YENİ Parti grup toplantısı... Özel'den fon krizi değerlendirmesi: Üç beş bürokratla bu işten kurtulamazsın
YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, fon krizinin Türkiye ekonomisinde 195 milyar dolarlık kayba yol açtığını belirterek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın kriz için kurduğu masada yer alan isimlerin teker teker gözaltına alındığını söyledi. Özel, "Uzaktakileri adadan yollayarak bu işten çıkamazsın. En yakındakileri koruyarak bu milletin gönlünde asla affa uğrayamazsın. Esas bu işi kurgulayanlar sağında-solunda dolaşırken, esas o içeriye konulanlar konuşmasın diye onlara her gün avukatlar yollanırken, bu işin kurgucuları en yakınında otururken uzaktan üç-beş bürokratla bu işten kurtulamazsın" dedi.
(TBMM) - YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, fon krizinin Türkiye ekonomisinde 195 milyar dolarlık kayba yol açtığını belirterek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın kriz için kurduğu masada yer alan isimlerin teker teker gözaltına alındığını söyledi. Özel, "Uzaktakileri adadan yollayarak bu işten çıkamazsın. En yakındakileri koruyarak bu milletin gönlünde asla affa uğrayamazsın. Esas bu işi kurgulayanlar sağında-solunda dolaşırken, esas o içeriye konulanlar konuşmasın diye onlara her gün avukatlar yollanırken, bu işin kurgucuları en yakınında otururken uzaktan üç-beş bürokratla bu işten kurtulamazsın" dedi.
YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin grup toplantısında fon krizinin üzerinden 48 gün geçtiğini anımsatarak, "Milletin devlete emanet ettiği paralara Tayyip Bey'in atadığı kadrolar ya çöktü, ya çöktürdü. Cumhuriyet tarihinin en büyük soygunu. Bütünüyle Adalet ve Kalkınma Partisi kadrolarının büyük bir organizasyonu" dedi.
Özel, şunları kaydetti:
"Türkiye Yüzyılı dediler ya, bütün bakanlıklara reklam yaptılar ya, gazeteleri Türkiye Yüzyılı diye böyle 60 sayfa bastılar ya devletin parasıyla. İşte Türkiye Yüzyılı'nda yüzyılın vurgunudur. Türkiye Yüzyılı vurgunu ve bunun başındaki isim hiç kimse kıvırmasın oradan buradan. Recep Tayyip Erdoğan'dır. Çünkü Tayyip Bey'in bu soruya iki cevabı var. Bu yaşananları biliyor muydun, bilmiyor muydun? Bir soru bir cevap. 'Biliyordum' derhal istifa et, milleti nasıl soyarsın? 'Bilmiyordum.' Derhal seçime götürür, ülkeyi yöneteceklere emanet et. Burnunun dibindeki bu soygunu nasıl görmüyorsun?
Mağdur ne 455 bin tekil yatırımcıdır ne aileleri ile 2 milyondur, ne borsadaki 6.7 milyon yatırımcıdır. Borsa çökmüştür, ekonomi çökmüştür ve toplam 86 milyon vatandaşımız bu yükün altında kalmıştır. Vurgunun yapıldığı fon şirketlerinin yöneticileri AK Partili, vurgunu yapıp servetine servet katanların neredeyse tamamı AK Partili. Bu isimlerin hepsini atayan AK Parti'nin Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan. Şimdi bu atadıklarını koruyup kollayan da yine Recep Tayyip Erdoğan.
"3-5 BÜROKRATLA BU İŞTEN KURTULULAMAZSIN"
Masada liste var. Listenin içinde bakanlar var, milletvekilleri var, parti yöneticileri var, yenisi var, eskisi var ama Erdoğan'da çıt yok. 245 kişilik ana listeyi yayınlamıyor. 80 kişilik o çok dönüp dolaşan listeyi ne yalanlıyor ne doğruluyor ama bir yandan 'Merak etmeyin, fon vurgununu çözeceğim, masa kurdum, altı toplantı yaptım.' Bakın, kurdu masayı. Masanın burasında Yunus Arıncı, Takasbank Genel Müdürü gözaltına alındı, adli kontrolle evde duruyor. Kuzuyu kurda emanet etmişler. Kediyi ciğerin başına bekçi koymuşlar. Burada SPK Başkanı Mahmut Sütçü masada oturuyor. Krizi çözecek, gözaltında, hapiste, görevden alınmalar. Borsa İstanbul Genel Müdürü Korkmaz Enes Ergun. Tutuklu, burada oturuyor. Bu masa ne? Erdoğan'ın fon krizini çözecek masası. Masada oturanlar teker teker adaya veda ediyorlar.
