Üsküdar Üniversitesi ve ASDER'in yeni anayasa projesi kapsamında konferans düzenlendi
Üsküdar Üniversitesi ve ASDER'in yürüttüğü anayasa projesinin açılış ve konferans programı, Üsküdar Üniversitesinde dün düzenlendi. Prof. Dr. Nevzat Tarhan, darbeye zemin oluşturabilecek riskli maddelerin gözden geçirilmesi ve anayasanın aidiyet oluşturması gerektiğini söyledi.
Üsküdar Üniversitesi ve Adaleti Savunanlar Derneğince (ASDER) yürütülen "Türkiye Yüzyılı: Darbesiz Türkiye, Yeni Sivil ve Milli Anayasa İnşa Projesi"nin açılış ve konferans programı, Üsküdar Üniversitesinde dün düzenlendi.
Üniversiteden yapılan açıklamaya göre, İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğünün desteklediği projeye, Üsküdar Üniversitesi Postkolonyal Çalışmalar Uygulama ve Araştırma Merkezi (PAMER), 28 Şubat Öğrenci Derneği ile İnsan ve Kalite Derneği katkı sundu.
Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Yönetim Üst Kurulu Başkanı ve Proje Akademik Danışmanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan, açılış konuşmasında ASDER'in darbelere karşı yürüttüğü sivil toplum çalışmalarını ve kendi yaşadığı süreci anlattı.
ASDER bünyesinde yürüttükleri ilk çalışmalardan birinin, Silahlı Kuvvetlerden ayrılmak zorunda kalan kişilerin yaşadıklarını kayıt altına almak olduğunu belirten Tarhan, "21 subay, astsubay 28 Şubat mağduru hikayelerini kanıta dayalı ve belgesel niteliğinde yayınladık. 'Ben Disiplinsiz Değilim' isimli kitapta yayınlandı. 2004 yılında bu çalışmayı basacak yayınevi bulamadık. Çünkü korkuyorlardı. ASDER olarak askeri vesayet konusundaki bu ve benzeri korkuların yenilmesine aracılık ettik. Korkunun yenilmesinde ilk taşı ASDER olarak biz atık. Böylece korkunun yenilmesiyle kolektif bir bilinç de oluştu." ifadelerini kullandı.
Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sırasında ASDER üyelerinin de kendiliğinden sokağa çıkarak darbeye karşı tepki gösterdiğini anlatan Tarhan, geçmiş darbelerin toplumda bıraktığı izlerin ortak bir karşı duruş oluşturduğunu söyledi.
Darbe girişimlerine zemin oluşturabilecek düzenlemelerin gözden geçirilmesi gerektiğini savunan Tarhan, anayasanın toplumun bütün kesimlerinde aidiyet duygusu oluşturması gerektiğini kaydetti.
Tarhan, "Bütün bunlar gösteriyor ki darbe karşıtı kolektif bilincin ve sivil direnişin, bir yayın gerilimi gibi canlı tutulması gerekiyor. Bunun için anayasa değişikliği sürecinde darbeye zemin oluşturabilecek riskli maddelerin gözden geçirilmesi gerekiyor. Yeni anayasanın da gelişmiş ülkelerdeki anayasalar gibi olması gerekiyor. Anayasa, herhangi bir ideolojiyi dayatmayan, buyurgan bir anlayış taşımayan ve insanların kendilerini ait hissettikleri bir toplumsal sözleşmedir. Toplumun her kesimi 'Bu anayasa benim anayasam' diyebilmeli. Anayasada mesela ırkçılığı çağrıştıran bir resmi ideoloji olmamalı. Farklılıkların zenginlik olarak görüldüğü, insanlığın ulaştığı demokratik düzeye uygun bir anayasa hazırlanmalı." değerlendirmesinde bulundu.
Gençlerin önerileri dijital platformla alınacak
Üniversiteden yapılan açıklamaya göre, proje koordinatörü olan Dr. Hasan Hüseyin Uludağ, projenin geçmişte yaşanan darbe süreçlerinin gelecek nesiller tarafından yeniden yaşanmaması amacıyla hazırlandığını belirtti.
Eski askerlerin deneyimlerini akademisyenlerin, hukukçuların ve darbe mağdurlarının görüşleriyle bir araya getirmeyi hedeflediklerini kaydeden Uludağ, "Darbeler tarihi ve kurumsal yapıyı anlamak ve anlatmak hedefimiz. Darbe mağduriyetleri sözlü tarih arşivi ve dijital kütüphane oluşturmak istiyoruz." ifadelerini kullandı.
Özellikle gençlerin ve üniversite öğrencilerinin düşüncelerini, tavsiyelerini ve önerilerini almak istediklerini kaydeden Uludağ, yapay zeka, siber güvenlik ve sosyal medyanın ortaya çıkardığı yeni meselelerin de proje kapsamında değerlendirileceğini söyledi.
ASDER Genel Başkanı Namık Kemal Urhan, yeni anayasanın nasıl olması gerektiği konusunu, darbe mağduriyetleri yaşamış bir dernek olarak gündemlerine aldıklarını ifade etti.
