Bulgaristan'ın Müslüman Ribnovo köyünde binlerce yıllık "Gelina" düğün geleneği sürdürülüyor

Güncel Haberler

Bulgaristan'ın güneybatısında, Gotse Delçev ilçesine bağlı Ribnovo köyünde, binlerce yıldır gelinlerin yüzünün beyaza boyandığı "Gelina" düğün geleneği hala canlılığını koruyor.

DZHANAN MEHMED İSMAİL - Bulgaristan'ın güneybatısında, Gotse Delçev ilçesine bağlı Ribnovo köyünde, binlerce yıldır gelinlerin yüzünün beyaza boyandığı "Gelina" düğün geleneği hala canlılığını koruyor.
Nüfusu tamamen Müslüman olan ve yaklaşık 3 bin 500 kişinin yaşadığı köy, sıcak misafirperverliği ve kendine özgü düğün adetleriyle öne çıkıyor.
Özellikle kış aylarında düzenlenen görkemli ve kalabalık düğün törenleri, Bulgaristan'ın yanı sıra yurt dışından gelen ziyaretçilerin de ilgisini çekiyor. Köy, bu dönemlerde adeta açık hava müzesine dönüşüyor.
Cuma akşamı kına yakma geleneğiyle başlayan düğünler, pazar gününün geç saatlerine kadar sürüyor. Gelinin damadın evine götürülmesine kadar geçen süreçte, nesilden nesile aktarılan ve titizlikle uygulanan bir tören protokolü izleniyor.
Köy muhtarlığı bünyesinde görev yapan tanıtım animatörü Kadriye Maşeva, AA muhabirine yaptığı açıklamada, düğünlerin her aşamasının ayrı bir anlam taşıdığını, bu geleneklerin Ribnovo'nun kültürel kimliğinin en önemli parçası olduğunu söyledi.
Gerçekten 4 bin yıllık bir gelenek mi?
Ribnovo düğünlerinin benzeri olmayan yapısının, pagan dönemlere uzanan tarihsel kökenlere dayandığını anlatan Maşeva'ya göre, bazı akademik araştırmalar bu geleneğin geçmişinin yaklaşık 4 bin yıl öncesine uzanabileceğini gösteriyor.
Maşeva, Antik Yunan döneminde MÖ 2. binyıla tarihlenen Miken Uygarlığı'na ait bir kadın gelin maskesinin, günümüzde Ribnovo'da gelinlerin yüzünü beyaza boyama geleneğiyle büyük benzerlik taşıdığına dikkati çekti.
Bu bulgunun, düğün ritüelinin tarihsel sürekliliğine işaret ettiğini belirten Maşeva, "Geçmişi gizemlerle dolu bu gelenek, bugün dünyada yalnızca Ribnovo'da yaşatılıyor." dedi.
Ribnovo Kültür Evi'nin ikinci katında, düğünlerin tanıtımı amacıyla oluşturulan müze bölümünün kapılarını AA'ya açan Maşeva, kadınların ön planda olduğu düğün geleneğini adım adım anlattı.
"Gelina" odaklı, asla değişmeyen bir gelenek
Köyde Türkçe konuşulmamasına rağmen gelinin düğün boyunca gelina olarak adlandırıldığını aktaran Maşeva, üç gün süren düğünlerin her aşamasında gelinin merkezde yer aldığını anlattı.
"Bu hafta sonu köyde doğup büyüyen gelinamız Saniye Pitareva, Şumnu'dan gelen Türk kökenli damadımız Ahmed Hasan ile evlenecek." diyen Maşeva, kış döneminde köyde toplam dokuz düğün planlandığını kaydetti.
Uzun yıllardır İngiltere'de çalışan Hasan ile Ribnovo'da eczanesi bulunan Pitareva'nın düğünü için haftalar öncesinden yoğun hazırlıklar yapıldığını belirten Maşeva, şöyle konuştu:
"Halkımız çalışkandır. Düğünlerin oldukça masraflı olması nedeniyle erkekler yıl boyunca çalışır. Köylülerin büyük bölümü inşaat sektöründe, hem yurt içinde hem de yurt dışında para kazanır. Kazançlarını köye getirerek yatırıma dönüştürürler. Ribnovo köyü de bu sayede gelişir ve refah içinde yaşar."