Şimdi ama bir şey dikkatimi çekti. Bakın uzakta oturanlar gidiyor. Bir de yakında oturanlar var. Bakın. Erdoğan'a kim en yakın? Galiba Adalet Bakanı Akın. Sayın Erdoğan, sakın ha sakın, uzaktakileri adadan yollayarak bu işten çıkamazsın. Biraz yaklaş bakalım, yakın yakın. En yakındakilere gel, görelim. O en yakındakileri koruyarak bu milletin gönlünde asla affa uğrayamazsın. Esas bu işi kurgulayanlar sağında-solunda dolaşırken, esas o içeriye konulanlar konuşmasın diye onlara her gün avukatlar yollanırken, bu işin kurgucuları en yakınında otururken uzaktan üç-beş bürokratla bu işten kurtulamazsın. Millet her şeyin farkındadır. Bu millet hakkını yiyenin hakkını sandıkta verecektir inşallah.
"NASRETTİN HOCA HİKAYESİ GİBİ BİR KANUN TEKLİFİ..."
Bu masadan çözüm çıkmayacağı konusunda artık mağdurlar da neredeyse hemfikir olmuş durumdalar. Bunların oturup hazırladığı kanun teklifi yasalaştı. Görev verdikleri bankalar, bu işe kendileri teknik olarak uzaklaştı. Diyorlar ki 'Niye biz? Hangi kanunla, hangi güvenceyle? Ek güvence verin, böyle kanun mu olur?' Bir kısım mağdura '1 milyon hemen yatıracağız' dediler ya. '1 milyon altındaki herkesin parasını yatıracağız.' 50 gün oldu, bir kısım mağdura 250'şer bin lira yatırdılar, para bitti. Şimdi bekliyorlar ki o tamahkarların, o günahkarların, o kıyamam nefsine uyan evlatlar, tövbe hesabına para koyacaklar. Hem peşlerine Adalet Bakanlığı'nın düşmesinden kurtulacaklar, hem de bekleyenler paralarını alacak. Nasreddin Hoca'nın 'Telleri gerdim, koyunlar gelip altından geçecek. Yünler toplanacak, eğriltilecek. Gidilecek, satılacak. Ondan sonra para olacak' gibi bir kanun teklifine bütün millet mesafeli.
Maalesef vurgunun ardından ortaya çıkan çok acı hikayeleri hep birlikte okuyoruz. Bu konuda arkadaşlarımız çalışıyorlar, derliyoruz. Hatta dernekleşmelerini, bir büyük mücadele vermelerini destekliyoruz. Ameliyat parasını yatıranlar, kirasını yatıranlar, çocuğun okul taksitini yatıranlar, borç ödemesini yani 'Kredi kartının yüzde 20'sini yatırmak yerine fona yatırayım, herkes gibi ben de üçe katlayayım. Geçen ay öyle olmuş. Bütün herkesin parası orada büyüyormuş, ben de belki borçtan kurtulurum' diyenlerin şimdi borçlarını ödeyemeyen, kiralarını yatıramayan, alışverişe gidemeyen bir noktaya geldiklerini, ameliyatını olamayan bir noktaya geldiklerini, özellikle KOBİ'lerin ödeme dengelerinin bozulduğunu, özel sektör tahvillerinin aksadığını, bir domino etkisinden büyük endişe duyulduğunu bir kez daha burada söylemek gerekiyor.
