Erdoğan: Paralel yönetim siyaseti paralize ediyor
"Paralel yönetim modeli sadece ana muhalefet partisinin kendisini değil, Türkiye siyasetini de paralize ediyor" - "Ülke meselelerinin çözümü noktasında muhalefet de iktidar kadar yapıcı davranmalı, yasama süreçlerine olumlu katkıda bulunmalıdır" - "İster iktidar, ister muhalefet sıralarında olalım, hepimiz, ifadesini ve iradesini temsil ettiğimiz milletimize karşı sorumluluk taşıyoruz"
Cumhurbaşkanı ve Ak Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, CHP'de yaşananlara ilişkin, "Paralel yönetim modeli sadece ana muhalefet partisinin kendisini değil, Türkiye siyasetini de paralize ediyor." dedi.
Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, İstiklal Harbi'ni sevk ve idare eden Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni, "millete hizmet mücadelesinin kurmay aklı, merkez üssü, lokomotifi" şeklinde nitelendirdi.
TBMM'nin, bu misyonunu etkin yerine getirdiğinde bunun kazananının, sorunlarına çözüm bekleyen 86 milyon ve halkın umut kapısı siyaset kurumu olacağını ifade eden Erdoğan, bu mesuliyet bilinciyle parlamento çatısı altındaki yasama görevlerini en iyi şekilde ifa etmenin çabası içerisinde bulunduklarını vurguladı.
Erdoğan, yakın dönemde şikayetlere konu fahiş site aidatlarından, Türkiye'nin yatırım cazibesini artıracak çeşitli teşviklere, tarım arazilerinin korunmasından, iklim kriziyle mücadeleye kadar farklı başlıklarda çok sayıda düzenlemeyi hayata geçirdiklerini aktardı.
Milletvekillerini fedakar gayretlerinden dolayı tebrik eden Erdoğan, şöyle konuştu:
"12. Yargı Paketimizin yasalaşması sürecinde de sizlerden aynı kararlı tutumu sürdürmenizi bekliyorum. Hatırlatmak isterim ki Meclis tatile girmeden önce yapacak çok işimiz var. Her bir milletvekilimizin enerjisine, çalışkanlığına, üretkenliğine ihtiyacımız var. Hep birlikte çok sıkı çalışacak, milletimizin umutla beklediği düzenlemeleri hayata geçirmenin gayretinde olacağız."
Cumhurbaşkanı Erdoğan, millete karşı görevlerini yerine getirmek için samimiyetle çalışırken muhalefetin Meclis çalışmalarını tıkamaktan vazgeçmediğini söyledi.
"Yüce Meclis, hak etmediği görüntülerle gündeme gelmeye başlamıştır"
"İş yapmak, milletin derdine derman olmak varken, ellerinde telefonlarla şov peşinde koşanları artık hepimiz tanıyoruz." diyen Erdoğan, şöyle devam etti:
"Üzülerek görüyoruz ki şimdi bunlara bir de şahsi kavgalarını Gazi Meclis'e taşıyanlar eklenmiştir. Yüce Meclis, siyaseti kariyer ve kazanç kapısı olarak görenlerin sorumsuz eylemleri sebebiyle son günlerde hiç hak etmediği görüntülerle gündeme gelmeye başlamıştır. Ne yarım asırlık siyasi hayatımızda ne de 23 yıllık iktidarlarımız boyunca tanık olmadığımız hadiselerle karşılaşıyoruz. Sabahın 9'unda gelip salon işgal edeni mi ararsın, birbirlerine çelme takmak için türlü oyunlar çevirenleri mi ararsın, dün avuçları çatlayıncaya kadar alkışladıklarına bugün duvar olanları mı ararsın, dün 'halkın kahramanı' ilan edip adına şarkı bestelediklerini bugün 'halk düşmanı' diyerek linç etmeye çalışanları mı ararsın, tekmili birden mevcut. Çerçici dükkanı gibi yok yok. Entrika, skandal, ayak oyunu, ihanet, ne ararsan hepsi var. İzahı olmayan şeyin mizahı olurmuş. Karşımızdaki manzara tam olarak bu."
Erdoğan, her siyasi partinin kendisinden sorumlu olduğunu, başka siyasi partilerin ne yaptığıyla, neleri tartıştığıyla ilgilenmediklerini ifade etti.
