Maarif Vakfı mezunları Türkiye'de birincilikle bitirdi
Türkiye Maarif Vakfı'nın yurt dışındaki okullarından mezun olup Türkiye'de yükseköğrenim gören 10 uluslararası öğrenci, bölümlerini birincilikle tamamlayarak başarı elde etti. Öğrenciler, eğitim ve kültürel deneyimlerini paylaştı.
Türkiye Maarif Vakfının (TMV) dünyanın farklı ülkelerindeki okullarından mezun olduktan sonra yükseköğrenimlerini Türkiye'de tamamlayan 123 uluslararası öğrenciden 10'u, bölümlerini birincilikle bitirip kendilerine verilen emekleri boşa çıkarmadı.
Dereceyle mezun olarak önemli başarıya imza atan Azerbaycanlı, Sudanlı, Somalili ve Kamerunlu öğrenciler elde ettikleri akademik başarıların yanı sıra Türkiye'de edindikleri eğitim ve kültürel deneyimine ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.
Sudan'ın Nyala kentindeki Türk Maarif Vakfı Okulundan mezun olduktan sonra Afyon Kocatepe Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü birincilikle tamamlayan Muaz Abdelmoneim Salih Osman, eğitim yolculuğunun vakfın okuluyla başladığını söyledi.
Bölümde eğitim almasının okul müdürünün yönlendirmesiyle şekillendiğini anlatan Osman, bunu tamamladıktan sonra TMV bünyesinde çalışma fikrinin kendisini etkilediğini dile getirdi.
Divan Edebiyatı'ndan Fuzuli'yi çok beğendiğini belirten Osman, "Özellikle hem beşeri aşkı hem de ilahi aşkı anlatan 'Hüsnü Aşk' mesnevisi çok hoşuma gitmişti. Yakın döneme geldiğimizde Namık Kemal ve İbrahim Şinasi'yi, Servet-i Fünun döneminden ise Tevfik Fikret ve Cenap Şahabettin'i okudum. Cumhuriyet dönemindeki şairleri klasik divan şiiri yazarlarıyla kıyasladığımızda, Türk dili bakımından bir sadelik olduğunu görebiliyoruz. Beş Hececiler'den Faruk Nafiz Çamlıbel'i okudum. Cumhuriyet döneminde en fazla hoşuma giden şairler ise Necip Fazıl Kısakürek ve Cemal Süreya oldu." diye konuştu.
Afyonkarahisar'a ilk geldiğinde şehrin iklimine alışmakta zorlandığını kaydeden Osman, "Afyon'u beğendim ancak Afrika'dan geldiğimiz için soğuğu bana fazla geldi. Yemeklerini ise çok beğeniyordum. Özellikle sucuk ve kaymak çok güzeldi." ifadesini kullandı.
Osman, Türkiye'nin kendisi için gerçekleşen bir hayal olduğunu, insanları çok sıcakkanlı bulduğunu ve doğasını sevdiğini aktardı.
Vakfın eğitim hayatı boyunca düzenlediği kamp programları ve ziyaretleriyle hep yanlarında olduğunu dile getiren Osman, TMV'nin kendisi için "yeni ve güzel bir dünyayı" ifade ettiğini kaydetti.
"İçtiğimde tuzlu bir yoğurt olduğunu görünce çok şaşırmıştım"
Gazi Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümünden dereceyle mezun olan Kamerunlu Ebubekir Abdül Nassir, ortaokulun ardından Maarif okullarında lise eğitimini tamamladığını anlattı.
Yurt dışında üniversite eğitimi için en doğru tercihin Türkiye olduğuna karar verip, 2021 yılında Türkiye'ye geldiğini dile getiren Nassir, "Türkiye, Selçuklu döneminden kalan estetik taş işçiliğinden Mimar Sinan'ın eserlerine ve devasa köprüler, havalimanları gibi modern yapılara kadar inşaat mühendisliği için adeta yaşayan bir laboratuvar. Ayrıca Kamerun'da bulunan en önemli stadyumların Türk firmaları tarafından inşa edildiğini görmek, 'Neden inşaat mühendisi olmayayım?' diye düşünmemde etkili oldu." ifadelerini kullandı.
Nassir, Türkiye'ye ilk geldiğinde en büyük şaşkınlığı ise ayranla yaşadığını söyledi.
Kamerun'da şekersiz yoğurt ve ayran kültürü bulunmadığını belirten Nassir, "Kamerun'da sade, şekersiz yoğurt bile yoktu. Havalimanında, ilk geldiğimde ayran kutusunu gördüm. Tatlı bir şey sanıp aldım ancak içtiğimde tuzlu yoğurt olduğunu görünce çok şaşırmıştım. Fakat şimdi en çok içtiğim, en sevdiğim içecek oldu." dedi.
