Uzmanlar Tigray geriliminin Afrika Boynuzu'nda krize yol açabileceği konusunda uyardı

Güncel Haberler

Uzmanlar, Etiyopya'nın Tigray bölgesindeki gerilimin Afrika Boynuzu'nda kriz riski taşıdığı uyarısında bulundu. ORSAM uzmanı Dr. Kaan Devecioğlu ise tırmanmanın açık askeri çatışmaya dönüştüğünü, Eritre'nin savaşa girmesi halinde devletler arası krize dönüşebileceğini belirtti.

Uzmanlar, Etiyopya'nın kuzeyindeki Tigray bölgesinde federal hükümet ile isyancı Tigray Halk Kurtuluş Cephesi (TPLF) arasında yeniden yükselen gerilimin genişlemesi halinde yeni bir insani krize ve Afrika Boynuzu'nda bölgesel istikrarsızlığa yol açabileceği uyarısında bulunuyor.
Etiyopya Kamu Hizmeti Üniversitesi'nde Siyaset Sosyolojisi ve Politika Çalışmaları alanında görev yapan Dr. Mukerrem Miftah ve Ortadoğu Araştırmaları Merkezi (ORSAM) Kuzey ve Doğu Afrika Çalışmaları Koordinatörü Dr. Kaan Devecioğlu, Etiyopya'daki krizle ilgili AA muhabirinin sorularını yanıtladı.
Miftah, ülkedeki mevcut gerilimin TPLF ile Başbakan Abiy Ahmed yönetimi arasındaki uzun süredir devam eden siyasi mücadeleden bağımsız değerlendirilemeyeceğini söyledi.
TPLF'nin 27 yıl boyunca Etiyopya siyasetinin önemli aktörlerinden biri olduğunu hatırlatan Miftah, örgütün öncülük ettiği siyasi koalisyon içindeki anlaşmazlıkların yanı sıra ülkede artan toplumsal ve siyasi muhalefetin TPLF'nin 2018'de merkezi yönetimdeki ağırlığını kaybetmesine yol açtığını anlattı.
Çatışmaların genişlemesi halinde en ağır bedeli sivillerin ödeyebileceği uyarısında bulunan Miftah, "Çatışmalar kontrol altına alınmazsa bunun kesinlikle bölgesel bir boyutu olacak." dedi.
Miftah, Etiyopya'nın çok sayıda etnik ve dini grubu barındıran yapısına dikkati çekerek, federal hükümetin ciddi şekilde zayıflaması halinde farklı silahlı hareketlerin güç kazanabileceği ve ayrılıkçı eğilimlerin artabileceği değerlendirmesinde bulundu.
Böyle bir senaryonun gerçekleşmesini beklemediğinin altını çizen Miftah, "Eğer geniş çaplı bir savaş yaşanırsa Etiyopya başka bir Somali'ye dönüşebilir. Hatta sonuçları Somali'dekinden çok daha ağır olabilir." ifadelerini kullandı.
Türkiye, ABD, Çin ve Rusya gibi ülkelere çağrı yapan Miftah, tarafların yeniden müzakereye yönlendirilmesinde bu ülkelerin rol oynayabileceğini belirtti.
Miftah, Türkiye'nin Etiyopya ile Somali arasındaki gerilimin azaltılmasındaki diplomatik rolüne işaret ederek, Ankara'nın benzer bir girişiminin mevcut gerilimin azaltılmasında da değerlendirilebileceğini söyledi.
Pretoria'nın çözemediği sorunlar
ORSAM Kuzey ve Doğu Afrika Çalışmaları Koordinatörü Devecioğlu ise son gelişmelerin artık yalnızca siyasi gerilim olarak değerlendirilemeyeceğini belirterek, "Bugün artık sadece siyasi bir gerilimden ziyade açık bir askeri çatışmaya dönüşmüş bir tırmanmadan bahsediyoruz." dedi.
Devecioğlu, mevcut gerilimin temelinde 2022'de imzalanan Pretoria Barış Anlaşması'nın savaşın nedenlerini tamamen ortadan kaldıramamasının bulunduğunu söyledi.
Anlaşmanın çatışmaları durdurduğunu ancak Tigray güçlerinin silahsızlandırılması, Batı Tigray başta olmak üzere tartışmalı bölgelerin geleceği ve yerinden edilenlerin geri dönüşü ile Tigray'ın savaş sonrası siyasi ve idari statüsü konularının çözülemediğini anlatan Devecioğlu, 2026'da bunlara yeni siyasi anlaşmazlıkların eklendiğini kaydetti.
TPLF'nin de aralarında bulunduğu 7 silahlı grubun federal yönetimi değiştirme hedefiyle ittifak kurmasının önemli bir kırılma olduğuna işaret eden Devecioğlu, "7 grup artık sadece Pretoria'nın uygulanmasını talep etmiyor. Yayımladıkları ortak açıklamada federal hükümetin değiştirilmesini hedeflediklerini söylüyorlar." şeklinde konuştu.
Amhara'daki Fano, Oromiya'daki Oromo Kurtuluş Ordusu (OLA) ve TPLF'nin aynı siyasi ittifak içerisinde bulunduğuna dikkati çeken Devecioğlu, bu grupların ortak askeri kapasite oluşturması halinde federal hükümetin çok cepheli bir güvenlik kriziyle karşılaşabileceğini anlattı.
Krizin bölgesel boyutunda en kritik aktörlerden birinin Eritre olduğunu belirten Devecioğlu, "Eritre doğrudan savaşa girerse Tigray meselesi artık Etiyopya'nın iç çatışması olmaktan çıkar ve devletler arası bir güvenlik krizine dönüşür." dedi.
Sudan sınırına doğru genişlemenin iki ülkedeki krizlerin birbirine temas etmesine yol açabileceğini dile getiren Devecioğlu, Etiyopya'nın iç güvenliğine yoğunlaşmasının Somali'de Eş-Şebab'a karşı mücadeleye ayırabileceği siyasi ve askeri kapasiteyi de azaltabileceğini söyledi.
Afar'daki gelişmelerin de kritik olduğunu vurgulayan Devecioğlu, Etiyopya'nın dış ticaretinin yaklaşık yüzde 92'sinin Cibuti Limanı üzerinden gerçekleştirildiğini belirterek, bu koridorun etkilenmesi halinde krizin Cibuti'yi, Kızıldeniz ticaretini ve Afrika Boynuzu'nun genel güvenlik mimarisini etkileyebileceğini kaydetti.
TPLF'nin mevcut operasyonlarını federal güçlerin saldırılarına karşı "savunma savaşı" olarak nitelendirdiğini aktaran Devecioğlu, Avrupa Birliği'nin ise TPLF'nin hamlelerinin yanı sıra federal ordunun son dönemde gerçekleştirdiği İHA saldırılarını da eleştirdiğini belirtti.