Rakiplerinin kendi içinde ne yaptıklarının, birbirlerine ne dediklerinin, partilerini neye çevirdiklerinin, kendilerini alakadar etmediğine dikkati çeken Erdoğan, "Tartışmayı sokaklara ve Meclis koridorlarına taşımadıkları sürece biz, bu yaşananları sadece üzüntüyle izlemekle yetiniriz." değerlendirmesinde bulundu.
Bir partinin iç meselesinin, TBMM çatısının ve demokrasinin meselesi haline getirilmeye çalışıldığında buna kayıtsız kalamayacaklarını belirten Erdoğan, şunları ifade etti:
"Ana muhalefet partisi içindeki tartışmalar son günlerde aynen buna evrilmiş. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin saygınlığına gölge düşürülmekte, siyaset kurumu yıpratılmaktadır. Lafa gelince 'Cumhuriyet'i biz kurduk', Atatürk'ün partisi olmakla övünen bir siyasi oluşumun böyle bir noktaya savrulması kaygı vericidir. Paralel yönetim modeli sadece ana muhalefet partisinin kendisini değil, Türkiye siyasetini de paralize ediyor. Çok başlılık, muhalefetle birlikte demokratik siyasete de zarar veriyor. Açık söyleyeyim, biz, bu durumun sürdürebilir olmadığına inanıyoruz. Bizim duruşumuz ilk günden beri bellidir, iktidarı denetleme görevini layıkıyla ifa eden güçlü bir muhalefet, güçlü bir demokrasinin mütemmim cüzüdür."
Vesayet altındaki bir muhalefet, demokrasi için ne kadar tehlikeliyse toplumdan kopuk, tamamen kendi iç gündemine sıkışmış, politika ve değer üretemeyen bir muhalefetin de aynı ölçüde riskli olduğunu dile getiren Erdoğan, Türkiye'nin selameti açısından muhalefetin de iktidar kadar dinamik, hızlı, üretken, çalışkan olması gerektiğini dile getirdi.
"Meclis'i çalıştırma görevi öncelikle bizim omuzlarımızdadır"
"Ülke meselelerinin çözümü noktasında muhalefet de iktidar kadar yapıcı davranmalı, yasama süreçlerine olumlu katkıda bulunmalıdır." ifadesini kullanan Erdoğan, Türkiye siyasetinde yıkıcı rekabet yerine eserlerin, fikirlerin, hizmetlerin yarıştığı yeni bir iklimin hakim olmasını istediklerini söyledi.
Erdoğan, muhalefet partilerinin özellikle gelecekteki 1,5-2 senelik zaman diliminde Meclis gündemine gelen konularda çözümsüzlüğü savunmak yerine, Türkiye'nin ve Türk milletinin menfaatlerini önceleyen bir tavır sergilemesi gerektiğini dile getirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:
"Sırf iktidara yarayacak diye ülkenin hayrına olacak işlere takoz koymak doğru bir yöntem olmaz. Şunu ifade etmek isterim ki, ister iktidar ister muhalefet sıralarında olalım, hepimiz, ifadesini ve iradesini temsil ettiğimiz milletimize karşı sorumluluk taşıyoruz. Hepimiz, milletin vazife yüklediği, milletin emanetini omuzlamış insanlarız. Birinci görevimiz, ülkeye ve millete hizmettir. Hiçbirimizin bundan daha büyük bir işi yoktur ve olamaz. İktidar partisi olarak şüphesiz bizim sorumluluğumuz daha fazladır. Meclis'i çalıştırma görevi öncelikle bizim omuzlarımızdadır. Meclis'in mesaisinin biraz daha artacağı önümüzdeki dönemde sizlerden bu yüce çatı altında milletin dertlerinin, ihtiyaçlarının, umutlarının ve hayallerinin çözüm adresi olma noktasında daha fazla gayret bekliyorum. Bir sonraki sandık imtihanımıza kadar tek bir dakikamızı dahi heba etme lüksümüzün olmadığını, bugün bir kez daha dikkatinize getiriyorum."
(Sürecek)
Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, İstiklal Harbi'ni sevk ve idare eden Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni, "millete hizmet mücadelesinin kurmay aklı, merkez üssü, lokomotifi" şeklinde nitelendirdi.