Mevcut anayasanın zaman içinde yapılan değişiklikler ve eklemelerle karmaşık hale geldiğini kaydeden Urhan, "Bizce anayasa, temel yasa olarak, bütün yasaların özü olarak ve olabildiğince kısa, birçok ülkede olduğu gibi oldukça kısa bir şekilde olmalıdır." ifadelerini kullandı.
Proje kapsamında seminer, panel ve ziyaretler düzenlenecek
Proje kapsamında Ankara ve İstanbul'da seminer, çalıştay ve paneller düzenlenmesi, darbelere ilişkin toplumsal hafızayı canlı tutacak ziyaretler gerçekleştirilmesi planlanıyor.
Gençlerin katılımıyla "Milli İrade Forumu" oluşturulması hedeflenirken çalışmaların Temmuz 2027'de demokratik, milli ve sivil bir anayasa için taslak metin hazırlanmasına yönelik çalıştay ve sonuç raporuyla tamamlanması öngörülüyor.
"15 Temmuz darbeler devrinin sonu oldu"
İstanbul 2 Nolu Baro Başkanı Yasin Şamlı, "Darbelerin Nedenleri, Toplumsal Etkileri ve Anayasal Düzenlemelere Yansımaları" başlıklı konferansında, Türkiye'deki darbelerle anayasal düzenlemeler arasındaki ilişkiyi değerlendirdi.
Darbelerin birçok nedeni ve bahanesi olduğuna dikkati çeken Şamlı, "Türkiye Cumhuriyeti tarihi, her 10 yılda bir yapılan darbeleri, bunların felsefi arka planlarını, kaynaklarını, kullanılan maşaları, perde arkasındaki kişileri, hepsini birlikte değerlendirdiğimizde kanaatimce darbelerin bir tane nedeni vardır, o da emperyalistlerin talimatı." ifadelerini kullandı.
Türkiye'de darbelerin yargı eliyle tamamlandığını, darbecilerin müdahalelerini kurumsallaştırmak istediklerini belirten Şamlı, 15 Temmuz'un bir dönüm noktası olduğunu belirterek, "15 Temmuz, bir devrin sonu, darbeler devrinin sonu oldu. Darbecilerin yargılandığı devrin de başı oldu." değerlendirmesinde bulundu.
Üniversiteden yapılan açıklamaya göre, İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğünün desteklediği projeye, Üsküdar Üniversitesi Postkolonyal Çalışmalar Uygulama ve Araştırma Merkezi (PAMER), 28 Şubat Öğrenci Derneği ile İnsan ve Kalite Derneği katkı sundu.
Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Yönetim Üst Kurulu Başkanı ve Proje Akademik Danışmanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan, açılış konuşmasında ASDER'in darbelere karşı yürüttüğü sivil toplum çalışmalarını ve kendi yaşadığı süreci anlattı.
ASDER bünyesinde yürüttükleri ilk çalışmalardan birinin, Silahlı Kuvvetlerden ayrılmak zorunda kalan kişilerin yaşadıklarını kayıt altına almak olduğunu belirten Tarhan, "21 subay, astsubay 28 Şubat mağduru hikayelerini kanıta dayalı ve belgesel niteliğinde yayınladık. 'Ben Disiplinsiz Değilim' isimli kitapta yayınlandı. 2004 yılında bu çalışmayı basacak yayınevi bulamadık. Çünkü korkuyorlardı. ASDER olarak askeri vesayet konusundaki bu ve benzeri korkuların yenilmesine aracılık ettik. Korkunun yenilmesinde ilk taşı ASDER olarak biz atık. Böylece korkunun yenilmesiyle kolektif bir bilinç de oluştu." ifadelerini kullandı.
Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sırasında ASDER üyelerinin de kendiliğinden sokağa çıkarak darbeye karşı tepki gösterdiğini anlatan Tarhan, geçmiş darbelerin toplumda bıraktığı izlerin ortak bir karşı duruş oluşturduğunu söyledi.
Darbe girişimlerine zemin oluşturabilecek düzenlemelerin gözden geçirilmesi gerektiğini savunan Tarhan, anayasanın toplumun bütün kesimlerinde aidiyet duygusu oluşturması gerektiğini kaydetti.
Tarhan, "Bütün bunlar gösteriyor ki darbe karşıtı kolektif bilincin ve sivil direnişin, bir yayın gerilimi gibi canlı tutulması gerekiyor. Bunun için anayasa değişikliği sürecinde darbeye zemin oluşturabilecek riskli maddelerin gözden geçirilmesi gerekiyor. Yeni anayasanın da gelişmiş ülkelerdeki anayasalar gibi olması gerekiyor. Anayasa, herhangi bir ideolojiyi dayatmayan, buyurgan bir anlayış taşımayan ve insanların kendilerini ait hissettikleri bir toplumsal sözleşmedir. Toplumun her kesimi 'Bu anayasa benim anayasam' diyebilmeli. Anayasada mesela ırkçılığı çağrıştıran bir resmi ideoloji olmamalı. Farklılıkların zenginlik olarak görüldüğü, insanlığın ulaştığı demokratik düzeye uygun bir anayasa hazırlanmalı." değerlendirmesinde bulundu.
