Adalet Bakanı Akın Gürlek Sultanbeyli 10. Kitap Fuarı'nda konuştu:
- "Vatandaşlarımızın huzuru kadar emeğinin ve birikiminin korunması da bizim sorumluluğumuzdur. Bu nedenle ekonomimizde ve finans sistemimizde yaşanan gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, ilk günden bu yana süreci takip ediyor ve bizlere gereken her türlü talimatı yerinde ve zamanında veriyor" "Kamuoyunda 'Fon operasyonları' olarak adlandırılan konu, yargımızın tamamen kontrolünde ve takibindedir. Vatandaşlarımız müsterih olsunlar, onların haklarını, hukuklarını asla yedirtmeyiz. Haklarını yiyen varsa da sonuna kadar bunun hesabını sorarız. Cumhuriyet başsavcılıklarımız ve ilgili kurumlarımız süreci kapsamlı bir şekilde gözlem altına almış, gerekli soruşturmaları açmış, açmaya devam etmektedir" "Sizlerden ricam, sosyal medyada ve yayın organlarında yer alan provokatif ve art niyetli manipülatif saldırılara kulak asmamanız, süreci yetkili kurumlarımızın açıklamalarından takip etmenizdir. Bulanık suda balık avlama hevesine kapılmış nifak merkezleri, bu işten siyasi sonuçlar ve kazanımlar çıkarabilir miyiz diye ortamlarda boy göstermeye başladılar. Kendi arsızlıklarını ve yolsuzluklarıyla ilgili yargılama süreçlerinin üzerini kapatma derdine düştüler. Buradan açıklıkla ifade etmek istiyorum, hukuk devleti her zaman görevini yapar. Bu süreçten siyasi kazanç umanlar aradıklarını bulamayacaklar"
Adalet Bakanı Akın Gürlek, "Kamuoyunda 'Fon operasyonları' olarak adlandırılan konu, yargımızın tamamen kontrolünde ve takibindedir. Vatandaşlarımız müsterih olsunlar, onların haklarını, hukuklarını asla yedirtmeyiz. Haklarını yiyen varsa da sonuna kadar bunun hesabını sorarız. Cumhuriyet başsavcılıklarımız ve ilgili kurumlarımız süreci kapsamlı bir şekilde gözlem altına almış, gerekli soruşturmaları açmış, açmaya devam etmektedir." dedi.
Sultanbeyli Belediyesi tarafından düzenlenen Sultanbeyli 10. Kitap Fuarı'ndaki stantları gezen Bakan Gürlek burada vatandaşlarla hatıra fotoğrafı çektirdi.
Burada konuşan Bakan Gürlek, Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın selamlarını, muhabbetini ve özlemini ilettiğini dile getirerek, Sultanbeyli Belediyesinin düzenlediği 10. Sultanbeyli Kitap Fuarı vesilesiyle vatandaşlarla bir arada olmaktan memnuniyet duyduğunu söyledi.
Gürlek, "Bu yılın 'Bir Dünya Kitap, Bir Kitap Dünya' teması, kitabın insana açtığı ufku çok güzel anlatıyor. Fuarımızda 102 yayınevi ve 70 yazar okurlarla buluşuyor. Okuyan, yazan ve ilim irfana ömrünü adayanları bir araya getiren bu fuarın var olmasında katkısı bulunan herkesi canıgönülden tebrik ediyorum. Belediye Başkanımız Sayın Ali Tombaş'a ve çalışma arkadaşlarına teşekkür ediyor, insanlığın aydınlanması yolunda emek verenlerin yollarının açık olmasını Allah'tan diliyorum." dedi.
Cehalet ve eğitimsizliğin, gelişmemiş toplumların en büyük kronik hastalığı olduğunu, okumayan, yazmayan ve fikir üretmeyen milletlerin gelişemediğini, kalkınamadığını ve dünyada rekabet gücünü asla elde edemeyeceğini ifade eden Gürlek, "Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde ve son 25 yılda her alanda çok şükür devrimler yaptık. Türkiye'de kitap okuma oranını da ikiden fazlaya katlayarak iyi bir sayıya ulaştırdık. Türkiye, kitap üretimi ve pazar büyüklüğü itibarıyla Uluslararası Yayıncılar Birliği verileri ve sektörel değerlendirmelere göre dünyada ilk 10 ile 12 ülke arasında bulunmaktadır. Bu veriler, AK Parti iktidarımızın kitap ve yayın hayatına verdiği desteği açıkça göstermektedir." diye konuştu.
