Bakırhan, DEM Parti TBMM Grup Toplantısı'nda konuştu Açıklaması

Politika Haberleri

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, NATO'yu 'eski bir korku mimarisi' olarak nitelendirerek, ittifakın tarihin müzesine kaldırılması gerektiğini söyledi. Ankara'daki NATO Zirvesi öncesi yapılan harcamaları ve güvenlik önlemlerini eleştiren Bakırhan, ayrıca 'Terörsüz Türkiye' sürecinde çerçeve yasanın bir an önce Meclis'e getirilmesi çağrısında bulundu.

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, "NATO dünyayı güvenliğe değil, savaşın gölgesine alıştıran eski bir korku mimarisidir. Bu yüzden halkların geleceği adına tarihin müzesine kaldırılmalı, yerine daha eşitlikçi, daha demokratik, daha barışçıl bir uluslararası düzen kurulmalıdır." dedi.
Bakırhan, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda, Ankara'da 7-8 Temmuz'da yapılacak NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi'ne ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
NATO'nun savunma ittifakı olarak kurulduğunu ancak şimdi bir hegemonya aracına dönüştüğünü savunan Bakırhan, "NATO, halkın bütçesini güvenlik gerekçesiyle silaha aktarıyor. Hepsinden önemlisi bütün bunlar halkların gözünden uzakta yapılıyor. Hiçbir denetim yok, ne olup bittiğini bilen yok, şeffaflık yok, hesap verme yok, neyin nereye harcandığını bilen zaten yok." diye konuştu.
Bakırhan, NATO'nun son 5 yılda tehdit tanımını genişlettiğini, Ukrayna savaşını yeniden yapılanmanın merkezine koyduğunu, Avrupa sınırlarını aşan küresel bir güvenlik bloğuna dönüştüğünü, bu dönüşümün faturasını da halkların, emekçilerin ve ezilenlerin ödediğini iddia etti.
Bakırhan, NATO zirvelerinin halklara daha fazla özgürlük, demokrasi ve barış getirmediğini tam tersine daha fazla silah, cephe, gözyaşı ve acı getirdiğini ileri sürdü.
NATO Zirvesi öncesi alınan güvenlik önlemlerini eleştiren Bakırhan, "Ankara neredeyse bir açık cezaevine çevrildi. Ankara bir zirveye mi hazırlanıyor, savaşa mı hazırlanıyor, anlamakta zorlanıyoruz. Ellerinden gelse 'evinizin penceresini açmayın' diyecekler. Bu sıcakta bizi nefessiz bırakacaklar. Koca Başkent birkaç protokol aracının rahat geçmesi için resmen kapatılıyor." ifadelerini kullandı.
NATO Ankara Zirvesi öncesi yapılan operasyonlarda birçok kişinin gözaltına alındığını söyleyen Bakırhan, bu uygulamaların hukuksuz ve keyfi olduğunu, bu vatandaşların derhal serbest bırakılması gerektiğini savundu.
Bakırhan, 3 bine yakın basın mensubunun NATO Zirvesi'ni takip etmek üzere davet edildiğini ancak muhalif basının dikkate alınmadığını iddia ederek, şöyle konuştu:
"Allah aşkına siz Türkiye halkından, basından neyi saklıyorsunuz? Bu panik, korku ve telaş niye? Bir de asıl işin utanç verici bir yanı var. NATO'dan gelecek üst düzey isimlerin geçeceği yollarda eski binalar, kırık dökük yapılar görünmesin diye duvarları afişlerle kapatıyorlar. Yani yaşadığımız yoksulluğu, duvarı, sıvası sökük binaları buraya gelen liderler ve heyetler görmesin diye pankartlarla kapatıyorlar. Kapattıkları pankartın üstüne de 'NATO barışın anahtarıdır' diye yazıyorlar. Allah aşkına barışın anahtarı mıdır? Yoksa yeni savaş planlarının anılacağı bir zirve midir? Onu da halkın vicdanına bırakıyorum. Bu, iki günlük etkinlik için şu ana kadar 12 milyar lira, yolların yapımı için 9,5 milyar lira harcanmış. Protokol yolunda liderlerin göz zevki bozulmasın diye 69 milyon lira dikey bahçelere harcanmış. Yolların yapılması, çiçeklerin ekilmesi için illa burada bir NATO zirvesinin yapılması mı gerekiyor? Şimdi mi aklınıza geldi 12 milyar lirayı yollara, o görüntüleri gidermek için kullanmak?"
Halkların güvenliğinin devletlerin silah deposunda değil, eşit ve demokratik bir yaşamda başladığını ifade eden Bakırhan, "NATO dünyayı güvenliğe değil, savaşın gölgesine alıştıran eski bir korku mimarisidir. Bu yüzden halkların geleceği adına tarihin müzesine kaldırılmalı, yerine daha eşitlikçi, daha demokratik, daha barışçıl bir uluslararası düzen kurulmalıdır." diye konuştu.
"Çerçeve yasa gecikmeden Meclise gelmelidir"
"Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin "çerçeve yasa" tartışmalarına değinen Bakırhan, şunları kaydetti:
"Önümüzde Türkiye siyasi tarihinin en büyük fırsatlarından biri duruyor. Barış ve demokratik toplum süreci ikinci yılına neredeyse girmek üzere. Bu süreçte kimi adımlar atıldı, hakkını vermek lazım. Silahlar yakıldı, Mecliste bir komisyon kuruldu. Komisyon İmralı'ya ziyaret yaptı, raporunu tuttu. Bunları küçümsemiyoruz, yok saymıyoruz. Aksine bu adımların üzerine bu demokratik toplum ve barış sürecini sağlam bir şekilde inşa etmek istiyoruz. Yüzyıllık bir meseleyi şiddet zemininden, hukuk zeminine çekmek kolay bir iş değil. Bu yasa, bu önemli işin büyüklüğüne uygun bir şekilde ve cesaretle yazılmalıdır."
Bakırhan, çerçeve yasasının dar tutulmaması, belirsiz olmaması ve topluma güven veren bir yasa olması gerektiğini belirterek, meselenin sadece birkaç maddelik teknik bir düzenleme değil, bu ülkenin birlikte yaşama iradesinin hukuka bağlanması olduğunu kaydetti.
"Hayırlı işlerde acele edilmesi" gerektiğini dile getiren Bakırhan, "Bu nedenle çerçeve yasa ertelenemez. Öyle sonbahara bırakılamaz. Çerçeve yasa gecikmeden korkmadan, açık ve güven veren bir içerikle artık Meclise gelmelidir." dedi.