Nassir, mezuniyetin ardından bir süre Türkiye'de mesleki tecrübe kazanmayı hedeflediğini, daha sonra Kamerun'a dönüp, Türk şirketleriyle birlikte çalışmayı ve bilgi birikimini ülkesinin gelişimine katkı sunmak için kullanmayı amaçladığını dile getirdi.
Vakfı "ikinci evi", Türkiye'yi ise "ikinci vatanı" olarak nitelendiren Nassir, "Hayatımda güzel şeyler kazandırdılar ve bana hiç hayal etmediğim uluslararası ve vizyoner kapılar açtılar." diye konuştu.
"Maarif tüm dünyada kültürel bir iletişim bağı kurmaya çalışıyor"
Azerbaycan'ın başkenti Bakü'de doğan Zarife İbrahimli, 2017'de Diyanet Vakfı aracılığıyla geldiği Türkiye'de önce imam hatip lisesini ardından Marmara Üniversitesi Matematik Öğretmenliği Bölümü'nü bitirip aynı alanda yüksek lisans eğitimine başladığını söyledi.
İbrahimli, Türkiye'de eğitim görmeyi küçük yaşlardan itibaren hayal ettiğini, ağabeyinin Uludağ Üniversitesi mezunu olduğunu ve ailesinin de bu konuda kendisini teşvik ettiğini dile getirdi.
Türkiye ile Azerbaycan arasında kültürel açıdan büyük farklılıklar görmediğini aktaran İbrahimli, "Ancak kahveyi bu kadar içtiğinizi bilmiyordum. Biz, Azerbaycan'da güne çayla başlarız. Türk kahvesi kültürümüz yoktu. Buradan annemlere de kahve kültürünü götürdüm, onlar da çok sevdi. Bunun dışında, İstanbul'da okuduğum için tarihi yerleri gezme fırsatım oldu. Bunlar sizin tarihinizi yansıtan yapılar. 9 senedir İstanbul'dayım ama kendimi daha gezememişim gibi hissediyorum." dedi.
Yüksek lisansın ardından akademik çalışmalarına devam etmek istediğini belirten İbrahimli, Azerbaycan'da imkan oluşması halinde Maarif Vakfının bünyesinde görev almayı hedeflediğini kaydetti.
Vakfı başlangıçta yalnızca eğitim kurumu olarak gördüğüne dikkati çeken İbrahimli, "Sonradan fark ettim ki Maarif Vakfı eğitimli bireyler yetiştirerek tüm dünyada kültürel bir iletişim bağı kurmaya çalışıyor. Zamanla bu bağın çok geniş olduğunu fark ettim. Biz de bu bağın küçük parçalarıyız." diye konuştu.
"Orada 'Ne yapıyorsun?' yerine 'Nörüyon?' deniliyor"
Kanada'da doğan, Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi'ni birinci olarak tamamlayan Somalili Halime Zamzam Muhammed Herage de ülkesinde Maarif Vakfı lisesinden mezun olduğunu anlattı.
Daha sonra Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı ve Maarif Vakfının ortaklaşa sunduğu burs sayesinde Türkiye'de üniversite eğitimi alma fırsatı yakaladığını aktaran Herage, Nevşehir'i ilk duyduğunda şehir hakkında bilgi sahibi olmadığını dile getirdi.
Herage, zamanla Kapadokya'nın dünyanın dört bir yanından ziyaretçi ağırlayan önemli bir turizm merkezi olduğunun farkına vardığını belirterek, "Orada okumak benim için çok büyük bir şanstı. İlk başlarda her şey farklıydı. Yemek tarzları, insanların aksanları... Mesela orada 'Ne yapıyorsun?' yerine 'Nörüyon?' deniliyor. Yeni şeyleri öğrenmek çok güzel bir deneyim oldu." diye konuştu.
Lisansın ardından yüksek lisans yapmayı hedeflediğini vurgulayan Herage, Türkiye'de veya uluslararası alanda akademik araştırmalar yapabileceği fırsatları değerlendirmek istediğini, ülkesine ise öğretici olarak dönmeyi amaçladığını kaydetti.
Türkiye ile TMV'nin hayatına önemli katkılar sunduğunun altını çizen Herage, "Bana çok kaliteli bir eğitim verip küresel bir vizyon kazandıran yepyeni ufuklar açtılar. Türkiye için 'ikinci vatanım' diyebilirim." ifadelerini kullandı.
Dereceyle mezun olarak önemli başarıya imza atan Azerbaycanlı, Sudanlı, Somalili ve Kamerunlu öğrenciler elde ettikleri akademik başarıların yanı sıra Türkiye'de edindikleri eğitim ve kültürel deneyimine ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.
