Özgür Özel: Bir kapı kapanırsa yenileri açılır
CHP Grup Başkanı Özgür Özel, partisine yönelik operasyonlara rağmen mücadeleye devam edeceklerini belirterek, "İşgal bitmezse milleti seçeneksiz bırakmayacağız. Yolumuz iktidar yoludur, pusulamız millettir" dedi.
(TBMM) - CHP Grup Başkanı Özgür Özel, partiyi geri almak için sonuna kadar mücadele ettiklerini belirterek, "İşgal bitmezse bu milleti seçeneksiz bırakmayacağız. Bir kapı kapanırsa yenileri açılır. Kimse endişe etmesin, bir tek menzil var. Yolumuz iktidar yoludur. Pusulamız millettir. Rotamız iktidardır. Hep birlikte gideceğimiz bu yolda, eninde sonunda iktidarı değiştireceğiz ve halkın iktidarını kuracağız" dedi.
CHP Grup Başkanı Özgür Özel, TBMM'de partisinin haftalık grup toplantısında konuştu. Özel'in konuşmasından öne çıkanlar şöyle:
"Biz ısrarla milletin gündemini, haksızlığı ve yoksulluğu anlatmak durumundayız. Zaten bunları anlata anlata Türkiye'nin birinci partisi olduk. Hatırlayın; yerel seçimleri kazandıktan sonra Rize'de çay miting yapan biz, Ordu, Giresun'da fındık için konuşan biz, Gaziantep'te fıstık mitingi yapan, Adana'da pamuk miting yapan, Manisa'da -hepsi yetişiyor Allah'a şükür- tarım mitingi yapan, Trakya'da buğday mitingi yapan; tematik mitinglerle bunları konuşan biz. Bunları anlata anlata Türkiye'nin birinci partisi olduk. Şimdi bunları anlatmayalım diye bize saldırıyorlar. Peki soruyorum: Emeklinin halini biz konuşmazsak kim konuşacak? İşçinin derdini biz anlamazsak, biz anlatmazsak, biz onların yanına varmazsak kim varacak? Çiftçinin hatırını CHP sormazsa kim soracak? Biliyorlar ki biz susarsak millet susacak. Bize yönelik saldırılar, CHP'yi sahipsiz bırak bu operasyonu değildir. Allaha şükür biz CHP'yi ve CHP'lileri sahipsiz, yalnız bırakmayız. Ama esas gaye, esas amaç milletin dertlerini sahipsiz bırakma operasyonudur. O yüzden bize, partimize adaysızlaştırma, kurumsuzlaştırma ve lidersizleştirme operasyonu çekmektedirler. Meselenin kendisi CHP'nin içinde bir mesele değil, meselenin kendisi CHP bahane edilerek, meşgul edilerek bu milletle, bu milletin değiştirmek istediği iktidar arasındadır."
"BİZ, AK PARTİ'Yİ YENİLGİYLE TANIŞTIRAN KADROLARIZ"
Biz, partimizi 47 yıl sonra birinci parti yapan kadrolarız. Biz, AK Parti'yi tarihinde ilk kez yenilgiyle tanıştıran kadrolarız. Ben, Erdoğan ile Genel Başkan olarak bir kez yarıştım. O AK Parti'nin Genel Başkanıydı, ben de kurultayımızın takdiriyle, üyelerimizin, milletimizin desteğiyle partimizin Genel Başkanı olarak onunla karşı karşıya geldik. Yarıştık, yarıştığımız ilk ve tek seçimde Erdoğan'ı Genel Başkan olarak ben yendim; partisini, CHP yendi. Esas olarak da bunu ne kendi üstüme aldım ne sadece partimize mal ettik. O gün dedik ki 'Bu, CHP'nin adaylarına ve kadrolarına verilen bir yatırımcı kredisidir. Bir tüketici kredisi değil, tüketelim diye değil, geleceklerine yatırım yaptıkları için CHP'yi ülkenin geleceğinde görmek için verdikleri bir kredidir. Oyları kendimize, partimize saymıyoruz. Ortak gelecek umudumuza sayıyoruz.' O günden beridir de kibir yapmadan, sadece kendimizi anmadan, başarıyı Türkiye İttifakı'na, Türkiye'nin bütün demokratlarla mal ederek yol yürümeyi tercih ettik.
