade ediyoruz."
Çelik, daha sonra gazetecilerin sorularını yanıtladı. Çelik, Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş Terörsüz Türkiye sürecini değerlendirmesi ve 'MGK'nın PKK için silahlı terör örgütü olmaktan çıkarılması kararı sonrası oluşacak' demesine ilişkin bu konunun MYK gündemine gelip gelmeyeceği sorulan Çelik, şöyle cevap verdi:
"TSK ve MİT'in gözü sahada; gerçekten silah bırakılıyor mu ve bu silah bırakma PKK'nın feshi anlamına geliyor mu bu teyit edilecek"
"Konumuz PKK'nın feshi ve silahların bırakılması. PKK'nın Irak İran Suriye'deki bütün uzantıları ile silah bırakması gerekir ve bunun finansmanını oluşturan illegal boyutunun feshedilmesi gerekir. TSK ve MİT'in gözü sahada. Gerçekten silah bırakılıyor mu ve bu silah bırakma PKK'nın feshi anlamına geliyor mu bu teyit edilecek. Geçmişte de bu söylemler oldu ama silah bırakılmadı. Irak'taki yöntem ile Suriye'deki yöntem farklı olabilir. Türkiye'deki unsurların Türkiye dışına çıkması. Sonuç olarak teyit mekanizması ben bunu teyit ediyorum dediğinde, Cumhurbaşkanımıza sunulacak. Şu anda sahadaki durumu yakından takip ediyoruz."
Çelik'e göre, Erdoğan ve Bahçeli görüşmesi bu hafta olabilir
Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin görüşmesinin bu hafta olup olmayacağına ilişkin soruya, "Sayın Cumhurbaşkanımız ile Sayın Bahçeli'nin programına bağlı. Ama siz, salı, çarşamba, perşembeye odaklanın. Programlarına bağlı olarak bu hafta gerçekleşmesini bekleyebiliriz" yanıtını verdi.
"Türk askerinin barış gücü olarak bulunduğu bütün bölgelere biz, Cumhurbaşkanımız ile gittik"
İsrail'in, Refah bölgesinden 200 Filistinliyi tahliye etmeyi planladığı belirtilirken, Türkiye'nin de bu konuda yürütülen diplomatik görüşme trafiğinde yer aldığı ifade edildi. Konuya ilişkin görüşleri sorulan Çelik şu açıklamada bulundu:
"'Hamas ile niye görüşüyorsunuz' diye soranlar, 'Hadar Goldin'ın cesedini onlardan alır mısınız' diyorlar. Hamas, bu kişinin cesedini 11 yıl aradan sonra teslim etti. Burada Hamas barış sürecine bağlılığını göstermek için adım attı ve İsrail'in buna karşılık vermesi ve herhangi bir katliam girişiminde bulunmaması gerekiyor.
Türk askerinin barış gücü olarak bulunduğu bütün bölgelere biz, Cumhurbaşkanımız ile gittik. Türk askeri hakkında oradaki insanlar övgü ile bahsetmiştir. Türk askeri çatışma bölgelerinde en disiplinli asker olmuştur. Hiç kimse Türk askeri oralarda taraf olmuştur diyemez. Barış isteniyorsa, soykırım dursun isteniyorsa, herkesin güvenliğinin sağlanması isteniyorsa orada TSK talep edilir. TSK'nın varlığını isteyip istememek bir turnusol kağıdıdır. Bu mekanizmalar ortaya çıktığı anda TSK cumhurbaşkanımızın emirlerini yerine getirmeye hazırdır."
"Özel'in konuşmaları, doğrudan saldırgan bir dil"
Çelik, CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yönelik sözlerine de tepki gösterirken şu ifadeleri kaydetti:
"Özgür Bey sürekli olarak 'hukuk' diyor ama hukuk tanımıyor, 'hakkaniyet' diyor ama belki de Türk siyasi tarihinin hakkaniyet kavramından en uzak siyasi figürlerinden biri olabilir. Devletimizin başı olan Cumhurbaşkanı'mıza kullandığı tabirler, Avrupa faşistlerinin bile kullanmadığı tabirler. Yani siyasette muhalefet edersiniz, sert konuşursunuz. Bunlar siyasetin doğasında var. Fakat Özgür Özel'in konuşmaları, bunların hiçbiriyle tanımlanacak konuşmalar değil. Doğrudan saldırgan, doğrudan barbarca bir dil ile konuşma türü.
Bazen diyoruz ki 'buna nasıl cevap verelim?' Onda da kastımız şu, bunun seviyesine düşmeden... Fakat seviye öyle bir yere düşmüş ki cevap demeye başladığın anda kendin sıkıntıya giriyorsun. Bu saldırganlığa, bu çirkinliğe, bu pis üsluba nasıl cevap vereceğiz diye... Biz kişiselleştirmemeye çalışıyoruz. Kişiselleştirmeden siyasi akılla, siyasi zekayla, siyasi argüman üreterek, siyasi muhalefet üreterek karşımıza gelsinler istiyoruz.