Gürlek, "Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum." diyen kutlu anlayışın emanetçileri olduklarını, tarihimizde 50–60 yıllık hayatlarına 500'e yakın eser sığdıran, günümüze kalan eserlerini dahi hakkıyla okuyup hıfzetmenin bir ömre bedel olduğu Gazali ve İbn-i Sina gibi abidevi isimler olduğunu, en büyük vasfı fetihler yapmak, devletler kurmak olan ecdadın "Kalem kılıçtan daha keskindir." sözünün de okumaya ve yazmaya verdiği önemi gösterdiğini aktardı.
"Hiç kimsenin sizin yerinize düşünmesine izin vermeyin"
Gençlere seslenen Gürlek, bugün bilgiye birkaç saniyede ulaşabildiklerini fakat karşılarına çıkan ilk bilginin doğru olup olmadığını anlamak için okumaya, araştırmaya ve düşünmeye ihtiyaç olduğunu, ilk duydukları cevapla yetinmemelerini söyledi.
Bir iddiayı kaynağıyla değerlendirmenin önemine dikkati çeken Gürlek, "Bir görüşe katılmıyorsanız neden katılmadığınızı, itiraz ediyorsanız gerekçesini bilin. Hiç kimsenin sizin yerinize düşünmesine izin vermeyin. Kendi düşüncenizi geliştirmenin başlangıcı merak etmektir. Bu fuarın en kıymetli yanı da o meraka alan açmasıdır. Burada ilgisini çeken kitapla gençlerimiz tanışacak, bir genç, okuduğu satırdan hareketle kendisine yeni bir soru soracaktır. Asıl arzumuz bu merakın fuar sona erdikten sonra da evlerde, okullarda ve kütüphanelerde devam etmesidir." şeklinde konuştu.
Gürlek, kitapların bilgiyi kuşaktan kuşağa taşırken, yazılı hukukun da insanların haklarını güvence altına aldığını, bu yüzden kitap üzerine konuşurken adaletten ayrı bir meseleye geçilmediğini, adaletin, devletin temeli olduğunu, yazıya geçirilen hukuk kurallarının, insanlığın birlikte yaşama arayışını da ortaya koyduğunu söyledi.
Milattan önce 2375 yılındaki ilk yazılı hukuk kurallarının bu arayışın ne kadar eski olduğunu gösterdiğini, kitaplar ve yazılan bütün değerlerin insanlığın kalıcı mirası olduğunu kaydeden Gürlek, bir toplumun kanun ve nizamla yönetilmeyi talep ediyorsa o toplumun eğitimli olduğunu belirtti.
Gürlek, "Ama kanun ve nizamla çatışan, bunları kendisine engel gören kişiler varsa devlet sistemi işte o zaman devreye girer, çoğunluğun haklarını korumak için gereğini yapar. İnsan, kanuna bağlı olduğunu öğrenince özgür olmuştur. Kanunun bittiği, cehaletin kol gezdiği yerde kargaşa ve fakirlik başlar. Hukukçunun günlük çalışmasında da dikkatle okumak, doğru anlamak ve sonuca varmadan önce düşünmek gerekir. Bir dosyanın içinde yalnızca kağıtlar değil, hakkının teslim edilmesini bekleyen insanlar vardır. Bu yüzden hukuku uygularken bilgi kadar vicdan ve sorumluluk duygusuna da ihtiyaç vardır." dedi.
Hukukun ve eğitimin değerinin en çok haksızlık karşısında gösterilen tutumla anlaşıldığını, bugün dünyaya bakıldığında bunun acı örneklerini gördüklerini aktaran Gürlek, Batı toplumlarında kitap okuma oranı ile eğitim oranının oldukça yüksek olduğunu ancak dünyayı sömürme, işgal ve zulüm konusunda Batı devletleri ve onları oluşturan kitlelerin kötü bir sınav vermekte olduklarını söyledi.