"YÜRÜYÜŞÜMÜZ DURURSA MUTLAK SULTAN OLACAK"
İşte bu yüzden iktidar değişimi artık Türkiye'de bir takvim meselesidir. Bunu herkes görüyorken; bu ülkenin ezilenleri, yok sayılanları, hor görünenleri, hakkı yenilenleri iktidara yürüyorken maruz kaldığımız saldırı tam da buna yöneliktir, bunu engellemeye yöneliktir. Yürüyüşümüzü durdurmak için ki biz durursak mutlak sultan olacak. O yüzden CHP'deki mutlak butlan meselesini; AK Parti'nin yargı kolları eliyle tasarlanmış, özellikle planlanmış mutlak butlan meselesini mutlak sultanın kariyerini sürdürme meselesi olarak görmek, CHP'yi ve Türkiye'yi bu ara dönemden hızla çıkarmak; kendine 'Aydınım' diyen, 'Partiliyim' diyen, 'Cumhuriyetçiyim' diyen, 'Atatürkçüyüm' diyen herkesin boynunun borcudur.
"MİLLET KARPUZDAN BİR ŞEY VERMEYİP, ONLARA SAPINI GÖSTERDİ"
AK Parti'nin ve Erdoğan'ın bütün hesabı, CHP'yi karpuz gibi ortadan bölmek, yarı yarıya bölmekken hadi '70'e 30, 60'a 40 da olsa olur' derken, 70'e 30'a razıyken, bekledikleri bölünmenin böyle karpuz gibi bölecek ya başındaki sapını bile alamadılar. Millet yarı yarıya karpuz gibi ortadan değil, karpuzdan bir şey vermeyip sapını onlara gösterdi. Yüzde 99'a yüzde 1'ler. O yüzde 1'ler karpuzun sapıdır. Şimdi, bunu sokakta herkes gördüğü için birazcık bu işlere bakan herkes analiz ettiği için zaten lafın kendisi böyle bir reaksiyonu aldığı için Erdoğan değişik bir ruh haline büründü. Daha doğrusu suçluluk psikolojisinin altında yoğun bir inkara geçmek, yani somut gerçeği inkar etmek için aşırı açıklamalar yapmak sürecinde. Psikolojideki karşılığı bu. Erdoğan'ı izle ve karşında şu var: Çıkıyor bir toplantıya, prompter hazır, metnin yüzde 50'si 'Vallahi de billahi de biz yapmadık. Bu işin hiçbir yerinde biz yokuz. Bu işi CHP'liler yaptı. Onların iç meselesi. Biz bu işin bir yerinde yokuz.' Konuşma başlıyor, 'Biz bu işin neresindeyiz?' 24 dakika sonra diyor 'Biz bu işin hiçbirindeyiz.' Aha da söylüyorum: Sen bu işin tam göbeğindesin.
"MİLLETİN TEPKİSİ KENDİ HİSSETTİĞİNDEN"
Erdoğan'ı izlerken o aşırı açıklama ve yoğun inkarı görünce zaten anlıyorsun bu meseleyi kim yapmış, nasıl yapmış ve bu anketlerde görülen, 'Bu iş bizi de yıpratıyor, bu iş CHP'ye yaradı. CHP'de olurlarsa da şahlandılar, başka yola gitseler de yeni bir bela var karşımızda' dedikçe 'Biz yapmadık' diyor. Erdoğan sana soruyorum: Ben Ana Muhalefet Partisi'nin Genel Başkanı olarak şöyle bir açıklama yapıyor muyum 20 dakika: 'Komedyen Deniz Göktaş'a açılan soruşturmayla hiçbir ilgim yok. Ben bu işin hiçbir yerinde yokum. Ben bu işte yokum.' Böyle bir izaha ihtiyaç var mı? Böyle bir izaha ihtiyaç yoksa, demek ki ben bu işin hiçbir yerinde yokum. 25 dakika boyunca mesela ben, 'Televizyondan alınan aşırı verginin hiçbir yerinde CHP yoktur. Vallahi yokuz, billahi yokuz, inanın ki yokuz. Bu verginin tamamını koyan AK Partili, alan AK Partili, zavallı vatandaşın hakkına giren AK Partilidir. CHP olarak vergilerde yokuz' diye nefes tüketsem demezler mi 'Allah Allah acaba Özgür Özel bu işin neresinde' diye. O yüzden herkes neyin ne olduğunu görmekte, millet de bu işi ben söylüyorum diye değil kendi hissediyor diye bu tepkiyi vermektedir.
