Dervişoğlu, İYİ Parti TBMM Grup Toplantısı'nda konuştu:

Politika Haberleri

- "(Terörsüz Türkiye kapsamındaki yasal düzenleme) Komisyona katılan bütün partilere de son kez sesleniyorum: şimdilik verilen her taviz, bir sonraki talebin başlangıcı olacaktır. Bugün sustuğunuz her başlık, yarın önünüze bir kanun maddesi, vebal ve suç ortaklığı olarak gelecektir" "Türk milletinin kanununu İmralı yazamaz. TBMM, Kandil'in şartlarını tasdik eden noter makamına dönüştürülemez"

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, "Terörsüz Türkiye" süreci kapsamında hazırlıkları devam eden kanun teklifine ilişkin, "Komisyona katılan bütün partilere de son kez sesleniyorum: şimdilik verilen her taviz, bir sonraki talebin başlangıcı olacaktır. Bugün sustuğunuz her başlık, yarın önünüze bir kanun maddesi, vebal ve suç ortaklığı olarak gelecektir." dedi.
Dervişoğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda, "Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin kanun teklifi çalışmaları kapsamında TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un kendisini ziyaret ettiğini anımsattı.
Milletvekillerinin bu kapsamda bir kanun teklifi metni görmediğini belirten Dervişoğlu, "Soruyorum, bu kanunu Türkiye Büyük Millet Meclisi mi yapacaktır, yoksa Meclis, İmralı ile Kandil arasında kurulmuş siyasi takvimi kanunlaştırmak için mi kullanılacaktır? Meclisten saklanan bir kanun teklifinin, İmralı'daki bir terör hükümlüsünün olur ve onayına sunulması hangi devlet aklının ürünüdür? Devlet bu kadar aklını yitirmiş olamaz. Bu akıl başka bir akıldır." diye konuştu.
TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun hazırladığı rapordaki sıralamaya uyulmadığını söyleyen Dervişoğlu, "Terör örgütü devletin adaletine teslim olmuyor ama bu iktidar, devlete, terör örgütünün planlarına göre adım attırıyor. Pazarlık dediğimiz şey tam olarak işte buydu. Soruyorum şimdi kaç kişi silah bırakmıştır? Kaç silah Türk devletine teslim edilmiştir? Teslim edilen silahlar nerede ve kimin denetimindedir? Bu silahların balistikleri yapılmış mıdır? Adli emanet altına alınmış mıdır? Örgütün bütün unsurlarıyla sona erdiğini hangi devlet kurumu doğrulamıştır?" sorularını yöneltti.
Müsavat Dervişoğlu, "Terörsüz Türkiye" süreci kapsamında hazırlıkları devam eden kanun teklifini eleştirerek, "Bunun yol açacağı elim sonucu söyleyeyim size, 'silah kullanan kazanıyor, hukuka bağlı kalan bekliyor, terörist pazarlık ediyor, vatandaş ise bedel ödüyor' kanaatini yerleştirirsiniz. Bunun adı 'Terörsüz Türkiye' değildir. Bunun adı, silaha ve teröre siyasi getiri sağlamaktır, terörü, cinayeti, ihaneti ödüllendirmektir." sözlerini sarf etti.
Kanunların, Türk milletinin güvenliğine ve Cumhuriyet'in geleceğine göre çıkarılacağını vurgulayan Dervişoğlu, "İmralı 'kök yasa', iktidar 'çerçeve yasa' diyerek, sözüm ona millete bunun dar, geçici ve sınırlı bir düzenleme olduğunu anlatıyorlar. Bu propagandanın sebebi, bunun devamını getirme niyetidir. Çerçeve neyin çerçevesidir? Kök neyin köküdür? Cumhuriyet'in dallarını, gövdesini kırdık, şimdi sıra köküne mi gelmiştir? İmralı ittifakının niyeti budur." ifadesini kullandı.
Tutuklamanın, tedbir olmaktan çıkıp cezaya çevrildiğini savunan Dervişoğlu, "Yargılamayı, adalet arayışı olmaktan çıkarıp siyasi takvimin aracına dönüştürdüler. Savunma hakkını dahi iktidarın ihtiyaçlarına göre açıp, daralttılar. Ana muhalefet partisini mahkeme kararlarıyla dizayn ettiler. Milletin seçtiği belediyeleri kayyımlarla değiştirdiler. Şimdi ise asıl teröristlere özgürlük vermek için özel yasa çıkarıyorlar." değerlendirmesinde bulundu.
Dervişoğlu, muhalefete karşı ceza hukukunun, terör örgütüne karşı imtiyaz hukukunun işletildiğini iddia ederek, "Bunun demokrasiyle, hukukla ve terörsüzlükle hiçbir ilgisi yoktur. Yaptıkları at pazarlığı, sattıkları gül bahçesi masalıdır." görüşlerini ileri sürdü.
Kendilerinin "duygusal tepki vermekle" suçlandığını hatırlatan Dervişoğlu, şunları kaydetti:
"Bizim tavrımız açıktır: hiçbir vatandaşımız hakkını, bir örgüt, silahlı yapı veya bir terör hükümlüsü üzerinden aramak zorunda bırakılmamalıdır. Cumhuriyet, vatandaşın devletle aracısız ilişki kurabilmesidir. Kürtler ne kimsenin oy deposudur ne de Abdullah Öcalan denen caninin tebaasıdır. Her biri Cumhuriyetimizin hür, onurlu ve kanun önünde eşit vatandaşıdır. Komisyona katılan bütün partilere de son kez sesleniyorum: şimdilik verilen her taviz, bir sonraki talebin başlangıcı olacaktır. Bugün sustuğunuz her başlık, yarın önünüze bir kanun maddesi, vebal ve suç ortaklığı olarak gelecektir. Bugün 'çerçeve' diye kabul ettiğiniz şey, yarın kök, ertesi gün gövde, sonra da Cumhuriyet'in kesilen dalları olacaktır. Türk milletinin kanununu İmralı yazamaz. TBMM, Kandil'in şartlarını tasdik eden noter makamına dönüştürülemez. Topluma dönmek başkadır, devlete ortak olmak başkadır. Hukuka teslim olmak başkadır, hukuku tehditle değiştirmek başkadır. Silah bırakmak başkadır, silahın ürettiği nüfuzu siyasete ciro etmek başkadır. Biz bunlara razı olmayacağız. Türk milletinin hukukunu, Cumhuriyet'in egemenliğini, vatandaşlarımızın hürriyetini ve TBMM'yi, terör örgütüyle pazarlık yapanlara kirlettirmeyeceğiz."
Konuşmasının sonunda "Şimdi Güvenpark'a, haklarını arayan şehit ailelerimizin, terör gazilerimizin yanına gidiyorum" diyen Dervişoğlu, daha sonra Meclis'ten Güvenpark'a kadar yürüdü.