Yerli patent başvurularındaki artış Türkiye'nin küresel rekabetteki konumunu güçlendiriyor

Şirket Haberleri Haberleri

Türkiye'de 2026 yılının ilk altı ayında yerli patent başvurularında, 2025'in aynı dönemine kıyasla yaklaşık yüzde 31,2'lik artış kaydedildi. Bu artış sınai mülkiyet hakları ekosisteminin gelişmeye devam ettiğini ortaya koyuyor.

Destek Patent Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Yamankaradeniz, bu ivmenin önemli olduğunu ancak küresel teknoloji rekabetinde daha güçlü bir konuma ulaşabilmek için patent sayısındaki artışın nitelikli üretim, ticarileşme ve uluslararası koruma stratejileriyle desteklenmesi gerektiğini söyledi.

Türkiye'de Ar-Ge yatırımları, teknoloji odaklı girişimcilik ve inovasyon faaliyetlerinin artması, sınai mülkiyet hakları alanındaki gelişmeleri de beraberinde getiriyor. 2026 yılının ilk altı ayında yerli patent başvurularında görülen yaklaşık yüzde 31,2'lik artış, Türkiye'nin teknoloji geliştirme kapasitesinin güçlendiğine işaret ederken, yüksek katma değerli üretime geçiş açısından da önemli bir gösterge olarak öne çıkıyor.

Destek Patent Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Yamankaradeniz, patent başvurularındaki yükselişin Türkiye adına olumlu bir tablo ortaya koyduğunu ancak küresel teknoloji rekabetinin geldiği noktada bu artışın tek başına yeterli olmadığını belirterek şunları söyledi:

"Yerli patent başvurularındaki artış, sınai mülkiyet hakları bilincinin geliştiğini ve Ar-Ge yatırımlarının daha fazla çıktıya dönüşmeye başladığını gösteriyor. Bu, Türkiye açısından son derece değerli bir gelişme. Ancak küresel rekabetin geldiği noktada yalnızca başvuru sayılarını artırmak yeterli değil. Bugün teknolojiye yön veren ülkeler, ürettikleri bilgiyi koruyabilen, bunu ticarileştirebilen ve uluslararası pazarlarda değer oluşturabilen ülkeler. Türkiye'nin de önündeki en önemli hedef, patent üreten bir ülke olmanın ötesine geçerek patentten ekonomik değer üreten ülkeler arasında yer almak olmalı."

Sınai mülkiyet artık rekabet gücünün temel göstergelerinden biri

Yamankaradeniz'e göre sınai mülkiyet hakları, şirketler açısından yalnızca hukuki koruma sağlayan unsurlar olmaktan çıkmış durumda. Patentler bugün şirket değerini artıran, yatırım kararlarını etkileyen, teknoloji transferlerini kolaylaştıran ve uluslararası pazarlarda rekabet avantajı sağlayan stratejik varlıklar arasında yer alıyor.

"Küresel ekonomide rekabet artık yalnızca üretim kapasitesiyle ölçülmüyor. Üretilen teknolojiyi ne kadar koruyabildiğiniz, nasıl yönettiğiniz ve ekonomik değere dönüştürebildiğiniz de en az üretim kadar önemli hale geldi. Güçlü bir sınai mülkiyet portföyü, şirketlerin büyüme stratejilerinin ayrılmaz bir parçası haline gelirken, ülkelerin yatırım çekme kapasitesini ve teknoloji ihracatını da doğrudan etkiliyor."

Kemal Yamankaradeniz, Türkiye'de patent ve faydalı model gelirlerine yönelik uygulanan vergi teşvikleri ile sınai mülkiyeti destekleyen mekanizmaların önemli avantajlar sunduğunu belirterek, bu teşviklerin daha fazla şirket tarafından etkin şekilde kullanılmasının inovasyon ekosistemini güçlendireceğini ifade etti.

Hedef daha fazla başvuru değil, daha güçlü bir sınai mülkiyet ekosistemi

Patent başvurularındaki artışın sürdürülebilir ekonomik büyümeye katkı sağlayabilmesi için başvuruların nitelikli koruma, uluslararası tescil ve ticarileşme süreçleriyle desteklenmesi gerektiğini vurgulayan Yamankaradeniz, özellikle biyoteknoloji, sağlık teknolojileri, temiz enerji, ileri üretim teknolojileri, elektronik sistemler ve savunma sanayii gibi yüksek katma değerli alanlarda Türkiye'nin önemli bir potansiyele sahip olduğunu söyledi.

"Türkiye son yıllarda sınai mülkiyet hakları alanında önemli bir ivme yakaladı. Şimdi bu ivmeyi küresel ölçekte rekabet avantajına dönüştürecek ikinci aşamaya odaklanmamız gerekiyor. Daha güçlü uluslararası koruma stratejileri geliştiren, patentlerini ticarileştiren ve teknoloji ihracatını artıran bir yapı oluşturabilirsek, sınai mülkiyet hakları yalnızca şirketlerin değil, ülke ekonomisinin de en önemli büyüme araçlarından biri haline gelecektir."