CHP'den "Batı Akdeniz Yerel Buluşması"... Burhanettin Bulut: "Hangi Siyasi Görüşte Olursan Ol Gazeteciliği Bitiren Bugünkü İktidardır"
CHP Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, "CHP İletişim Batı Akdeniz Yerel Buluşması"nda yaptığı konuşmada "TELE1'e, Merdan Yanardağ'a bir soruşturma açıyorsunuz. O soruşturma daha ifadesi alınmadan TELE1'e kayyum atıyorsunuz. Bu kabul edilebilir bir şey değil. Yani tüm bu dünyadaki gelişmeleri ifade etmeden önce bunları konuşmak ve bunların olmadığı ya da hukukun olmadığı bir yerde diğer tartışmaların çok kıymetiharbiyesinin olmadığı kanaatindeyim. Suçluyu ararken, suçlu bugünkü iktidardır. Hangi siyasi görüşte olursan ol, hangi tarafta siyaset ya da görüş savunan olursan ol, gazeteciliği bitiren bugünkü iktidardır" dedi.
Haber: İleyda ÖZMEN - Kamera: Gurbetelli YALÇIN
(ANTALYA) - CHP Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, "CHP İletişim Batı Akdeniz Yerel Buluşması"nda yaptığı konuşmada "TELE1'e, Merdan Yanardağ'a bir soruşturma açıyorsunuz. O soruşturma daha ifadesi alınmadan TELE1'e kayyum atıyorsunuz. Bu kabul edilebilir bir şey değil. Yani tüm bu dünyadaki gelişmeleri ifade etmeden önce bunları konuşmak ve bunların olmadığı ya da hukukun olmadığı bir yerde diğer tartışmaların çok kıymetiharbiyesinin olmadığı kanaatindeyim. Suçluyu ararken, suçlu bugünkü iktidardır. Hangi siyasi görüşte olursan ol, hangi tarafta siyaset ya da görüş savunan olursan ol, gazeteciliği bitiren bugünkü iktidardır" dedi.
CHP'nin yerel medyayı güçlendirmek ve yerel-ulusal basın arasında kalıcı bir iletişim hattı oluşturmak amacıyla başlattığı "Bölgesel Yerel Medya Buluşmaları"nın üçüncüsü Antalya'da gerçekleştirildi. İzmir ve Tekirdağ'ın ardından Antalya'da bir otelde düzenlenen "CHP İletişim Batı Akdeniz Yerel Buluşması"na Antalya Gazeteciler Cemiyeti Başkanı İdris Taş, Yeni Gün Medya'dan Burdur Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Kürşat Tuncel, Çağdaş Gazeteciler Derneği Antalya Şube Başkanı Ceren Deniz ve gazeteciler Bora Tüfekli, Hilal Köylü ve Deniz Zeyrek katıldı. Etkinlikte Batı Akdeniz Bölgesi'ndeki illerden çok sayıda yerel medya temsilcisi, muhabir, köşe yazarı, basın örgütleri ve sendikaların temsilcileri yer aldı.
Moderatörlüğünü CHP İzmir Milletvekili Tuncay Özkan'ın yaptığı, konuşmacı olarak İdris Taş, Kürşat Tuncel, Ceren Deniz, Bora Tüfekli'nin yer aldığı "Yerelde Gazetecilik" panelinin ardından moderatörlüğünü Burhanettin Bulut'un yaptığı, konuşmacı olarak Hilal Köylü ve Deniz Zeyrek'in yer aldığı "Dijitalde Gazetecilik" ve "Yazılı Basında Gazetecilik" söyleşisiyle devam etti.
"47 yıl sonra CHP birinci parti oldu"
Bulut, şunları söyledi:
"31 Mart seçimlerinde yenilmez denilen Adalet ve Kalkınma Partisi ilk defa ikinci parti oldu. 47 yıl sonra CHP birinci parti oldu. Oradaki aslında sihirli sözcük Türkiye İttifakıydı. Aslında CHP altı okuyla Türkiye'yi kucaklayan, aslında bu 50 artı 1'lik sisteme en yakın parti sadece muhafazakar görüş ya da sadece milliyetçi görüşün çok ötesinde herkesi kapsayan ama Atatürkçülüğü, Cumhuriyetçiliği, demokratlığı öne alması itibariyle yeterli görülen bir kavram. Bizim iktidar halinde bu kutuplaşmayı özellikle politik olarak çözmemiz gerekiyor. Yani bize ait bir gazete, bize ait bir televizyon hem gazeteciliğe hem basına hem demokrasiye vurulan en büyük bir darbedir. Böyle bir şeyin olmaması gerekiyor. Bir realite var. O realitenin içerisinde işte biz her şeyin en mükemmelini yapacağız demiyoruz. Böyle bir şey olmaz. Oyunun kurallarını bozanlara karşı hiçbir şey yapmayacağım demiyorum ama sonuçta CHP'nin iktidarında eğer o söylediği vaatleri gerçekleştirecekse böyle bir ayrımı baştan yapmaması gerekiyor."
