Birleşik Emekliler Sendikası Kartal'da 2027 bütçe talepleri için kefen fırlattı.

Güncel Haberler

2027 bütçe görüşmeleri öncesi taleplerini TBMM'ye götürecek Birleşik Emekliler Sendikası üyeleri, Ankara'ya hareket öncesi Kartal'da basın açıklaması yaptı. Açıklamada yolsuzluk ve fon vurgunu faturasını ödemek istemediklerini belirten emeklilerden biri kefeni yere fırlattı.

Haber: Beril KALELİ/Kamera: Hakan KAYA
(İSTANBUL) 2027 bütçe görüşmeleri öncesi taleplerini TBMM'ye götürecek olan Birleşik Emekliler Sendikası üyeleri, Ankara'ya hareketlerinden önce Kartal'da "Kamuda yapılan yolsuzlukların, fon vurgunlarının faturasını biz emekliler ödemek zorunda değiliz. Siyasetten zenginleşenlerin yarattığı ekonomik krizin faturasını biz emekliler yoksullaşarak ödemek zorunda değiliz" açıklaması yaptı. Emekliler iktidara, "Vaat değil icraat istiyoruz; baskı değil çözüm istiyoruz; müteahhitlere, fonculara değil emekliye insanca yaşam ücreti istiyoruz; sadaka değil yıllarca emeğimizle biriktirdiğimiz hakkımızı istiyoruz. Geçinemediğimiz için canımıza kıymak istemiyoruz" sözleriyle seslendi. Emekliler ayrıca "Bize kefen giydirenlere, bu maaşla geçinin diyenlere, 'Bu kefeni alın' diyoruz seçtiklerimize, ülkeyi yönetenlere, 'Siz giyin' diyoruz" diyerek bir emeklinin üzerindeki kefeni yere fırlattı.
2027 yılı için önümüzdeki günlerde başlaması beklenen bütçe görüşmeleri öncesi taleplerini TBMM'ye götürecek olan Birleşik Emekliler Sendikası, Ankara'ya başlatacakları yürüyüş öncesi Kartal'da basın açıklaması gerçekleştirdi. Kartal Meydanı'nda gerçekleştirilen açıklamaya, YENİ Parti, CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) ve Eğitim-İş Sendikası temsilcileri de katılım gösterdi.
"SARAYA BOL KEPÇE EMEKLİYE YOK BÜTÇE"
"Saraya bol kepçe, emekliye yok bütçe" sloganı atılan eylemde Birleşik Emekliler Sendikası'nın basın açıklamasını sendika başkanı Mahmut Şengül ve sendika Genel Sekreteri Aysel Lüle okudu. Emeklilerin ekonomik, sağlık ve sosyal yaşama yönelik taleplerini dile getirildiği açıklamada, "Emekliye ayrılan insan toplumdan ayrılmış insan değildir. Emeklilik, insanın yoksulluğa mahkum edildiği bir dönem değil; sağlık, güvenlik, sosyal yaşam, kültür ve ekonomik refah içinde sürdürmesi gereken yaşam dönemidir... Biz emekliler, iktidarın uygulamış olduğu yanlış politikaların faturasını ödemek zorunda olan bir kitle değiliz, olmayacağız." denildi.
"2027 YILI BÜTÇESİ EMEKLİNİN YAŞAM HAKKINI GÜVENCE ALTINA ALMALIDIR"
Açıklamada, yaklaşan bütçe görüşmelerine dikkat çekilerek, emeklilerin insanca ve onurlu yaşam hakkını gözeten bir bütçe hazırlanması talep edilerek şöyle denildi:
"Ülkemiz nüfusu gittikçe yaşlanmaktadır. Yaşlanan nüfus gerçeği; emeklilik politikalarının yalnızca Sosyal Güvenlik Kurumu'nun mali dengeleri açısından değil; gelir, sağlık, barınma, beslenme, sosyal yaşam, bakım, ulaşım ve toplumsal yaşama katılım hakkı açısından birlikte ele alınması günümüz koşullarında zorunlu hale gelmiştir.
On İkinci Kalkınma Planı'nın 'Nitelikli İnsan, Güçlü Aile, Sağlıklı Toplum' ekseni içerisinde yaşlanan nüfusun bedensel ve ruhsal sağlık düzeyinin ve yaşam kalitesinin yükseltilmesi, yaşlıların aktif ve bağımsız yaşamlarını sürdürebilmeleri için ekonomik ve sosyal hayata katılımlarının sağlanması ile kaliteli bakım ve sağlık hizmetlerinden yararlanmaları temel amaçlar arasında sayılmaktadır. Bu hayati ihtiyaçların bütçede karşılığı olmak zorundadır. Çünkü emeklilik, kişinin çalışma yaşamı boyunca ödediği primler karşılığında elde ettiği kazanılmış bir sosyal güvenlik hakkıdır. Emeklilerin insanca yaşam koşullarına ulaşabilmesi bir yardım veya lütuf değil, sosyal devlet ilkesinin gereğidir."
TALEPLER SIRALANDI
Emeklilerin 2027 bütçesine yönelik talepleri şöyle sıralandı:
"En düşük emekli aylığı insan onuruna yaraşır yaşam maliyetini karşılayacak seviyeye yükseltilmelidir.
