YÖK'ten COP31 için bilim diplomasisi hamlesi

Güncel Haberler

YÖK Başkanı Özvar, COP31 sürecinde 208 üniversitenin birikimini uluslararası akademiyle buluşturacak bilim diplomasisi çalışmalarını başlattıklarını, YÖK Pavilyonu ve COP-SCIENCE platformuyla iklim hedeflerine katkı sağlayacaklarını açıkladı.

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, Türkiye'deki 208 üniversitenin birikimini, dünyanın farklı coğrafyalarındaki akademik paydaşlarla buluşturacak kapsamlı bir bilim diplomasisi hamlesini Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile başlattıklarını bildirdi.
Özvar, YÖK'te gerçekleştirilen "Cop31 Yolunda Bilim Diplomasisi: Akademi Lansmanı" programında konuştu.
Türkiye'nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde, COP31 başkanlığını üstlenerek küresel iklim diplomasisinin merkezine yerleştiğini belirten Özvar, Erdoğan'a ve "Sıfır Atık" kapsamındaki çalışmaları dolayısıyla Emine Erdoğan'a teşekkür etti.
Özvar, yükseköğretim sisteminin bilimsel birikimi, yetişmiş insan kaynağını ve çözüm üretme kapasitesini ortak iklim hedefleri doğrultusunda harekete geçireceğini vurgulayarak, "Burada 208 üniversitemizin birikimini, dünyanın farklı coğrafyalarındaki akademik paydaşlarla buluşturacak kapsamlı bir bilim diplomasisi hamlesini Bakanlığımızla birlikte başlatıyoruz." ifadesini kullandı.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile YÖK işbirliğinin son derece kıymetli olduğunu dile getiren Özvar, "Bu işbirliğiyle, COP31 sürecine akademik katılımı münferit girişimlerin ötesine taşıyarak kurumsal ve bütüncül bir yapıya kavuşturuyoruz." dedi.
"COP31'in 10 öncelik alanı, üniversitelerin kapasitesini ortak hedeflerle bir araya getirecek"
Özvar, Bakanlık ile sıfır atık, enerji ve su verimliliği, çevre dostu ulaşım, yeşil alanların korunması ve kampüslerde sürdürülebilirlik kültürü alanlarında işbirliği yaptıklarını anlatarak, "Green Metric 2025 sonuçlarına göre 6 üniversitemiz dünyanın ilk 100'ünde, 21 üniversitemiz ilk 200'ünde, 54 üniversitemiz ise ilk 500'ünde yer almaktadır. Türkiye ilk 500'e giren üniversite sayısı bakımından dünyada ilk sırada yer almaktadır." açıklamasını yaptı.
COP31 akademik katılım modelini, bilim, politika, araştırma, uygulama, ulusal birikim ve uluslararası işbirliğini kapsayan bir bilim diplomasisi yaklaşımıyla inşa ettiklerini ifade eden Özvar, Türkiye'deki her üniversitede bir rektör yardımcısının COP31 sürecinde koordinatör olarak görevlendirildiğini bildirdi.
Özvar, üniversitelerin geniş katılımını nitelikli çalışmalarla buluşturarak kalıcı bir bilimsel ve toplumsal etki üretmeyi hedeflediklerini vurgulayarak, şunları kaydetti:
"Türkiye'nin farklı alanlardaki akademik ve teknolojik yetkinliğini görünür kılmak, birbirini tamamlayan ekipleri bir araya getirmek ve bu birikimi uygulanabilir çıktılara dönüştürmeyi arzu ediyoruz. COP31'in 10 öncelik alanı, üniversitelerimizin farklı disiplinlerdeki kapasitesini ortak hedefler etrafında bir araya getirecektir. Temiz enerjiden yeşil sanayiye, sıfır atıktan iklime, dirençli şehirlere, gıda güvenliğinden sağlığa ve eğitime uzanan geniş bir yelpazede, çalışmalarımız disiplinler arası bir anlayışla devam etmektedir."
COP31 kapsamında "YÖK Pavilyonu" kurulacak
Yenilenebilir enerji, sürdürülebilirlik yönetimi, çevre ve kaynak yönetimi, iklim değişikliği, sürdürülebilir tarım ve gıda sistemleri gibi farklı alanlarda yeni programlar açmaya devam ettiklerinin altını çizen Özvar, üniversitelerin hangi kaynakları kullandığı, hangi alanlarda ilerleme kaydettiği ve geliştirilen çözümlerin nasıl bir etki oluşturduğunu verilerle takip ettiklerini aktardı.
