Mehmet Şevket Eygi vefatının 7. yılında anılıyor

Güncel Haberler

Gazeteci ve yazar Mehmet Şevket Eygi, 7 Şubat 1933'te doğdu, 12 Temmuz 2019'da vefat etti. Babıali'nin son temsilcilerinden olan Eygi, gazetecilik hayatı boyunca birçok gazete ve dergi çıkardı, eserler yazdı.

Babıali'nin son temsilcilerinden gazeteci ve yazar Mehmet Şevket Eygi vefatının 7. yılında anılıyor.
Eygi, Mehmet Sait ve Seher Hanım'ın tek çocuğu olarak Zonguldak'ın Ereğli ilçesinde 7 Şubat 1933'te dünyaya geldi.
Bir söyleşisinde çocukluk günlerine değinen yazar, şu bilgileri vermişti:
"Çocukluk günleri insanların genellikle dünya cennetleridir. Büluğa ermemiş çocuklar mükellef değildir. Lakin yüreklerinde Allah inancı, din bilinci olan dindar küçük çocuklar bile ağlayarak, 'Ben de oruç tutmak istiyorum.' der. Çocukluk günlerimin ramazanlarını hatırlıyorum... Daha sonra tanıştığım Osmanlı devrinden kalma alim, fazıl, kamil, gerçek dindar, olgun, eski büyükleri, hocaefendileri, beyefendileri, hanımefendileri, dedeleri, nineleri düşünüyorum. Bundan 60-70 sene önce zamanın çarkları bugünkü kadar hızlı dönmüyordu, bugünkü kadar lüks, konfor, israf yoktu ama eminim o zaman daha fazla huzur, güvenlik, saadet ve barış vardı."
Şimdiki adıyla Galatasaray Lisesi olan Mekteb-i Sultani'de öğrenimine başlayan Eygi, lisedeyken iyi derecede Fransızca öğrendi, Osmanlı nazırlarından Raşit Erer, Aydın milletvekili Enver Tekand, şair Orhan Şaik Gökyay, edebiyat tarihçisi Nihad Sami Banarlı ve şair Ahmet Kutsi Tecer'den ders aldı.
Yazar Eygi, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesini 1952'de kazandı.
Üniversite yıllarında Fransız hükümetinin Ankara'daki kültür merkezinde çevirmenlik de yapan Eygi, bir röportajında şunları kaydetmişti:
"Galatasaray'ı bitirip Ankara Siyasal Bilgilerde okumaya başladığım zaman, akvaryumdan çıkarılıp denize atılmış bir balık gibi hissetmiştim kendimi. O tarihlerde, bugünkü gibi anarşi yoktu. Siyasaldaki sağcı, mürteci, solcu ve entelektüel gençler, edebi, fikri, kültürel, sosyal konularda dostça tartışabiliyordu. Edebi konularda fakültenin en parlak Müslüman genci Sezai Karakoç'tu. Cemal Süreya ile başka solcu arkadaşlarımızla kantinde çay içip rahat rahat sohbet edebiliyorduk."
Darbe sonrasında yazdığı bir yazı nedeniyle tutuklandı
Üniversiteden 1956'da mezun olan Eygi, 2 yıl Diyanet İşleri Başkanlığında mütercim olarak görev yaptı, bir süre de Ömer Nasuhi Bilmen'in hususi kalem müdürü olarak çalıştı.
Usta yazar, Eşref Edib'in yayımladığı Sebilürreşad dergisinde ilk yazısını okurun beğenisine sundu, 1957'de 10 kişilik bir grupla "İslam" adlı bir dergi çıkarmaya başladı.
Askerliğini yedek subay olarak 1958-1959'da tamamlayan yazar, 27 Mayıs 1960 ihtilali döneminde memurluktan istifa ederek, gazetecilik yapmak üzere İstanbul'a yerleşti. Mahir İz'in teklifiyle yönetimine getirildiği ve haftalık olarak yayınlanan "Yeni İstiklal"de gazeteciliğe başlayan Eygi, bu süreçte Bedir Yayınevini kurdu.
Yarım asrı aşan gazetecilik hayatının önemli bir bölümünü mahkeme salonu ve cezaevlerinde geçiren usta kalem, ilk olarak Adnan Menderes'in 1961'deki idam yıl dönümünde kaleme aldığı "Zulümlerin en alçakçası kanunların gölgesinde yapılandır" başlıklı yazı nedeniyle tutuklandı.
"Egemen azınlıkların vesayet rejimi"
Mehmet Şevket Eygi, 1966'da "Bugün" gazetesini çıkarmaya başladı ve 1968'de "Babıali'de Sabah" gazetesini satın aldı. Günde yaklaşık 90 bin baskı yapan, kadrosunda Necip Fazıl Kısakürek, Şule Yüksel Şenler ve Nizamettin Nazif Tepedelenlioğlu'nun da bulunduğu "Bugün" gazetesi ile "Babıali'de Sabah" gazetesi Nihat Erim iktidarı tarafından süresiz olarak kapatıldı.
Usta yazar, 1969'un ocak ayında hacca gitmek amacıyla Türkiye'den çıkış yaptı. Eygi, bir ay sonra gerçekleşen ve tarihe "Kanlı Pazar" olarak geçen olaylar sonrası açılan davalar sebebiyle 6 yıl Suudi Arabistan, Ürdün, Lübnan ve Almanya'da yaşadı.
Yurt dışında kaldığı dönemde de makalelerine devam eden Eygi, bir söyleşide o dönemi şu sözlerle aktarmıştı:
"Egemen azınlıkların vesayet rejimlerinde, fikir ve inançlarımdan dolayı çok çektim, mahkemelerde süründüm. Cezaevlerinde yattım. 6 sene yurt dışına çıkmak zorunda kaldım. Her iki 'günlük gazetem' batırıldı. Milli Gazete'de 20 yıldan beri yazıyorum. Hiçbir iç baskıya ve sansüre uğramadım. 28 Şubat'tan sonra Devlet Güvenlik Mahkemelerinde aleyhimde bir sürü dava açıldı. Bazı mahkumiyet kararları verildi ama kanunlarda değişiklik olduğu için paçayı sıyırdım... Basın özgürlüğü dışta olan bir özgürlük değildir. Gazetecinin içinde özgürlük yoksa dıştaki özgürlükten yararlanamaz."
1991'den vefatına kadar Milli Gazete'de yazılar yazdı
Türkiye'ye 1974'te dönen Eygi, sahibi olduğu Bedir Yayınevi ile ilgilendi, 1976'da çıkarmaya başladığı, haftalık yayımlanan "Büyük Gazete"deki yazılarında "Ubeydullah Küçük" müstear ismini kullandı.
Eserlerinde Ali Fuat Başgil, Eşref Edip, Nurettin Topçu, Mehmed Zahid Kotku, Şeyh Sami Efendi ve Muzaffer Ozak'ın görüşlerinden yararlanan Eygi, 1986'da çıkan Yeni Haber gazetesinde günlük yazılar yazdı, 1988'de Zaman gazetesinin genel yayın yönetmenliğini yürüttü, birkaç ay da Hürriyet grubunun çıkardığı Son Çağrı'da yazılarını kaleme aldı.
Yazar Eygi, 1991'den vefatına kadar Milli Gazete'de "Takvimden Yapraklar" isimli köşede okurlarıyla buluştu. Gazetedeki "Din Düşmanlığı Terörü" başlıklı yazısından dolayı 9 Ekim 2002'de bir yıl 8 ay hapis cezasına mahkum edildi, 2006'da ise bir yazısında halkı kin ve düşmanlığa teşvik ettiği iddiasıyla bir yıl hapis cezasına çarptırıldı.
Basın ve matbuat hayatına önemli katkılarda bulundu
Fes, takke ya da kalpağını vefatına kadar başından çıkarmayan yazar, Türkiye Müslümanlarının kıyafeti konusunda da kaleme aldığı bir yazıda, "Türkiye ikliminde yaşayan Müslümanlar serpuşlarıyla, kılık kıyafetleriyle üstünlüklerini özelliklerini tebarüz ettirmelidir." ifadelerini kullanmıştı.
Usta yazar, Yeni İstiklal ve Büyük Gazete adlı haftalık gazetelerin yanı sıra Bugün ve Babıalide Sabah adlı iki günlük gazeteyi Türk matbuatına sundu.
Basın İlan Kurumunun çıkardığı Basın Hayatı dergisinde Mehmet Köşker'e açıklamalarda bulunan Eygi, hayalindeki gazeteyi şu sözlerle anlatmıştı:
"Günde 12 sayfa çıkacak. Yarısı ciddi haberler, resimler, analizler, röportajlar, diğer yarısı ilanlar... İlanlar gazetenin masraflarını karşılayacak ve yurt sathında her gün bir milyon adet bedava dağıtılacak. İçeriği o kadar meraklı ve ilgi uyandırıcı olacak ki, halk televizyonlarını kapatıp o gazeteyi okuyacak. Yapana, becerene, aşk olsun diyorum..."
Evinde çok sayıda yazma eser bulunmaktaydı
Mehmed Şevket Eygi, 12 Temmuz 2019'da vefat etti ve Merkezefendi Mezarlığı'na defnedildi.
Türkiye Yazma Eserler Kurumu Uzmanı Ensar Karagöz, iyi bir yazma eser uzmanı ve koleksiyoneri olan Eygi'nin evindeki yazma eserlere şunları aktarmıştı:
"Hocanın evinde çalıştığım dönemde 300 kitabın tespit ve tasnifi bendenize nasip oldu. Tespit ettiğim bazı yazmaların yayına hazırlanması noktasında kendisinden müsaade istediğimde bunu reddetmedi. Eserlerin dijitallerini almama izin verdi. Bazılarına takriz yazma istirhamımı dahi konuların hakimi olmadığından bahisle istemeyerek de olsa yazmayı kabul etti. Hatta İstanbul mahalleleri, sokakları, devlet daireleri vs. birçok önemli bilginin yer aldığı 'İstanbul Rehberi' isimli önemli bir eseri dostum Ömer Faruk Demirkan'la birlikte neşretmeyi teklif ettiğimizde eserin telif gelirinden bir payın kendisine verilmesi ve bunu düşündüğü bazı hayır işlerinde kullanacağını, onun haricinde herhangi bir beklenti olmaksızın eserler üzerinde çalışma yapabileceğimizi söylemişti. Lakin ömrü vefa etmedi. İnşallah bağışladığı eserlerin hüsn-i şehadetiyle yapmak istediği hayırlar kendisinden kabul olunmuştur."
Türkiye Yazarlar Birliğince 1995'te ödüle değer görülen Eygi'nin kaleme aldığı eserler şunlar:
"Gıybet İlleti", "İslami Konular", "Birkaç Yazı", "Namazı Dosdoğru Kılmak", "Yahudi Türkler Yahut Sabetaycılar", "Ehl-i Sünnet'i Savunuyorum", "Müslüman Kardeşim Uyan", "Müslümanın Yüz Vazifesi", "Yakın Tarihimizde Cami Kıyımı", "Çareler Çözümler Teklifler Tenkidler".