Gürlek, günümüz dünyasındaki çoğu işgal ve zulmün sorumlularının, eğitim ve bilgide en yüksek seviyeye ulaşmış milletler olduğunu, bu çelişkiyi iyi değerlendirmek gerektiğini, bilginin, vicdanla ve adaletle buluşmadığında insanlığı zulümden korumaya yetmediğini belirtti.
Bakan Gürlek konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Bugün Gazze başta olmak üzere dünyada şahit olduğumuz insanlık trajedileri karşısında, bu toplumları idare eden yöneticilerin duyarsız ve ikilemci halini görüyoruz. Dünyada yazılı kanunlar üzerinde mutabık kalınan ilkeler konusunda ciddi belirsizlik vardır. Başta Birleşmiş Milletlerin (BM) karar alma mekanizmaları olmak üzere insan haklarını temsil eden emperyalist güç odaklarının etkisi altında kalan yapılanmalar maalesef güç odaklarını esas alıyorlar. Türkiye olarak bunu iyi bilmeli ve tedbirlerimizi almaya devam etmeliyiz. Bugün, Gazze'de çoğu kadın ve çocuk olmak üzere 80 bin insanın hayatını kaybetmesinden sorumlu olan kişiler İsrail Başbakanı Netanyahu, BM kürsüsüne çıkarak zalimliği ve gaddarlığı en pişkin tavırlarla sergileme cesaretini gösteriyor. İşte burada insanlık onurunun maalesef tükenişini görüyoruz."
Dünyanın bu çifte standarda itiraz ederken Türkiye'nin tüm değerlerini bu acımasız ve vicdansız dünya düzenine karşı en kuvvetli şekilde korumaya devam etmeleri gerektiğini aktaran Gürlek, koruyacağımız değerlerin başında dilin geldiğini, yazılan her kitapta dilin, yani Türkçenin temel kurallarının yaşatılması gerektiğini, dili kirli çağın tüm saldırılarından muhafaza edilmesi gerektiğini söyledi.
Gürlek, bir milletin en önemli varlığının dilinin güçlü şekilde yaşamını sürdürmesi olduğunu, yabancı ve argo kelimelerin Türkçeye asla sokulmaması gerektiğini, gençlerin Türkçeyi doğru ve gelenekçi şekilde konuşmaları ve yazmalarının sağlanmasını, bu konuda buradaki yazar ve şairlere büyük sorumluluk düştüğünü, Türk dili ve edebiyatını korumanın, vatan sınırlarını korumak kadar değerli olduğunu ifade etti.
Dile ve kültüre sahip çıkarken, çocukların yetiştiği toplumsal ortamı da korumaları gerektiğini aktaran Gürlek, "Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanı olarak, hukuk devleti ilkesi çerçevesinde devletime, milletime, kültürel, milli ve manevi değerlerimize, inanç ve farklılıklarımıza; yani birlik ve beraberlik içerisinde yaşattığımız tüm zenginliklerimize sarsılmaz bir inançla sahip çıkmaya kararlıyım. Nerede ve ne şekilde olursa olsun, vatandaşlarımızın adalet beklentisine en hızlı ve en etkin şekilde karşılık vermeyi kendimize görev biliyoruz." dedi.
Gürlek, toplumun huzur ve güvenini sarsan her kişi ya da örgüt yapılanmasının, nerede ve nasıl olursa olsun, hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde üzerine gitmekten asla kaçınmayacaklarını, milli birlik ve kardeşlik projeleri başta olmak üzere, "Terörsüz Türkiye" yolunda da kararlı olduklarını, toplumda hastalıklı yapılar kurmak isteyen uyuşturucu şebekeleriyle, kumar ve bahis örgütleriyle, sokak çeteleriyle, toplumun ahlakını bozan paparazzi tiplemeleriyle ve milletin değerlerini geçmişte operasyonel eylemlerle katleden karanlık dehlizlerdeki yapılarla mücadele edeceklerini, arkalarında kim olursa olsun hepsini adalete teslim edeceklerini vurguladı.
