Beyrut Limanı Patlaması: 6 Yıl Sonra Acı ve Adalet Arayışı
Beyrut Limanı'ndaki büyük patlamanın üzerinden 6 yıl geçti. Hayatını kaybedenlerin yakınları ve yaralılar, acılarını ilk günkü gibi taşırken, adalet talebi ve sorumluların hesap vermesi beklentisi devam ediyor. Mağdurlar, gerçeğin ortaya çıkarılmasını ve uluslararası toplumun desteğini istiyor.
Lübnan tarihinin en büyük felaketlerinden biri olarak hafızalara kazınan Beyrut Limanı patlamasının üzerinden 6 yıl geçmesine rağmen patlamadan kurtulanlar ile yaşamını yitirenlerin yakınları hem o günün izlerini taşımayı hem adalet arayışını sürdürüyor.
Yaklaşık 240 kişinin hayatını kaybettiği, 6 binden fazla kişinin yaralandığı Beyrut Limanı patlamasının üzerinden 6 yıl geçti.
Patlamadan kurtulanların hafızasında o günün görüntüleri, yakınlarını kaybeden ailelerin yüreğinde ise acı ve adalet beklentisi ilk günkü gibi canlılığını koruyor.
Patlamanın ardından kurulan "Beyrut Limanı Şehitleri ve Mağdurları Aileleri Derneği" çatısı altında dayanışmalarını sürdüren aileler, kayıplarının yalnızca bir istatistikten ibaret olmadığını vurgulayarak gerçeğin ortaya çıkarılmasını ve sorumluların hesap vermesini istiyor.
Olaydan yaralı kurtulanlar ise fiziksel yaralarının büyük ölçüde iyileşmesine rağmen yaşadıkları travmanın izlerini taşımaya devam ediyor.
Beyrut Limanı patlamasında yaralanan kameraman Cihad Zahri ile ağabeyini kaybeden Rima Zahid, facianın hayatlarında açtığı derin yaraları AA muhabirine anlattı.
O sabah, Enerji ve Su Bakanlığı yakınındaki bir oturma eylemini görüntülemekle görevli olduklarını belirten Zahri, patlama bölgesinin bulundukları yere arabayla yaklaşık 3-4 dakika uzaklıkta olduğunu ifade etti.
Zahri, Beyrut Limanı'nda çıkan yangın haberlerinin ardından muhabir arkadaşı Hasan er-Rifai ile durumu görüntülemek üzere olay yerine gittiklerini söyledi.
Olay yerine varır varmaz çekime başladığını belirten Zahri, birkaç saniye sonra mantar şeklindeki dumanı gördüğünü dile getirdi.
Zahri, "Patlama anında bilincimi kaybettim. Sonradan videoları izlemeye başlayınca ve insanlar bana ne olduğunu anlatınca öğrendim. Patlama sonucu yaralandım ve başıma 9 dikiş atıldı." dedi.
Bir meslektaşının kendisini Makasid Hastanesine götürdüğünü ifade eden Zahri, yol boyunca yerde yatan çok sayıda kişi gördüğünü aktardı.
Patlamada Rifai'nin de iç kanama nedeniyle yaralandığını söyleyen Zahri, aradan geçen yıllara rağmen yaşadıkları psikolojik etkilerin sürdüğünü vurguladı.
Patlamayı hafızasından silemediğini söyleyen Zahri, şunları kaydetti:
"Hem fiziksel hem psikolojik zarar gördük. Şüphesiz üzerimizde psikolojik iz bıraktı. Fiziksel zararı ben şahsen çok şükür zamanla büyük ölçüde atlattım. İlk günlerde Hasan'la benim neler hissettiğimizi Allah'tan başka kimse bilemez."
"Burası sanki benim bir parçam oldu"
Limanın önünden her geçtiğinde o günü yeniden hatırladığını dile getiren Zahri, "Buradan (limandan) her geçtiğimde olanları hatırlıyorum. Burası sanki benim bir parçam oldu." diye konuştu.
