İyi Partili Kavuncu'dan 'İstanbul Depremi' Uyarısı: "Gelir Vergisinin Büyük Kısmının Çıktığı Bu Körfez Bölgesindeki Deprem Riski Bir Beka Problemidir"

Güncel Haberler

İYİ Parti Sözcüsü Buğra Kavuncu, "Deprem konusunda birleştirici, bütünleştirici olmamız gerekiyor. Özellikle İstanbul için çok önemli. Türkiye'nin can damarı. Gelir vergisinin büyük kısmının çıktığı bu körfez bölgesindeki deprem riski bir beka problemidir. Birilerine umut hakkından bahsediyorsunuz. Kahramanmaraş’ta 52 bin insanımız sadece depremde hayatını kaybetti. Üçüncü kurduğunuz deprem komisyonunun raporunu yayınlayıp gündeme bile almadınız. Bir başka komisyonda umut hakkı için, 50 bin insanın kanına girmiş bir terör başına umut hakkıyla faydalandırmak için uğraşıyorsunuz" dedi.

(İSTANBUL) - İyi Parti Sözcüsü Buğra Kavuncu, "Deprem konusunda birleştirici, bütünleştirici olmamız gerekiyor. Özellikle İstanbul için çok önemli. Türkiye'nin can damarı. Gelir vergisinin büyük kısmının çıktığı bu körfez bölgesindeki deprem riski bir beka problemidir. Birilerine umut hakkından bahsediyorsunuz. Kahramanmaraş'ta 52 bin insanımız sadece depremde hayatını kaybetti. Üçüncü kurduğunuz deprem komisyonunun raporunu yayınlayıp gündeme bile almadınız. Bir başka komisyonda umut hakkı için, 50 bin insanın kanına girmiş bir terör başına umut hakkıyla faydalandırmak için uğraşıyorsunuz" dedi.

İYİ Parti Sözcüsü, Parlamento ile İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Buğra Kavuncu, Kahramanmaraş merkezli depremlerin 3'üncü yılı dolayısıyla partisinin İstanbul İl Başkanlığı'nda basın açıklaması yaptı. Kavuncu, "Deprem konusunda birleştirici, bütünleştirici olmamız gerekiyor. Özellikle İstanbul için çok önemli. Türkiye'nin can damarı. Gelir vergisinin büyük kısmının çıktığı bu körfez bölgesindeki deprem riski bir beka problemidir" dedi.

"Bu kayıplar ihtimaldir, sorumsuzluktur, plansızlıktır"

Depremden hemen sonra 7 Şubat sabahı deprem bölgesine gittiklerini hatırlatan Kavuncu, "Deprem öldürmez, ihmal öldürür. Bu çok önemli ve altı çizilmesi gereken bir cümle. Depremde can ve mal kaybı kader değildir. Bu kayıplar ihtimaldir, sorumsuzluktur, plansızlıktır, kurumların zafiyetinin bir göstergesidir. Öldüren; nasıl olsa benim sorumluluğum olmaz, hesap vermem duygusudur. Öldüren; ihmal karşısında görevini yerine getirmeme halinde hiçbir caydırıcı yaptırım olmamasıdır. Aslında asrın felaketi dediğiniz şey, asrın ihmalinin ta kendisidir" dedi.

"Sivil toplum kuruluşları vardı, millet gelmişti, devlet ilk gün yoktu"

İktidarın yaşananlardan ders almadığını savunan Kavuncu, "1999'da yaşadığımız deprem de 2023 yılında yaşadığımız deprem de göz göre göre geldi. Yanlış yapılaşma, eksik malzeme, kaçak yapılaşma, imar afları, yetersiz kalmış bir Kızılay, yetersiz kalmış acil kurtarma ve ilk yardım müdahaleleri… 'Devlet hemen her yere ulaştı' diye millete de yalan söyleyen bir iktidar. Az önce de söyledim. Ben ilk gün oradaydım. Devlet ilk gün orada yoktu. Sivil toplum kuruluşları vardı, millet gelmişti. Siz o gün neredeydiniz? Nereye ulaştınız? Bunu bilen gören varsa anlatsın" ifadelerini kullandı.