Şunu söyleyelim. Geçen haftaya kadar görülebilen veri, Borsa İstanbul'un Bist100 endeksiydi. Ona göre ilk hesaplama 20 milyar dolar, sonra bu borsadaki çöküşle 90 milyar dolar, 110-119-129 milyar dolar… Şimdi tüm borsa verileri açıklandı, ayın sonu geldi ve borsadaki 100 şirketin değil, 623 şirketin toplam 174 milyar dolar kayba uğradığı, Merkez Bankası'nın 21 milyar dolar rezerv kaybettiği, toplam ekonomideki kaybın 195 milyar dolara ulaştığı ortaya çıktı. Yani asrın felaketinin 10 şehirde 100 milyar dolarlık yıkım yaptığı o büyük depremde o depremin bütün yıktığının, yarattığı bütün hasarın neredeyse iki katına kadar; 195 milyar dolar bir hacimle karşı karşıyayız. O yüzden rakamlar kimine küçük, kimine büyük gelirken doğru algılanması açısından bir kez daha vurgulamak lazım. 6 Şubat depreminin yarattığı yıkımın tam iki katı asrın vurguyla karşı karşıyayız.
"YETER Kİ MÜCADELEDE SAMİMİ OLUNSUN"
Biz YENİ Parti olarak böyle olmasın diye ilk günden çözüm önerilerimizi hazırladık, Meclis'e sunduk. Araştırma Komisyonu kurulmasını istedik. Önce 'Kurarız' dediler, baktılar ki iş tamamen kendilerinin üstüne gelecek, kendi oylarıyla reddettiler. Kanun teklifindeki önergemiz, Amerika'daki benzer Madoff krizinin çözümündeki yöntemi içermektedir.
Elbette ki içerdeki bütün tahsilatlar bir yana esas mesele şu. Yurt dışına kaçırılan paralar ya da Türkiye'deki bazılarının FETÖ borsası, İBB borsası ve diğer gayrimeşru yollarla edindikleri paraların yurt dışında birtakım vergi cennetlerinde, farklı ülkelerde tutulup, oradan yabancı yatırımcı gibi gelip, borsada kazanıp kazanıp çıkmalarının peşine düşülmelidir. 'Para dışarı çıkmış, gelmez' denmesin. Türkiye Star Grup üyesidir 180'e yakın ülkeyle birlikte. Malezya'nın, Brezilya'nın, Nijerya'nın, son dönemlerde kiminin 6 yıl önce, kiminin 4 yıl, kiminin 2 yıl önce ülkeden kaçırılmış milli mali varlıklarının tamamına yakını kaçırıldıkları ülkelerden Star Grup marifetiyle geri getirilmiştir. Niyet peşine düşmekse bu çağda izini kaybettirebilecek bir para yoktur. Yeter ki bununla mücadele etmekle samimi olunsun. Yeter ki masanın uzağındakilere ceza kesilip, yakın taraftakiler kollanmaya çalışılmasınlar.
Şimdi Tayyip Bey, Sayın Erdoğan 14 gündür ki 14'üncü gün dündü, bu krizi konuşmuyor. Unutturmaya, yerine başka şeyler konuşturmaya çalışıyor. Hiçbir şey olmamış gibi millete masal anlatıyor. Bir gün KAAN motifli bir kravat takıyor. Hep beraber haydi bakalım "KAAN'lı kravat taktı, KAAN'lı kravat taktı.' O KAAN ki 1973'te kurulan TUSAŞ'ımızın mühendislerinin yaptığı, 86 milyonun uçağıdır. Hepimiz gurur duyuyoruz. Başarıyla sona gelmesi için projenin ümit ediyoruz, gayret ediyoruz, uluslararası temaslarda hep söylüyoruz. Biz bu milletin varlığı neyse İHA'sıyla da SİHA'sıyla da gurur duyarız."