Patlamada hayatını kaybedenler arasında kendisinin de olabileceğini söyleyen Zahri, şöyle devam etti:
"Gerçekten şimdi burada duruyoruz ve şehitlerin fotoğraflarını görüyoruz. Benim de fotoğrafım bugün ölenler arasında asılı olabilirdi. Ama bu kaderdi, Allah'ın takdiriydi. Hayatta kalmamız yazılmış. Bence bu olay Lübnan'ın dönüm noktalarından biri oldu.
Lübnan'da bağımsızlık günü gibi unutulmayan tarihler vardır. Artık 4 Ağustos da bu tarihlerden biri oldu, birçok şeyi değiştirdi. Bir hükümet düştü. Lübnan'ın yeni bir döneme girmesine neden oldu."
Uluslararası topluma da çağrıda bulunan Zahri, "Eğer gerçekten kurban yakınlarının yüreğinin biraz olsun soğumasını istiyorlarsa, patlamayı siyasallaştıran güçler ellerini bu dosyadan çeksinler. Gerçekten gerçeğin ortaya çıkmasına katkı sunsunlar." dedi.
Kurban yakınları ve yaralılar için bir destek fonu kurulmasını isteyen Zahri, "Yakınını kaybeden birine ne kadar tazminat verirseniz verin, kaybettiği kişiyi geri getiremezsiniz. Ama en azından kurban yakınları, yaralılar ve zarar görenler için bir destek fonu kurulabilir." ifadelerini kullandı.
"6 yıldır adalet için mücadele ediyoruz"
Patlamada ağabeyi Emin'i kaybeden Rima Zahid de yetim kalan iki yeğeniyle yıllardır yas tutuyor ve patlamanın acısını yaşamayı sürdürüyor.
Zahid, Emin'in Beyrut Limanı'nda özel bir şirkette çalıştığını ve patlamada henüz 43 yaşındayken öldüğünü belirtti.
Patlamadan ancak 6 gün sonra ağabeyinin akıbetini öğrenebildiklerini dile getiren Zahid, aradan geçen 6 yıla rağmen acılarının ilk günkü gibi taze olduğunu, olayın unutulmadığını ve yıllardır adalet mücadelesi verdiklerini söyledi.
Beyrut Limanı Şehitleri ve Mağdurları Aileleri Derneği üyesi olduğunu belirten Zahid, derneğin tüm mağdurların haklarını savunmak için kurulduğunu söyledi.
Patlamanın tüm aileyi derinden etkilediğini dile getiren Zahid, "Emin, eşi ve çocuklarının geçimini sağlayan kişiydi. Onlar bu desteği kaybetti. Aynı zamanda ailemizin büyüğüydü. O bizim gemimizin kaptanıydı. Onu kaybedince güvenimizi, istikrarımızı ve dayanağımızı da kaybettik." diyerek yaşadığı acıyı dile getirdi.
Soruşturma sürecine ilişkin de konuşan Zahid, mağdur ailelerinin 6 yıldır Lübnan yargısına olan inançlarını koruduklarını belirterek, "Yakınlarını hastanelerde ve sokaklarda ararken tanışan aileler önce bir komite, ardından bir dernek kurdu. 6 yıldır adalet için mücadele ediyoruz." diye konuştu.
Zahid, patlamaya ilişkin davada bugün cezaevinde tek bir kişinin dahi bulunmadığına dikkati çekti.
Gerçeğin ortaya çıkarılmasını, adaletin sağlanmasını ve sorumluların hesap vermesini istediklerini vurgulayan Zahid, "Bu insanlar sadece birer rakam değil. Onların çocukları, aileleri ve hakları var. Her mağdur yakını o gün ne yaşandığını bilmek zorunda." ifadesini kullandı.