"Denetleme görevi olan, imar izni veren kamu görevlileriyle ilgili herhangi bir yaptırım yok"

Deprem sonrası devam eden davalara değinen Kavuncu, "Kusuru çok net olan müteahhitlerin yargı süreci devam ediyor. 1999 depreminde de sevdiklerini kaybetmiş insanlarımızın yine aynı şekilde adalet arayışı vardı. Bugün de aynı manzara var. Değişen sadece müteahhitlerin, yetkililerin, sorumluların ismi. Denetleme görevi olan, imar izni veren kamu görevlileriyle ilgili herhangi bir yaptırım yok. İYİ Parti olarak yargı süreçlerinin takipçisiyiz. Adalet mekanizması çoğu noktada eksik ve yavaş ilerliyor. Kusurlu olduğu açıkça ortada olan bazı müteahhitlerin hiçbir şey olmamış gibi yaşamlarına devam etmeleri vicdanları sızlatıyor. Bu süreçlerin bir an önce tamamlanması gerektiğini bir kez daha buradan ifade ediyoruz" dedi.

"Kamu görevlileri hesap adeta vermeyen bir konuma geldini görüyoruz"

Dönemin İYİ Parti Kahramanmaraş İl Başkanı'nın depremden 7 ay önce "Deprem kapımızda değil, deprem ayaklarımızın altında. Kahramanmaraş'ta keşfedilen 2 büyük fay hattı üzerinden 2 büyük deprem bekliyoruz. 7 şiddetinin üstünde deprem bekliyoruz. Hazır değiliz" şeklinde bir açıklama yaptığını hatırlatan Kavuncu, "Gözümüzün içine baka baka 'Ben geliyorum' diyen bir deprem" şeklinde konuştu.

1999 depreminden sonra kusuru bulunan kamu görevlilerine hak ettikleri cezaların verilmediğine işaret eden Kavuncu, "Caydırıcılığı kimse hissetmedi. Birkaç kişi adeta günah keçisi yapıldı, bütün yük oralara yüklendi. Biz Kartalkaya'da da aynı manzarayı gördük. Bakan komisyona gelip ifade bile vermedi. Tekrar tekrar aynı şeyleri neden yaşıyoruz diyoruz ya işte bu yüzden yaşıyoruz. Çünkü sorumluların sorumluluğu üstlenme ve bu olayların akabinde caydırıcı olabilecek birtakım yargısal konuların hızlı ve süratle ilgililerine intikal etme hadisesi cereyan etmiyor. Caydırıcılık olmayınca da ihmal ve tedbirsizlik, korkulan bir konu olmaktan çıkıyor. Kamu görevlileri hesap adeta vermeyen bir konuma geldini görüyoruz" değerlendirmesini yaptı.

"Ülkelerini kişilerle değil, kurumlarla yönetiyorlar"

Japonya örneği veren Kavuncu, "Denetlemeye, şeffaflığa ve caydırıcılığa çok daha fazla önem veriyorlar. O nedenle çok daha az kayıpla karşılaşıyorlar. Ülkelerini kişilerle değil, kurumlarla yönetiyorlar. Ülkemizde ise hiçbir şey değişmiyor maalesef. Çünkü birkaç güç tutkunu, ben bunlara 'rant fetişistleri' diyorum; tüm ülkenin kaderiyle oynuyorlar" diye ekledi.

