Gaziantep'te Kcdp ve Demokratik Kadın Platformu'ndan İran ve Rojava'daki Kadınlara Destek Çağrısı

Yerel Haberler

KCDP ve Gaziantep Demokratik Kadın Platformu, İran'da ve Rojava'da kadınlara yönelik baskı ve şiddeti kınayarak, yaşanan insan hakları ihlallerine dikkat çekti. Açıklamalarda, İran'daki protestolara karşı orantısız müdahalelere, iletişim kesintilerine ve kadınların karşılaştığı sistematik şiddete vurgu yapıldı.

(GAZİANTEP) - KCDP ile Gaziantep Demokratik Kadın Platformu, İran ve Rojava'da kadınlara yönelik baskı ve şiddeti kınadı. Yapılan açıklamada, İran'daki protestolara yönelik müdahalelere, iletişim karartmasına ve kadınlara yönelik sistematik şiddete tepki gösterildi.
KCDP ile Gaziantep Demokratik Kadın Platformu tarafından, kentteki Balıklı Meydanı'nda açıklama yapıldı. Açıklamada, İran'da 28 Aralık 2025'ten bu yana ekonomik kriz, yoksulluk ve baskı politikalarına karşı başlayan protestoların kısa sürede ülke geneline yayıldığı, ancak halkın bu haklı mücadelesinin hukuka aykırı ve orantısız müdahalelerle bastırılmaya çalışıldığı belirtildi. Gözaltıların, tutuklamaların, işkencenin ve ölümlerin arttığı vurgulanarak, direnen halkın ve özellikle kadınların devlet eliyle, erkek egemen rejimin sistematik şiddetine maruz kaldığı ifade edildi.
İran'da yaklaşık bir haftadır internetin kesildiği, telefon hatlarının çalışmadığı ve sık sık elektrik kesintilerinin yaşandığı belirtilen açıklamada, bu durumun teknik bir sorun değil, yaşananların gizlenmesine yönelik bilinçli bir karartma olduğu kaydedildi. İletişimin kesilmesi nedeniyle gerçek ölüm sayısının bilinmediği, kadınların, gençlerin ve direnenlerin öldürüldüğü ifade edildi. Açıklamada, İran'daki kadınların sesini duyurmak için alanda olunduğu vurgulandı.
Mahsa Amini'nin öldürülmesinin ardından ortaya çıkan "Jin, Jiyan, Azadi" sloganıyla simgeleşen direnişin bastırılamadığı belirtilen açıklamada, zorunlu örtünme, gözaltılar, işkence, idamlar ve internet yasaklarına rağmen kadınların sokakları terk etmediği kaydedildi. Kadınların bedenleri üzerinde kurulan tahakkümün, erkek egemen devlet ve savaş politikalarının temel araçlarından biri olduğu ifade edildi.
Açıklamada, Rojava'da kadınların öncülüğünde kurulan eşitlikçi ve özgür yaşam modelinin hedef alındığı belirtilerek, kadınların siyasal temsiliyetine, öz savunmasına ve toplumsal kazanımlarına yönelik saldırıların sürdüğü kaydedildi. Rojava'ya yönelik saldırıların, kadınların özne olduğu bir yaşam ihtimalini hedef aldığı ifade edildi.
Türkiye'de ise kadınların erkek şiddeti, cezasızlık politikaları ve kadın karşıtı uygulamalarla karşı karşıya olduğu belirtilen açıklamada, kadın ölümlerinin "şüpheli" olarak kayda geçtiği, dosyaların kapatıldığı ve faillerin korunarak cezasız bırakıldığı vurgulandı. 2025 yılının kadınlar açısından bir direniş ve adalet arayışı yılı olduğu ifade edildi.
İran'da kadınları öldürenlerle, Türkiye'de kadın ölümlerini aklayanların ve Rojava'daki kadın kazanımlarını hedef alanların aynı erkek egemen zihniyetin ürünü olduğunu belirtilen açıklamada, mücadelenin ortak olduğu vurgulandı.
Basın açıklamasının sonunda "Kadınlar susmayacak, teslim olmayacak" ve "Kadın, Yaşam, Özgürlük – Jin, Jiyan, Azadi" sloganları atıldı.