Balfour Deklarasyonu'nun 109. yılında Filistin'de işgal ve zulüm sürüyor
Balfour Deklarasyonu'nun 109. yılında işgal altındaki Filistin topraklarında İsrail saldırıları sürüyor. Ekim 2023'ten bu yana Gazze'de çoğu kadın ve çocuk 74 binden fazla Filistinli hayatını kaybetti, 175 binden fazla kişi yaralandı.
Tarihi Filistin toprakları üzerinde İsrail devletinin kurulmasına zemin hazırlayan İngiltere imzalı "Balfour Deklarasyonu"nun üzerinden 109 yıl geçerken, işgal ve abluka altındaki Filistin topraklarında İsrail zulmü katlanarak devam ediyor.
Dönemin İngiltere Dışişleri Bakanı Arthur James Balfour tarafından 2 Kasım 1917'de Siyonist hareketin ünlü hamisi Baron Walter Rothschild'e yazılan mektup, Filistin topraklarında Yahudiler için bir "vatan" kurulmasını vadediyordu.
Rothschild ve Balfour arasında karşılıklı yazışmalar sonunda hazırlanan deklarasyon, İngiltere'nin savaşa yeni dahil olan ABD'de güçlü olduğuna inandığı Yahudi diasporasını etkilemeyi amaçlıyordu.
"Saygıdeğer Lord Rothschild, Majestelerinin Hükümeti adına kabineye sunulan ve kabul edilen Yahudi Siyonist isteklerini sempatiyle karşılayan müteakip deklarasyonu iletmekten memnuniyet duyarım." ifadeleriyle başlayan Balfour'un mektubu, şöyle devam ediyordu:
"Majestelerinin hükümeti Yahudilere Filistin'de bir yurt tesisi fikrini hararetle desteklemektedir. Bu maksatla her ne gerekiyorsa yapılacaktır. Filistin'de yaşayan ve Yahudi olmayanların medeni ve dini haklarının zarar görmemesi için de azami gayret gösterilecektir."
Balfour'un, "Bu deklarasyonu Siyonist Federasyonu'nun bilgisine sunmanızdan memnuniyet duyacağım." ifadeleriyle son verdiği mektup, daha sonra İtalya, Fransa ve ABD'nin de desteğini almıştı.
Tarihe "Balfour Deklarasyonu" olarak geçen, Araplarca "Balfour Vaadi" olarak adlandırılan mektup, İsrail devletinin kurulmasına giden süreçte en önemli kilometre taşı olarak görülüyor.
Filistinlileri yok sayarak, topraklarında Yahudiler için bir vatan vadeden Balfour Deklarasyonu'nu, İngiliz mandası döneminde Filistin topraklarına teşvik edilen Yahudi göçü takip etti.
İngiliz General Edmund Allenby komutasındaki kuvvetler, Aralık 1917'de Kudüs'ü ele geçirerek İngiltere'nin Filistin'deki askeri işgal sürecini başlattı. Bu gelişme, bölgede Osmanlı hakimiyetinin sona ermesiyle sonuçlanacak sürecin önemli aşamalarından biri oldu.
Filistinliler 1920 ve 1930'larda direnç gösterse de hem artarak devam eden Yahudi göçü hem de İngiliz ordusu ve Siyonist çeteler, Filistinlilerin bu direnişini çoğu zaman kanlı katliamlarla bastırmıştı.
Filistinliler yurtlarından edildi
Balfour Deklarasyonu sonrasında İngiliz mandası altındaki Filistin'e 1920-1940 arası dönemde Yahudi göçü hız kazandı ve son olarak Avrupa'da İkinci Dünya Savaşı sırasında Yahudilere yönelik Nazilerin gerçekleştirdiği soykırım sebebiyle göçler giderek arttı.
Bu süreçte Filistinliler, topraklarındaki Yahudi nüfusun artışına karşı çıkmaya çalıştı. Ancak İngilizlerin manda yönetimini sonlandırarak Filistin'den çekilmesinin ardından, 1948 yılında Filistinlilerin "Nekbe" (Büyük Felaket) olarak andığı İsrail devletinin kuruluşu gerçekleşti.
İngiltere Filistin'den çekildikten sonra İsrail devletinin kurulmasıyla işgal süreci daha da yoğunlaştı, yüz binlerce Filistinli yurtlarından sürüldü, büyük can ve mal kayıpları yaşandı.