Gençleri korurken onlara kitapla, bilimle, sanatla ve sporla geliştirebilecekleri imkanlar da sunmaları gerektiğini dile getiren Gürlek, Sultanbeyli'nin kütüphanelerini, gençlik merkezlerini ve "Bilim Sultanbeyli" çalışmalarını yakından takip ettiğini belirtti.
"Vatandaşlarımız müsterih olsunlar; onların haklarını, hukuklarını asla yedirtmeyiz"
Bakan Gürlek konuşmasında şunları kaydetti:
"Vatandaşlarımızın huzuru kadar emeğinin ve birikiminin korunması da bizim sorumluluğumuzdur. Bu nedenle ekonomimizde ve finans sistemimizde yaşanan gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, ilk günden bu yana süreci takip ediyor ve bizlere gereken her türlü talimatı yerinde ve zamanında veriyor. Kamuoyunda 'Fon operasyonları' olarak adlandırılan konu, yargımızın tamamen kontrolünde ve takibindedir. Vatandaşlarımız müsterih olsunlar, onların haklarını, hukuklarını asla yedirtmeyiz. Haklarını yiyen varsa da sonuna kadar bunun hesabını sorarız. Cumhuriyet başsavcılıklarımız ve ilgili kurumlarımız süreci kapsamlı bir şekilde gözlem altına almış, gerekli soruşturmaları açmış, açmaya devam etmektedir."
Gürlek konuşmasında, "Sizlerden ricam, sosyal medyada ve yayın organlarında yer alan provokatif ve art niyetli manipülatif saldırılara kulak asmamanız süreci yetkili kurumlarımızın açıklamalarından takip etmenizdir. Bulanık suda balık avlama hevesine kapılmış nifak merkezleri, bu işten siyasi sonuçlar ve kazanımlar çıkarabilir miyiz diye ortamlarda boy göstermeye başladılar. Kendi arsızlıklarını ve yolsuzluklarıyla ilgili yargılama süreçlerinin üzerini kapatma derdine düştüler. Buradan açıklıkla ifade etmek istiyorum, hukuk devleti her zaman görevini yapar. Bu süreçten siyasi kazanç umanlar aradıklarını bulamayacaklar." dedi.
Sultangazi Kent Meydanı'nda düzenlenen etkinliğe Adalet Bakan Yardımcısı Sedat Ayyıldız, Sultanbeyli Belediye Başkanı Ali Tomtaş, AK Parti Sultanbeyli İlçe Başkanı Ayhan Üşdi ile çok sayıda izleyici katıldı.
Sultanbeyli Belediyesi tarafından düzenlenen Sultanbeyli 10. Kitap Fuarı'ndaki stantları gezen Bakan Gürlek burada vatandaşlarla hatıra fotoğrafı çektirdi.
Burada konuşan Bakan Gürlek, Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın selamlarını, muhabbetini ve özlemini ilettiğini dile getirerek, Sultanbeyli Belediyesinin düzenlediği 10. Sultanbeyli Kitap Fuarı vesilesiyle vatandaşlarla bir arada olmaktan memnuniyet duyduğunu söyledi.
Gürlek, "Bu yılın 'Bir Dünya Kitap, Bir Kitap Dünya' teması, kitabın insana açtığı ufku çok güzel anlatıyor. Fuarımızda 102 yayınevi ve 70 yazar okurlarla buluşuyor. Okuyan, yazan ve ilim irfana ömrünü adayanları bir araya getiren bu fuarın var olmasında katkısı bulunan herkesi canıgönülden tebrik ediyorum. Belediye Başkanımız Sayın Ali Tombaş'a ve çalışma arkadaşlarına teşekkür ediyor, insanlığın aydınlanması yolunda emek verenlerin yollarının açık olmasını Allah'tan diliyorum." dedi.