Şimdi her gün söylediği sözleri ben maalesef işim gereği dinlemek zorunda kalıyorum, böyle de bir eziyetle karşı karşıyayım. Geçen gün demiş ki: 'Ömer Çelik'te geçici kulak zarı problemi var. İstediğini duyuyor, istediğini duymuyor.' Keşke sizin sözlerinizi duymayacak bir ortamda yaşayabilsem ama böyle bir imkan yok. Fakat yine kişiselleştirmemek lazım. Böyle biyolojik espriler yapmayı seviyor. Ben kendisine yapmam da böyle kulak zarı falan gibi saldırganlıklar yapmaya çalışıyor. Ben yapmam da yarın bir gün bir rakibi çıkar, 'Ya sen bu kulak zarını falan bırak. Geçirgen olmayan beyin zarından, akıl zarından kork' der. Yani siyaseti buraya getirmemek lazım. Bunlar ayıp şeyler.
"Şimdi muhalefet yapacaksan elinde bir sürü söz söyleyeceğin imkan var"
Şimdi muhalefet yapacaksan elinde bir sürü söz söyleyeceğin imkan var. İşte miting yapıyorsun, televizyonlara çıkıyorsun, siyaset üreteceksen, buyurursun. Bakın, geçen gün söyledim, Cumhurbaşkanımız bizim kırmızı çizgimizdir. Diyorlar ki Genel Başkan olarak eleştirmeyecek miyiz? Tabii ki eleştireceksiniz. Cumhurbaşkanı olarak faaliyetlerinden dolayı eleştirmeyecek miyiz?
Siz eleştirirsiniz, biz de cevabımızı veririz ama kullandığınız üslup, hem bizim Genel Başkanımız, hem devlete ve milletime bu kadar hizmet etmiş büyük bir devlet adamı olarak, hem milletin sevgilisi olarak hem de Türkiye Cumhuriyeti'nin devlet başkanı olarak sınırları geçtiği anda kırmızı çizgimizi işletiriz. O zaman üslubumuzun önünde, bizim siyasi performansımızın önünde kimse duramaz. Buradaki mevzu eğer doğru düzgün bir siyasi diyalektik içerisinde iktidar-muhalefet tartışması yapacaksak zaten bunu yapıyoruz.
"Ama hakarete, hatta küfür etmeye, doğrudan bireyselleştirmeye, saldırganlığa falan gelirse, hiçbir şekilde müsaade etmeyiz"
Onların da kürsüleri var, bizim de kürsümüz var. Ama bu hakarete, hatta küfür etmeye, doğrudan bireyselleştirmeye, saldırganlığa falan gelirse, hiçbir şekilde müsaade etmeyiz. Her şey sağlıklı bir şekilde yürüsün. İktidar kendi görevini yapsın, muhalefet kendi görevini yapsın ve siyasetin itibarını koruyalım. Sivil siyasetin üstünlüğünü yukarıda tutalım. Ona bir gayret sarılalım.
Tabii her zaman siyasetin sıcaklığı içerisinde, tansiyon yükseldiği içerisinde aşırı ifadeler olur. Bizden de aşırı ifadeler bazı arkadaşlarımızdan çıkmış olabilir. Bizim söylemediğimiz şeyleri bize söylüyorlar. CHP'nin yönetimini işimiz gereği takip ediyoruz ama büyük bir eziyet yani. Ben de oradan şunu anladım ki Özgür Özel, kendi parti yönetimindekilerin ne söylediğini takip etmiyor. Yani kendi partisindekilerin Meclis'te, televizyonlarda ve diğer yerlerde ne söylediğinden Özgür Özen'in haberi yok. Onu bilmediği için de cevap verdiğin zaman diyor ki bize 'Söylemediğimiz şeyleri söylüyoruz.'
Siyasetin imkanları ve kabiliyetleri içerisinde üslubumuzu koruyarak seviyemizi koruyarak cevap veremeyeceğimiz hiçbir soru yok bizim. Cevap veremeyeceğimiz hiçbir şey yok. Her şeye cevap veririz. Ama Cumhurbaşkanı'mıza dönük olarak kullanılan o ifadeleri hiçbir şekilde affedemeyiz."
Kaynak: ANKA / Güncel
İnsan Hakları, Dış Politika, Ömer Çelik, AK Parti, Güvenlik, Politika, Suriye, Güncel, Terör, İran, Irak, TSK, PKK, TSK, PKK, İran, Irak, Silah, Suriye, AK Parti, Ömer Çelik, Silah Bırakma, İnsan Hakları, Dış Politika, Terör, Güvenlik, Politika, Güncel, Haberler
- AK PARTİ
- AVRUPA BİRLİĞİ
- AZERBAYCAN
- BASKETBOL
- BELEDİYE
- BEŞİKTAŞ
- CHP
- ÇEVRE
- DEM
- DİPLOMASİ
- DOĞA
- DONALD TRUMP
- DEVLET BAHÇELİ
- EĞİTİM
- EKREM İMAMOĞLU
- ELON MUSK
- EMEKLİ
- EMLAK
- ENERJİ
- ENFLASYON
- ESNAF
- FENERBAHÇE
- FİKSTÜR
- FİLİSTİN
- FUTBOL
- GALATASARAY
- GASTRONOMİ
- GAZZE
- GÜNCEL
- GÜVENLİK
- GÖÇMEN
- HAKAN FİDAN
- HASTANE
- HAYVAN HAKLARI
- HIRSIZLIK
- HUKUK
- IRAK
- İNSAN HAKLARI
- İRAN
- İSRAİL
- İSTANBUL
- İŞÇİ
- İTFAİYE
- JANDARMA
- JOSE MOURINHO
- KAZA