ERDOĞAN'A "FRANKENSTEIN" YANITI: "FRANKENSTEIN RECEP TAYİP ERDOGAN'IN TA KENDİSİDİR"
Kendini izaha çalışırken bazen bilmediği konulara girip çıkıyor. Daha doğrusu yazılanı okuyor. Yazanlar da sağ olsun, hani kargadan farkları yok, öyle bir mihmandarlık yapıyor. Geçen konuşmada şöyle bir şey diyor: 'Bir Frankenstein ürettiler, şimdi ceremesini çekiyorlar. Frankenstein denen canavarın ceremesini çekiyorlar.' Atıf yaptığı Frankenstein canavarın adı değil, canavarı üreten doktorun adıdır. Bir kere bunu bil. Frankenstein canavar falan değil. Yazan yanlış yazmış. O yüzden butlana 'Frankenstein' diyorsan yanlış. Eğer butlan bir canavarsa, canavarı üreten de Frankenstein ise Frankenstein Recep Tayyip Erdoğan'ın ta kendisidir. Ama bir küçük katkım olsun, aynı çatı altında görev yapmışlığımız var. Bu Frankenstein profesör, ürettiği canavar var, o butlan mutlan değil. Eğer Erdoğan Frankenstein ise yarattığı canavarı hiç orada burada aramamak lazım. Çünkü Frankenstein'ın o küçük romanını okuduğunuzda sonu şöyle biter: Yarattığı canavar en son Frankenstein'a saldırır, onu hedef alır, onu yok etmeye çalışır. O yüzden eğer Frankenstein'ın yarattığı canavara bakılacaksa bugünkü Sabah gazetesine bir bakmak lazım. Aileye kim saldırıyorsa, bir damada birisi saldırıyorsa ve birileri de Frankenstein'ın yarattığı canavarı arıyorsa onu bizim buralarda değil Adalet Bakanlığı tarafında aramak lazım.
"CHP'YE DIŞ MİHRAK TARİF EDENİN ALNINI KARIŞLARIM"
Aynı konuşmada CHP içinde dış mihraklardan bahsediyor. Önce şunu bilecek: CHP'ye dışarıdan müdahale eden bir mihrak varsa o da zaten Erdoğan ve kurduğu bu plandan başka bir şey değildir. 'Terörist' dediniz, tutmadı. 'Hırsız' dediniz, tutmadı. 'FETÖ'cü' dediniz, tutmadı. 'Rejimin listesi geniş, şimdi dış mihrak diyelim, onun üstüne bir şey söyleyelim.' Ben burada Erdoğan'a şunu söyleyeyim: Beni devlet okuttu 10 yaşımdan beri. Parasız yatılıyım ben, leyli meccani. İki öğretmenin evladıyım, bir bahçıvanın torunuyum. Ailesi Balkanlar'dan göçmen bir Balkan Türkü'yüm. Üniversiteyi de bu ülkede okudum, devletin üniversitesinde. Askerliğimi mavi vatanda yaptım, uzun dönem. Bu devletin varlığının ne demek olduğunu, dirliğinin ne demek olduğunu gayet iyi bilirim. CHP'ye dış mihrak tarif edecek adamın da alnını karışlarım.
"KİMLER KİMLERLE BERABER"
O yüzden öyle ikide bir bana yapılan çağrılara; 19 Mart'tan itibaren biz de bazı çağrılar yapıyoruz. 'Bu yoldan dönün, milletin huzurunu bozmayın. Erdemliler Hareketi diye parti kurulmuş, kumpaslardan, iftiralardan, iftiracılardan medet ummayın. Partinizi siyasetçilerle konuşun, tartışın. Bürokratlara, teknokratlara, seyyar giyotinlere teslim etmeyin' dedik, dinlenmedi. Şimdi tartışma siyasilerin değil, atanmışların yönettiği bir ülke, etkili olduğu bir partiden ibaret. Elbette biz de partimizin Denizli'de, Gaziantep'te, İzmir'de gidiyoruz. Millet görüyor, biz de görüyoruz. Millet soruyor, biz de soruyoruz. Tarihin doğru tarafında duranları da tarihin eğri tarafından medet umanları da herkes görüyor. Herkes şu soruyu soruyor: 'Kimler kimlerle beraber? Kimler kimlerle saf tutuyor?' Bunu, Türkiye siyasetinin bu kırılma noktasında, tüm siyasi partilerin üyeleri, tüm siyasi partileri takip eden, onun gönül verenleri teker teker, isim isim not ediyor. 'Kim doğru tarafta duruyor, kim eğri tarafta duruyor? Kim memleketi bürokratlara, atanmışlara teslim ediyor; kim partisindeki atanmışlarla, kim partisinin seçilmişleriyle hareket ediyor' diye.