İddianamenin hala hazırlanmadığına dikkati çeken Zahid, ağabeyinin özel sektörde çalışmasına rağmen ailesine herhangi bir güvence sağlanmadığını belirterek, dernek olarak yaptıkları girişimlerle hayatını kaybedenlerin ailelerinin asker aileleriyle aynı kapsamda değerlendirilmesini sağladıklarını, bu sayede çocukların yaşamlarını sürdürebilmesi için ailelere sınırlı da olsa maaş bağlandığını anlattı.
Beyrut Limanı'nda meydana gelen büyük patlama
Beyrut Limanı'nda 4 Ağustos 2020'de patlayıcı maddelerin bulunduğu bir depoda önce yangın çıkmış, ardından tüm kenti sarsan çok güçlü bir patlama meydana gelmişti.
Patlama yaklaşık 240 kişinin ölümüne, yaklaşık 6 bin kişinin yaralanmasına yol açmıştı. Patlama nedeniyle 300 bin kişinin yerinden edildiği belirtilmişti.
Dönemin Lübnan Temyiz Mahkemesi Başsavcısı Gassan Uvaydat, 25 Ocak 2023'te, liman patlamasında daha önce yargılanan tüm tutukluların "istisnasız bir şekilde" serbest bırakılması kararı vermişti.
İngiltere Yüksek Adalet Divanı ise 13 Haziran 2023'te Londra merkezli bir şirketi liman patlamasında sorumlu bularak ölenlerin bazılarının yakınlarına ve yaralılara tazminat ödenmesine hükmetmişti.
Beyrut Limanı patlamasına ilişkin soruşturmayı yürüten hakim Tarık Bitar, temel soruşturmayı Mart 2026'da tamamlayarak dosyayı esas hakkındaki mütalaasını hazırlaması için Yargıtay Başsavcılığına göndermişti.
Yaklaşık 240 kişinin hayatını kaybettiği, 6 binden fazla kişinin yaralandığı Beyrut Limanı patlamasının üzerinden 6 yıl geçti.
Patlamadan kurtulanların hafızasında o günün görüntüleri, yakınlarını kaybeden ailelerin yüreğinde ise acı ve adalet beklentisi ilk günkü gibi canlılığını koruyor.
Patlamanın ardından kurulan "Beyrut Limanı Şehitleri ve Mağdurları Aileleri Derneği" çatısı altında dayanışmalarını sürdüren aileler, kayıplarının yalnızca bir istatistikten ibaret olmadığını vurgulayarak gerçeğin ortaya çıkarılmasını ve sorumluların hesap vermesini istiyor.
Olaydan yaralı kurtulanlar ise fiziksel yaralarının büyük ölçüde iyileşmesine rağmen yaşadıkları travmanın izlerini taşımaya devam ediyor.
Beyrut Limanı patlamasında yaralanan kameraman Cihad Zahri ile ağabeyini kaybeden Rima Zahid, facianın hayatlarında açtığı derin yaraları AA muhabirine anlattı.
O sabah, Enerji ve Su Bakanlığı yakınındaki bir oturma eylemini görüntülemekle görevli olduklarını belirten Zahri, patlama bölgesinin bulundukları yere arabayla yaklaşık 3-4 dakika uzaklıkta olduğunu ifade etti.
Zahri, Beyrut Limanı'nda çıkan yangın haberlerinin ardından muhabir arkadaşı Hasan er-Rifai ile durumu görüntülemek üzere olay yerine gittiklerini söyledi.
Olay yerine varır varmaz çekime başladığını belirten Zahri, birkaç saniye sonra mantar şeklindeki dumanı gördüğünü dile getirdi.
Zahri, "Patlama anında bilincimi kaybettim. Sonradan videoları izlemeye başlayınca ve insanlar bana ne olduğunu anlatınca öğrendim. Patlama sonucu yaralandım ve başıma 9 dikiş atıldı." dedi.
Bir meslektaşının kendisini Makasid Hastanesine götürdüğünü ifade eden Zahri, yol boyunca yerde yatan çok sayıda kişi gördüğünü aktardı.
