Dışişleri Bakanı Fidan, New York'ta "100. Yıla Girerken Türkiye-ABD İlişkileri" Paneli'nde konuştu:
- "ABD'nin, hem bölgesel hem de küresel barış ve istikrarı zedeleyen politikalarına son vermesi için İsrail üzerinde nüfuzunu daha fazla kullanmasını bekliyoruz" "Diplomatik ilişkilerimizin 2'nci yüzyılına girerken, işbirliğimizin tam potansiyelini hayata geçirmeye ve önünde engel teşkil eden meseleleri çözmeye kararlıyız"
NEW YORK (AA - Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, birbirine bağlı tehditlerin Türkiye ve ABD'nin ortak çabalarını sekteye uğratabileceğine dikkati çekerek, "ABD'nin, hem bölgesel hem de küresel barış ve istikrarı zedeleyen politikalarına son vermesi için İsrail üzerinde nüfuzunu daha fazla kullanmasını bekliyoruz." dedi.
Fidan, New York'ta Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından düzenlenen "100. Yıla Girerken Türkiye-ABD İlişkileri" Paneli'nde konuştu.
ABD-Türkiye diplomatik ilişkileri 100. yılına yaklaşırken, iki ülke arasındaki ortaklığın bugüne kadar neler başardığını ve gelecekte neler başarabileceğini değerlendirme fırsatı doğduğunu belirten Fidan, "İlişkimiz, zaman içinde sınanmış ve kalıcı değerini ortaya koymuştur. Coğrafi olarak birbirinden uzak iki ülke, sınırlarımızın çok ötesinde etkisi olan ortaklar ve müttefikler haline gelmiştir. İlişkimiz; ihtilaflara, krizlere ve uluslararası sistemdeki dramatik değişimlere rağmen varlığını sürdürmüştür." mesajını verdi.
Fidan, her iki ülkenin de ortaklığın kritik değerinin farkında olduğu için zorlukların üstesinden gelebildiğine işaret etti.
Bugün Türkiye-ABD ilişkilerinin güçlü ve yenilenmiş bir ivme yakaladığının altını çizen Fidan, "Cumhurbaşkanı (Recep Tayyip) Erdoğan ile (ABD) Başkanı Donald Trump arasındaki istisnai ilişki, mevcut atılımda merkezi bir rol oynamaktadır." değerlendirmesinde bulundu.
Dışişleri Bakanı Fidan, bu ivmenin yalnızca iki ülke için değil bölge barış ve istikrarının korunması için somut kazanımlara dönüştürme ve işbirliğini kurumsallaştırmanın da gerekli olduğunu ifade etti.
Fidan, "Diplomatik ilişkilerimizin 2'nci yüzyılına girerken, işbirliğimizin tam potansiyelini hayata geçirmeye ve önünde engel teşkil eden meseleleri çözmeye kararlıyız. Bunun için bulunduğumuz noktayı değerlendirmemiz ve birlikte neler başarabileceğimize ilişkin net hedefler belirlememiz gerekiyor." diye konuştu.
"Engelleri, sınırlandırmaları kaldırmamız gerekiyor"
Uluslararası sistemin en derin dönüşümlerinden birini geçirdiğine işaret eden Fidan, dünya genelinde güç dengesinin değiştiğini, ekonomik rekabetin yoğunlaştığını ve teknolojinin bilinen dünyayı yeniden şekillendirdiğini kaydetti.
Fidan, küresel güvenlik ve yönetişim kurumlarının bu gelişmelere yanıt vermekte zorlandığına dikkati çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Çözülmemiş çatışmalar, enerji fiyatları, göç, ticaret, terörizm ve gıda güvenliği yoluyla diğer bölgeleri etkiliyor. Bu zorluklarla mücadele etmek, etkin ortaklık ve ortak sorumluluk gerektiriyor. Türkiye ve ABD, tüm bu krizlere birlikte yanıt verebilmek için deneyime, kapasiteye, diplomatik erişime ve en önemlisi siyasi iradeye sahip."
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 2025'te Washington'a ve Başkan Trump'ın bu yıl temmuzda Ankara'ya gerçekleştirdiği ziyaretin, ikili ilişkileri her alanda ilerletme konusundaki ortak kararlılığı ortaya koyduğunu vurgulayan Fidan, "Bu, uzun süredir devam eden meselelerde ilerleme kaydetmemize yardımcı oluyor." dedi.
