DOSYA HABER - Arkeolojik kazılar, Filistin beldesi Silvan'ı Yahudileştirmek için araç olarak kullanılıyor

Güncel Haberler

Binlerce Filistinlinin yerinden edilme tehlikesiyle karşı karşıya olduğu Silvan beldesi başta olmak üzere İsrail, işgal altındaki Filistin toprakları Doğu Kudüs ve Batı Şeria'da arkeolojik kazıları bölgeleri Yahudileştirme aracı olarak kullanıyor.

Binlerce Filistinlinin yerinden edilme tehlikesiyle karşı karşıya olduğu Silvan beldesi başta olmak üzere İsrail, işgal altındaki Filistin toprakları Doğu Kudüs ve Batı Şeria'da arkeolojik kazıları bölgeleri Yahudileştirme aracı olarak kullanıyor.
Anadolu Ajansının (AA) işgal altındaki Doğu Kudüs'ün Silvan beldesiyle ilgili hazırladığı dosya haberin ikinci bölümünde, Vadi Hilve Mahallesi'ndeki faaliyetleriyle Filistinlilerin evlerine el konulmasının yolunu açan yerleşimci örgüt Elad ve bu örgüt öncülüğünde yürütülen arkeolojik faaliyetlerin Silvan'ı Yahudileştirmek için bir araç olarak kullanılması işlendi.
Silvan beldesinin Eski Şehir'e en yakın konumda olan mahallesi Vadi Hilve, yıllardır arkeoloji ve turizm kisvesiyle bölgeyi Yahudileştirme faaliyeti güden yerleşimci örgütü Elad'ın faaliyetlerinin hedefinde.
İsrail devleti destekli yerleşimci örgütü: Elad
"Nesiller, rehberlik ve yerleşim yoluyla Kudüs ile Yahudiler arasındaki bağları sağlamlaştırmak ve Yahudileri buraya yönlendirmek" amaçlarıyla 1986'da kurulan Elad, adını Türkçesi "Davud Şehri'ne doğru" olan İbranice ifadenin kısaltmasından alıyor.
İsrailli sivil toplum kuruluşu "Peace Now (Barış Şimdi)" tarafından yayımlanan "Turizm Bahanesiyle Yerleşim" başlıklı rapora göre, İsrail'in en güçlü ve zengin vakıflarından biri olan Elad, diğer bir yerleşimci örgütü Ateret Cohenim ile 1980'lerin sonunda Doğu Kudüs'teki Filistinlilere ait mülkleri ele geçirmek için dönemin İsrail İskan Bakanı Ariel Sharon liderliğinde kurulan özel hükümet mekanizması sayesinde bölgedeki mülkleri yasa dışı şekilde ele geçirmeye başladı.
Kurduğu şirketler vasıtasıyla İsrail devletinden sağladığı sözde "hizmetler" karşılığı milyonlarca dolar alan ve genel olarak alan kontrolü amacı taşıyan Elad, mülkleri ele geçirmek için büyük meblalar teklif etme, satın almak için aracılar kullanma, İsrail mahkemelerini baskı aracına dönüştürme ve Filistin'de ikamet etmeyen Filistinlilere ait evleri tespit ederek "sahipsiz emlaklar kanunu"ndan yararlanma gibi yollara başvurdu.
Bu şekilde Vadi Hilve'nin yaklaşık yüzde 40'ında kontrolü ele geçiren ve İsrail devletinden buradaki "Davud Şehri" arkeolojik sit alanının işletme lisansını da alan Elad, 2007'den bu yana bölgede kazı faaliyetleri yürütürken bölgeyi ziyarete gelen turistlerin zihinlerine "Kudüs'ün kadim Yahudi şehri olduğu" anlatısını işliyor.
İsrailli insan hakları örgütü "Ir Amim"in, "Eski Şehir çevresindeki yerleşim halkası" başlıklı raporunda, yer altı arkeolojisinin yer üstü hakimiyetinin tamamlayıcısı olarak kullanıldığına işaret ediliyor.
Yerinden etme aracı olarak arkeoloji
Arkeoloji alanında çalışan İsrailli sivil toplum kuruluşu Emek Shaveh Dış İlişkiler Koordinatörü Talya Ezrahi, "Son 25-30 yılda, arkeolojik alanların siyasi, ideolojik kurumlar, örgütler ve bireyler tarafından Doğu Kudüs ve Batı Şeria'daki yerleşim yerlerini meşrulaştırmak ve genişletmek için giderek daha fazla kullanıldığını gördük." dedi.