Patlamada Rifai'nin de iç kanama nedeniyle yaralandığını söyleyen Zahri, aradan geçen yıllara rağmen yaşadıkları psikolojik etkilerin sürdüğünü vurguladı.
Patlamayı hafızasından silemediğini söyleyen Zahri, şunları kaydetti:
"Hem fiziksel hem psikolojik zarar gördük. Şüphesiz üzerimizde psikolojik iz bıraktı. Fiziksel zararı ben şahsen çok şükür zamanla büyük ölçüde atlattım. İlk günlerde Hasan'la benim neler hissettiğimizi Allah'tan başka kimse bilemez."
"Burası sanki benim bir parçam oldu"
Limanın önünden her geçtiğinde o günü yeniden hatırladığını dile getiren Zahri, "Buradan (limandan) her geçtiğimde olanları hatırlıyorum. Burası sanki benim bir parçam oldu." diye konuştu.
Patlamada hayatını kaybedenler arasında kendisinin de olabileceğini söyleyen Zahri, şöyle devam etti:
"Gerçekten şimdi burada duruyoruz ve şehitlerin fotoğraflarını görüyoruz. Benim de fotoğrafım bugün ölenler arasında asılı olabilirdi. Ama bu kaderdi, Allah'ın takdiriydi. Hayatta kalmamız yazılmış. Bence bu olay Lübnan'ın dönüm noktalarından biri oldu.
Lübnan'da bağımsızlık günü gibi unutulmayan tarihler vardır. Artık 4 Ağustos da bu tarihlerden biri oldu, birçok şeyi değiştirdi. Bir hükümet düştü. Lübnan'ın yeni bir döneme girmesine neden oldu."
Uluslararası topluma da çağrıda bulunan Zahri, "Eğer gerçekten kurban yakınlarının yüreğinin biraz olsun soğumasını istiyorlarsa, patlamayı siyasallaştıran güçler ellerini bu dosyadan çeksinler. Gerçekten gerçeğin ortaya çıkmasına katkı sunsunlar." dedi.
Kurban yakınları ve yaralılar için bir destek fonu kurulmasını isteyen Zahri, "Yakınını kaybeden birine ne kadar tazminat verirseniz verin, kaybettiği kişiyi geri getiremezsiniz. Ama en azından kurban yakınları, yaralılar ve zarar görenler için bir destek fonu kurulabilir." ifadelerini kullandı.
"6 yıldır adalet için mücadele ediyoruz"
Patlamada ağabeyi Emin'i kaybeden Rima Zahid de yetim kalan iki yeğeniyle yıllardır yas tutuyor ve patlamanın acısını yaşamayı sürdürüyor.
Zahid, Emin'in Beyrut Limanı'nda özel bir şirkette çalıştığını ve patlamada henüz 43 yaşındayken öldüğünü belirtti.
Patlamadan ancak 6 gün sonra ağabeyinin akıbetini öğrenebildiklerini dile getiren Zahid, aradan geçen 6 yıla rağmen acılarının ilk günkü gibi taze olduğunu, olayın unutulmadığını ve yıllardır adalet mücadelesi verdiklerini söyledi.
Beyrut Limanı Şehitleri ve Mağdurları Aileleri Derneği üyesi olduğunu belirten Zahid, derneğin tüm mağdurların haklarını savunmak için kurulduğunu söyledi.
Patlamanın tüm aileyi derinden etkilediğini dile getiren Zahid, "Emin, eşi ve çocuklarının geçimini sağlayan kişiydi. Onlar bu desteği kaybetti. Aynı zamanda ailemizin büyüğüydü. O bizim gemimizin kaptanıydı. Onu kaybedince güvenimizi, istikrarımızı ve dayanağımızı da kaybettik." diyerek yaşadığı acıyı dile getirdi.
