15 Temmuz'un acısı ve gururu yıllar geçse de dinmiyor

Güncel Haberler

15 Temmuz Derneği Başkanı İsmail Hakkı Turunç, darbe girişiminin 10. yılında şehit yakınları ve gazilerin acısının hala sürdüğünü belirtti. Şehit eşinin 'bize şehitlik gururu yeter' sözünü aktaran Turunç, devletin desteklerine rağmen hüznün kaybolmadığını ve bu hafızanın nesiller boyu yaşatılacağını vurguladı.

15 Temmuz Derneği Başkanı İsmail Hakkı Turunç, 2016'daki darbe girişiminde şehit olanların yakınları ve gazilerin yaşadıkları acıların devam ettiğini belirterek, "Bir şehidin çocuğuna, annesine veya eşine baktığımda o gün yaşanan hüznü hala görüyorum. O hüzün kaybolmuş değil. Çünkü bu çok büyük bir acı. Dünyanın en güzel imkanlarını sunsanız, bir şehidin annesinin yüzündeki hüznü silemezsiniz. Bir tarafta gurur var, bir tarafta hüzün var." dedi.
Turunç, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminin 10. yılı dolayısıyla AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.
Darbe girişiminin ardından İstanbul Büyükşehir Belediyesinde yardım koordinatörü olarak görev yaptığını ve dönemin Belediye Başkanı Kadir Topbaş'ın talimatıyla şehit ailelerini ziyaret ettiklerini belirten Turunç, daha sonra 15 Temmuz Derneğinde bu çalışmalarına devam ettiğini söyledi.
Turunç, bir aile ziyaretinde iki çocuğu olan şehit eşine, "Size nasıl yardımcı olabilirim, herhangi bir ihtiyacınız var mı?" diye sorduğunu, şehit eşinin de "Bana siz ne verebilirsiniz? Allah bana şehit eşi olmayı nasip etti, çocuklarım şehit çocuğu oldu. Bize bu gurur, bu onur yeter. Bundan daha büyük bir hediye getirebilir misiniz?" diye cevap verdiğini aktardı.
Şehit eşinin bu sözlerinden çok etkilendiğini dile getiren Turunç, "Böyle bir anlayış, böyle bir teslimiyet, milletimizin karakterini gösteriyor. İnşallah o kardeşimiz ve çocukları sevdikleriyle cennette buluşurlar." ifadelerini kullandı.
Derneğin çalışmaları
15 Temmuz Derneğinin temel görevinin şehit aileleri ve gazilerin ihtiyaçlarının doğru mercilere ulaştırılması olduğunu kaydeden Turunç, "Devletin birçok kurumunun şehit ve gazi yakınlarıyla ilgili görevleri var. Biz daha çok kurumlarla aileler arasında iletişim konusunda yardımcı olduk. Bir şehit annesi, şehit eşi veya gazi kardeşimiz herhangi bir konuda bize ulaştığında ilgili kuruma götürdük, sürecin çözülmesine destek olduk. Sayı tutmadım ama yüzlerce aileyle ilgilendim. Şehit aileleriyle, şehit çocuklarıyla, gazilerle ve gazi çocuklarıyla ilgili birçok konuda yanlarında olduk." diye konuştu.
Darbe girişiminin hemen ardından özellikle gazilerin tedavi süreçlerinin önemli bir gündem oluşturduğunu hatırlatan Turunç, "Ailelerin ilk günlerde en önemli ihtiyaçlarından biri gazilerimizin tedavileriyle alakalı süreçlerdi. Bazı gazilerimiz ağır yaralandı ve uzun süre tedavi gördü. Aradan 10 yıl geçmesine rağmen tedavisi devam eden kardeşlerimiz var. Bizden yardım isteyen, destek talep eden gazilerimizin bu süreçlerinde yanlarında olmaya çalıştık." dedi.
Turunç, gazilerin sağlık durumları nedeniyle iş hayatlarında da çeşitli zorluklarla karşılaştıklarını ifade ederek, "Sağlık koşulları nedeniyle mevcut işlerine devam edemeyen kardeşlerimiz oldu. Yeni bir çalışma düzenine, iş değişikliğine ihtiyaç duyanlar oldu. Elimizden geldiğince bu konularda yardımcı olmaya çalıştık." açıklamasını yaptı.