"Depreme yönelik 3 farklı komisyon kurulmuş"

"AK Parti iktidarı döneminde TBMM'de deprem sorununa karşı 3 farklı komisyon kurulmuş" diyen Kavuncu, "İlk araştırma komisyonu 16 yıl önce kurulmuş. ve Temmuz 2010'da paylaşılan sonuç raporunda; afet öncesi tedbirlerden çok yara sarma politikalarına öncelik verildiği, imar affı sorununun yaşandığı ve afet önlemlerine ilişkin sorumlulukların kimde olduğunun tanımsız kaldığı tespitleri yer alıyor. Şimdi gelin 2023'e ve Kahramanmaraş depreminde sıkıntı çekilen en önemli alanlar nedir diye sorun. Herkes, 'Afet öncesi tedbirler yeterli derecede alınmadı' der. İmar affı sorununun çok ciddi bir sıkıntı olduğundan bahsedilir. Afet önlemlerine ilişkin sorumlulukların kimde olduğunun tanımsız kaldığı anlatılır" dedi."

"Atılması gereken adımların atılması konusunda korkunç bir basiretsiz var"

2021 yılında kurulan ikinci komisyonun raporunda da benzer ifadelerin yer aldığına işaret eden Kavuncu, "Ya arkadaşlar anlatılıyor, anlatılıyor. 99'da da anlatılıyor. 2010'da da anlatılıyor. Peki neden hiçbir şey değişmiyor? Neden aynı sıkıntıları tekrar tekrar yaşıyoruz? Ardından ne oluyor? Üçüncü komisyon geliyor. 2023 genel seçimlerinden hemen önce. Yani Kahramanmaraş depreminden hemen sonra bir komisyon kuruluyor. ve tam 787 sayfalık bir rapor hazırlıyor. Ancak bu rapor seçim dönemine denk gelmesi nedeniyle Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde görüşülemiyor ve Meclis kayıtlarında da hükümsüz olarak yer alıyor. Atılması gereken adımların atılması konusunda korkunç bir basiretsiz var" ifadelerini kullandı.

"Eksiklerle ilgili söz söyleyince neden rahatsız oluyorsunuz"

Yıkımın asli sorumlusu iktidarın bütün bunlar olurken vatandaştan aldığı vergilerle yatığı binalardan dolayı övündüğüne işaret eden Kavuncu, "Deprem için ödediğimiz vergiler nereye gitti bunu hiç gündeme bile getirmiyorum ama o binalar sizlerin vergisiyle yapıldı. Yapan bakan da bir aracı. Öyle bir duruma getirdiler ki. Depremdeki ihmallerden bahsederseniz vatan haini muamelesi görüyorsunuz. Murat Kurum'a övgü düzmezsiniz ayıplanıyorsunuz. Çevre ve Şehircilik Bakanı işini yapıyor arkadaş. Yapmak durumunda. Vergilerle o binalar yapıldığı için övgüler düzülürken öteki tarafta ihmallerden bahsedilince olmuyor. Eksiklerle ilgili söz söyleyince neden rahatsız oluyorsunuz? Bu kabul edilebilir bir şey değil" şeklinde konuştu.

"AK Parti bir yetkili Çevre ve Şehircilik Bakanı'na 'Mimar Koca Murat diye hitap etmesi anlaşılabilir gibi değil"

Bakan Kurum için "Mimar Koca Murat" denmesine de tepki gösteren Kavuncu, "Allah aşkına dalga mı geçiyorsunuz? 50 binin üstünde insanın acısının konuşulması gereken bir günde AK Parti bir yetkili Çevre ve Şehircilik Bakanı'na 'Mimar Koca Murat diye hitap etmesi anlaşılabilir gibi değil. Hünkarım, sultanım diye hitap ettiğiniz biri vardı. Bakanlara da Mimar Koca Sinan gibi lakaplar takmaya başlamanız akıl alır gibi değil. İnsan hakikaten biraz utanır. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın yaptığı binalara övgüler dizilmesinin aslında iki ana duygusu var. Birisi arsızlık, diğeri de yüzsüzlük.

Göz göre göre geliyorum diyen bir deprem karşısında hiçbir ön tedbir almayan iktidara, yaptığı binalardan dolayı övgüler düzmek aslında caydırıcılığı yok etmektir. Dolayısıyla bir sonraki depremde oluşacak trajediye, can kayıplarına dolaylı yoldan katkı sağlamaktır." dedi.