"DIŞ POLİTİKADA MİLLETE HİKAYE ANLATMA DÖNEMİ BİTTİ"
Özgür Özel, Türkiye'nin, Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğine aday gösterdiği Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreteri Feridun Sinirlioğlu'nu telefonla aradığını anımsatarak, şunları kaydetti:
"Arkadaşlarımıza görev verdik. Dünyadaki iktidar, iktidar ortağı ya da muhalefette olsun bütün kardeş partilerimizin Genel Başkanlarına bir mektup kaleme aldık. Sayın Feridun Sinirlioğlu'nun BM Genel Sekreteri olmasını ana muhalefet partisi olarak bizim de desteklediğimizi, Türkiye'de onun adaylığının sadece iktidara, iktidarın tutumuna yorulmaması gerektiğini, Birleşmiş Milletler fikrinin önemli ve bizim bu fikrin sahibi bir parti olduğumuzu, savaşların olmaması için, insanlık için gayret gösteren böyle bir kurumun Feridun Bey'in yönetiminde olmasının faydalarını dile getirdik. Kendisiyle görüştük. Bir kez daha kendisine başarılar diliyorum. Elimizden geleni ardımıza koymayacağız.
Dış politikada millete hikaye anlatma dönemi bitti. Boynuna KAAN kravatı takan Erdoğan'ın esas Trump'ı ikna edip, KAAN'ın motorlarını alması gerekiyordu. Müjde olarak verildi. KAAN'ın motoru gelmedi. F16 modernizasyonunu Yunanistan'a yapıyorlar, İsrail'e yapıyorlar. Bizim F16'ları yıllarca geride bıraktılar. Bu konuda bir adım atılmadı. Üzerine bayrağımızın yapıştırıldığı bitmiş altı F35'i Amerika el koydu, başkalarına verdi. Milyarlarca dolar paramızın üstüne oturdular. F35'ten attılar S400'ler yüzünden. S400'ler gelirken 'Ya yanlış yapıyorsunuz, bizim batı ittifakına uymaz bunlar. Teknolojisi uymaz, verimli olmaz. Uysa bile ittifakın dışladığı bir sistemi getirirseniz başınıza dert alırsınız' diyene 'vatan haini' diyorlardı. Rusya'dan kalkınca nakliye uçakları, 'Ver mehteri' diyorlardı. Uçaklar Türk hava sahasına girdi, gülsuyu sıkıyorlardı. Aldılar S400'leri, hangara kapattılar. Şimdi yokmuş gibi yapıyorlar. Başka ülkeye yollama sözü vermişler. Başka ülkeye gitmedi diye CAATSA yaptırımları bitmedi.
Öyle bir noktaya geldik ki Erdoğan ile Trump… Erdoğan çok başarılı ya bu işlerde. Öyle bir pazarlık yaptı, Trump'la anlaştı. Neymiş, ne kazandık? Trump, Erdoğan'ın altına sandalyeye ittirmiş. Amerika gezisinden zafer görüntüsü… Bak, 'Erdoğan'a oturacak sandalye yok, Trump ittiriyor' diyor. Bizim yandaş basın ittirdiği sandalyeyi görüyor. O sırada Trump sadece sandalyeyi ittirmiyor. 250 Boeing ittiriyor bize. Fahiş fiyatlı doğalgaz ittiriyor. Amerikan mallarına vergi indirimini ittiriyor. Çin mallarına vergi bindirimini ittiriyor. Ayrıca Eskişehir'deki nadir toprak elementlerini pazarlık konusu etmeyi garanti ediyor. Öncelik alıyor, 'Bize satacaksın' diyor. Bir yandan sandalyeye bakanlar… Hani parmakla gösterince ahmaklar parmağın ucuna bakarlar, akıllılar gösterdiği yere bakarlar. Bizimkiler sandalyeye bakarken, Amerika işine bakıyor, keyfine bakıyor. Ne oluyor, yerine ne verdin? Yani 'Sandalyeyi aldın, bunları verdin de Türkiye'ye ne aldın?' dersen sıfır. Ne F35 ne CAATSA ne KAAN ne başka bir şey. Bir tek şey almış. Vallahi onu da Amerika'nın büyükelçisinden duyduk. 'Trump akıllı adam, Erdoğan'da olmayanı veriyor. Elindeki her şeyi alıyor.' 'Olmayan ne?' diye soruyorlar. 'Meşruiyet' diyor. Milletin sandıkta vermediği, son seçimde mağlup ettiği, her ankette geri bıraktığı, bugün seçim olsa kaybedecek Erdoğan'a okyanus ötesinden meşruiyet geldi bizim nadir toprak elementlerinin karşısında. Yere batsın öyle meşruiyetiniz, yere batsın."