TBMM'nin, bu misyonunu etkin yerine getirdiğinde bunun kazananının, sorunlarına çözüm bekleyen 86 milyon ve halkın umut kapısı siyaset kurumu olacağını ifade eden Erdoğan, bu mesuliyet bilinciyle parlamento çatısı altındaki yasama görevlerini en iyi şekilde ifa etmenin çabası içerisinde bulunduklarını vurguladı.
Erdoğan, yakın dönemde şikayetlere konu fahiş site aidatlarından, Türkiye'nin yatırım cazibesini artıracak çeşitli teşviklere, tarım arazilerinin korunmasından, iklim kriziyle mücadeleye kadar farklı başlıklarda çok sayıda düzenlemeyi hayata geçirdiklerini aktardı.
Milletvekillerini fedakar gayretlerinden dolayı tebrik eden Erdoğan, şöyle konuştu:
"12. Yargı Paketimizin yasalaşması sürecinde de sizlerden aynı kararlı tutumu sürdürmenizi bekliyorum. Hatırlatmak isterim ki Meclis tatile girmeden önce yapacak çok işimiz var. Her bir milletvekilimizin enerjisine, çalışkanlığına, üretkenliğine ihtiyacımız var. Hep birlikte çok sıkı çalışacak, milletimizin umutla beklediği düzenlemeleri hayata geçirmenin gayretinde olacağız."
Cumhurbaşkanı Erdoğan, millete karşı görevlerini yerine getirmek için samimiyetle çalışırken muhalefetin Meclis çalışmalarını tıkamaktan vazgeçmediğini söyledi.
"Yüce Meclis, hak etmediği görüntülerle gündeme gelmeye başlamıştır"
"İş yapmak, milletin derdine derman olmak varken, ellerinde telefonlarla şov peşinde koşanları artık hepimiz tanıyoruz." diyen Erdoğan, şöyle devam etti:
"Üzülerek görüyoruz ki şimdi bunlara bir de şahsi kavgalarını Gazi Meclis'e taşıyanlar eklenmiştir. Yüce Meclis, siyaseti kariyer ve kazanç kapısı olarak görenlerin sorumsuz eylemleri sebebiyle son günlerde hiç hak etmediği görüntülerle gündeme gelmeye başlamıştır. Ne yarım asırlık siyasi hayatımızda ne de 23 yıllık iktidarlarımız boyunca tanık olmadığımız hadiselerle karşılaşıyoruz. Sabahın 9'unda gelip salon işgal edeni mi ararsın, birbirlerine çelme takmak için türlü oyunlar çevirenleri mi ararsın, dün avuçları çatlayıncaya kadar alkışladıklarına bugün duvar olanları mı ararsın, dün 'halkın kahramanı' ilan edip adına şarkı bestelediklerini bugün 'halk düşmanı' diyerek linç etmeye çalışanları mı ararsın, tekmili birden mevcut. Çerçici dükkanı gibi yok yok. Entrika, skandal, ayak oyunu, ihanet, ne ararsan hepsi var. İzahı olmayan şeyin mizahı olurmuş. Karşımızdaki manzara tam olarak bu."
Erdoğan, her siyasi partinin kendisinden sorumlu olduğunu, başka siyasi partilerin ne yaptığıyla, neleri tartıştığıyla ilgilenmediklerini ifade etti.
Rakiplerinin kendi içinde ne yaptıklarının, birbirlerine ne dediklerinin, partilerini neye çevirdiklerinin, kendilerini alakadar etmediğine dikkati çeken Erdoğan, "Tartışmayı sokaklara ve Meclis koridorlarına taşımadıkları sürece biz, bu yaşananları sadece üzüntüyle izlemekle yetiniriz." değerlendirmesinde bulundu.
Bir partinin iç meselesinin, TBMM çatısının ve demokrasinin meselesi haline getirilmeye çalışıldığında buna kayıtsız kalamayacaklarını belirten Erdoğan, şunları ifade etti:
"Ana muhalefet partisi içindeki tartışmalar son günlerde aynen buna evrilmiş. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin saygınlığına gölge düşürülmekte, siyaset kurumu yıpratılmaktadır. Lafa gelince 'Cumhuriyet'i biz kurduk', Atatürk'ün partisi olmakla övünen bir siyasi oluşumun böyle bir noktaya savrulması kaygı vericidir. Paralel yönetim modeli sadece ana muhalefet partisinin kendisini değil, Türkiye siyasetini de paralize ediyor. Çok başlılık, muhalefetle birlikte demokratik siyasete de zarar veriyor. Açık söyleyeyim, biz, bu durumun sürdürebilir olmadığına inanıyoruz. Bizim duruşumuz ilk günden beri bellidir, iktidarı denetleme görevini layıkıyla ifa eden güçlü bir muhalefet, güçlü bir demokrasinin mütemmim cüzüdür."