Cehalet ve eğitimsizliğin, gelişmemiş toplumların en büyük kronik hastalığı olduğunu, okumayan, yazmayan ve fikir üretmeyen milletlerin gelişemediğini, kalkınamadığını ve dünyada rekabet gücünü asla elde edemeyeceğini ifade eden Gürlek, "Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde ve son 25 yılda her alanda çok şükür devrimler yaptık. Türkiye'de kitap okuma oranını da ikiden fazlaya katlayarak iyi bir sayıya ulaştırdık. Türkiye, kitap üretimi ve pazar büyüklüğü itibarıyla Uluslararası Yayıncılar Birliği verileri ve sektörel değerlendirmelere göre dünyada ilk 10 ile 12 ülke arasında bulunmaktadır. Bu veriler, AK Parti iktidarımızın kitap ve yayın hayatına verdiği desteği açıkça göstermektedir." diye konuştu.
Gürlek, "Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum." diyen kutlu anlayışın emanetçileri olduklarını, tarihimizde 50–60 yıllık hayatlarına 500'e yakın eser sığdıran, günümüze kalan eserlerini dahi hakkıyla okuyup hıfzetmenin bir ömre bedel olduğu Gazali ve İbn-i Sina gibi abidevi isimler olduğunu, en büyük vasfı fetihler yapmak, devletler kurmak olan ecdadın "Kalem kılıçtan daha keskindir." sözünün de okumaya ve yazmaya verdiği önemi gösterdiğini aktardı.
"Hiç kimsenin sizin yerinize düşünmesine izin vermeyin"
Gençlere seslenen Gürlek, bugün bilgiye birkaç saniyede ulaşabildiklerini fakat karşılarına çıkan ilk bilginin doğru olup olmadığını anlamak için okumaya, araştırmaya ve düşünmeye ihtiyaç olduğunu, ilk duydukları cevapla yetinmemelerini söyledi.
Bir iddiayı kaynağıyla değerlendirmenin önemine dikkati çeken Gürlek, "Bir görüşe katılmıyorsanız neden katılmadığınızı, itiraz ediyorsanız gerekçesini bilin. Hiç kimsenin sizin yerinize düşünmesine izin vermeyin. Kendi düşüncenizi geliştirmenin başlangıcı merak etmektir. Bu fuarın en kıymetli yanı da o meraka alan açmasıdır. Burada ilgisini çeken kitapla gençlerimiz tanışacak, bir genç, okuduğu satırdan hareketle kendisine yeni bir soru soracaktır. Asıl arzumuz bu merakın fuar sona erdikten sonra da evlerde, okullarda ve kütüphanelerde devam etmesidir." şeklinde konuştu.
Gürlek, kitapların bilgiyi kuşaktan kuşağa taşırken, yazılı hukukun da insanların haklarını güvence altına aldığını, bu yüzden kitap üzerine konuşurken adaletten ayrı bir meseleye geçilmediğini, adaletin, devletin temeli olduğunu, yazıya geçirilen hukuk kurallarının, insanlığın birlikte yaşama arayışını da ortaya koyduğunu söyledi.
Milattan önce 2375 yılındaki ilk yazılı hukuk kurallarının bu arayışın ne kadar eski olduğunu gösterdiğini, kitaplar ve yazılan bütün değerlerin insanlığın kalıcı mirası olduğunu kaydeden Gürlek, bir toplumun kanun ve nizamla yönetilmeyi talep ediyorsa o toplumun eğitimli olduğunu belirtti.
Gürlek, "Ama kanun ve nizamla çatışan, bunları kendisine engel gören kişiler varsa devlet sistemi işte o zaman devreye girer, çoğunluğun haklarını korumak için gereğini yapar. İnsan, kanuna bağlı olduğunu öğrenince özgür olmuştur. Kanunun bittiği, cehaletin kol gezdiği yerde kargaşa ve fakirlik başlar. Hukukçunun günlük çalışmasında da dikkatle okumak, doğru anlamak ve sonuca varmadan önce düşünmek gerekir. Bir dosyanın içinde yalnızca kağıtlar değil, hakkının teslim edilmesini bekleyen insanlar vardır. Bu yüzden hukuku uygularken bilgi kadar vicdan ve sorumluluk duygusuna da ihtiyaç vardır." dedi.