Fidan, iki ülkenin ekonomik ortaklığını büyütmek için önemli bir alanı bulunduğunu belirterek, "Ekonomik ilişkimiz, hem ticaret hem de yatırımlar bakımından istikrarlı şekilde genişliyor ve ikili ticaret hacmi yaklaşık 40 milyar dolara ulaştı. 2025 yılında ABD, Türkiye'nin 3. büyük ihracat pazarı ve 4. büyük ithalat kaynağı oldu. Dengeli ticaretimiz, genişleme için sağlam bir temel oluşturuyor." değerlendirmesinde bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 100 milyar dolarlık bir hedef belirlediğini anımsatan Fidan, "Hedefimiz; yüksek katma değerli üretimi ve ekonomik güvenliği ilerleten daha geniş kapsamlı bir ekonomik ortaklıktır. Bu hedefe ulaşmak için özellikle ilave tarifeler olmak üzere engelleri kaldırmamız gerekiyor." ifadelerini kullandı.
Fidan, Türkiye-ABD ilişkilerinin uzun süredir güçlü bir diğer ayağının savunma işbirliği olduğunu belirterek, "Devam eden sorunları çözmeli ve işbirliğini sınırlayan kısıtlamaları kaldırmalıyız. Bu kısıtlamaların, iki müttefik arasında yeri olmamalıdır. Cumhurbaşkanlarımız, ortak anlayışlarını somut sonuçlara dönüştürme konusunda güçlü bir siyasi irade ortaya koymuştur." diye konuştu.
Kısıtlamaların kaldırılmasının şirketlerin dünyanın farklı bölgelerinde ortaklıklarını daha da geliştirmesine yardımcı olacağına işaret eden Fidan, enerjinin de yakın işbirliğinin somut ve önemli kazanımlar sağlayabileceği diğer bir alan olduğuna dikkati çekti.
Dışişleri Bakanı Fidan, ABD'nin artık Türkiye'nin önde gelen enerji tedarikçisi konumunda olduğunu belirterek, uzun vadeli anlaşmaların bu ilişkiyi güçlendirdiğini kaydetti.
"Terörizmden arınmış ve toprak bütünlüğü korunmuş Suriye önemli ilerleme olacak"
Fidan, "Bu sağlam ikili zemin ve ortak stratejik vizyon, aynı zamanda bölgesel barış ve güvenlik üretmemiz için bize daha güçlü bir temel sağlıyor. Orta Doğu'dan Kafkasya'ya ve Balkanlar'a kadar bölgesel ve küresel meselelerde zaten işbirliği yapıyoruz. Orta Doğu'da ortak çıkarımız, bölgemizde güvenlik ve refah sağlayabilecek kapasiteye sahip egemen ve istikrarlı devletlerin bulunmasında yatıyor." diye konuştu.
Bunun Suriye ve Irak'tan başladığına işaret eden Fidan, şöyle devam etti:
"Ulusal kurumları güçlendirmeyi, böylece etkin şekilde yönetebilmelerini ve terör örgütlerinin faaliyet göstermesine herhangi bir imkan tanımamalarını hedefliyoruz. Terörizmden arındırılmış ve toprak bütünlüğü korunmuş bir Suriye, bölgesel güvenlik ve refah açısından önemli bir ilerleme olacaktır."
"Bölgesel sahiplenmeyi benimsememiz gerekiyor"
Fidan, daha fazla bölgesel güvenliğe yönelik ortak hedefleri ilerletirken, yerel çözümlerin hayata geçme şansının daha yüksek olduğunu akılda tutmak gerektiğini kaydederek, şu ifadeleri kullandı:
"Bu nedenle bölge ülkelerinin kendi coğrafyalarının güvenlik ve istikrarı konusunda daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerektiğine inanıyoruz. Bu nedenle bölgesel sahiplenmeyi benimsememiz ve ilerletmemiz gerekiyor. Bu anlayışla Pakistan ve Suudi Arabistan ile birlikte Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nı kurduk. Bu ittifak, bölgesel sahiplenme ve güvenlik işbirliği ile bölgesel barış ve güvenliği desteklemek için kurumsal bir temel sağlıyor. Başkan Trump'ın bu girişime verdiği desteği memnuniyetle karşılıyoruz."
"ABD'nin İsrail üzerinde nüfuzunu daha fazla kullanmasını bekliyoruz"
Fidan, Orta Doğu'da güçlü bölgesel güvenliğin aynı zamanda askeri güvenlik ayağını ve Avrupa'nın güvenlik mimarisini de güçlendirdiğini belirterek, diğer taraftan birbirine bağlı tehditlerin ortak çabaları sekteye uğratabileceği uyarısında bulundu.