(SÜRECEK)
YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin grup toplantısında fon krizinin üzerinden 48 gün geçtiğini anımsatarak, "Milletin devlete emanet ettiği paralara Tayyip Bey'in atadığı kadrolar ya çöktü, ya çöktürdü. Cumhuriyet tarihinin en büyük soygunu. Bütünüyle Adalet ve Kalkınma Partisi kadrolarının büyük bir organizasyonu" dedi.
Özel, şunları kaydetti:
"Türkiye Yüzyılı dediler ya, bütün bakanlıklara reklam yaptılar ya, gazeteleri Türkiye Yüzyılı diye böyle 60 sayfa bastılar ya devletin parasıyla. İşte Türkiye Yüzyılı'nda yüzyılın vurgunudur. Türkiye Yüzyılı vurgunu ve bunun başındaki isim hiç kimse kıvırmasın oradan buradan. Recep Tayyip Erdoğan'dır. Çünkü Tayyip Bey'in bu soruya iki cevabı var. Bu yaşananları biliyor muydun, bilmiyor muydun? Bir soru bir cevap. 'Biliyordum' derhal istifa et, milleti nasıl soyarsın? 'Bilmiyordum.' Derhal seçime götürür, ülkeyi yöneteceklere emanet et. Burnunun dibindeki bu soygunu nasıl görmüyorsun?
Mağdur ne 455 bin tekil yatırımcıdır ne aileleri ile 2 milyondur, ne borsadaki 6.7 milyon yatırımcıdır. Borsa çökmüştür, ekonomi çökmüştür ve toplam 86 milyon vatandaşımız bu yükün altında kalmıştır. Vurgunun yapıldığı fon şirketlerinin yöneticileri AK Partili, vurgunu yapıp servetine servet katanların neredeyse tamamı AK Partili. Bu isimlerin hepsini atayan AK Parti'nin Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan. Şimdi bu atadıklarını koruyup kollayan da yine Recep Tayyip Erdoğan.
"3-5 BÜROKRATLA BU İŞTEN KURTULULAMAZSIN"
Masada liste var. Listenin içinde bakanlar var, milletvekilleri var, parti yöneticileri var, yenisi var, eskisi var ama Erdoğan'da çıt yok. 245 kişilik ana listeyi yayınlamıyor. 80 kişilik o çok dönüp dolaşan listeyi ne yalanlıyor ne doğruluyor ama bir yandan 'Merak etmeyin, fon vurgununu çözeceğim, masa kurdum, altı toplantı yaptım.' Bakın, kurdu masayı. Masanın burasında Yunus Arıncı, Takasbank Genel Müdürü gözaltına alındı, adli kontrolle evde duruyor. Kuzuyu kurda emanet etmişler. Kediyi ciğerin başına bekçi koymuşlar. Burada SPK Başkanı Mahmut Sütçü masada oturuyor. Krizi çözecek, gözaltında, hapiste, görevden alınmalar. Borsa İstanbul Genel Müdürü Korkmaz Enes Ergun. Tutuklu, burada oturuyor. Bu masa ne? Erdoğan'ın fon krizini çözecek masası. Masada oturanlar teker teker adaya veda ediyorlar.
Şimdi ama bir şey dikkatimi çekti. Bakın uzakta oturanlar gidiyor. Bir de yakında oturanlar var. Bakın. Erdoğan'a kim en yakın? Galiba Adalet Bakanı Akın. Sayın Erdoğan, sakın ha sakın, uzaktakileri adadan yollayarak bu işten çıkamazsın. Biraz yaklaş bakalım, yakın yakın. En yakındakilere gel, görelim. O en yakındakileri koruyarak bu milletin gönlünde asla affa uğrayamazsın. Esas bu işi kurgulayanlar sağında-solunda dolaşırken, esas o içeriye konulanlar konuşmasın diye onlara her gün avukatlar yollanırken, bu işin kurgucuları en yakınında otururken uzaktan üç-beş bürokratla bu işten kurtulamazsın. Millet her şeyin farkındadır. Bu millet hakkını yiyenin hakkını sandıkta verecektir inşallah.
