Muammer Aksoy, Katledilişinin 36. Yılında Add Tarafından Anıldı
Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) üyeleri, derneğin kurucu genel başkanı Prof. Dr. Muammer Aksoy’u, katledilişinin 36. yılında Muammer Aksoy Parkı’nda düzenlenen törenle andı. Anmada konuşan ADD Bayraklı Şubesi Başkanı Gönül Güngör, "Derneğimizin kuruluş bildirgesiyle ortaya koyduğu yol haritası ve çalışmaları emperyal güçleri öyle ürküttü ki, çareyi Muammer Aksoy’u susturmakta buldular” dedi.
(İZMİR) - Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) üyeleri, derneğin kurucu genel başkanı Prof. Dr. Muammer Aksoy'u, katledilişinin 36. yılında Muammer Aksoy Parkı'nda düzenlenen törenle andı. Anmada konuşan ADD Bayraklı Şubesi Başkanı Gönül Güngör, "Derneğimizin kuruluş bildirgesiyle ortaya koyduğu yol haritası ve çalışmaları emperyal güçleri öyle ürküttü ki, çareyi Muammer Aksoy'u susturmakta buldular" dedi.
Atatürkçü Düşünce Derneği üyeleri, 31 Ocak 1990'da evinin önünde silahlı saldırı sonucu hayatını kaybeden Kurucu Genel Başkan Prof. Dr. Muammer Aksoy'u, Muammer Aksoy Parkı'nda düzenlenen programla andı. Törende konuşan ADD Bayraklı Şubesi Başkanı Gönül Güngör, Türkiye ve dünyada yaşanan gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Güngör, dünyanın ve Türkiye'nin zorlu bir süreçten geçtiğini belirterek, küresel ölçekte artan savaş söylemlerine dikkati çekti. Güngör, geçmişte olduğu gibi bugün de çeşitli güçlerin dini söylemleri kullandığını ifade ederek, Cumhuriyet değerlerinin önemine vurgu yaptı.
Gönül Güngör, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün uluslararası alandaki saygınlığına işaret ederek, Atatürk'ün kadınlara seçme ve seçilme hakkını 5 Aralık 1934'te tanıdığını hatırlattı. Günümüzde farklı ülkelerde kadınların yaşadığı hak ihlallerine de değinen Güngör, Atatürk'ün bilim ve aklı esas alan yaklaşımının önemini dile getirdi.
Prof. Dr. Muammer Aksoy'un öldürülmesinden üç yıl sonra, 24 Ocak 1993'te gazeteci-yazar Uğur Mumcu'nun suikast sonucu hayatını kaybettiğini hatırlatan Güngör, "Bu nedenle her yıl 24-31 Ocak Adalet ve Demokrasi Haftası'nda bir yandan aziz şehitlerimizi anıyor, bir yandan bu emperyal tuzakların perde arkasını, nedenlerini ve sonuçlarını irdeliyor, bir yandan da yeni tuzaklara düşmemek için ders çıkarmaya çalışıyoruz. Prof. Dr. Muammer Aksoy, kendisi gibi Cumhuriyet'in kuruluş ayarlarından ve Atatürk'ün akıl ve bilim yolundan uzaklaştırılmasının yarattığı tehlikenin farkında olan 49 Cumhuriyet aydını ile birlikte 19 Mayıs 1989 tarihinde Atatürkçü Düşünce Derneği'ni kurdu. Derneğimizin kuruluş bildirgesiyle ortaya koyduğu yol haritası ve çalışmaları emperyal güçleri öyle ürküttü ki, çareyi Muammer Aksoy'u susturmakta buldular" dedi.