Soruşturma sürecine ilişkin de konuşan Zahid, mağdur ailelerinin 6 yıldır Lübnan yargısına olan inançlarını koruduklarını belirterek, "Yakınlarını hastanelerde ve sokaklarda ararken tanışan aileler önce bir komite, ardından bir dernek kurdu. 6 yıldır adalet için mücadele ediyoruz." diye konuştu.
Zahid, patlamaya ilişkin davada bugün cezaevinde tek bir kişinin dahi bulunmadığına dikkati çekti.
Gerçeğin ortaya çıkarılmasını, adaletin sağlanmasını ve sorumluların hesap vermesini istediklerini vurgulayan Zahid, "Bu insanlar sadece birer rakam değil. Onların çocukları, aileleri ve hakları var. Her mağdur yakını o gün ne yaşandığını bilmek zorunda." ifadesini kullandı.
İddianamenin hala hazırlanmadığına dikkati çeken Zahid, ağabeyinin özel sektörde çalışmasına rağmen ailesine herhangi bir güvence sağlanmadığını belirterek, dernek olarak yaptıkları girişimlerle hayatını kaybedenlerin ailelerinin asker aileleriyle aynı kapsamda değerlendirilmesini sağladıklarını, bu sayede çocukların yaşamlarını sürdürebilmesi için ailelere sınırlı da olsa maaş bağlandığını anlattı.
Beyrut Limanı'nda meydana gelen büyük patlama
Beyrut Limanı'nda 4 Ağustos 2020'de patlayıcı maddelerin bulunduğu bir depoda önce yangın çıkmış, ardından tüm kenti sarsan çok güçlü bir patlama meydana gelmişti.
Patlama yaklaşık 240 kişinin ölümüne, yaklaşık 6 bin kişinin yaralanmasına yol açmıştı. Patlama nedeniyle 300 bin kişinin yerinden edildiği belirtilmişti.
Dönemin Lübnan Temyiz Mahkemesi Başsavcısı Gassan Uvaydat, 25 Ocak 2023'te, liman patlamasında daha önce yargılanan tüm tutukluların "istisnasız bir şekilde" serbest bırakılması kararı vermişti.
İngiltere Yüksek Adalet Divanı ise 13 Haziran 2023'te Londra merkezli bir şirketi liman patlamasında sorumlu bularak ölenlerin bazılarının yakınlarına ve yaralılara tazminat ödenmesine hükmetmişti.
Beyrut Limanı patlamasına ilişkin soruşturmayı yürüten hakim Tarık Bitar, temel soruşturmayı Mart 2026'da tamamlayarak dosyayı esas hakkındaki mütalaasını hazırlaması için Yargıtay Başsavcılığına göndermişti.
Kaynak: AA / Güncel
Beyrut Limanı, Güvenlik, Güncel, Cihad, Adalet, Beyrut Limanı, Güvenlik, Güncel, Haberler
- AK PARTİ
- AVRUPA BİRLİĞİ
- AZERBAYCAN
- BASKETBOL
- BELEDİYE
- BEŞİKTAŞ
- CHP
- ÇEVRE
- DEM
- DİPLOMASİ
- DOĞA
- DONALD TRUMP
- DEVLET BAHÇELİ
- EĞİTİM
- EKREM İMAMOĞLU
- ELON MUSK
- EMEKLİ
- EMLAK
- ENERJİ
- ENFLASYON
- ESNAF
- FENERBAHÇE
- FİKSTÜR
- FİLİSTİN
- FUTBOL
- GALATASARAY
- GASTRONOMİ
- GAZZE
- GÜNCEL
- GÜVENLİK
- GÖÇMEN
- HAKAN FİDAN
- HASTANE
- HAYVAN HAKLARI
- HIRSIZLIK
- HUKUK
- IRAK
- İNSAN HAKLARI
- İRAN
- İSRAİL
- İSTANBUL
- İŞÇİ
- İTFAİYE
- JANDARMA
- JOSE MOURINHO
- KAZA