Özvar, "COP31 için başlattığımız akademik hareketliliği aynı zamanda bir bilim diplomasisi süreci olarak görüyor ve çalışmalarımızı bu kapsamda yürütüyoruz. Akademi alanındaki uluslararası temsil sorumluluğumuz çerçevesinde, Türkiye'nin yükseköğretim ve araştırma kapasitesini farklı ülkelerdeki kurumlarla buluşturuyoruz. Bu amaçla COP-SCIENCE platformunu oluşturduk. Farklı ülkelerden üniversitelerin, araştırma merkezlerinin, akademik ağların ve bilim insanlarının katkılarını İngilizce başvuru sayfamız üzerinden almaya başladık." diye konuştu.
YÖK olarak sahip oldukları güçlü uluslararası görünümü COP31'de daha da görünür hale getirmeyi hedeflediklerini belirten Özvar, "COP31 kapsamında kurulacak YÖK Pavilyonu da son derece önemlidir. Burada Türkiye'den ve farklı ülkelerden bilim insanları araştırmalarını paylaşacak, yeni ekipler kuracak ve ortak proje fikirleri geliştirecektir." açıklamasında bulundu.
Özvar, Pavilyon'un bilginin uygulanabilir iklim çözümleriyle buluştuğu canlı bir akademik merkez olarak çalışacağı bilgisini vererek, COP31'de kurulacak ortaklıkların konferans sonrasında da devam etmesini yakından takip edeceklerini bildirdi.
"İklim değişikliğiyle mücadelede en güçlü dayanağımız bilim"
Gelecek dönemde üniversitelerden 3 alanda somut katkı beklediklerine dikkati çeken Özvar, şöyle devam etti:
"Birincisi, en güçlü bilimsel ve teknolojik çalışmalarınızı COP31 öncelikleriyle ilişkilendirerek kurumsal bir bütünlük içinde ortaya koymanızdır. Bilimsel niteliği yüksek, paylaşılabilir ve uygulama potansiyeli taşıyan çıktıların belirlenmesini YÖK olarak fevkalade önemsediğimizi sizlere ifade etmek isterim. İkincisi, birbirini tamamlayan yetkinlikleri yeni ortaklıklarda buluşturmanızdır. Üniversitelerimizin kamu, sektör ve araştırma kuruluşlarıyla ortak projeler geliştirmesini beklediğimizi bu vesileyle ifade etmek isterim. Uluslararası akademik ağlarınızı harekete geçirmeniz ve yurt dışındaki paydaşlarınızı COP-SCIENCE platformuna davet etmeniz fevkalade önemlidir. Bu bakımdan üniversitelerimizden uluslararası iletişim ve ilişki ağlarını seferber etmelerini bekliyoruz. Üçüncü olarak, öğrencilerimizi ve genç araştırmacılarımızı bu sürecin en etkin paydaşları yapma konusunda özel bir gayret göstermenizi her birinizden ayrı ayrı rica ederim.
Gençlerin geliştirdiği fikirlerin, projelerin ve teknolojik çözümlerin desteklenmesini, ulusal ve uluslararası akademik ağlarla buluşturulmasını sizlerden bekliyoruz. Bu üç katkı COP31'de etkili bir akademik temsil sağlayacak ve Türkiye'nin uzun vadeli araştırma kapasitesini geliştirecektir."
Özvar, COP31'in disiplinler arası araştırma kültürünü güçlendirmesini, uzun vadeli uluslararası ortaklıklar kurmasını ve bilimsel bilginin politika ile uygulamaya aktarılmasını sağlayacak mekanizmalar geliştirmeyi hedeflediklerini dile getirerek, "Bu süreçte oluşacak işbirliklerinin ortak araştırma projelerine, araştırmacı hareketliliğine, teknolojik çözümlere ve güçlü kurumsal ortaklıklarla dönüşmesini bekliyoruz. YÖK olarak üniversitelerimizle birlikte bu ilişkileri desteklemeye devam edeceğiz." ifadelerini kullandı.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ve COP31 Başkanı Murat Kurum'a ve sürece katkı sağlayan herkese teşekkür eden Özvar, "COP31'de Türkiye'den dünyaya vereceğimiz mesaj açıktır. İklim değişikliğiyle mücadelede en güçlü dayanağımız bilim, en etkili yöntemimiz işbirliği, en kalıcı mirasımız ise birlikte geliştirdiğimiz çözümler olacaktır." değerlendirmesinde bulundu.