Marmara'nın Prens Adaları açıklarında nadir görülen türler yeniden gözlemlendi

Güncel Haberler

- Prens Adaları çevresindeki dalışlarda, son yıllarda nadiren görülen dülger balığı, camgöz ve domuz köpek balığının yanı sıra ahtapot ve ıstakoz gibi çok sayıda canlı türü görüntülendi Dalgıçların kayıtları, Marmara Denizi'nin İstanbul'un hemen yanı başında devam eden su altı yaşamını gözler önüne serdi

Marmara Denizi'nin İstanbul'a uzanan su altı yaşamının izini Prens Adaları açıklarındaki dalış noktalarında süren dalgıçlar, son yıllarda nadiren görülen bazı türlerle yeniden karşılaşırken bölgedeki canlı çeşitliliği de dikkati çekiyor.
İstanbul'un önemli dalış rotaları arasında yer alan Prens Adaları çevresindeki Viranbağlar, Yelkenkaya, Kurşun Burnu, Sivri Ada, Kalpazankaya, Hastane Altı, Terk-i Dünya ve At Mezarlığı, farklı su altı yapıları ve canlılarıyla dalgıçların ilgisini çekiyor.
Dalışlarda kayalıkların arasında hareket eden balıklar, deniz tabanındaki kabuklular ve mercanlar su altı kameralarıyla görüntülenirken, karşılaşılan tür çeşitliliği Marmara Denizi'nde yaşamın farklı alanlarda devam ettiğini ortaya koyuyor.
Bölgede dülger balığı, deniz yıldızı, ahtapot, çalpara, deniz iğnesi, deniz tavşanı, horozbina, iskorpit, kaya balığı, keşiş yengeci, kırlangıç, kırmızı dudaklı kaya balığı, tavuskuşu kuyruğu, pavurya, hani balığı, yengeç, deniz kalemi, anemon, gelincik, dikenli vatoz, mercan, kalamar, kikla, pina, pisi balığı, trakonya, deniz patlıcanı, vatoz, yeşil anemon, tüy yıldızı, sünger ve ıstakoz gibi çok sayıda canlı gözlemleniyor.
Bazı dalışlarda aynı türün farklı yaşam evrelerine de rastlanırken, yumurtalı iskorpitlerin görülmesi bölgedeki canlıların üreme döneminin de devam ettiğine işaret ediyor.
Prens Adaları çevresindeki dalışlarda kaydedilen görüntüler, kayalıkların arasında ve deniz tabanında sürdürülen zengin yaşamı gözler önüne seriyor.
At Mezarlığı'nda geçmişin izleri de görülüyor
Büyükada'nın Sedef Adası'na bakan güney kıyılarında bulunan At Mezarlığı, kayalık yapısı ve farklı derinlikleriyle bölgedeki dalış noktalarından biri olarak öne çıkıyor.
Dalış eğitmeni Mehmet Karail, AA muhabirine, bölgede gerçekleştirdikleri dalışlarda geçmişten kalan atlara ait büyük kemiklere rastladıklarını belirtti.
Karail, geçmişten kalan bu izlerin arasında bugün farklı canlıların hareketliliğinin gözlemlendiğini söyledi.
Daha önce nadiren görülen türlerle yeniden karşılaşıyorlar
Uzun yıllardır Marmara'da dalış yaptığını belirten Karail, daha önce nadiren gözlemledikleri veya uzun süredir karşılaşmadıkları bazı türleri son dönemlerde yeniden görmeye başladıklarını aktardı.
Karail, bu canlılar arasında özellikle dülger balığı, camgöz ve domuz köpek balığının dikkati çektiğini belirtti.
Prens Adaları çevresindeki son gece dalışlarından birinde aynı anda 3 dülger balığı gözlemlediklerini anlatan Karail, uzun süredir karşılaşılmayan bir türü birden fazla bireyle görmenin kendileri açısından sevindirici olduğunu söyledi.
Karail, bir başka dikkat çekici karşılaşmanın ise yaklaşık 60 santimetre büyüklüğündeki camgöz olduğunu belirterek, son dönemde domuz köpek balığının da daha sık gözlemlendiğini, ahtapot ve ıstakoz gibi canlılarla da dalışlarda karşılaşmaya devam ettiklerini dile getirdi.
Marmara farklı yaşamları bir arada barındırıyor
Marmara Denizi'nin yalnızca bir su kütlesinden ibaret olmadığını belirten Karail, Akdeniz, Ege ve Karadeniz'den gelen suların yanı sıra Marmara'nın kendi oluşturduğu sistemin farklı derinliklerde farklı yaşam alanlarının oluşmasına katkı sağladığını anlattı.
Bu yapının Marmara'daki su altı yaşamının farklı bölgelerde devam etmesine imkan sağladığını ifade eden Karail, yoğun avcılık ve kentsel atıklar gibi insan kaynaklı baskılara rağmen denizin yaşamını sürdürmeye çalıştığını dile getirdi.
Dalgıçların gözlemlediği değişimin yalnızca büyük canlılarla sınırlı olmadığını vurgulayan Karail, su altındaki besin zincirinin en altındaki planktonlardan daha büyük canlılara kadar farklı canlı gruplarında hareketlilik gözlemlediklerini aktardı.
"Bir zamanlar burası denizdi" demek istemiyoruz
Karail, Marmara'nın korunmasının gelecek nesiller açısından önemli olduğunu vurgulayarak, dalgıçların su altında gördüklerini görüntüleyerek ve anlatarak denizin yaşamını görünür kılmaya çalıştığını söyledi.
Dalgıçların Marmara'nın su altındaki yaşamını gelecek nesillere aktarmayı bir sorumluluk olarak gördüğünü belirten Karail, çocuklara ve torunlara "Bir zamanlar burası denizdi." demek istemediklerini dile getirdi.
Karail, denize bırakılan atıkların ve yoğun insan faaliyetlerinin Marmara'nın geleceğini tehdit ettiğine dikkati çekerek, bireysel olarak daha duyarlı olunması ve denize atık bırakılmaması çağrısında bulundu.