"Atatürk gibi yürekli, inançlı olmak gerekir"
"Kurucu üyemiz Doç. Dr. Bahriye Üçok, Çetin Emeç, Turan Dursun, Musa Anter cinayetlerinin ardından Mumcu'nun da öldürülmesi toplumda büyük infial yarattı, yüz binler Ankara'ya aktı. Yetkililer bu suikastın mutlaka çözüleceği sözünü verdilerse de duvardaki o tuğla bir türlü çekilmedi. Çekilmedi çünkü Uğur Mumcu da hocası Muammer Aksoy gibi pek çok hain çarka çomak sokmuş, emperyalistlerle dinci ve bölücü uşaklarını ziyadesiyle huzursuz etmişti. Sonuç olarak o hain tuğla, o menhus duvarı ayakta tutmaya devam ediyor hala" diyen Güngör, "Muammer Aksoy ve Uğur Mumcu, yürekli Kemalist devrimciler, kararlı laik Cumhuriyetçiler, sözlerine güvenilen saygın toplum önderleri ve gerçek aydınlar oldukları için yok edildiler. Bu nedenle yapılması gereken, sadece katlediliş yıl dönümlerinde kırmızı karanfiller ve nutuklarla anmak değil; uğruna can verdikleri düşüncelerini, değerlerini, hedeflerini savunmak ve kitleselleşmelerini sağlamak, Uğur Mumcu'nun 'Laiklik ilkesini savunmak için Atatürk gibi yürekli, Atatürk gibi inançlı olmak gerekir. İzinden gittiklerini söyleyenler gibi ürkek, kararsız ve inançsız değil' diyen sesine kulak vermektir" şeklinde konuştu.
"Dinler arası diyalog palavrası"
Gönül Güngör konuşmasına, şöyle devam etti:
"Emperyal tertipler bunlarla bitmedi. Jandarma Genel Komutanımız Orgeneral Eşref Bitlis'i, Genel Başkan Yardımcımız Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı'yı, üyemiz Necip Hablemitoğlu'nu, Diyarbakır Emniyet Müdürümüz Ali Gaffar Okkan'ı da katleden aynı karanlık odaklar eş zamanlı olarak CIA marifetiyle örgütledikleri F Tipi Cemaat, artık FETÖ deniyor, yapılanmasını güçlendirip yaygınlaştırdılar. Hareketin başına getirdikleri, milyarlarca dolar kaynağa ulaşmasını ve dünyanın dört bir yanında okullar açmasını kolaylaştırdıkları İzmir Kestane Pazarı'nın sümüklü vaizini 'dinler arası diyalog' palavrasıyla Papa'yla bile görüştürerek parlattılar, adeta siyasi kıble konumuna getirdiler. İktidar tarafından da yıllarca desteklenip devlette kadrolaşmasına olanak sağlanan ve ne istediyse verilen bu 'Muhterem Hocaefendi Hizmet Hareketi'nin nelere neden olduğu ise herhalde herkesin malumudur. Hal böyleyken yine emperyalizm işbirlikçisi diğer tarikat ve cemaatlerle iş tutulduğu da Irak'tan Libya ve Suriye'ye bölgemizde yaşananlar bağlamında ülkemizin içine düşürüldüğü durum da ortadadır. Sözün özü; Batı emperyalizmi, 100 yıllık laik Türkiye Cumhuriyeti'ni din devletine dönüştürerek parçalama hedefine bu kez BOP ile yürüyor ve artık niyetini ABD Büyükelçisi Tom Barrack'ın ağzından açık açık dillendirmekten de çekinmiyor.
Öyleyse her yurttaşımız, Atatürk'ün 20 Ekim 1927 tarihinde altı gündür okumakta olduğu Nutuk'un son sayfasındaki 'Bugün ulaştığımız sonuç, asırlardan beri çekilen milli felaketlerin yarattığı uyanıklığın eseri ve bu aziz vatanın her köşesini sulayan kanların bedelidir. Bu sonucu Türk gençliğine emanet ediyorum' sözlerini ve devamında 'Ey Türk istikbalinin evladı, işte bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk istiklal ve Cumhuriyeti'ni kurtarmaktır' diyerek verdiği görevi daima aklında tutmak zorundadır."
