İsrail askerleri, Lübnan'da işgal altındaki bölgelerde çiftçileri ateş açarak hasattan mahrum bırakıyor

Güncel Haberler

İsrail ordusunun Lübnan'ın güneyinde işgal ettiği bölgelerde çiftçiler, hasat döneminde tarlalarına giremedikleri için buğday, zeytin ve üzüm gibi ürünlerini toplayamıyor. Ateş açılması ve kısıtlamalar nedeniyle büyük ekonomik kayıp yaşayan çiftçiler, mahsullerinin tarlada kalmasından endişe ediyor.

İsrail ordusunun Lübnan'ın güneyinde işgal ettiği bölgelerde tarım arazileri bulunan çiftçiler, hasat dönemine rağmen İsrail askerlerinin açtığı ateş nedeniyle tarlalarına giremedikleri için geçim kaynakları olan ürünlerini hasat edemiyor.
İsrail ordusu, 2 Mart'tan bu yana Lübnan'ın güneyinde hava ve kara saldırıları başlatıp sınır hattında onlarca beldeye girerek işgal etti.
Bu süreçte İsrail askerleri, çok sayıda yerleşim yerini boşalttırdı, yüzlerce evi yıktı ve tarım arazilerinin bulunduğu geniş alanlara erişimi engelledi.
Şeba, Kefer Şuba, Mari, Halta, Vadi Hansa, Mecidiye, Reyhane Berri, Ayn Arab ve Vezzani başta olmak üzere sınır hattındaki birçok beldede çiftçiler, İsrail askerlerinin açtığı ateş ve uygulanan kısıtlamalar nedeniyle tarım arazilerine erişemiyor.
Özellikle buğday, zeytin, üzüm ve mevsimlik ürünlerin yetiştirildiği bölgelerde çiftçiler, hasat dönemine rağmen tarlalarına ulaşamadıkları için büyük ekonomik kayıp yaşadıklarını dile getiriyor.
Bölgede çiftçilik yapan Mustafa Serhan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 2024'te patlak veren savaş nedeniyle arazilerini terk etmek zorunda kaldıklarını, savaşın ardından tüm birikimlerini yeniden tarıma yatırarak üretime döndüklerini söyledi.
Yaklaşık 1200 dönümlük araziyi yeniden ekip biçtiklerini anlatan Serhan, hasat dönemine gelmelerine rağmen ürünlerini toplayamadıklarını belirtti.
Serhan, "İlk gün hasat yapabildik ancak ertesi gün yeniden tarlaya girdiğimizde üzerimize ateş açıldı. Her tarlaya yaklaşmaya çalıştığımızda ateş altında kalıyoruz. Buğdayımız da samanımız da tarlada kaldı." dedi.
Tarlalarda 3 traktörlerinin de mahsur kaldığını belirten Serhan, her biri yaklaşık 25 bin dolar değerindeki araçları çıkarmalarına da izin verilmediğini ifade etti.
Hasadın gecikmesi halinde ürünlerin tamamen zarar göreceğini söyleyen Serhan, "Önümüzdeki günlerde hasat yapılamazsa başaklar dökülecek ve mahsulün büyük bölümü kaybedilecek. Geriye kalan samanın değeri bile maliyetleri karşılamayacak." diye konuştu.
Serhan, bölgede çıkabilecek olası bir yangının da büyük risk oluşturduğunu belirterek, buğday tarlalarının yanı sıra zeytinlikler, üzüm bağları, avokado ve nar bahçelerinin de zarar görebileceğini dile getirdi.
Tarımsal altyapının da tehdit altında olduğunu ifade eden Serhan, sulama sistemleri, su kuyuları, jeneratörler ve güneş enerjisi sistemlerinin olası bir yangında kullanılamaz hale gelebileceğini söyledi.
Sınır hattındaki köylerde yaşayanların yalnızca tarım arazilerine değil temel hizmetlere erişimde de sıkıntı yaşadığını aktaran Serhan, Halta gibi bazı yerleşimlerde halkın uzun süredir su kesintileriyle karşı karşıya olduğunu ve yeterli destek alamadığını belirtti.
Serhan, "Biz sadece devletin bize de diğer Lübnan vatandaşlarına baktığı gibi bakmasını istiyoruz. Güneyde sınır hattında yaşayan insanların diğer vatandaşlardan farkı olmamalı." ifadelerini kullandı.
"Mahsul tarlada kalırsa bütün emek boşa gidecek"
Bölgedeki bir diğer çiftçi Halid Abdülal da hasat sırasında üzerlerine keskin nişancı ateşi açıldığını belirterek, bu nedenle tarlalarına gitmeye cesaret edemediklerini söyledi.
Abdülal, "Buğdayı toplamaya başladığımız sırada üzerimize ateş açıldı. Bugün ise geçim kaynağımızı nasıl kurtaracağımızı bile planlayamıyoruz. Mahsul tarlada kalırsa başaklar dökülecek ve bütün emek boşa gidecek." dedi.
Binlerce dönümlük buğday ekili alanın risk altında olduğunu ifade eden Abdülal, bölge halkının geçimini büyük ölçüde tarım ve hayvancılıktan sağladığını belirtti.
Yetkililere çağrıda bulunan Abdülal, "Elimizde silah yok, savaşmıyoruz. İnsanlar sadece keçilerinden, buğdaylarından ve tarımsal üretimden elde edecekleri gelirle yaşamaya çalışıyor. Devletin ve ilgili kurumların gelip durumumuzu görmesini istiyoruz." diye konuştu.