Yüzde 95 Engelli Mitat Konak, 3 Bin Tavukla Geçimini Sağlıyor

Yerel Haberler

Tunceli'nin Hozat ilçesinde yaşayan yüzde 95 bedensel engelli Mitat Konak, yaklaşık 3 bin tavuk yetiştirerek günde 2 bin 500 yumurta üretiyor ve geçimini bu şekilde sağlıyor. Engeline rağmen üretimden vazgeçmeyen Konak, toplumun engellilere yönelik olumsuz bakış açısına aldırış etmeden çalıştığını ve diğer engelli bireylere de 'yapabileceklerini çekinmeden yapmaları' çağrısında bulundu.

Haber: Caner Aktan

(TUNCELİ) - Tunceli'de, yüzde 95 bedensel engeli bulunan Mitat Konak, yaklaşık 3 bin tavuk yetiştirerek geçimini sağlıyor. Konak, "Yapabileceğiniz bir şey varsa hiç çekinmeden yapın. Eğer ben toplumun genel algılarına göre hareket etseydim hiç evden çıkmazdım. Ölene kadar yataktan çıkmazdım" diye konuştu.

Tunceli'nin Hozat ilçesine bağlı Akpınar Köyü'nün Yeşilyurt mezrasında yaşayan yüzde 95 bedensel engelli Mitat Konak, yaklaşık 3 bin tavuk yetiştirerek geçimini sağlıyor. Kafes sistemi yerine tavukların serbestçe dolaştığı üretim yapan Konak, günde ortalama yaklaşık 2 bin 500 yumurta elde ediyor.

Yumurta üretimini köyde sürdüren Konak, yumurtalarını satarak gelir elde ediyor.

Yem başta olmak üzere üretim maliyetlerinin yüksek olduğunu belirten Konak, buna rağmen işletmesini sürdürebildiğini söyledi.

"ÇOK BÜYÜK PARALAR KAZANMIYORUZ AMA GEÇİNİYORUZ"

Konak, "Yaklaşık 3 bin tane tavuğumuz var. Günlük 2 bin 500 civarında yumurta alıyoruz. Biz kafes yumurtacılığı yapmadığımız için bu bölgede gezen tavukçuluğu tek biz yapıyoruz. Onun için kafes yumurtacılarına göre biraz daha düşük yumurta alıyoruz. Kendimizi geçindirebiliyoruz. Çok büyük paralar kazanmıyoruz çünkü giderler yüksek, yem giderleri yüksek. Yumurta fiyatları malum, son iki yıldır yükselmemiş" dedi.

"ENGELLİ OLDUĞUM İÇİN YAPAMAYACAĞIMI DÜŞÜNDÜLER"

Yüzde 95 bedensel engeline rağmen üretim yaptığını belirten Konak, toplumun engellilere yönelik bakış açısının zaman zaman kendisi için en büyük engellerden biri olduğunu söyledi.

Konak, "Bizim için çok zor bir iş. Her şeyden önce engellisin. Dışarıdaki toplumun, sen bu işi yaptığın zaman, başladığın zaman bakış açısı şudur: 'Ya sen engellisin, kimin var, neyin var? Kim yapacak, kim edecek?' Bu zaten senin önüne büyük bir engel olur. Çünkü dışarıdaki algı budur. Ama ben bunları artık çok fazla dinlemiyorum. Milletin, toplumun bakış açısını aşağı yukarı biliyorum" ifadelerini kullandı.

"YAPABİLECEĞİM KADARINI YAPIYORUM"

Tavukların bakımından yumurtaların toplanmasına, dağıtımdan günlük ulaşımına kadar birçok işin kendisi için fiziksel zorluk taşıdığını anlatan Konak, buna rağmen üretimden vazgeçmediğini belirterek, şunları söyledi:

"Zorluk vardır tabii. Çünkü yüzde 95 engelliyiz. Sonuçta bedensel olarak, fiziksel olarak sağlam değiliz. Buraya gelmek, gitmek zordur. Kafese, yumurtaların toplandığı yere girip çıkmak zordur. Dağıtımı yapmak zordur. Bunların hepsi bizim için bir zorluktur ama yapabiliyoruz, aşıyoruz. 'Ben engelliyim, ben yapamam, ben zaten ölmüşüm, yatağımda yatayım, getirsinler beni beslesinler' diye bir düşüncem yok. Yapabileceğim kadarını yapıyorum ve yapıyorum da. Eksik bir şey de mümkün mertebe bırakmıyorum."

"TOPLUMUN SÖYLEDİKLERİNE TAKILMAYIN"

Engelli bireylere de çağrıda bulunan Konak, insanların kendilerine yönelik olumsuz değerlendirmelerini dikkate almadan yapabilecekleri işleri yapmaları gerektiğini söyledi ve "Toplum böyle dedi de, birileri böyle dedi de 'Biz ölmüşüz, bizim zaten yapabileceğimiz bir şey yok' diye düşünmeyin. Buna kafayı takmayın. Yapabileceğiniz bir şey varsa hiç çekinmeden yapın. Eğer ben toplumun genel algılarına göre hareket etseydim hiç evden çıkmazdım. Ölene kadar yataktan çıkmazdım" diye konuştu.

"DAHA FAZLA ÇALIŞIYOR, DAHA FAZLA ÜRETİYORUM"

Engelinin kendisini sosyal yaşamdan ve üretimden koparmadığını dile getiren Konak, günlük yaşamında çalışmanın yanı sıra sosyal aktivitelere de katıldığını belirtti.

Konak, şöyle konuştu:

"Ben belki de sağlıklı birilerinden daha fazla dışarıdayım, daha fazla çalışıyorum, daha fazla üretiyorum, daha fazla geziyorum. Sosyal aktivitemiz de var, geziyoruz. Düğünlere de gidiyoruz, cenazelere de gidiyoruz. Onun için çok fazla 'sakatlık' diye düşünmemek lazım. Evet, beden, bacaklar seni taşıyor ama sen biraz düşündüğün zaman, yapmak istediğin bir şeyi yapmak istersen seni taşıyan birileri var. Taşıyorlar bir şekilde. Sen onun altyapısını düşünürsen, yaparsan bir şekilde gidebilirsin. Tekerlekli akülü sandalyeyle çıkıyorum. Buraya geliyorum. Günlük aşağı yukarı 2 kilometre gidip gelebiliyorum."