"NASRETTİN HOCA HİKAYESİ GİBİ BİR KANUN TEKLİFİ..."
Bu masadan çözüm çıkmayacağı konusunda artık mağdurlar da neredeyse hemfikir olmuş durumdalar. Bunların oturup hazırladığı kanun teklifi yasalaştı. Görev verdikleri bankalar, bu işe kendileri teknik olarak uzaklaştı. Diyorlar ki 'Niye biz? Hangi kanunla, hangi güvenceyle? Ek güvence verin, böyle kanun mu olur?' Bir kısım mağdura '1 milyon hemen yatıracağız' dediler ya. '1 milyon altındaki herkesin parasını yatıracağız.' 50 gün oldu, bir kısım mağdura 250'şer bin lira yatırdılar, para bitti. Şimdi bekliyorlar ki o tamahkarların, o günahkarların, o kıyamam nefsine uyan evlatlar, tövbe hesabına para koyacaklar. Hem peşlerine Adalet Bakanlığı'nın düşmesinden kurtulacaklar, hem de bekleyenler paralarını alacak. Nasreddin Hoca'nın 'Telleri gerdim, koyunlar gelip altından geçecek. Yünler toplanacak, eğriltilecek. Gidilecek, satılacak. Ondan sonra para olacak' gibi bir kanun teklifine bütün millet mesafeli.
Maalesef vurgunun ardından ortaya çıkan çok acı hikayeleri hep birlikte okuyoruz. Bu konuda arkadaşlarımız çalışıyorlar, derliyoruz. Hatta dernekleşmelerini, bir büyük mücadele vermelerini destekliyoruz. Ameliyat parasını yatıranlar, kirasını yatıranlar, çocuğun okul taksitini yatıranlar, borç ödemesini yani 'Kredi kartının yüzde 20'sini yatırmak yerine fona yatırayım, herkes gibi ben de üçe katlayayım. Geçen ay öyle olmuş. Bütün herkesin parası orada büyüyormuş, ben de belki borçtan kurtulurum' diyenlerin şimdi borçlarını ödeyemeyen, kiralarını yatıramayan, alışverişe gidemeyen bir noktaya geldiklerini, ameliyatını olamayan bir noktaya geldiklerini, özellikle KOBİ'lerin ödeme dengelerinin bozulduğunu, özel sektör tahvillerinin aksadığını, bir domino etkisinden büyük endişe duyulduğunu bir kez daha burada söylemek gerekiyor.
Şunu söyleyelim. Geçen haftaya kadar görülebilen veri, Borsa İstanbul'un Bist100 endeksiydi. Ona göre ilk hesaplama 20 milyar dolar, sonra bu borsadaki çöküşle 90 milyar dolar, 110-119-129 milyar dolar… Şimdi tüm borsa verileri açıklandı, ayın sonu geldi ve borsadaki 100 şirketin değil, 623 şirketin toplam 174 milyar dolar kayba uğradığı, Merkez Bankası'nın 21 milyar dolar rezerv kaybettiği, toplam ekonomideki kaybın 195 milyar dolara ulaştığı ortaya çıktı. Yani asrın felaketinin 10 şehirde 100 milyar dolarlık yıkım yaptığı o büyük depremde o depremin bütün yıktığının, yarattığı bütün hasarın neredeyse iki katına kadar; 195 milyar dolar bir hacimle karşı karşıyayız. O yüzden rakamlar kimine küçük, kimine büyük gelirken doğru algılanması açısından bir kez daha vurgulamak lazım. 6 Şubat depreminin yarattığı yıkımın tam iki katı asrın vurguyla karşı karşıyayız.
"YETER Kİ MÜCADELEDE SAMİMİ OLUNSUN"
Biz YENİ Parti olarak böyle olmasın diye ilk günden çözüm önerilerimizi hazırladık, Meclis'e sunduk. Araştırma Komisyonu kurulmasını istedik. Önce 'Kurarız' dediler, baktılar ki iş tamamen kendilerinin üstüne gelecek, kendi oylarıyla reddettiler. Kanun teklifindeki önergemiz, Amerika'daki benzer Madoff krizinin çözümündeki yöntemi içermektedir.