"Suçlu bugünkü iktidardır"
Siz ne yaparsanız yapın, yazılı basın gücünü azaltıyor. O yüzden bazı gazeteler online'a geçti. YouTube kanalı realite. Yarın nereye döner bilmiyoruz. ve oralarda etkin olan figürler var. Yani mesela biz siyasetçiler işte daha çok bağıralım istiyorlar. Kim bağırsa daha çok beğeni alıyor. İnsanlar oraya doğru yöneliyor ya da işte TOMA'ya kafa atmak bir marifet oluyor. Ama burada unutulmaması gereken evet günün şartlarına uymak gerekiyor. Bazen popüler siyaset yapmak gerekiyor ya da popüler gazetecilik yapmak gerekiyor, bunların hiçbirine itirazım yok. Ama bunun bile bir şartı olması lazım. Bugün Türkiye'de maalesef böyle bir iklim yok. Örneğin YouTube'da televizyondan daha fazla izlenme oranı olan Fatih Altaylı var. ya Fatih Altaylı niye cezaevine atıldı? Yani Fatih Altaylı neden bugün burada değil? Neden ailesinden o kadar zaman uzaklaştırıldı? ya da TELE1. TELE1'e, Merdan Yanardağ'a bir soruşturma açıyorsunuz. O soruşturma daha ifadesi alınmadan TELE1'e kayyum atıyorsunuz. Bu kabul edilebilir bir şey değil. Yani tüm bu dünyadaki gelişmeleri ifade etmeden önce bunları konuşmak ve bunların olmadığı ya da hukukun olmadığı bir yerde diğer tartışmaların çok kıymetiharbiyesinin olmadığı kanaatindeyim. Suçluyu ararken, suçlu bugünkü iktidardır. Hangi siyasi görüşte olursan ol, hangi tarafta siyaset ya da görüş savunan olursan ol, gazeteciliği bitiren bugünkü iktidardır. Bunun bir başka izahı yok. Efendim 'Muhalefet de kutuplaştı.' Kardeşim ne yapsın? Koca bir kitle. Orada hayat bulamıyor. Hayat bulamayınca burada bir şey yapmaya çalışıyor. Ama burada da korkunç adaletsizlikler var. Cumhuriyet'te çalışan bir arkadaşımızla bilmem ne TV'de çalışan arkadaşımızın maaşı bir değil yani. Sonuçta kara paranın dahil olduğu bir sistemde emekçi ezilir. Sonuç itibariyle bunları çözmek lazım."
Hilal Köylü: "Medya sansürün, kayyumun, işsizliğin, yoksulluğun hedefi oldu"
Hilal Köylü ise gazetecilikte yaşanan sorunlara değinerek özetle şöyle konuştu:
"Türkiye'de bütün kurumlar çürürken acaba önceliği medyaya mı verdiler tartışması başladı. Ama öncelik aslında medyada değildi. Yasama, yürütme, yargıdaki çürümenin ortaya çıkması biraz daha geç algılandığı ya da geç fark edildiği için 'İlk önce medya çöktü' denildi. Halbuki medyanın çökmesi yasamanın, yürütmenin, yargının çökmesinden çok sonra geliyor. Aslında medya o anlamda çok daha dirençli bir tavır sergiledi diyebiliriz. Niye? Medyanın patronajı ve çalışanları arasında her zaman fark vardı. Örneğin hani bizim kuşak diyeyim ben 70'ler kuşağı diyorum, bizim kuşak hem iktidarda hem muhalefette hem medyada çok daha öne çıkan isimler, bizim kuşak sormayı ve sorgulamayı da seven bir kuşak aslında. Mesela biz şunu sorduk. Dedik ki 'Genelkurmay brifing verirken siz temsilciler olarak, gazete patronları olarak niye koştura koştura gidiyorsunuz? Niye Genelkurmay'ın söylediklerini satır satır yazıyoruz. Yani bir dakika eleştirelim' dedik. Bunu eleştirelim dediğimiz için de farklı gazeteler çıktı. O zaman gazeteler etkindi ya da soralım, sorgulayalım dediğimiz için alternatif medya çoğaldı."