"Ben 3-4 saatte eşime, çocuğuma ulaşamayacaksam senin ne anlamın var"

Kızılay'ın çadır satmasını "İnanılmaz bir skandal" diyerek yorumlayan Kavuncu, "Utanmazlıklar, skandallar başka yok mu? İletişim kesildi, Ben Ankara'daydım. Eşime 3 buçuk saatte ulaştım. GSM operatörleri ile konuştum. Topu hükümete atıyorlar. Bir bant genişletilmesinden bahsediyorlar. 'İktidarın bu bant genişlemesini yapması gerekir' diyorlar. Kar elde etmek için iktidarın kapısını aşındırmaya biliyorsanız, deprem olduğunda da insanların yakınlarına ulaşması için ihtiyaç duyulan bant genişliği konusunda iktidarın yakasını yapışacaksınız. Milyarlarca dolar para kazanıyorsunuz. Ben 3-4 saatte eşime, çocuğuma ulaşamayacaksam senin ne anlamın var?" ifadelerini kullandı.

"İstanbul'da 3 milyon insanımız hayati tehlikeyle karşı karşıya"

Olası İstanbul depremine değinen Kavuncu, "Büyük İstanbul depremi için hazırlık nerede? Hiçbir yerde hiçbir hazırlık yok. Ne bir kentsel dönüşüm planı ne de deprem sonrası afet yönetimi ve koordinasyon planlaması var. Ne afet ne de acil toplanma alanı var. İstanbul'da en az 2 buçuk 3 milyon insanımız hayati tehlikeyle karşı karşıya. Bunun üstüne trafik ve otopark problemini de ekleyin. Sizi öyle sokaklara götürürüm ki; bırakın itfaiye aracının, ambulans aracının girmesini kendi aracınızla bile girmenizin imkanı yok" dedi.

"Başlarım sizin siyasi rekabetinize"

Kentsel dönüşümle ilgili kredi almak isteyen Kiptaş'ın kamu bankalarından cevap alamadığına işaret eden Kavuncu, "Kamu bankaları İBB'ye muhalefet partisinin belediyesi diye cevap vermiyor. Başlarım sizin siyasi rekabetinize. Sizin bu hırsınız, sizin bu kavganız, sizin bu umursamazlığınız milyonlarca insanın deprem riskiyle karşı karşıya kalmasına yol açıyor. Bu anlaşılabilir, kabul edilebilir bir şey değil -ki Kiptaş geçtiğimiz Mart ayında bu kamu bankaların hakkında suç duyurusunda bulundu. Netice ne oldu, takip ediyoruz ama bunun partisi, belediyesi bakanı olmaz. Bu kavgaya son vermek zorundasınız" şeklinde konuştu.

"Umut hakkıyla uğraştığınız kadar depremle ilgili konuşmadınız"

Kavuncu, sö"Deprem konusunda birleştirici, bütünleştirici olmamız gerekiyor. Bu konu çok önemli. Özellikle İstanbul için çok önemli. Türkiye'nin can damarı. Sanayinin kalbi. Gelir vergisinin büyük kısmının çıktığı bu körfez bölgesindeki deprem riski bir beka problemidir. Bu Türkiye'yi kilitleyecek bir sorundur. Hani bir komisyon kurdunuz ya beka problemi vesaire dediniz. Birilerine umut hakkından bahsediyorsunuz. 3 tane komisyon kurdunuz, umut hakkı için uğraştığınız komisyonda uğraştığınız kadar uğraşmadınız. Kahramanmaraş'ta 52 bin insanımız sadece depremde hayatını kaybetti. Üçüncü kurduğunuz deprem komisyonunun raporunu yayınlayıp gündeme bile almadınız. İşlevsiz bir şekilde orada bıraktınız. Bir başka komisyonda umut hakkı için. 50 bin insanın kanına girmiş bir terör başına umut hakkıyla faydalandırmak için uğraşıyorsunuz. Yazık." diye ekledi.

EMASYA protokolünün 2010 yılında kaldırıldığını da hatırlatan Kavuncu, bu durumun kabul edilebilir olmadığını ekledi.