İran Savaşı, Yemen'deki çatışma ve İsrail'in bölge genelindeki istikrarsızlaştırıcı politikaları ve eylemlerini sıralayan Fidan, "Bu tehditler, birbirini güçlendiriyor ve diplomasinin önünü tıkıyor. Bunlarla mücadele etmek etkin bölgesel sorumluluk ve ABD ile yakın işbirliği gerektiriyor. Özellikle ABD'nin, hem bölgesel hem de küresel barış ve istikrarı zedeleyen politikalarına son vermesi için İsrail üzerinde nüfuzunu daha fazla kullanmasını bekliyoruz." diye konuştu.
Dışişleri Bakanı Fidan, Gazze'nin bölgede ve ötesinde güvenlik, işbirliği ve refah tesis etme konusundaki ortak kapasitenin merkezi bir sınaması olmaya devam ettiğini söyledi.
Gazze'deki soykırım ve Filistin'deki sivillere yönelik devam eden mezalimin küresel vicdanı derinden yaraladığını ve uluslararası sisteme duyulan güveni onarılamayacak şekilde sarstığını ifade eden Fidan, Filistin meselesine kalıcı bir çözüm bulunmasının Orta Doğu ve ötesinin istikrarı açısından önemini koruduğunun altını çizdi.
Fidan, Türkiye'nin, Başkan Trump'ın Gazze krizini sona erdirmeye yönelik çabalarını desteklediğini, barış planında ortaya konulan taahhütlerin artık tam olarak uygulanması gerektiğini kaydetti.
"2'nci yüzyılda hedefimiz, ortaklığı küresel yarar için kullanmak"
Türkiye-ABD işbirliğinin barış ve istikrarı ilerletmenin komşu bölgelerde de birlikte hareket edebileceğine işaret eden Fidan, Kafkasya'da Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki barış sürecini desteklediklerini, Karadeniz'de gerilim tırmanması risklerini azaltmayı, seyrüsefer güvenliğini sağlamayı ve Karadeniz'i bir sorun kaynağı değil, işbirliği kaynağı haline getirmeyi hedeflediklerini belirtti.
Fidan, Ukrayna'da kalıcı barışa ulaşmak için diyaloğu ve diplomasiyi de desteklediklerini belirterek, bu amaçla hem Kiev hem de Moskova'yla iletişim kanallarının sürdüğünü bildirdi.
Balkanlar'da ise Bosna-Hersek'teki ve Sırbistan ile Kosova arasındaki gerilimleri derinleşmeden ele alınması gerektiğine dikkati çeken Fidan, "Yakın koordinasyon ve önleyici diplomasi, bu bölgelerdeki kırılgan istikrarın korunmasına ve güçlendirilmesine yardımcı olabilir. Aynı ilkeyle hareket ediyoruz; meşru kurumları güçlendirmek, bölgesel sahiplenmeyi desteklemek ve güvenlik ile ekonomik fırsat arasında güçlü bir bağ kurmak." dedi.
Uluslararası düzende yaşanan dönüşümün daha fazla bölgesel sahiplenmeyi gerektirdiğini yineleyen Fidan, küresel güçler ile kapasitesi bulunan bölgesel aktörler arasında etkin ortaklık kurulmasını da gerektirdiğini dile getirdi.
Dışişleri Bakanı Fidan, "100. yıla yaklaşırken tarihimiz, birlikte neler başarabileceğimizi kanıtlıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Başkan Trump arasındaki kimyanın güçlendirdiği bu güçlü ivmenin, farklı bölgelerde ve farklı meselelerde işbirliğimizi kurumsallaştırmamıza ve derinleştirmemize yardımcı olacağına kesinlikle inanıyorum." değerlendirmesinde bulundu.
Libya, Sudan veya Afrika genelindeki krizler gibi bazı zorlu alanlarda ABD-Türkiye işbirliğinin uzun süreli çatışmalarda gerçek bir fark yarattığını belirten Fidan, "ABD ile diplomatik ilişkilerimizin 2'nci yüzyılında hedefimiz; Türk-Amerikan ortaklığını küresel barış ve istikrarın daha büyük yararı için kullanmaktır." dedi.
(Sürecek)
Fidan, New York'ta Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından düzenlenen "100. Yıla Girerken Türkiye-ABD İlişkileri" Paneli'nde konuştu.