Şehit ve gazi çocuklarının eğitim süreçleriyle ilgili de kendilerine ulaşan talepler olduğunu anlatan Turunç, "Bir baba sağlıklıyken, çocuğunun daha iyi eğitim alması için evinden uzak bir okula kayıt yaptırmış olabiliyor. Ancak baba gazi olduktan sonra araç kullanamayabiliyor ya da şehit olduktan sonra çocuğunu okula götürme imkanı ortadan kalkıyor. Aileler bu noktada çocuklarının evlerine daha yakın okullara nakilleri konusunda destek istedi. Biz de bu süreçlerde yardımcı olduk." ifadelerini kullandı.
"Devlet üzerine düşeni yaptı"
Turunç, devletin şehit yakınları ve gazilere önemli haklar sağladığının altını çizerek, "Şehit ailelerimize iki istihdam hakkı, birinci derece yakınlarına yönelik haklar, gazilerimize istihdam imkanları sağlandı. Eğitim konusunda destekler verildi. Özel okullarda da belirli kontenjanlarla çocukların eğitim süreçlerine katkı sunuldu. Şehit ailelerine bağlanan maaşlar, gazilere sağlanan imkanlar ve diğer haklarla birlikte ailelerimiz açısından bir rahatlama oldu. Devlet bu konuda hamiliğini yaptı." şeklinde konuştu.
Şehit yakınları ve gazilere yönelik desteğin sadece maddiyatla değerlendirilemeyeceğini söyleyen Turunç, "Biz bir şehit yakını veya gazi değiliz. Sağlıklı olduğumuz halde bizim bile hayatımızda zaman zaman desteğe ihtiyaç duyduğumuz anlar olabiliyor. Hele hele o ailelerin yaşadığı büyük travmadan sonra onların devletin himayesinde, toplumun desteğiyle daha sağlıklı bir hayata kavuşması gerekiyordu. Devlet bu konuda da üzerine düşeni yaptı." dedi.
Turunç, ailelerin birçok talebinin zamanla çözüldüğünü, sosyal hayat ve moral desteği için çeşitli etkinlikler ve projelerle çalışmalarının sürdüğünü belirtti.
Şehit yakınlarının yaşadığı duygunun yıllar geçse de değişmediğini ifade eden Turunç, "Bir şehidin çocuğuna, annesine veya eşine baktığımda o gün yaşanan hüznü hala görüyorum. O hüzün kaybolmuş değil. Çünkü bu çok büyük bir acı. Dünyanın en güzel imkanlarını sunsanız, bir şehidin annesinin yüzündeki hüznü silemezsiniz. Bir tarafta gurur var, bir tarafta hüzün var." değerlendirmesini yaptı.
"Bu hafıza devam edecek"
Turunç, aradan yıllar geçse de aynı hassasiyetle 15 Temmuz'u anma ve anlatma çalışmalarının devam edeceğini vurgulayarak, şunları kaydetti:
"20 yıl, 30 yıl geçse de bu hafıza devam edecek. Çünkü bu sadece bir gecenin değil, milletin iradesine sahip çıkmasının hikayesidir. O gün meydanlarda olan insanlar bu hikayeyi yazdı. Ama evinde oturup dua eden, gözyaşı döken insanların da bu mücadelede çok önemli bir katkısı oldu. Belki o duaların kabulüyle bu millet büyük bir beladan kurtuldu. Sokakta ve meydanda olmayıp da televizyonun başında durup dua ederek veyahut da secdeye kapanıp orada gözyaşlarıyla dua eden insanlar bu hikayeyi yazdılar. Sokağa ve meydanlara çıkanın fedakarlıkları çok farklı ama biz bilmiyoruz ki belki o gün sokağa çıkan insanın fevkinde, evinde gözyaşlarını akıtarak o dua eden bir annenin, amcanın, yaşlı bir insanın belki o duasının kabulüyle biz o beladan ve musibetten kurtulduk. O darbe öyle önlendi. Milletimizde bu anlayış olduğu müddetçe de emperyal ülkelerin hepsi bir araya gelse bu milleti yıkamazlar, bu devleti parçalayamazlar inşallah."