Atatürkçü Düşünce Derneği üyeleri, 31 Ocak 1990'da evinin önünde silahlı saldırı sonucu hayatını kaybeden Kurucu Genel Başkan Prof. Dr. Muammer Aksoy'u, Muammer Aksoy Parkı'nda düzenlenen programla andı. Törende konuşan ADD Bayraklı Şubesi Başkanı Gönül Güngör, Türkiye ve dünyada yaşanan gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Güngör, dünyanın ve Türkiye'nin zorlu bir süreçten geçtiğini belirterek, küresel ölçekte artan savaş söylemlerine dikkati çekti. Güngör, geçmişte olduğu gibi bugün de çeşitli güçlerin dini söylemleri kullandığını ifade ederek, Cumhuriyet değerlerinin önemine vurgu yaptı.
Gönül Güngör, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün uluslararası alandaki saygınlığına işaret ederek, Atatürk'ün kadınlara seçme ve seçilme hakkını 5 Aralık 1934'te tanıdığını hatırlattı. Günümüzde farklı ülkelerde kadınların yaşadığı hak ihlallerine de değinen Güngör, Atatürk'ün bilim ve aklı esas alan yaklaşımının önemini dile getirdi.
Prof. Dr. Muammer Aksoy'un öldürülmesinden üç yıl sonra, 24 Ocak 1993'te gazeteci-yazar Uğur Mumcu'nun suikast sonucu hayatını kaybettiğini hatırlatan Güngör, "Bu nedenle her yıl 24-31 Ocak Adalet ve Demokrasi Haftası'nda bir yandan aziz şehitlerimizi anıyor, bir yandan bu emperyal tuzakların perde arkasını, nedenlerini ve sonuçlarını irdeliyor, bir yandan da yeni tuzaklara düşmemek için ders çıkarmaya çalışıyoruz. Prof. Dr. Muammer Aksoy, kendisi gibi Cumhuriyet'in kuruluş ayarlarından ve Atatürk'ün akıl ve bilim yolundan uzaklaştırılmasının yarattığı tehlikenin farkında olan 49 Cumhuriyet aydını ile birlikte 19 Mayıs 1989 tarihinde Atatürkçü Düşünce Derneği'ni kurdu. Derneğimizin kuruluş bildirgesiyle ortaya koyduğu yol haritası ve çalışmaları emperyal güçleri öyle ürküttü ki, çareyi Muammer Aksoy'u susturmakta buldular" dedi.
"Atatürk gibi yürekli, inançlı olmak gerekir"
"Kurucu üyemiz Doç. Dr. Bahriye Üçok, Çetin Emeç, Turan Dursun, Musa Anter cinayetlerinin ardından Mumcu'nun da öldürülmesi toplumda büyük infial yarattı, yüz binler Ankara'ya aktı. Yetkililer bu suikastın mutlaka çözüleceği sözünü verdilerse de duvardaki o tuğla bir türlü çekilmedi. Çekilmedi çünkü Uğur Mumcu da hocası Muammer Aksoy gibi pek çok hain çarka çomak sokmuş, emperyalistlerle dinci ve bölücü uşaklarını ziyadesiyle huzursuz etmişti. Sonuç olarak o hain tuğla, o menhus duvarı ayakta tutmaya devam ediyor hala" diyen Güngör, "Muammer Aksoy ve Uğur Mumcu, yürekli Kemalist devrimciler, kararlı laik Cumhuriyetçiler, sözlerine güvenilen saygın toplum önderleri ve gerçek aydınlar oldukları için yok edildiler. Bu nedenle yapılması gereken, sadece katlediliş yıl dönümlerinde kırmızı karanfiller ve nutuklarla anmak değil; uğruna can verdikleri düşüncelerini, değerlerini, hedeflerini savunmak ve kitleselleşmelerini sağlamak, Uğur Mumcu'nun 'Laiklik ilkesini savunmak için Atatürk gibi yürekli, Atatürk gibi inançlı olmak gerekir. İzinden gittiklerini söyleyenler gibi ürkek, kararsız ve inançsız değil' diyen sesine kulak vermektir" şeklinde konuştu.