Hukukun ve eğitimin değerinin en çok haksızlık karşısında gösterilen tutumla anlaşıldığını, bugün dünyaya bakıldığında bunun acı örneklerini gördüklerini aktaran Gürlek, Batı toplumlarında kitap okuma oranı ile eğitim oranının oldukça yüksek olduğunu ancak dünyayı sömürme, işgal ve zulüm konusunda Batı devletleri ve onları oluşturan kitlelerin kötü bir sınav vermekte olduklarını söyledi.
Gürlek, günümüz dünyasındaki çoğu işgal ve zulmün sorumlularının, eğitim ve bilgide en yüksek seviyeye ulaşmış milletler olduğunu, bu çelişkiyi iyi değerlendirmek gerektiğini, bilginin, vicdanla ve adaletle buluşmadığında insanlığı zulümden korumaya yetmediğini belirtti.
Bakan Gürlek konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Bugün Gazze başta olmak üzere dünyada şahit olduğumuz insanlık trajedileri karşısında, bu toplumları idare eden yöneticilerin duyarsız ve ikilemci halini görüyoruz. Dünyada yazılı kanunlar üzerinde mutabık kalınan ilkeler konusunda ciddi belirsizlik vardır. Başta Birleşmiş Milletlerin (BM) karar alma mekanizmaları olmak üzere insan haklarını temsil eden emperyalist güç odaklarının etkisi altında kalan yapılanmalar maalesef güç odaklarını esas alıyorlar. Türkiye olarak bunu iyi bilmeli ve tedbirlerimizi almaya devam etmeliyiz. Bugün, Gazze'de çoğu kadın ve çocuk olmak üzere 80 bin insanın hayatını kaybetmesinden sorumlu olan kişiler İsrail Başbakanı Netanyahu, BM kürsüsüne çıkarak zalimliği ve gaddarlığı en pişkin tavırlarla sergileme cesaretini gösteriyor. İşte burada insanlık onurunun maalesef tükenişini görüyoruz."
Dünyanın bu çifte standarda itiraz ederken Türkiye'nin tüm değerlerini bu acımasız ve vicdansız dünya düzenine karşı en kuvvetli şekilde korumaya devam etmeleri gerektiğini aktaran Gürlek, koruyacağımız değerlerin başında dilin geldiğini, yazılan her kitapta dilin, yani Türkçenin temel kurallarının yaşatılması gerektiğini, dili kirli çağın tüm saldırılarından muhafaza edilmesi gerektiğini söyledi.
Gürlek, bir milletin en önemli varlığının dilinin güçlü şekilde yaşamını sürdürmesi olduğunu, yabancı ve argo kelimelerin Türkçeye asla sokulmaması gerektiğini, gençlerin Türkçeyi doğru ve gelenekçi şekilde konuşmaları ve yazmalarının sağlanmasını, bu konuda buradaki yazar ve şairlere büyük sorumluluk düştüğünü, Türk dili ve edebiyatını korumanın, vatan sınırlarını korumak kadar değerli olduğunu ifade etti.
Dile ve kültüre sahip çıkarken, çocukların yetiştiği toplumsal ortamı da korumaları gerektiğini aktaran Gürlek, "Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanı olarak, hukuk devleti ilkesi çerçevesinde devletime, milletime, kültürel, milli ve manevi değerlerimize, inanç ve farklılıklarımıza; yani birlik ve beraberlik içerisinde yaşattığımız tüm zenginliklerimize sarsılmaz bir inançla sahip çıkmaya kararlıyım. Nerede ve ne şekilde olursa olsun, vatandaşlarımızın adalet beklentisine en hızlı ve en etkin şekilde karşılık vermeyi kendimize görev biliyoruz." dedi.
Gürlek, toplumun huzur ve güvenini sarsan her kişi ya da örgüt yapılanmasının, nerede ve nasıl olursa olsun, hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde üzerine gitmekten asla kaçınmayacaklarını, milli birlik ve kardeşlik projeleri başta olmak üzere, "Terörsüz Türkiye" yolunda da kararlı olduklarını, toplumda hastalıklı yapılar kurmak isteyen uyuşturucu şebekeleriyle, kumar ve bahis örgütleriyle, sokak çeteleriyle, toplumun ahlakını bozan paparazzi tiplemeleriyle ve milletin değerlerini geçmişte operasyonel eylemlerle katleden karanlık dehlizlerdeki yapılarla mücadele edeceklerini, arkalarında kim olursa olsun hepsini adalete teslim edeceklerini vurguladı.