Sudan'ın Nyala kentindeki Türk Maarif Vakfı Okulundan mezun olduktan sonra Afyon Kocatepe Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü birincilikle tamamlayan Muaz Abdelmoneim Salih Osman, eğitim yolculuğunun vakfın okuluyla başladığını söyledi.
Bölümde eğitim almasının okul müdürünün yönlendirmesiyle şekillendiğini anlatan Osman, bunu tamamladıktan sonra TMV bünyesinde çalışma fikrinin kendisini etkilediğini dile getirdi.
Divan Edebiyatı'ndan Fuzuli'yi çok beğendiğini belirten Osman, "Özellikle hem beşeri aşkı hem de ilahi aşkı anlatan 'Hüsnü Aşk' mesnevisi çok hoşuma gitmişti. Yakın döneme geldiğimizde Namık Kemal ve İbrahim Şinasi'yi, Servet-i Fünun döneminden ise Tevfik Fikret ve Cenap Şahabettin'i okudum. Cumhuriyet dönemindeki şairleri klasik divan şiiri yazarlarıyla kıyasladığımızda, Türk dili bakımından bir sadelik olduğunu görebiliyoruz. Beş Hececiler'den Faruk Nafiz Çamlıbel'i okudum. Cumhuriyet döneminde en fazla hoşuma giden şairler ise Necip Fazıl Kısakürek ve Cemal Süreya oldu." diye konuştu.
Afyonkarahisar'a ilk geldiğinde şehrin iklimine alışmakta zorlandığını kaydeden Osman, "Afyon'u beğendim ancak Afrika'dan geldiğimiz için soğuğu bana fazla geldi. Yemeklerini ise çok beğeniyordum. Özellikle sucuk ve kaymak çok güzeldi." ifadesini kullandı.
Osman, Türkiye'nin kendisi için gerçekleşen bir hayal olduğunu, insanları çok sıcakkanlı bulduğunu ve doğasını sevdiğini aktardı.
Vakfın eğitim hayatı boyunca düzenlediği kamp programları ve ziyaretleriyle hep yanlarında olduğunu dile getiren Osman, TMV'nin kendisi için "yeni ve güzel bir dünyayı" ifade ettiğini kaydetti.
"İçtiğimde tuzlu bir yoğurt olduğunu görünce çok şaşırmıştım"
Gazi Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümünden dereceyle mezun olan Kamerunlu Ebubekir Abdül Nassir, ortaokulun ardından Maarif okullarında lise eğitimini tamamladığını anlattı.
Yurt dışında üniversite eğitimi için en doğru tercihin Türkiye olduğuna karar verip, 2021 yılında Türkiye'ye geldiğini dile getiren Nassir, "Türkiye, Selçuklu döneminden kalan estetik taş işçiliğinden Mimar Sinan'ın eserlerine ve devasa köprüler, havalimanları gibi modern yapılara kadar inşaat mühendisliği için adeta yaşayan bir laboratuvar. Ayrıca Kamerun'da bulunan en önemli stadyumların Türk firmaları tarafından inşa edildiğini görmek, 'Neden inşaat mühendisi olmayayım?' diye düşünmemde etkili oldu." ifadelerini kullandı.
Nassir, Türkiye'ye ilk geldiğinde en büyük şaşkınlığı ise ayranla yaşadığını söyledi.
Kamerun'da şekersiz yoğurt ve ayran kültürü bulunmadığını belirten Nassir, "Kamerun'da sade, şekersiz yoğurt bile yoktu. Havalimanında, ilk geldiğimde ayran kutusunu gördüm. Tatlı bir şey sanıp aldım ancak içtiğimde tuzlu yoğurt olduğunu görünce çok şaşırmıştım. Fakat şimdi en çok içtiğim, en sevdiğim içecek oldu." dedi.
Nassir, mezuniyetin ardından bir süre Türkiye'de mesleki tecrübe kazanmayı hedeflediğini, daha sonra Kamerun'a dönüp, Türk şirketleriyle birlikte çalışmayı ve bilgi birikimini ülkesinin gelişimine katkı sunmak için kullanmayı amaçladığını dile getirdi.
Vakfı "ikinci evi", Türkiye'yi ise "ikinci vatanı" olarak nitelendiren Nassir, "Hayatımda güzel şeyler kazandırdılar ve bana hiç hayal etmediğim uluslararası ve vizyoner kapılar açtılar." diye konuştu.
"Maarif tüm dünyada kültürel bir iletişim bağı kurmaya çalışıyor"
Azerbaycan'ın başkenti Bakü'de doğan Zarife İbrahimli, 2017'de Diyanet Vakfı aracılığıyla geldiği Türkiye'de önce imam hatip lisesini ardından Marmara Üniversitesi Matematik Öğretmenliği Bölümü'nü bitirip aynı alanda yüksek lisans eğitimine başladığını söyledi.