Kına gecesi ve çeyiz sunumu
Maşeva, Ribnovo'da düğünlerin cuma günü kına geleneğiyle başladığını vurgulayarak, "Damadın annesi kına hazırlayarak gelinin evine götürür. Gelinin avuç içleri ve parmak uçlarına kına yakılır." dedi.
Kına yakma törenine yalnızca kadınların katıldığını dile getiren Maşeva, köy halkının ise meydanda toplanarak saatlerce halay çekip eğlendiğini anlattı.
Maşeva, yine cuma günü köyün bir sokağında gelinin ailesinin hazırladığı ve damadın da katkı sunduğu çeyizlerin sergilendiğini ve herkesin görebileceği şekilde dizildiğini ifade etti.
Bu dizimin zaman zaman 100 metreye kadar uzandığını belirten Maşeva, çeyizin el yapımı örtüler, battaniyeler, örme çetikler, nevresimler ve kıyafetlerin yanı sıra beyaz eşyalar, televizyon, fırın, ocak gibi elektronik ev aletleri ve bazı mobilya türlerinden oluştuğunu anlattı.
Maşeva, köyde düğünlerin üç gün üç gece sürdüğünü ve Ribnovolu kadınların bu süre boyunca kutlamalar esnasında kendi elleriyle işledikleri yöresel kıyafetlerini giydiklerini vurgulayarak, "Düğünlerde yerel halk ve köye gelen misafirler birlikte yemek ikramlarından tadarken, akşam boyunca canlı müzik eşliğinde halaylar çekilir." dedi.
Börek şöleni
Maşeva, Ribnovo'da düğünler sırasında köyde yaşayan nişanlı çiftlerin de börek gönderme geleneğini sürdürdüğünü anlattı.
Hazır bir düğün varken, nişanlı çiftlerin birbirlerine yüzün üzerinde börek tepsisi gönderdiğini söyleyen Maşeva, "Bugün bir çiftimizin kız tarafı, erkek tarafına tam 150 tepsi börek gönderecek. Kadınlar, tepsilerle kızın evinden erkek evine kadar yürüyerek yol kenarında bekleyen herkese börek ikram edecek." diye konuştu.
"Gelina"nın yüzünün boyanması
Maşeva, gelinin yüzünün düğünün 3. günü akşam saatlerinde boyandığını belirterek, "Gelinin yüzüne beyaz krem sürülür, ardından rengarenk payetlerle süslenir. Yerel inanca göre yüzü beyaza boyanan gelina, evli bir kadın olarak yeniden doğar." şeklinde konuştu.
Gelinin babasının törende önemli bir rolü olduğunu anlatan Maşeva, "Baba odaya girer ve kızına 'ferece' ya da 'manta' dediğimiz mavi veya siyah üst kıyafeti giydirir. Bu andan itibaren gelin artık evli sayılır. Ardından gelin, damadın evine götürülmek üzere gözleri kapalı olarak köy meydanından yola çıkar. Bu yürüyüş, baba evini geride bırakıp yeni hayatına, kendi evine yönelmesini simgeler." ifadelerini kullandı.
UNESCO'nun dikkatine sunulan gelenek
Maşeva, Ribnovo'daki Gelina geleneğinin UNESCO'nun Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi'ne dahil edilmesi için yerel halkın çalışmalarını sürdürdüğünü paylaştı.
Gelina geleneğine benzer törenlerin Rodop Dağları'nda, Bulgar kökenli Müslümanların yaşadığı Skrebatino ve Osikovo köylerinde de yapıldığını belirten Maşeva, "Ancak bizim törenimiz tüm ayrıntılarıyla gerçekten eşsiz. Çalışkan ve misafirperver köy halkımız, geleneğimizin giderek popülerleşmesinden büyük mutluluk duyuyor." dedi.