Balfour'un öncülük ettiği süreçte tarihi Filistin toprakları üzerinde kurulan İsrail devleti, yarısından fazlasını zorunlu göçe maruz bıraktığı Filistinlilerin halihazırda yaşadığı bölgelere hala "halksız vatan" muamelesi yapıyor.
Günümüze kadar uzanan bu süreçte Filistin topraklarının büyük bölümü işgal edildi, sistematik katliamlarla binlerce Filistinli öldürüldü, 1 milyona yakın kişi vatanından sürüldü, 675 köy ve belde yok edildi ve bazı kentler Yahudileştirildi.
Kuruluşundan bu yana işgali genişleten İsrail, şu an 27 bin kilometrekarelik Filistin topraklarının yüzde 85'ine el koymuş durumda. Filistinliler ise, işgal ve abluka şartları altında, bu alanın sadece yüzde 15'ini kullanabiliyor.
Balfour hala İngiltere'nin "gururu"
Filistinliler, Balfour Deklarasyonu nedeniyle İngiltere'den Filistinlilerden özür dilemesini, Filistin devletini tanımasını ve İsrail'in işgal politikalarının kınamasını talep ediyor, İngiltere ise tüm bu talepleri reddediyor.
Balfour'un yazdığı mektup ve ardından sürdürdüğü manda yönetimi ile Filistin topraklarını Yahudilere "vatan" kılan ve devlet kurmalarına yol açan İngiltere, 2012'deki Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda Filistin'in devlet olarak tanınmasına ilişkin oylamada ise çekimser oy kullanmıştı.
Hatta 2017'de, dönemin İngiltere Başbakanı Theresa May, deklarasyonun 100. yılı dolayısıyla yaptığı bir açıklamada, "İsrail devletinin kurulmasında sahip olduğumuz rolden dolayı gurur duyuyoruz ve kesinlikle deklarasyonun 100. yılını gururla kutlayacağız." demişti.
Filistin'de süregelen tablo
Balfour Deklarasyonu'nun 109. yılında işgal altındaki Filistin topraklarında Filistinlilere yönelik İsrail zulmü her geçen yıl artarak devam ediyor.
Ekim 2023'ten bu yana Gazze'ye düzenlenen İsrail saldırılarında çoğu kadın ve çocuk 74 binden fazla Filistinli hayatını kaybetti, 175 binden fazla Filistinli de yaralandı.
Bu yaklaşık 2,3 milyon nüfusa sahip Gazze'deki Filistinlilerin yüzde 10'dan fazlasının İsrail saldırılarında öldüğü veya yaralandığı anlamına geliyor.
İsrail saldırıları nedeniyle harabeye dönen Gazze'de, 10 Ekim 2025'te ilan edilen ateşkese rağmen on binlerce Filistinli hala çadırlarda hayat mücadelesi veriyor.
Bunun yanı sıra İsrail, ateşkese uymayarak Gazze'deki işgalini yüzde 52'den yüzde 60'a çıkarmış durumda ve 2,3 milyon Filistinliyi daracık bir kara parçasına sıkıştırarak çilelerini daha da artırıyor.
İsrail ordusunun ateşkese rağmen Gazze'ye 10 Ekim 2025'ten bu yana düzenlediği saldırılarda 1600'e yakın Filistinli hayatını kaybetti, 5 bin 750 kişi de yaralandı.
Batı Şeria'da da saldırılar artıyor
Gazze'nin yanı sıra işgal altındaki Batı Şeria'da yaşayan Filistinliler de İsrail askerleri ile Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin saldırı ve baskılarının hedefinde.
Her geçen gün artan bu saldırı ve baskılar nedeniyle Batı Şeria'daki Filistinlilere yönelik zulüm katlanarak devam ediyor.
Ekim 2023'ten bu yana Batı Şeria'da İsrail ordusu ve Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin saldırılarında 1220'den fazla Filistinli hayatını kaybetti, yaklaşık 13 bin 350 kişi yaralandı, 26 binden fazla kişi gözaltına alındı.
Bunun yanı sıra İsrail yönetimi, Batı Şeria'daki işgalini genişletmek için toprak gasbını ve bu topraklar üzerinde yasa dışı yerleşimler kurmayı sürdürüyor.
Dönemin İngiltere Dışişleri Bakanı Arthur James Balfour tarafından 2 Kasım 1917'de Siyonist hareketin ünlü hamisi Baron Walter Rothschild'e yazılan mektup, Filistin topraklarında Yahudiler için bir "vatan" kurulmasını vadediyordu.