Gençleri korurken onlara kitapla, bilimle, sanatla ve sporla geliştirebilecekleri imkanlar da sunmaları gerektiğini dile getiren Gürlek, Sultanbeyli'nin kütüphanelerini, gençlik merkezlerini ve "Bilim Sultanbeyli" çalışmalarını yakından takip ettiğini belirtti.
"Vatandaşlarımız müsterih olsunlar; onların haklarını, hukuklarını asla yedirtmeyiz"
Bakan Gürlek konuşmasında şunları kaydetti:
"Vatandaşlarımızın huzuru kadar emeğinin ve birikiminin korunması da bizim sorumluluğumuzdur. Bu nedenle ekonomimizde ve finans sistemimizde yaşanan gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, ilk günden bu yana süreci takip ediyor ve bizlere gereken her türlü talimatı yerinde ve zamanında veriyor. Kamuoyunda 'Fon operasyonları' olarak adlandırılan konu, yargımızın tamamen kontrolünde ve takibindedir. Vatandaşlarımız müsterih olsunlar, onların haklarını, hukuklarını asla yedirtmeyiz. Haklarını yiyen varsa da sonuna kadar bunun hesabını sorarız. Cumhuriyet başsavcılıklarımız ve ilgili kurumlarımız süreci kapsamlı bir şekilde gözlem altına almış, gerekli soruşturmaları açmış, açmaya devam etmektedir."
Gürlek konuşmasında, "Sizlerden ricam, sosyal medyada ve yayın organlarında yer alan provokatif ve art niyetli manipülatif saldırılara kulak asmamanız süreci yetkili kurumlarımızın açıklamalarından takip etmenizdir. Bulanık suda balık avlama hevesine kapılmış nifak merkezleri, bu işten siyasi sonuçlar ve kazanımlar çıkarabilir miyiz diye ortamlarda boy göstermeye başladılar. Kendi arsızlıklarını ve yolsuzluklarıyla ilgili yargılama süreçlerinin üzerini kapatma derdine düştüler. Buradan açıklıkla ifade etmek istiyorum, hukuk devleti her zaman görevini yapar. Bu süreçten siyasi kazanç umanlar aradıklarını bulamayacaklar." dedi.
Sultangazi Kent Meydanı'nda düzenlenen etkinliğe Adalet Bakan Yardımcısı Sedat Ayyıldız, Sultanbeyli Belediye Başkanı Ali Tomtaş, AK Parti Sultanbeyli İlçe Başkanı Ayhan Üşdi ile çok sayıda izleyici katıldı.
Kaynak: AA / Güncel
Recep Tayyip Erdoğan, Akın Gürlek, Finans, Kültür, Güncel, Hukuk, Hukuk, Kitap, Finans, Cumhuriyet, Akın Gürlek, Adalet Bakanı, Recep Tayyip Erdoğan, Kültür, Güncel, Haberler
- AK PARTİ
- AVRUPA BİRLİĞİ
- AZERBAYCAN
- BASKETBOL
- BELEDİYE
- BEŞİKTAŞ
- CHP
- ÇEVRE
- DEM
- DİPLOMASİ
- DOĞA
- DONALD TRUMP
- DEVLET BAHÇELİ
- EĞİTİM
- EKREM İMAMOĞLU
- ELON MUSK
- EMEKLİ
- EMLAK
- ENERJİ
- ENFLASYON
- ESNAF
- FENERBAHÇE
- FİKSTÜR
- FİLİSTİN
- FUTBOL
- GALATASARAY
- GASTRONOMİ
- GAZZE
- GÜNCEL
- GÜVENLİK
- GÖÇMEN
- HAKAN FİDAN
- HASTANE
- HAYVAN HAKLARI
- HIRSIZLIK
- HUKUK
- IRAK
- İNSAN HAKLARI
- İRAN
- İSRAİL
- İSTANBUL
- İŞÇİ
- İTFAİYE
- JANDARMA
- JOSE MOURINHO
- KAZA