İbrahimli, Türkiye'de eğitim görmeyi küçük yaşlardan itibaren hayal ettiğini, ağabeyinin Uludağ Üniversitesi mezunu olduğunu ve ailesinin de bu konuda kendisini teşvik ettiğini dile getirdi.
Türkiye ile Azerbaycan arasında kültürel açıdan büyük farklılıklar görmediğini aktaran İbrahimli, "Ancak kahveyi bu kadar içtiğinizi bilmiyordum. Biz, Azerbaycan'da güne çayla başlarız. Türk kahvesi kültürümüz yoktu. Buradan annemlere de kahve kültürünü götürdüm, onlar da çok sevdi. Bunun dışında, İstanbul'da okuduğum için tarihi yerleri gezme fırsatım oldu. Bunlar sizin tarihinizi yansıtan yapılar. 9 senedir İstanbul'dayım ama kendimi daha gezememişim gibi hissediyorum." dedi.
Yüksek lisansın ardından akademik çalışmalarına devam etmek istediğini belirten İbrahimli, Azerbaycan'da imkan oluşması halinde Maarif Vakfının bünyesinde görev almayı hedeflediğini kaydetti.
Vakfı başlangıçta yalnızca eğitim kurumu olarak gördüğüne dikkati çeken İbrahimli, "Sonradan fark ettim ki Maarif Vakfı eğitimli bireyler yetiştirerek tüm dünyada kültürel bir iletişim bağı kurmaya çalışıyor. Zamanla bu bağın çok geniş olduğunu fark ettim. Biz de bu bağın küçük parçalarıyız." diye konuştu.
"Orada 'Ne yapıyorsun?' yerine 'Nörüyon?' deniliyor"
Kanada'da doğan, Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi'ni birinci olarak tamamlayan Somalili Halime Zamzam Muhammed Herage de ülkesinde Maarif Vakfı lisesinden mezun olduğunu anlattı.
Daha sonra Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı ve Maarif Vakfının ortaklaşa sunduğu burs sayesinde Türkiye'de üniversite eğitimi alma fırsatı yakaladığını aktaran Herage, Nevşehir'i ilk duyduğunda şehir hakkında bilgi sahibi olmadığını dile getirdi.
Herage, zamanla Kapadokya'nın dünyanın dört bir yanından ziyaretçi ağırlayan önemli bir turizm merkezi olduğunun farkına vardığını belirterek, "Orada okumak benim için çok büyük bir şanstı. İlk başlarda her şey farklıydı. Yemek tarzları, insanların aksanları... Mesela orada 'Ne yapıyorsun?' yerine 'Nörüyon?' deniliyor. Yeni şeyleri öğrenmek çok güzel bir deneyim oldu." diye konuştu.
Lisansın ardından yüksek lisans yapmayı hedeflediğini vurgulayan Herage, Türkiye'de veya uluslararası alanda akademik araştırmalar yapabileceği fırsatları değerlendirmek istediğini, ülkesine ise öğretici olarak dönmeyi amaçladığını kaydetti.
Türkiye ile TMV'nin hayatına önemli katkılar sunduğunun altını çizen Herage, "Bana çok kaliteli bir eğitim verip küresel bir vizyon kazandıran yepyeni ufuklar açtılar. Türkiye için 'ikinci vatanım' diyebilirim." ifadelerini kullandı.
Kaynak: AA / Güncel
Azerbaycan, Türkiye, Güncel, Bakü, Bakü, Türkiye, Azerbaycan, Güncel, Haberler
- AK PARTİ
- AVRUPA BİRLİĞİ
- AZERBAYCAN
- BASKETBOL
- BELEDİYE
- BEŞİKTAŞ
- CHP
- ÇEVRE
- DEM
- DİPLOMASİ
- DOĞA
- DONALD TRUMP
- DEVLET BAHÇELİ
- EĞİTİM
- EKREM İMAMOĞLU
- ELON MUSK
- EMEKLİ
- EMLAK
- ENERJİ
- ENFLASYON
- ESNAF
- FENERBAHÇE
- FİKSTÜR
- FİLİSTİN
- FUTBOL
- GALATASARAY
- GASTRONOMİ
- GAZZE
- GÜNCEL
- GÜVENLİK
- GÖÇMEN
- HAKAN FİDAN
- HASTANE
- HAYVAN HAKLARI
- HIRSIZLIK
- HUKUK
- IRAK
- İNSAN HAKLARI
- İRAN
- İSRAİL
- İSTANBUL
- İŞÇİ
- İTFAİYE
- JANDARMA
- JOSE MOURINHO
- KAZA