Rothschild ve Balfour arasında karşılıklı yazışmalar sonunda hazırlanan deklarasyon, İngiltere'nin savaşa yeni dahil olan ABD'de güçlü olduğuna inandığı Yahudi diasporasını etkilemeyi amaçlıyordu.
"Saygıdeğer Lord Rothschild, Majestelerinin Hükümeti adına kabineye sunulan ve kabul edilen Yahudi Siyonist isteklerini sempatiyle karşılayan müteakip deklarasyonu iletmekten memnuniyet duyarım." ifadeleriyle başlayan Balfour'un mektubu, şöyle devam ediyordu:
"Majestelerinin hükümeti Yahudilere Filistin'de bir yurt tesisi fikrini hararetle desteklemektedir. Bu maksatla her ne gerekiyorsa yapılacaktır. Filistin'de yaşayan ve Yahudi olmayanların medeni ve dini haklarının zarar görmemesi için de azami gayret gösterilecektir."
Balfour'un, "Bu deklarasyonu Siyonist Federasyonu'nun bilgisine sunmanızdan memnuniyet duyacağım." ifadeleriyle son verdiği mektup, daha sonra İtalya, Fransa ve ABD'nin de desteğini almıştı.
Tarihe "Balfour Deklarasyonu" olarak geçen, Araplarca "Balfour Vaadi" olarak adlandırılan mektup, İsrail devletinin kurulmasına giden süreçte en önemli kilometre taşı olarak görülüyor.
Filistinlileri yok sayarak, topraklarında Yahudiler için bir vatan vadeden Balfour Deklarasyonu'nu, İngiliz mandası döneminde Filistin topraklarına teşvik edilen Yahudi göçü takip etti.
İngiliz General Edmund Allenby komutasındaki kuvvetler, Aralık 1917'de Kudüs'ü ele geçirerek İngiltere'nin Filistin'deki askeri işgal sürecini başlattı. Bu gelişme, bölgede Osmanlı hakimiyetinin sona ermesiyle sonuçlanacak sürecin önemli aşamalarından biri oldu.
Filistinliler 1920 ve 1930'larda direnç gösterse de hem artarak devam eden Yahudi göçü hem de İngiliz ordusu ve Siyonist çeteler, Filistinlilerin bu direnişini çoğu zaman kanlı katliamlarla bastırmıştı.
Filistinliler yurtlarından edildi
Balfour Deklarasyonu sonrasında İngiliz mandası altındaki Filistin'e 1920-1940 arası dönemde Yahudi göçü hız kazandı ve son olarak Avrupa'da İkinci Dünya Savaşı sırasında Yahudilere yönelik Nazilerin gerçekleştirdiği soykırım sebebiyle göçler giderek arttı.
Bu süreçte Filistinliler, topraklarındaki Yahudi nüfusun artışına karşı çıkmaya çalıştı. Ancak İngilizlerin manda yönetimini sonlandırarak Filistin'den çekilmesinin ardından, 1948 yılında Filistinlilerin "Nekbe" (Büyük Felaket) olarak andığı İsrail devletinin kuruluşu gerçekleşti.
İngiltere Filistin'den çekildikten sonra İsrail devletinin kurulmasıyla işgal süreci daha da yoğunlaştı, yüz binlerce Filistinli yurtlarından sürüldü, büyük can ve mal kayıpları yaşandı.
Balfour'un öncülük ettiği süreçte tarihi Filistin toprakları üzerinde kurulan İsrail devleti, yarısından fazlasını zorunlu göçe maruz bıraktığı Filistinlilerin halihazırda yaşadığı bölgelere hala "halksız vatan" muamelesi yapıyor.
Günümüze kadar uzanan bu süreçte Filistin topraklarının büyük bölümü işgal edildi, sistematik katliamlarla binlerce Filistinli öldürüldü, 1 milyona yakın kişi vatanından sürüldü, 675 köy ve belde yok edildi ve bazı kentler Yahudileştirildi.
Kuruluşundan bu yana işgali genişleten İsrail, şu an 27 bin kilometrekarelik Filistin topraklarının yüzde 85'ine el koymuş durumda. Filistinliler ise, işgal ve abluka şartları altında, bu alanın sadece yüzde 15'ini kullanabiliyor.
Balfour hala İngiltere'nin "gururu"
Filistinliler, Balfour Deklarasyonu nedeniyle İngiltere'den Filistinlilerden özür dilemesini, Filistin devletini tanımasını ve İsrail'in işgal politikalarının kınamasını talep ediyor, İngiltere ise tüm bu talepleri reddediyor.
