TKP Genel Sekreteri Okuyan, Yemen ve fon meselesini sermaye egemenliğine bağladı

Güncel Haberler

TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan, Yemen'deki meseleyle fon meselesini, Kozinoğlu soruşturmasını ve yoksulluğu birbirine bağlayan şeyin sermaye egemenliği olduğunu söyledi. Okuyan, Türkiye'de yönetenlerin de sürüklenmeye başlandığını ve bunun tehlikeli olduğunu belirtti.

(ANKARA) - TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan, " Yemen'deki meseleyle fon meselesini, Kozinoğlu soruşturmasını, yoksulluğu birbirine bağlayan bir şey var: Sermaye egemenliği. Bu bakış bize büyük bir avantaj sağlıyor. Türkiye'de şimdi yönetenler de sürüklenmeye başlandı" dedi.
Türkiye Komünist Partisi (TKP) Genel Sekreteri Kemal Okuyan, Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin başlatılan soruşturma ve Kurtlar Vadisi tartışmalarını katıldığı programda değerlendirdi. Okuyan, şunları söyledi:
"Mevcut sistemin sınıf karakterini örtmek açısından bu dizilerde bilinçli bir çaba var. Son sözü hiçbir zaman 'iş adamları' söyleyemez. Katmanlar halinde yeraltına inen bir devlet ve uluslararası bir örgüt bir 'konsey' gibi vardır. Zengindirler ama sınıfsal karakteri örtülmüştür. Sınıfın ötesinde olgular olarak yansıtılmıştır. Bu bilinçlidir.
Bu dizilerin hepsi sözünü ettiğim katmanlar nedeniyle, tüm topluma 'sen hiçsin' izlenimi veriyor. Bu dünyada işçilere, direnişlere yer yoktur. Komplolar, bilinmezlikler vardır. Bir kere en başta bunun sorgulanması gerekiyor. Derin devlet yoktur demiyorum tabii. Ama Türkiye siyaseti, aydınlar bunu aldılar mı, aldılar. Bu anlatı çok tehlikeli ve Türkiye'nin düşün hayatına egemen oldu.
Bugün de çok önemli bir meselenin dizi üzerinden tartışılması, kitlenmenin boyutunu gösteriyor. Bu soruşturmayı bu dizi üzerinden ele almak kadar saçma bir şey olamaz."
"RASTLANTI OLAMAZ"
Okuyan, Kozinoğlu soruşturmasının başlatılması için neden bu tarihin seçildiğine ilişkin şöyle konuştu:
"Bir kere Hakan Fidan faktörü var. Fidan birden fazla nedenle birkaç gündür Türkiye'nin gündeminde. Bir tanesi bu olay. Diğeri çok önemli bir söz söyledi, 'silah bırakmadılar' dedi. Bu Cemil Bayık'ın son açıklamalarıyla da uyuyor. Üçüncüyse 'Savaşa gidiyoruz' dedi. Zaten Dışişleri Bakanı'nın önemli bir görevi var. Suriye süreci gibi bazı dönemlerde önemli rolleri de oldu. 'Çözüm süreci'nde ise öne çıkmak istemedi. Öte yandan Bilal Erdoğan'la arasında AKP'nin geleceği üzerinden bir çekişme olduğu ve bir sürü operasyonun bu çekişmeyle ilgili olduğu söyleniyor. Şimdi tekrar Fidan etrafında tartışma var üstelik Fidan hamle de yapıyor ve çekilmiyor. Tabii ki rastlantı olamaz."
'İÇİNDEN GEÇTİĞİMİZ HAFTA İKTİDAR CENAHINDAKİ MÜCADELE SERTLEŞTİ"
Bir diğer boyutuysa 'çözüm süreci' ile bağı. Fethullahçılar iddiaya göre şimdilik sistemin dışındalar. 'Çözüm süreci' var, devlet içerisinde bu süreci istemeyenler var. Eskiden bunlar 'Ergenekoncu' diye kodlanıyordu. Şimdi Öcalan doğrudan kimi örgüt yöneticilerini de eleştirdi. Dolayısıyla kodlandığı haliyle Ergenekoncularla Fethullahçıları aynı fotoğrafın içerisine sokarlarsa bu 'çözüm süreci'yle ilgili anlatı bayağı kuvvetlenir. 'Bu savaşı isteyenler vardı' denir.
"İKTİDAR MEDYASI BLOK HALİNDE BU ÖYKÜYÜ YAZAMIYOR"
Ergenekon bütünüyle palavraydı, peşinde giden bir sürü de solcu, aydın oldu. Ama Türkiye 90'ları yaşadı. Türkiye'de çatışmaların sürmesini isteyen, faili meçhullere imza atan sayısız görevli var. Bu bir devlet politikasıydı. Ergenekon'un uydurma olması 80'lerde-90'larda yaşananları unutturmuyor. Bu 'Kozinoğlu'nu birlikte öldürdüler' öyküsü sevildi. Bunun amacı var. Bu yerleştirilebilirse 'çözüm süreci'ne ilişkin bir pozisyon elde etmiş olacaklar. Ancak blok halinde iktidar medyası bu öyküyü yazamıyor. İçinden geçtiğimiz hafta iktidar cenahındaki mücadele sertleşti. Fonlarla ilgili mesele çok garip bir yere doğru gitti.
"SÜRECİN DOĞRULTUSU YANLIŞ"
İlk 'çözüm süreci'nde de şimdikinde de şunu söyledik; bu sürecin doğrultusu yanlış. Çatışmaların bitmesini kim istemez ama bu doğrultu ve yöntemler bu işi keskinleştirir demiştik ilkinde oldu. Şimdi de uyardık. Bu sürecin doğrultusu felaket ama Türkiye öyle bir hale geldi ki, kesintiye uğraması da çok kötü. Başka bir çözüm var ama bu düzlemden çıkılması lazım. TKP'nin sözü çok net; doğrultuyu tartışalım. Son derece tehlikeli bir dünyada sevgili ülkemizin altındaki toprağın kaybolması olasılığı ortaya çıktı. Bunu farklı şekillerde ifade ettik. Burada toplumsal algı meselenin özünden uzaklaşmış durumda."
"YÖNETENLER DE SÜRÜKLENMEYE BAŞLANDI"
Okuyan, iktidarın Suudi Arabistan ile Yemen arasındaki çatışmalara "Mekke Anlaşması" üzerinden müdahil olmaya hazırlandığını belirterek,  şunları söyledi:
"Bir sürü başlık var değil mi? Bu karmaşayı bir şekilde sadeleştirmek zorundasınız. Sadeleştirirken de gerçeklerden kopmamak zorundasınız. Bunu sağlayan elde tek bir anahtar var. Yemen'deki meseleyle fon meselesini, Kozinoğlu soruşturmasını, yoksulluğu birbirine bağlayan bir şey var: Sermaye egemenliği. Bu bakış bize büyük bir avantaj sağlıyor. Türkiye'de şimdi yönetenler de sürüklenmeye başlandı. Bu sürüklenme hali inanılmaz tehlikeli. İşler her zaman bizim emekçi halkımız için kötü gitti, kötü gidiyor.
Bu sistem zarar veriyor, nüfusun çok büyük bölümüne. Ama şu anda topyekün sürüklenmekte olan bir ülke görüntüsü veriyoruz. Burada toparlayıcı ve yapıcı unsur bu sürüklenmenin sorumlusu olan sermaye düzeniyle hiçbir çıkar ilişkisi olmayan toplumsal kesimlerdir."