Medya doğruyu söyleme ihtiyacını hep kendinde hissetti. Gerçeği anlatma ihtiyacını hep hissetti. Baktı patronaj teslim oldu. Başka yere yöneldi. Orada bir teslimiyet var, başka bir alana kaydı. Bence bu kurumların çökmesi sürecinde medyanın öncelikli olduğu fikrine katılmıyorum. Bir kere Türkiye'de o kuvvetler ayrılığı yerle bir olurken aslında daha sıkı duran medyaydı. Daha sıkı durduğu için de baskıların hedefi oldu. Sansürün hedefi oldu, kayyumun hedefi oldu, işsizliğin, yoksulluğun hedefi oldu. Öyle bir süreç içinde geldik ve biz canlı tanıkları da olduk."
Deniz Zeyrek: "Sözcü'yü, Halk TV'yi yargıyla kontrol ediyorsunuz, geri kalanını da açlıkla terbiye ediyorsunuz"
Zeyrek ise medya sektöründe yaşananlardan bahsederek şunları söyledi:
"Bir gazete çıkarmak, bir televizyon kanalı işletmek dünyanın en pahalı işlerindendir. Yani ortalama 10 kişilik bir gazete ofisi mesela işte Ankara bürosu bugün 50 bin lira civarında maaş verseniz muhabirlere 10 kişilik bir şeyin size maliyeti 3,5 milyon lira oluyor aylık. Düşünün bunu 100 kişiye çıkarın işte 10'la çarpın, 35 milyon... Bunların gazetecilik gelirleriyle döndürülme şansı kalmadığı için de bu işi sadece başka sektörlerde, başka çıkarları olan insanlar yapıyor. Sözcü TV, Halk TV patronlarının şu anda haklarında yakalama kararı var. Yani bir tarafını aldınız, kamunun parasını kullanarak grupları kendinize bağladınız, bir tarafına TMSF aracılığıyla el koydunuz. Geriye kalan birkaç tane Sözcü'yü, Halk TV'yi yargıyla kontrol ediyorsunuz, geri kalanını da açlıkla terbiye ediyorsunuz. Gazetecilerin sırtına sürekli yük bindirme çabası içinde olan vatandaşlarımız 'Daha sert konuş. Şöyle yaz, böyle yaz, seni çok pasif buluyorum' diyen vatandaşlarımız bir gazete almaktan aciz kalıyorlar. Bir gazetenin internet sitesine girip haber okumaktan imtina ediyorlar. Gazetecileri yalnız bırakıyorlar. Bağımsız gazeteciler kendilerini artık sürekli yeni mecralar aramak durumunda kalıyorlar."
Burhanettin Bulut, Merdan Yanardağ, Siyaset, Akdeniz, Güncel, Kayyum, Tele1, Medya, Tele1, Kayyum, Siyaset, Akdeniz, Merdan Yanardağ, Burhanettin Bulut, Medya, Güncel, Haberler
- AK PARTİ
- AVRUPA BİRLİĞİ
- AZERBAYCAN
- BASKETBOL
- BELEDİYE
- BEŞİKTAŞ
- CHP
- ÇEVRE
- DEM
- DİPLOMASİ
- DOĞA
- DONALD TRUMP
- DEVLET BAHÇELİ
- EĞİTİM
- EKREM İMAMOĞLU
- ELON MUSK
- EMEKLİ
- EMLAK
- ENERJİ
- ENFLASYON
- ESNAF
- FENERBAHÇE
- FİKSTÜR
- FİLİSTİN
- FUTBOL
- GALATASARAY
- GASTRONOMİ
- GAZZE
- GÜNCEL
- GÜVENLİK
- GÖÇMEN
- HAKAN FİDAN
- HASTANE
- HAYVAN HAKLARI
- HIRSIZLIK
- HUKUK
- IRAK
- İNSAN HAKLARI
- İRAN
- İSRAİL
- İSTANBUL
- İŞÇİ
- İTFAİYE
- JANDARMA
- JOSE MOURINHO
- KAZA