Gençlerin önerileri dijital platformla alınacak
Üniversiteden yapılan açıklamaya göre, proje koordinatörü olan Dr. Hasan Hüseyin Uludağ, projenin geçmişte yaşanan darbe süreçlerinin gelecek nesiller tarafından yeniden yaşanmaması amacıyla hazırlandığını belirtti.
Eski askerlerin deneyimlerini akademisyenlerin, hukukçuların ve darbe mağdurlarının görüşleriyle bir araya getirmeyi hedeflediklerini kaydeden Uludağ, "Darbeler tarihi ve kurumsal yapıyı anlamak ve anlatmak hedefimiz. Darbe mağduriyetleri sözlü tarih arşivi ve dijital kütüphane oluşturmak istiyoruz." ifadelerini kullandı.
Özellikle gençlerin ve üniversite öğrencilerinin düşüncelerini, tavsiyelerini ve önerilerini almak istediklerini kaydeden Uludağ, yapay zeka, siber güvenlik ve sosyal medyanın ortaya çıkardığı yeni meselelerin de proje kapsamında değerlendirileceğini söyledi.
ASDER Genel Başkanı Namık Kemal Urhan, yeni anayasanın nasıl olması gerektiği konusunu, darbe mağduriyetleri yaşamış bir dernek olarak gündemlerine aldıklarını ifade etti.
Mevcut anayasanın zaman içinde yapılan değişiklikler ve eklemelerle karmaşık hale geldiğini kaydeden Urhan, "Bizce anayasa, temel yasa olarak, bütün yasaların özü olarak ve olabildiğince kısa, birçok ülkede olduğu gibi oldukça kısa bir şekilde olmalıdır." ifadelerini kullandı.
Proje kapsamında seminer, panel ve ziyaretler düzenlenecek
Proje kapsamında Ankara ve İstanbul'da seminer, çalıştay ve paneller düzenlenmesi, darbelere ilişkin toplumsal hafızayı canlı tutacak ziyaretler gerçekleştirilmesi planlanıyor.
Gençlerin katılımıyla "Milli İrade Forumu" oluşturulması hedeflenirken çalışmaların Temmuz 2027'de demokratik, milli ve sivil bir anayasa için taslak metin hazırlanmasına yönelik çalıştay ve sonuç raporuyla tamamlanması öngörülüyor.
"15 Temmuz darbeler devrinin sonu oldu"
İstanbul 2 Nolu Baro Başkanı Yasin Şamlı, "Darbelerin Nedenleri, Toplumsal Etkileri ve Anayasal Düzenlemelere Yansımaları" başlıklı konferansında, Türkiye'deki darbelerle anayasal düzenlemeler arasındaki ilişkiyi değerlendirdi.
Darbelerin birçok nedeni ve bahanesi olduğuna dikkati çeken Şamlı, "Türkiye Cumhuriyeti tarihi, her 10 yılda bir yapılan darbeleri, bunların felsefi arka planlarını, kaynaklarını, kullanılan maşaları, perde arkasındaki kişileri, hepsini birlikte değerlendirdiğimizde kanaatimce darbelerin bir tane nedeni vardır, o da emperyalistlerin talimatı." ifadelerini kullandı.
Türkiye'de darbelerin yargı eliyle tamamlandığını, darbecilerin müdahalelerini kurumsallaştırmak istediklerini belirten Şamlı, 15 Temmuz'un bir dönüm noktası olduğunu belirterek, "15 Temmuz, bir devrin sonu, darbeler devrinin sonu oldu. Darbecilerin yargılandığı devrin de başı oldu." değerlendirmesinde bulundu.
Kaynak: AA / Güncel
Nevzat Tarhan, İnsan Hakları, Sivil Toplum, Konferans, Politika, Güncel, Asder, Konferans, Nevzat Tarhan, Üsküdar Üniversitesi, İnsan Hakları, Sivil Toplum, Politika, Güncel, Haberler
- AK PARTİ
- AVRUPA BİRLİĞİ
- AZERBAYCAN
- BASKETBOL
- BELEDİYE
- BEŞİKTAŞ
- CHP
- ÇEVRE
- DEM
- DİPLOMASİ
- DOĞA
- DONALD TRUMP
- DEVLET BAHÇELİ
- EĞİTİM
- EKREM İMAMOĞLU
- ELON MUSK
- EMEKLİ
- EMLAK
- ENERJİ
- ENFLASYON
- ESNAF
- FENERBAHÇE
- FİKSTÜR
- FİLİSTİN
- FUTBOL
- GALATASARAY
- GASTRONOMİ
- GAZZE
- GÜNCEL
- GÜVENLİK
- GÖÇMEN
- HAKAN FİDAN
- HASTANE
- HAYVAN HAKLARI
- HIRSIZLIK
- HUKUK
- IRAK
- İNSAN HAKLARI
- İRAN
- İSRAİL
- İSTANBUL
- İŞÇİ
- İTFAİYE
- JANDARMA
- JOSE MOURINHO
- KAZA