ABD-Türkiye diplomatik ilişkileri 100. yılına yaklaşırken, iki ülke arasındaki ortaklığın bugüne kadar neler başardığını ve gelecekte neler başarabileceğini değerlendirme fırsatı doğduğunu belirten Fidan, "İlişkimiz, zaman içinde sınanmış ve kalıcı değerini ortaya koymuştur. Coğrafi olarak birbirinden uzak iki ülke, sınırlarımızın çok ötesinde etkisi olan ortaklar ve müttefikler haline gelmiştir. İlişkimiz; ihtilaflara, krizlere ve uluslararası sistemdeki dramatik değişimlere rağmen varlığını sürdürmüştür." mesajını verdi.
Fidan, her iki ülkenin de ortaklığın kritik değerinin farkında olduğu için zorlukların üstesinden gelebildiğine işaret etti.
Bugün Türkiye-ABD ilişkilerinin güçlü ve yenilenmiş bir ivme yakaladığının altını çizen Fidan, "Cumhurbaşkanı (Recep Tayyip) Erdoğan ile (ABD) Başkanı Donald Trump arasındaki istisnai ilişki, mevcut atılımda merkezi bir rol oynamaktadır." değerlendirmesinde bulundu.
Dışişleri Bakanı Fidan, bu ivmenin yalnızca iki ülke için değil bölge barış ve istikrarının korunması için somut kazanımlara dönüştürme ve işbirliğini kurumsallaştırmanın da gerekli olduğunu ifade etti.
Fidan, "Diplomatik ilişkilerimizin 2'nci yüzyılına girerken, işbirliğimizin tam potansiyelini hayata geçirmeye ve önünde engel teşkil eden meseleleri çözmeye kararlıyız. Bunun için bulunduğumuz noktayı değerlendirmemiz ve birlikte neler başarabileceğimize ilişkin net hedefler belirlememiz gerekiyor." diye konuştu.
"Engelleri, sınırlandırmaları kaldırmamız gerekiyor"
Uluslararası sistemin en derin dönüşümlerinden birini geçirdiğine işaret eden Fidan, dünya genelinde güç dengesinin değiştiğini, ekonomik rekabetin yoğunlaştığını ve teknolojinin bilinen dünyayı yeniden şekillendirdiğini kaydetti.
Fidan, küresel güvenlik ve yönetişim kurumlarının bu gelişmelere yanıt vermekte zorlandığına dikkati çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Çözülmemiş çatışmalar, enerji fiyatları, göç, ticaret, terörizm ve gıda güvenliği yoluyla diğer bölgeleri etkiliyor. Bu zorluklarla mücadele etmek, etkin ortaklık ve ortak sorumluluk gerektiriyor. Türkiye ve ABD, tüm bu krizlere birlikte yanıt verebilmek için deneyime, kapasiteye, diplomatik erişime ve en önemlisi siyasi iradeye sahip."
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 2025'te Washington'a ve Başkan Trump'ın bu yıl temmuzda Ankara'ya gerçekleştirdiği ziyaretin, ikili ilişkileri her alanda ilerletme konusundaki ortak kararlılığı ortaya koyduğunu vurgulayan Fidan, "Bu, uzun süredir devam eden meselelerde ilerleme kaydetmemize yardımcı oluyor." dedi.
Fidan, iki ülkenin ekonomik ortaklığını büyütmek için önemli bir alanı bulunduğunu belirterek, "Ekonomik ilişkimiz, hem ticaret hem de yatırımlar bakımından istikrarlı şekilde genişliyor ve ikili ticaret hacmi yaklaşık 40 milyar dolara ulaştı. 2025 yılında ABD, Türkiye'nin 3. büyük ihracat pazarı ve 4. büyük ithalat kaynağı oldu. Dengeli ticaretimiz, genişleme için sağlam bir temel oluşturuyor." değerlendirmesinde bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 100 milyar dolarlık bir hedef belirlediğini anımsatan Fidan, "Hedefimiz; yüksek katma değerli üretimi ve ekonomik güvenliği ilerleten daha geniş kapsamlı bir ekonomik ortaklıktır. Bu hedefe ulaşmak için özellikle ilave tarifeler olmak üzere engelleri kaldırmamız gerekiyor." ifadelerini kullandı.