AA muhabirine konuşan Ezrahi, "Arkeoloji, toplulukları yerinden etmek için kullanılan birçok araçtan biridir ancak çok güçlü bir araçtır, çünkü sadece bir arazinin statüsünü değiştirmekle kalmaz, aynı zamanda bir anlatı da yaratır." ifadesini kullandı.
Silvan, son 30 yılda Elad'ın hedefi haline gelirken, evleri ele geçirmekle işe başlayan ve daha sonra geniş bölgeleri kontrolü altına almakla devam eden örgütün faaliyetleri, bölge üzerinde büyük baskıya neden oldu. Elad bu faaliyetleri gerçekleştirirken İsrail yönetiminden de büyük destek gördü.
Elad hakkında "İlgili hükümet yetkililerinin tam desteği olmasaydı, bugün elde ettikleri başarıları elde edemezlerdi." değerlendirmesinde bulunan Ezrahi, Doğa ve Parklar Kurumu, İsrail Eski Eserler Kurumu gibi İsrail devletine bağlı kurumların da bölgenin kimliğini ve karakterini değiştirmeye çalıştığını, Elad'ı desteklediğini söyledi.
Silvan'ın Mescid'i Aksa'nın güney duvarına yaklaşık 30 metre mesafedeki Vadi Hilve'nin tarihi açıdan önemi bilinmesine rağmen Elad öncülüğünde yapılan kazılar, sürekli eleştirilerin hedefi oldu. Buradaki Arkeolojik kazılar, bölgenin sadece Yahudi geçmişini gösteren bulgulara odaklanmakla, diğer bulgulara zarar vermekle ve bilimsel olmamakla eleştirildi.
Ezrahi, Elad öncülüğünde yapılan kazıların bilimsel olmadığını, sadece bölgenin Yahudi geçmişini vurgulamak için tarihin belirli bir döneminin kalıntılarını ortaya çıkarmak üzere yapıldığını kaydetti.
"Yahudi Kudüs'ü" fikrini meşrulaştırma
Emek Shaveh'in Direktörü İsrailli arkeolog Alon Arad da bu konuya ilişkin İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs'te yürüttüğü kazıların çok küçük bir kısmının bilimsel amaçlarla yapıldığını dile getirdi.
Silvan'ın arkeolojiyi kullanarak bölgeyi ele geçirme, doğasını ve karakterini değiştirme faaliyetine çok iyi bir örnek teşkil ettiğini belirten Arad'a göre, bu bölge Kral Davud'un sarayı ya da bir Yahudi şehriyse, Yahudi Kudüs'ü fikrinin meşrulaştığı hissini oluşturuyor.
Arad, başlangıçta evleri ele geçirip Filistinlileri yerinden eden Elad'ın daha sonra mirasın gücünü fark ettiğine vurgu yaparak şunları kaydetti:
"Buralar bizim çünkü Kral Davud burada yaşamıştı şeklinde, sadece hikayeyi anlatmanın çok az etkisi olduğunu anladılar. Ancak insanları oraya getirip kazıları gösterdiklerinde, kazılarda arkeologların ne bulduğu önemini yitiriyor. Elad'ın anlatmaya çalıştığı hikayeyi meşrulaştırıyor. Bu bakımdan Elad'ın durumu, çevre araştırmalarına fon sağlayan petrol şirketleri veya tütün şirketleri gibi."
Elad'ın bir yerleşimci örgüt olarak hareket ettiğini ve dolayısıyla onlardan insan haklarına saygı beklemediğini belirten Arad, bir yerleşimci örgüt öncülüğünde yapılan kazılara katılan arkeologları eleştirdi.
Arad, İsrail'deki arkeologların uluslararası hukuka ve etik kurallara bağlı olmadığını, Elad ile işbirliği halinde Doğu Kudüs'ü ele geçirme ve Yahudilere ait hale getirmeye çalışarak arkeolojiye karşı hareket ettiklerini söyledi.
"Doğu Kudüs veya Batı Şeria'da bir yeri arkeolojik alan ilan ettiğinizde, mülkiyet hakkı otomatik olarak size geçmez." diyen Arad sözlerini şöyle tamamladı:
"Birinin evine yeterince sorun çıkardığınızda ve hayatını çok zorlaştırdığınızda, çoğu zaman gördüğümüz şey, insanların o yeri terk etmesidir, çünkü çoğu insan sadece yaşamak ister. Sürekli taciz edilmek istemez. Silvan'da ya da Sebastia'da olan şey budur."