DEM Parti 5. Olağan Kongresi: 'Demokratik Türkiye Yüzyılı' vurgusu

Politika Haberleri

DEM Parti kongresinde eş genel başkanlar, 50 yıllık çatışmanın sona erdiğini belirterek demokratik, eşitlikçi bir Türkiye için barış sürecine hazır olduklarını ve süreci büyütmenin görevleri olduğunu söyledi.

DEM Parti, 5. Olağan Kongresini, Nazım Hikmet Kültür Merkezi'nde gerçekleştiriyor.
Kongrenin açılışında konuşan Eş Genel Başkan Tuncer Bakırhan, geçmişten bazı örnekler vererek, Türkiye'nin sonu gelmeyen krizleri hak etmediğini söyledi.
Türkiye'yi krizlerin ülkesi olmaktan çıkarmaya kararlı olduklarını belirten Bakırhan, "Cumhurbaşkanı da Cumhur İttifakı da bu sürece ' Türkiye Yüzyılı' diyor. Emin olun ki süreç başarıya ulaşırsa, gerçekten bu yüzyıl Türkiye'nin olacak. Gelin, parametreyi demokrasi, hukuk, adalet ve eşitlik ilkeleri etrafında örelim ve demokratik Türkiye Yüzyılı'na hep birlikte adım atalım. Bunu başarmak, siyaset kurumunun emek vermesine ve sürece cesaretle sahip çıkmasına bağlıdır." ifadesini kullandı.
Türkiye'nin bugün bir başka baharın eşiğinde olduğunu, 50 yıllık çatışma ve şiddetin sonuna gelindiğini dile getiren Bakırhan, "Kürtlerin ikbali ile Türkiye'nin istikbalinin aynı parametrede buluştuğu bir dönemdeyiz. Kürtlerin ikbalini ve ülkenin istikbalini aynı noktada buluşturanın sırtı emin olun ki yere gelmez." dedi.
Türkiye'nin, her bir vatandaşının ve akrabalarının kazanımını, kendi kazanımı gören bir anlayışa ihtiyacının olduğuna işaret eden Bakırhan, "Nasıl ki Azerbaycan'ın, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin kazanımı Türkiye'nin ve Türkiye'deki Kürt'ün kazancı olarak görülüyorsa, Irak, İran ve Suriye'deki Kürtlerin kazanımı da Türkiye'nin kazancı olarak görülmelidir. Kürt'ün kazanımı Türkiye'nin kazanımıdır. Türkiye'nin kazanımı Kürt'ün kazanımıdır. Kürt kazanınca Türk, Türk kazanınca Kürt kazanacaktır." diye konuştu.
Barış süreciyle birlikte Türkiye ile Kürtlerin çıkarlarının ortak paydada buluştuğuna dikkati çeken Bakırhan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Güçlü ve büyük Türkiye'ye inanıyoruz, fakat bunun nasıl olacağı konusunda yıllarca ayrıştık. Bize göre güçlü ve büyük Türkiye demokratik olan, bütün kimliklere ve inançlara eşit mesafede duran bir düzlemde mümkündür. Orta Doğu'yu barışın ve yaşamın coğrafyası haline getirebiliriz. Artık 100 yıllık Sykes-Picot parantezini kapatmanın zamanı geldi. Yeni bir dönemin başladığının bilincindeyiz. DEM Parti olarak bu sürece hazırız."
"Süreci enfekte eden ilk bizi karşısında görecek"
Gelinen sürecin teminatı olduklarını vurgulayan Bakırhan, şunları kaydetti:
"Süreci enfekte eden kim olursa olsun, ilk bizi karşısında görecek. Yumruğumuz sıkılı değil, elimiz açıktır. Göz hizasından konuşuyoruz ve gizli bir ajandamız yok. Tek bir ajandamız var, o da demokratik bir Türkiye'dir. Bu sürecin 86 milyonu güçlendireceğine inanıyoruz. Dost ve düşman bilsin ki dünyada, Orta Doğu'da ve Türkiye'de yeni bir dönem başlıyor. Kendimizi Diyarbakır'dan sorumlu hissettiğimiz kadar Ankara ve İstanbul'dan da aynı düzeyde sorumlu hissedeceğiz. Bu konuda eksiklerimizi de gidereceğiz. Türkiye'nin her bir karışına aynı sorumluluk duygusuyla yaklaşacağız. Kimse kaygı duymasın. Yarın, bugünden daha iyi olacak."
Yeni kongre ile yeni bir siyasi limana yelken açacaklarını dile getiren Bakırhan, gelecek dönemin ihtiyaçlarına cevap verecek bir yönetim oluşturacaklarını aktardı.
"Süreci büyütmek hepimizin görevi"
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları ise Kürt meselesinin demokratik yollarla çözülebilmesi için bu dönemin sağlıklı bir şekilde değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Gelecek yüzyılda nasıl bir ülkede yaşanacağının tarihsel sınavının hep birlikte verildiğini ifade eden Hatimoğulları, "Türkiye değişiyor. Biz de değişmeye, dönüşmeye devam etmek zorundayız. Bu gelişmelere uygun olarak siyasi ve örgütsel hattımızı yeniden konuşmak ve tartışmak gerekiyor." değerlendirmesinde bulundu.
Son üç yılda Türkiye'nin önüne uzun zamandır görülmemiş büyüklükte bir imkanın ortaya çıktığını dile getiren Hatimoğulları, "Türkiye yeniden Kürt meselesini konuşmaya başladı, silahlar sustu. Bu gelişme, sisteme muhalif bütün kesimlerin demokratik zeminde mücadele olanaklarını ardına kadar açıyor. Bu süreci büyütmek ve kalıcı barışı tesis etmek hepimizin insani, vicdani, siyasi, toplumsal görevidir. Barışı kazanmak hepimizin ortak geleceğini kazanmaktır. Biz, bunu 86 milyon için 100 yıllık gelecek adına yerine getirmeye hazırız." diye konuştu.
Meclis'te kabul edilen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun'a değinen Hatimoğulları, şöyle devam etti:
"Bu kanunu önemsiyoruz. Her fırsatta ne kadar çok önemli olduğunu vurguladık ama aynı zamanda bu kanunun eksiklerini de belirttik. Hiçbir kanun kendi başına toplumsal barış yaratamaz. Kanun sadece bir kapı açabilir, o kapıdan nasıl geçileceğini ise siyaset, hukuk ve toplum birlikte karar verir. Şimdi önümüzde daha zor bir aşama var. O da barışın toplumsallaştırılmasıdır."
Kongrede, konuşmaların ardından seçimlere geçildi.