Vesayet altındaki bir muhalefet, demokrasi için ne kadar tehlikeliyse toplumdan kopuk, tamamen kendi iç gündemine sıkışmış, politika ve değer üretemeyen bir muhalefetin de aynı ölçüde riskli olduğunu dile getiren Erdoğan, Türkiye'nin selameti açısından muhalefetin de iktidar kadar dinamik, hızlı, üretken, çalışkan olması gerektiğini dile getirdi.
"Meclis'i çalıştırma görevi öncelikle bizim omuzlarımızdadır"
"Ülke meselelerinin çözümü noktasında muhalefet de iktidar kadar yapıcı davranmalı, yasama süreçlerine olumlu katkıda bulunmalıdır." ifadesini kullanan Erdoğan, Türkiye siyasetinde yıkıcı rekabet yerine eserlerin, fikirlerin, hizmetlerin yarıştığı yeni bir iklimin hakim olmasını istediklerini söyledi.
Erdoğan, muhalefet partilerinin özellikle gelecekteki 1,5-2 senelik zaman diliminde Meclis gündemine gelen konularda çözümsüzlüğü savunmak yerine, Türkiye'nin ve Türk milletinin menfaatlerini önceleyen bir tavır sergilemesi gerektiğini dile getirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:
"Sırf iktidara yarayacak diye ülkenin hayrına olacak işlere takoz koymak doğru bir yöntem olmaz. Şunu ifade etmek isterim ki, ister iktidar ister muhalefet sıralarında olalım, hepimiz, ifadesini ve iradesini temsil ettiğimiz milletimize karşı sorumluluk taşıyoruz. Hepimiz, milletin vazife yüklediği, milletin emanetini omuzlamış insanlarız. Birinci görevimiz, ülkeye ve millete hizmettir. Hiçbirimizin bundan daha büyük bir işi yoktur ve olamaz. İktidar partisi olarak şüphesiz bizim sorumluluğumuz daha fazladır. Meclis'i çalıştırma görevi öncelikle bizim omuzlarımızdadır. Meclis'in mesaisinin biraz daha artacağı önümüzdeki dönemde sizlerden bu yüce çatı altında milletin dertlerinin, ihtiyaçlarının, umutlarının ve hayallerinin çözüm adresi olma noktasında daha fazla gayret bekliyorum. Bir sonraki sandık imtihanımıza kadar tek bir dakikamızı dahi heba etme lüksümüzün olmadığını, bugün bir kez daha dikkatinize getiriyorum."
(Sürecek)
Kaynak: AA / Politika
Recep Tayyip Erdoğan, Politika, AK Parti, Türkiye, İktidar, Türkiye, AK Parti, Muhalefet, Recep Tayyip Erdoğan, TBMM, Politika, Haberler
- AK PARTİ
- AVRUPA BİRLİĞİ
- AZERBAYCAN
- BASKETBOL
- BELEDİYE
- BEŞİKTAŞ
- CHP
- ÇEVRE
- DEM
- DİPLOMASİ
- DOĞA
- DONALD TRUMP
- DEVLET BAHÇELİ
- EĞİTİM
- EKREM İMAMOĞLU
- ELON MUSK
- EMEKLİ
- EMLAK
- ENERJİ
- ENFLASYON
- ESNAF
- FENERBAHÇE
- FİKSTÜR
- FİLİSTİN
- FUTBOL
- GALATASARAY
- GASTRONOMİ
- GAZZE
- GÜNCEL
- GÜVENLİK
- GÖÇMEN
- HAKAN FİDAN
- HASTANE
- HAYVAN HAKLARI
- HIRSIZLIK
- HUKUK
- IRAK
- İNSAN HAKLARI
- İRAN
- İSRAİL
- İSTANBUL
- İŞÇİ
- İTFAİYE
- JANDARMA
- JOSE MOURINHO
- KAZA