En düşük emekli aylığı insanca yaşam ücreti maliyeti altında kalmamalı; sendikamızın önerisi doğrultusunda en düşük emekli aylığı, en düşük ücret olan asgari ücretin en az yüzde 40 üzerinde olmalıdır.
Emekli aylıklarında yalnızca dönemsel enflasyon farkı değil, refah payı ve milli gelir artışı da dikkate alınmalıdır.
Aynı prim gününe ve benzer çalışma geçmişine sahip emekliler arasındaki aylık farklılıklarının giderilmesi amacıyla intibak düzenlemesi yapılmalıdır.
Emekli aylıklarının yılda iki kez değil; ekonomik koşulların gerektirmesi halinde ara dönemlerde güncellenmesini sağlayacak mekanizma oluşturulmalıdır.
Emekli aylıklarının belirlenmesinde yalnızca TÜİK verileri değil, emeklilerin gerçek yaşam maliyetlerini gösteren bağımsız ve çok göstergeli bir emekli geçim endeksi oluşturulmalıdır.
Emekli bayram ikramiyesi, günün ekonomik koşullarına göre yeniden düzenlenmeli ve en az bir aylık asgari ücrete eşitlenmelidir."
"ARTIK İNSANCA YAŞAMAK İÇİN DERHAL SEÇİM İSTİYORUZ"
Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
"Bugün köprülere, otoyollara, havaalanlarına, şehir hastanelerine verilen garanti ödemelerin faturasını bizler ödemek zorunda değiliz. Kamudan devasa ihaleler alan müteahhitlere getirilen vergi aflarının faturasını biz emekliler ödemek zorunda değiliz. Kamuda yapılan yolsuzlukların, fon vurgunlarının faturasını biz emekliler ödemek zorunda değiliz. Siyasetten zenginleşenlerin yarattığı ekonomik krizin faturasını biz emekliler yoksullaşarak ödemek zorunda değiliz.
Biz emekliler, tercihlerimizle seçtiklerimizin yönetsel beceriksizliklerinin faturasını ödemek zorunda değiliz. Bugün 17 milyon emeklinin yaşadığı derin yoksulluk kader değil, maalesef seçtiklerimizin eliyle bizlere yaşatılan bir zulümdür. Uyguladıkları politikalarla emekliyi açlığa ve sefalete mahkum eden seçtiklerimizi sandık başında demokratik yollarla değiştirmekten başka seçenek kalmamıştır.
Yönetsel beceriksizliğini iktidar gücünü kullanarak ele geçirdiği yargı, yasama ve güvenlik güçleri ile toplum üzerinde baskı ve güç unsuru olarak kullanmaktadır. Günümüzde haklı taleplerini dile getiren sendikalar, sivil toplum kuruluşları, gazeteciler ve muhalefet parti mensupları maalesef kolluk güçleri ve yargı eliyle susturulmaya ve terbiye edilmeye çalışılıyor. Yaşam koşullarının her geçen gün zorlaştığı, toplumun ifade ve yaşam hakkının elinden alındığı bu süreçte iktidara diyoruz ki: Vaat değil icraat istiyoruz; baskı değil çözüm istiyoruz; müteahhitlere, fonculara değil emekliye insanca yaşam ücreti istiyoruz; sadaka değil yıllarca emeğimizle biriktirdiğimiz hakkımızı istiyoruz. Geçinemediğimiz için canımıza kıymak istemiyoruz. Bizler sosyal atık değil bu ülkenin çimentosu, harcı, hafızasıyız. Tüm bu sebeplerden kaynaklı artık insanca yaşamak için derhal seçim istiyoruz."
EMEKLİ POLİTİKASI KEFEN FIRLATARAK PROTESTO EDİLDİ
"Ya geçim ya seçim" sloganının da atıldığı eyleme Mürsel Özen isimli bir emekli üzerinde kefen, elinde ise e-Devlet'te yer alan ödeme bilgilerinin bulunduğu bir dövizlekatıldı. Özen'in elindeki dövize işaret eden Şengül, 23 bin 552 lira maaş alan emeklinin kök maaşının ise 14 bin 328 lira olduğuna dikkat çekti. "Yarın 'Hazine yardımını kaldırdık' deseler bu arkadaşımızın maaşı 14 bin 328 lira TL, yani 23 bin 552 TL değil." şeklinde konuştu.
"BİZE KEFEN GİYDİRENLERE, SEÇTİKLERİMİZE, BU ÜLKEYİ YÖNETENLERE 'BU KEFENİ ALIN SİZ GİYİN DİYORUZ"
Sendika başkanı Şengül, "Ankara'da Anayasa Mahkemesi'nin önündeydik; bir polis emeklisi 'geçinemiyorum' diyerek intihar etti. Bize kefen giydirenlere, bu maaşla geçinin diyenlere, 'Bu kefeni alın' diyoruz seçtiklerimize, ülkeyi yönetenlere, 'Siz giyin' diyoruz." diyerek emeklinin üzerindeki kefeni yere fırlattı.
Açıklamanın ardından eyleme katılan parti, dernek ve sendika temsilcileri konuşmalar gerçekleştirdi. Konuşmaların ardından ise sembolik bir yürüyüş gerçekleştirildi.