"BİR KAPI KAPANIRSA YENİLERİ AÇILIR"
Vallahi soracak olan olursa 'Kimler kimlerle saf tutuyor' diye; biz milletin safındayız. Çarşıda, pazarda, sokakta, meydanda milletle birlikteyiz, milletle omuz omuzayız. Partimizi geri almak için sonuna kadar mücadele ediyoruz hukuken, siyaseten ve fiziken. Asla yorulmadık, yorulmayacağız. Tükenmedik, tükenmeyeceğiz. Vazgeçmedik, vazgeçmeyeceğiz. Bu mücadeleyi asla bırakmayacağız. Ancak işgal bitmezse bu milleti de seçeneksiz bırakmayacağız. Biz gayretliyiz, gayret de eninde sonunda karşılığını bulur. Duyduğum, bildiğim en güzel sözdür: 'Elbette olacak kaderdir ama kader de gayrete aşıktır.' Bir kapı kapanırsa yenileri açılır. Azimle yürüyen, eninde sonunda menzile ulaşır. Kimse endişe etmesin, bir tek menzil var. Dedi ya 'Cumhuriyet ki kimsesizlerin kimsesidir.' Gazi'nin emaneti, kimsesizleri kimsesiz bırakmamak. Yoksulları yalnız bırakmamak, işçisini, memurunu, emeklisini yalnız bırakmamak, iktidara taşımak için gayret içindeyiz. Kimsenin endişe etmesin, milletle birlikte kazanacağız. Oy oy, zarf zarf, sandık sandık sokak sokak kazanacağız. Köy köy, belde belde şehir şehir kazanacağız. Kimse yoldan sapmasın ki yol cümleden, cümlemizden uludur. Yol, yolcudan da yolculardan da uludur. Yeter ki hedefi doğru olsun. Yolumuz doğrudur, yolumuz iktidar yoludur. Pusulamız millettir. Rotamız iktidardır. Hep birlikte gideceğimiz bu yolda, eninde sonunda iktidarı değiştireceğiz ve halkın iktidarını kuracağız.
"BU MİLLETİN TEK ÜMİDİ SİZLERSİNİZ, BİZLERİZ"
Gittiğim tüm şehirlerde, oturduğum her sofrada, girdiğim her kolda bir samimiyeti, bir inancı ve hepimizin üzerine yüklenen bir mesuliyeti görüyorum. Milletin tek ümidi sizlersiniz, bizleriz. Bizim de tek hedefimiz, tek ümidimiz bu milleti bu zorluklardan kurtarmak, bu yürüyüşü tamamlamak ve eninde sonunda bu milletin partisini iktidara taşımaktır. Bu milletle birlikte bu yolu yürümeye hazır mısınız? Hep beraber yürüyecek miyiz? Türkiye'nin umudu sizlersiniz. Yürüyelim arkadaşlar."
(SON)
Cumhuriyet Halk Partisi, Özgür Özel, Güncel, Cumhuriyet Halk Partisi, İşgal, İktidar, Özgür Özel, CHP Grup Toplantısı, Güncel, Haberler
- AK PARTİ
- AVRUPA BİRLİĞİ
- AZERBAYCAN
- BASKETBOL
- BELEDİYE
- BEŞİKTAŞ
- CHP
- ÇEVRE
- DEM
- DİPLOMASİ
- DOĞA
- DONALD TRUMP
- DEVLET BAHÇELİ
- EĞİTİM
- EKREM İMAMOĞLU
- ELON MUSK
- EMEKLİ
- EMLAK
- ENERJİ
- ENFLASYON
- ESNAF
- FENERBAHÇE
- FİKSTÜR
- FİLİSTİN
- FUTBOL
- GALATASARAY
- GASTRONOMİ
- GAZZE
- GÜNCEL
- GÜVENLİK
- GÖÇMEN
- HAKAN FİDAN
- HASTANE
- HAYVAN HAKLARI
- HIRSIZLIK
- HUKUK
- IRAK
- İNSAN HAKLARI
- İRAN
- İSRAİL
- İSTANBUL
- İŞÇİ
- İTFAİYE
- JANDARMA
- JOSE MOURINHO
- KAZA