Balfour'un yazdığı mektup ve ardından sürdürdüğü manda yönetimi ile Filistin topraklarını Yahudilere "vatan" kılan ve devlet kurmalarına yol açan İngiltere, 2012'deki Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda Filistin'in devlet olarak tanınmasına ilişkin oylamada ise çekimser oy kullanmıştı.
Hatta 2017'de, dönemin İngiltere Başbakanı Theresa May, deklarasyonun 100. yılı dolayısıyla yaptığı bir açıklamada, "İsrail devletinin kurulmasında sahip olduğumuz rolden dolayı gurur duyuyoruz ve kesinlikle deklarasyonun 100. yılını gururla kutlayacağız." demişti.
Filistin'de süregelen tablo
Balfour Deklarasyonu'nun 109. yılında işgal altındaki Filistin topraklarında Filistinlilere yönelik İsrail zulmü her geçen yıl artarak devam ediyor.
Ekim 2023'ten bu yana Gazze'ye düzenlenen İsrail saldırılarında çoğu kadın ve çocuk 74 binden fazla Filistinli hayatını kaybetti, 175 binden fazla Filistinli de yaralandı.
Bu yaklaşık 2,3 milyon nüfusa sahip Gazze'deki Filistinlilerin yüzde 10'dan fazlasının İsrail saldırılarında öldüğü veya yaralandığı anlamına geliyor.
İsrail saldırıları nedeniyle harabeye dönen Gazze'de, 10 Ekim 2025'te ilan edilen ateşkese rağmen on binlerce Filistinli hala çadırlarda hayat mücadelesi veriyor.
Bunun yanı sıra İsrail, ateşkese uymayarak Gazze'deki işgalini yüzde 52'den yüzde 60'a çıkarmış durumda ve 2,3 milyon Filistinliyi daracık bir kara parçasına sıkıştırarak çilelerini daha da artırıyor.
İsrail ordusunun ateşkese rağmen Gazze'ye 10 Ekim 2025'ten bu yana düzenlediği saldırılarda 1600'e yakın Filistinli hayatını kaybetti, 5 bin 750 kişi de yaralandı.
Batı Şeria'da da saldırılar artıyor
Gazze'nin yanı sıra işgal altındaki Batı Şeria'da yaşayan Filistinliler de İsrail askerleri ile Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin saldırı ve baskılarının hedefinde.
Her geçen gün artan bu saldırı ve baskılar nedeniyle Batı Şeria'daki Filistinlilere yönelik zulüm katlanarak devam ediyor.
Ekim 2023'ten bu yana Batı Şeria'da İsrail ordusu ve Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin saldırılarında 1220'den fazla Filistinli hayatını kaybetti, yaklaşık 13 bin 350 kişi yaralandı, 26 binden fazla kişi gözaltına alındı.
Bunun yanı sıra İsrail yönetimi, Batı Şeria'daki işgalini genişletmek için toprak gasbını ve bu topraklar üzerinde yasa dışı yerleşimler kurmayı sürdürüyor.
Kaynak: AA / Güncel
Filistin, Politika, İsrail, Güncel, Çocuk, Gazze, Dünya, Ekim, Çocuk, Gazze, İşgal, İsrail, Filistin, Politika, Dünya, Güncel, Haberler
- AK PARTİ
- AVRUPA BİRLİĞİ
- AZERBAYCAN
- BASKETBOL
- BELEDİYE
- BEŞİKTAŞ
- CHP
- ÇEVRE
- DEM
- DİPLOMASİ
- DOĞA
- DONALD TRUMP
- DEVLET BAHÇELİ
- EĞİTİM
- EKREM İMAMOĞLU
- ELON MUSK
- EMEKLİ
- EMLAK
- ENERJİ
- ENFLASYON
- ESNAF
- FENERBAHÇE
- FİKSTÜR
- FİLİSTİN
- FUTBOL
- GALATASARAY
- GASTRONOMİ
- GAZZE
- GÜNCEL
- GÜVENLİK
- GÖÇMEN
- HAKAN FİDAN
- HASTANE
- HAYVAN HAKLARI
- HIRSIZLIK
- HUKUK
- IRAK
- İNSAN HAKLARI
- İRAN
- İSRAİL
- İSTANBUL
- İŞÇİ
- İTFAİYE
- JANDARMA
- JOSE MOURINHO
- KAZA