Fidan, Türkiye-ABD ilişkilerinin uzun süredir güçlü bir diğer ayağının savunma işbirliği olduğunu belirterek, "Devam eden sorunları çözmeli ve işbirliğini sınırlayan kısıtlamaları kaldırmalıyız. Bu kısıtlamaların, iki müttefik arasında yeri olmamalıdır. Cumhurbaşkanlarımız, ortak anlayışlarını somut sonuçlara dönüştürme konusunda güçlü bir siyasi irade ortaya koymuştur." diye konuştu.
Kısıtlamaların kaldırılmasının şirketlerin dünyanın farklı bölgelerinde ortaklıklarını daha da geliştirmesine yardımcı olacağına işaret eden Fidan, enerjinin de yakın işbirliğinin somut ve önemli kazanımlar sağlayabileceği diğer bir alan olduğuna dikkati çekti.
Dışişleri Bakanı Fidan, ABD'nin artık Türkiye'nin önde gelen enerji tedarikçisi konumunda olduğunu belirterek, uzun vadeli anlaşmaların bu ilişkiyi güçlendirdiğini kaydetti.
"Terörizmden arınmış ve toprak bütünlüğü korunmuş Suriye önemli ilerleme olacak"
Fidan, "Bu sağlam ikili zemin ve ortak stratejik vizyon, aynı zamanda bölgesel barış ve güvenlik üretmemiz için bize daha güçlü bir temel sağlıyor. Orta Doğu'dan Kafkasya'ya ve Balkanlar'a kadar bölgesel ve küresel meselelerde zaten işbirliği yapıyoruz. Orta Doğu'da ortak çıkarımız, bölgemizde güvenlik ve refah sağlayabilecek kapasiteye sahip egemen ve istikrarlı devletlerin bulunmasında yatıyor." diye konuştu.
Bunun Suriye ve Irak'tan başladığına işaret eden Fidan, şöyle devam etti:
"Ulusal kurumları güçlendirmeyi, böylece etkin şekilde yönetebilmelerini ve terör örgütlerinin faaliyet göstermesine herhangi bir imkan tanımamalarını hedefliyoruz. Terörizmden arındırılmış ve toprak bütünlüğü korunmuş bir Suriye, bölgesel güvenlik ve refah açısından önemli bir ilerleme olacaktır."
"Bölgesel sahiplenmeyi benimsememiz gerekiyor"
Fidan, daha fazla bölgesel güvenliğe yönelik ortak hedefleri ilerletirken, yerel çözümlerin hayata geçme şansının daha yüksek olduğunu akılda tutmak gerektiğini kaydederek, şu ifadeleri kullandı:
"Bu nedenle bölge ülkelerinin kendi coğrafyalarının güvenlik ve istikrarı konusunda daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerektiğine inanıyoruz. Bu nedenle bölgesel sahiplenmeyi benimsememiz ve ilerletmemiz gerekiyor. Bu anlayışla Pakistan ve Suudi Arabistan ile birlikte Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nı kurduk. Bu ittifak, bölgesel sahiplenme ve güvenlik işbirliği ile bölgesel barış ve güvenliği desteklemek için kurumsal bir temel sağlıyor. Başkan Trump'ın bu girişime verdiği desteği memnuniyetle karşılıyoruz."
"ABD'nin İsrail üzerinde nüfuzunu daha fazla kullanmasını bekliyoruz"
Fidan, Orta Doğu'da güçlü bölgesel güvenliğin aynı zamanda askeri güvenlik ayağını ve Avrupa'nın güvenlik mimarisini de güçlendirdiğini belirterek, diğer taraftan birbirine bağlı tehditlerin ortak çabaları sekteye uğratabileceği uyarısında bulundu.
İran Savaşı, Yemen'deki çatışma ve İsrail'in bölge genelindeki istikrarsızlaştırıcı politikaları ve eylemlerini sıralayan Fidan, "Bu tehditler, birbirini güçlendiriyor ve diplomasinin önünü tıkıyor. Bunlarla mücadele etmek etkin bölgesel sorumluluk ve ABD ile yakın işbirliği gerektiriyor. Özellikle ABD'nin, hem bölgesel hem de küresel barış ve istikrarı zedeleyen politikalarına son vermesi için İsrail üzerinde nüfuzunu daha fazla kullanmasını bekliyoruz." diye konuştu.
Dışişleri Bakanı Fidan, Gazze'nin bölgede ve ötesinde güvenlik, işbirliği ve refah tesis etme konusundaki ortak kapasitenin merkezi bir sınaması olmaya devam ettiğini söyledi.