Elbette ki içerdeki bütün tahsilatlar bir yana esas mesele şu. Yurt dışına kaçırılan paralar ya da Türkiye'deki bazılarının FETÖ borsası, İBB borsası ve diğer gayrimeşru yollarla edindikleri paraların yurt dışında birtakım vergi cennetlerinde, farklı ülkelerde tutulup, oradan yabancı yatırımcı gibi gelip, borsada kazanıp kazanıp çıkmalarının peşine düşülmelidir. 'Para dışarı çıkmış, gelmez' denmesin. Türkiye Star Grup üyesidir 180'e yakın ülkeyle birlikte. Malezya'nın, Brezilya'nın, Nijerya'nın, son dönemlerde kiminin 6 yıl önce, kiminin 4 yıl, kiminin 2 yıl önce ülkeden kaçırılmış milli mali varlıklarının tamamına yakını kaçırıldıkları ülkelerden Star Grup marifetiyle geri getirilmiştir. Niyet peşine düşmekse bu çağda izini kaybettirebilecek bir para yoktur. Yeter ki bununla mücadele etmekle samimi olunsun. Yeter ki masanın uzağındakilere ceza kesilip, yakın taraftakiler kollanmaya çalışılmasınlar.
Şimdi Tayyip Bey, Sayın Erdoğan 14 gündür ki 14'üncü gün dündü, bu krizi konuşmuyor. Unutturmaya, yerine başka şeyler konuşturmaya çalışıyor. Hiçbir şey olmamış gibi millete masal anlatıyor. Bir gün KAAN motifli bir kravat takıyor. Hep beraber haydi bakalım "KAAN'lı kravat taktı, KAAN'lı kravat taktı.' O KAAN ki 1973'te kurulan TUSAŞ'ımızın mühendislerinin yaptığı, 86 milyonun uçağıdır. Hepimiz gurur duyuyoruz. Başarıyla sona gelmesi için projenin ümit ediyoruz, gayret ediyoruz, uluslararası temaslarda hep söylüyoruz. Biz bu milletin varlığı neyse İHA'sıyla da SİHA'sıyla da gurur duyarız."
"DIŞ POLİTİKADA MİLLETE HİKAYE ANLATMA DÖNEMİ BİTTİ"
Özgür Özel, Türkiye'nin, Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğine aday gösterdiği Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreteri Feridun Sinirlioğlu'nu telefonla aradığını anımsatarak, şunları kaydetti:
"Arkadaşlarımıza görev verdik. Dünyadaki iktidar, iktidar ortağı ya da muhalefette olsun bütün kardeş partilerimizin Genel Başkanlarına bir mektup kaleme aldık. Sayın Feridun Sinirlioğlu'nun BM Genel Sekreteri olmasını ana muhalefet partisi olarak bizim de desteklediğimizi, Türkiye'de onun adaylığının sadece iktidara, iktidarın tutumuna yorulmaması gerektiğini, Birleşmiş Milletler fikrinin önemli ve bizim bu fikrin sahibi bir parti olduğumuzu, savaşların olmaması için, insanlık için gayret gösteren böyle bir kurumun Feridun Bey'in yönetiminde olmasının faydalarını dile getirdik. Kendisiyle görüştük. Bir kez daha kendisine başarılar diliyorum. Elimizden geleni ardımıza koymayacağız.
Dış politikada millete hikaye anlatma dönemi bitti. Boynuna KAAN kravatı takan Erdoğan'ın esas Trump'ı ikna edip, KAAN'ın motorlarını alması gerekiyordu. Müjde olarak verildi. KAAN'ın motoru gelmedi. F16 modernizasyonunu Yunanistan'a yapıyorlar, İsrail'e yapıyorlar. Bizim F16'ları yıllarca geride bıraktılar. Bu konuda bir adım atılmadı. Üzerine bayrağımızın yapıştırıldığı bitmiş altı F35'i Amerika el koydu, başkalarına verdi. Milyarlarca dolar paramızın üstüne oturdular. F35'ten attılar S400'ler yüzünden. S400'ler gelirken 'Ya yanlış yapıyorsunuz, bizim batı ittifakına uymaz bunlar. Teknolojisi uymaz, verimli olmaz. Uysa bile ittifakın dışladığı bir sistemi getirirseniz başınıza dert alırsınız' diyene 'vatan haini' diyorlardı. Rusya'dan kalkınca nakliye uçakları, 'Ver mehteri' diyorlardı. Uçaklar Türk hava sahasına girdi, gülsuyu sıkıyorlardı. Aldılar S400'leri, hangara kapattılar. Şimdi yokmuş gibi yapıyorlar. Başka ülkeye yollama sözü vermişler. Başka ülkeye gitmedi diye CAATSA yaptırımları bitmedi.