"Dinler arası diyalog palavrası"
Gönül Güngör konuşmasına, şöyle devam etti:
"Emperyal tertipler bunlarla bitmedi. Jandarma Genel Komutanımız Orgeneral Eşref Bitlis'i, Genel Başkan Yardımcımız Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı'yı, üyemiz Necip Hablemitoğlu'nu, Diyarbakır Emniyet Müdürümüz Ali Gaffar Okkan'ı da katleden aynı karanlık odaklar eş zamanlı olarak CIA marifetiyle örgütledikleri F Tipi Cemaat, artık FETÖ deniyor, yapılanmasını güçlendirip yaygınlaştırdılar. Hareketin başına getirdikleri, milyarlarca dolar kaynağa ulaşmasını ve dünyanın dört bir yanında okullar açmasını kolaylaştırdıkları İzmir Kestane Pazarı'nın sümüklü vaizini 'dinler arası diyalog' palavrasıyla Papa'yla bile görüştürerek parlattılar, adeta siyasi kıble konumuna getirdiler. İktidar tarafından da yıllarca desteklenip devlette kadrolaşmasına olanak sağlanan ve ne istediyse verilen bu 'Muhterem Hocaefendi Hizmet Hareketi'nin nelere neden olduğu ise herhalde herkesin malumudur. Hal böyleyken yine emperyalizm işbirlikçisi diğer tarikat ve cemaatlerle iş tutulduğu da Irak'tan Libya ve Suriye'ye bölgemizde yaşananlar bağlamında ülkemizin içine düşürüldüğü durum da ortadadır. Sözün özü; Batı emperyalizmi, 100 yıllık laik Türkiye Cumhuriyeti'ni din devletine dönüştürerek parçalama hedefine bu kez BOP ile yürüyor ve artık niyetini ABD Büyükelçisi Tom Barrack'ın ağzından açık açık dillendirmekten de çekinmiyor.
Öyleyse her yurttaşımız, Atatürk'ün 20 Ekim 1927 tarihinde altı gündür okumakta olduğu Nutuk'un son sayfasındaki 'Bugün ulaştığımız sonuç, asırlardan beri çekilen milli felaketlerin yarattığı uyanıklığın eseri ve bu aziz vatanın her köşesini sulayan kanların bedelidir. Bu sonucu Türk gençliğine emanet ediyorum' sözlerini ve devamında 'Ey Türk istikbalinin evladı, işte bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk istiklal ve Cumhuriyeti'ni kurtarmaktır' diyerek verdiği görevi daima aklında tutmak zorundadır."
Kaynak: ANKA / Yerel
Yerel, Yol Haritası, Atatürkçü Düşünce Derneği, Yerel, Haberler
- AK PARTİ
- AVRUPA BİRLİĞİ
- AZERBAYCAN
- BASKETBOL
- BELEDİYE
- BEŞİKTAŞ
- CHP
- ÇEVRE
- DEM
- DİPLOMASİ
- DOĞA
- DONALD TRUMP
- DEVLET BAHÇELİ
- EĞİTİM
- EKREM İMAMOĞLU
- ELON MUSK
- EMEKLİ
- EMLAK
- ENERJİ
- ENFLASYON
- ESNAF
- FENERBAHÇE
- FİKSTÜR
- FİLİSTİN
- FUTBOL
- GALATASARAY
- GASTRONOMİ
- GAZZE
- GÜNCEL
- GÜVENLİK
- GÖÇMEN
- HAKAN FİDAN
- HASTANE
- HAYVAN HAKLARI
- HIRSIZLIK
- HUKUK
- IRAK
- İNSAN HAKLARI
- İRAN
- İSRAİL
- İSTANBUL
- İŞÇİ
- İTFAİYE
- JANDARMA
- JOSE MOURINHO
- KAZA