Gazze'deki soykırım ve Filistin'deki sivillere yönelik devam eden mezalimin küresel vicdanı derinden yaraladığını ve uluslararası sisteme duyulan güveni onarılamayacak şekilde sarstığını ifade eden Fidan, Filistin meselesine kalıcı bir çözüm bulunmasının Orta Doğu ve ötesinin istikrarı açısından önemini koruduğunun altını çizdi.
Fidan, Türkiye'nin, Başkan Trump'ın Gazze krizini sona erdirmeye yönelik çabalarını desteklediğini, barış planında ortaya konulan taahhütlerin artık tam olarak uygulanması gerektiğini kaydetti.
"2'nci yüzyılda hedefimiz, ortaklığı küresel yarar için kullanmak"
Türkiye-ABD işbirliğinin barış ve istikrarı ilerletmenin komşu bölgelerde de birlikte hareket edebileceğine işaret eden Fidan, Kafkasya'da Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki barış sürecini desteklediklerini, Karadeniz'de gerilim tırmanması risklerini azaltmayı, seyrüsefer güvenliğini sağlamayı ve Karadeniz'i bir sorun kaynağı değil, işbirliği kaynağı haline getirmeyi hedeflediklerini belirtti.
Fidan, Ukrayna'da kalıcı barışa ulaşmak için diyaloğu ve diplomasiyi de desteklediklerini belirterek, bu amaçla hem Kiev hem de Moskova'yla iletişim kanallarının sürdüğünü bildirdi.
Balkanlar'da ise Bosna-Hersek'teki ve Sırbistan ile Kosova arasındaki gerilimleri derinleşmeden ele alınması gerektiğine dikkati çeken Fidan, "Yakın koordinasyon ve önleyici diplomasi, bu bölgelerdeki kırılgan istikrarın korunmasına ve güçlendirilmesine yardımcı olabilir. Aynı ilkeyle hareket ediyoruz; meşru kurumları güçlendirmek, bölgesel sahiplenmeyi desteklemek ve güvenlik ile ekonomik fırsat arasında güçlü bir bağ kurmak." dedi.
Uluslararası düzende yaşanan dönüşümün daha fazla bölgesel sahiplenmeyi gerektirdiğini yineleyen Fidan, küresel güçler ile kapasitesi bulunan bölgesel aktörler arasında etkin ortaklık kurulmasını da gerektirdiğini dile getirdi.
Dışişleri Bakanı Fidan, "100. yıla yaklaşırken tarihimiz, birlikte neler başarabileceğimizi kanıtlıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Başkan Trump arasındaki kimyanın güçlendirdiği bu güçlü ivmenin, farklı bölgelerde ve farklı meselelerde işbirliğimizi kurumsallaştırmamıza ve derinleştirmemize yardımcı olacağına kesinlikle inanıyorum." değerlendirmesinde bulundu.
Libya, Sudan veya Afrika genelindeki krizler gibi bazı zorlu alanlarda ABD-Türkiye işbirliğinin uzun süreli çatışmalarda gerçek bir fark yarattığını belirten Fidan, "ABD ile diplomatik ilişkilerimizin 2'nci yüzyılında hedefimiz; Türk-Amerikan ortaklığını küresel barış ve istikrarın daha büyük yararı için kullanmaktır." dedi.
(Sürecek)
Kaynak: AA / Güncel
Dış Politika, Güvenlik, New York, Ekonomi, Güncel, New York, Ekonomi, Güvenlik, Dış Politika, Güncel, Haberler
- AK PARTİ
- AVRUPA BİRLİĞİ
- AZERBAYCAN
- BASKETBOL
- BELEDİYE
- BEŞİKTAŞ
- CHP
- ÇEVRE
- DEM
- DİPLOMASİ
- DOĞA
- DONALD TRUMP
- DEVLET BAHÇELİ
- EĞİTİM
- EKREM İMAMOĞLU
- ELON MUSK
- EMEKLİ
- EMLAK
- ENERJİ
- ENFLASYON
- ESNAF
- FENERBAHÇE
- FİKSTÜR
- FİLİSTİN
- FUTBOL
- GALATASARAY
- GASTRONOMİ
- GAZZE
- GÜNCEL
- GÜVENLİK
- GÖÇMEN
- HAKAN FİDAN
- HASTANE
- HAYVAN HAKLARI
- HIRSIZLIK
- HUKUK
- IRAK
- İNSAN HAKLARI
- İRAN
- İSRAİL
- İSTANBUL
- İŞÇİ
- İTFAİYE
- JANDARMA
- JOSE MOURINHO
- KAZA