Öyle bir noktaya geldik ki Erdoğan ile Trump… Erdoğan çok başarılı ya bu işlerde. Öyle bir pazarlık yaptı, Trump'la anlaştı. Neymiş, ne kazandık? Trump, Erdoğan'ın altına sandalyeye ittirmiş. Amerika gezisinden zafer görüntüsü… Bak, 'Erdoğan'a oturacak sandalye yok, Trump ittiriyor' diyor. Bizim yandaş basın ittirdiği sandalyeyi görüyor. O sırada Trump sadece sandalyeyi ittirmiyor. 250 Boeing ittiriyor bize. Fahiş fiyatlı doğalgaz ittiriyor. Amerikan mallarına vergi indirimini ittiriyor. Çin mallarına vergi bindirimini ittiriyor. Ayrıca Eskişehir'deki nadir toprak elementlerini pazarlık konusu etmeyi garanti ediyor. Öncelik alıyor, 'Bize satacaksın' diyor. Bir yandan sandalyeye bakanlar… Hani parmakla gösterince ahmaklar parmağın ucuna bakarlar, akıllılar gösterdiği yere bakarlar. Bizimkiler sandalyeye bakarken, Amerika işine bakıyor, keyfine bakıyor. Ne oluyor, yerine ne verdin? Yani 'Sandalyeyi aldın, bunları verdin de Türkiye'ye ne aldın?' dersen sıfır. Ne F35 ne CAATSA ne KAAN ne başka bir şey. Bir tek şey almış. Vallahi onu da Amerika'nın büyükelçisinden duyduk. 'Trump akıllı adam, Erdoğan'da olmayanı veriyor. Elindeki her şeyi alıyor.' 'Olmayan ne?' diye soruyorlar. 'Meşruiyet' diyor. Milletin sandıkta vermediği, son seçimde mağlup ettiği, her ankette geri bıraktığı, bugün seçim olsa kaybedecek Erdoğan'a okyanus ötesinden meşruiyet geldi bizim nadir toprak elementlerinin karşısında. Yere batsın öyle meşruiyetiniz, yere batsın."
(SÜRECEK)
Kaynak: ANKA / Güncel
Recep Tayyip Erdoğan, Özgür Özel, Yeni Parti, Fon krizi, Türkiye, Güncel, Türkiye, Fon krizi, Özgür Özel, Yeni Parti, Cumhurbaşkanı, Recep Tayyip Erdoğan, Güncel, Haberler
- AK PARTİ
- AVRUPA BİRLİĞİ
- AZERBAYCAN
- BASKETBOL
- BELEDİYE
- BEŞİKTAŞ
- CHP
- ÇEVRE
- DEM
- DİPLOMASİ
- DOĞA
- DONALD TRUMP
- DEVLET BAHÇELİ
- EĞİTİM
- EKREM İMAMOĞLU
- ELON MUSK
- EMEKLİ
- EMLAK
- ENERJİ
- ENFLASYON
- ESNAF
- FENERBAHÇE
- FİKSTÜR
- FİLİSTİN
- FUTBOL
- GALATASARAY
- GASTRONOMİ
- GAZZE
- GÜNCEL
- GÜVENLİK
- GÖÇMEN
- HAKAN FİDAN
- HASTANE
- HAYVAN HAKLARI
- HIRSIZLIK
- HUKUK
- IRAK
- İNSAN HAKLARI
- İRAN
- İSRAİL
- İSTANBUL
- İŞÇİ
- İTFAİYE
- JANDARMA
- JOSE MOURINHO
- KAZA