Mahkemece Kabul Edilen Kck İddianamesi

Politika Haberleri

İstanbul'da, PKK terör örgütünün şehir yapılanması KCK'ya yönelik yürütülen soruşturma sonucu 147'si tutuklu 193 sanık hakkında hazırlanan iddianamede, terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan'ın Şanlıurfa'dan çıkışını Hz.

İstanbul'da, PKK terör örgütünün şehir yapılanması KCK'ya yönelik yürütülen soruşturma sonucu 147'si tutuklu 193 sanık hakkında hazırlanan iddianamede, terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan'ın Şanlıurfa'dan çıkışını Hz. İbrahim'in İbrani kabilesinden çıkışına, yakalanması sürecini de Hz. İsa'nın çarmıha gerilmesine benzetmek suretiyle kendisini kutsadığı, mitolojik ve cinsiyetsiz bir yarı tanrı sıfatı vermeye çalıştığı öne sürüldü.

Özel yetkili İstanbul Cumhuriyet Savcısı Adnan Çimen tarafından hazırlanan ve İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi'nce kabul edilen 2 bin 400 sayfalık iddianamede, "KCK Sözleşmesi"nin başlangıcında önsöz başlığı altında yer alan ve teröristbaşının imzasını taşıyan Mayıs 2005 tarihli metnin KCK yapılanmasının ideolojik temelini oluşturtuğu ve bu metinin aynı zamanda KCK'nın kuruluşunu da ilan eden metin olduğu belirtildi.

KCK yapılanmasının genel organlarının "KCK Sözleşmesi"nin 11 ile 30. maddeleri arasında ele alındığı, terör örgütü elebaşı Öcalan'ın temsil ettiği sözde önderliğin altında yasama, yürütme ve yargı üzerine kurgulandığı belirtilen iddianamede, "Sözleşmede önderlik hem maddi, hem de manevi açıdan mutlak liderliği tanımlamakta, KCK yapılanmasının felsefi, teorik ve stratejik kuramcısı tanımlamasıyla ifade edilmektedir" denildi.

Son dönemde Öcalan tarafından kaleme alınan "Demokratik Uygarlık Manifestosu" adlı kitapta Öcalan'ın kendisini "maskeli ve maskesiz tanrılar ile örtük ve çıplak krallar" içerisinde Kürt toplumunun her şeyini düşünen, planlayan, onlar için acı çeken ve onlara özgürlük yolunu açan, kapitalist uygarlıkların vahşiliği karşısında Orta Doğu'daki Kürt halklarının haklarını ve geleceklerini korumaya çalışan bir önder olarak tanımladığı ifade edilen iddianamede, "Hatta Öcalan, "Şanlıurfa'dan çıkışını Hz. İbrahim'in İbrani kabilesinden çıkışına, yakalanması sürecini de Hz. İsa'nın çarmıha gerilmesine benzeterek kendisini kutsamakta, kendisine mitolojik ve cinsiyetsiz bir yarı tanrı sıfatı vermeye bile çalışmaktadır" denildi.

İddianamede, "Öcalan'ın kendini Hz. İbrahim'e benzetmesi trajikomiktir. Çünkü iddianamenin değişik yerlerinde belirtildiği üzere kendisinin Kürt halkının geri kalışından ve diğer mağduriyetlerinden din faktörünü mesul tuttuğu, böylesi birinin kendini halk nezdinde kutsal kabul edilen kavramlarla özdeşleştirmeye çalışmasının ise sadece istismar olduğu görülmektedir" ifadesine yer verildi.

-KCK Sözleşmesi-

KCK'da sözde yasama organının KCK adı altında yapılandırıldığı, "KCK Sözleşmesi"nin 12. maddesine göre bu meclisin KCK'nın en yüksek karar alma, yani yasama organı olup, çalışma biçiminin iç tüzükle düzenleneceği ifade edildiği kaydedilen iddianamede, sözleşmede, KCK'nın Kürdistan parçaları ve yurt dışındaki KCK yurttaşlarının nüfus oranına ve komünal örgütlülük durumuna göre oluşacağı, KCK'nın bir başkan ve 4 yardımcıdan oluşacak Başkanlık Divanı'nca idare edileceği, divanın siyasal ve diplomatik çalışmalarda aktif rol oynayacağı, KCK'nın KCK adına devletler ve milletler arası kuruluşlar ve farklı topluluklarla yapılan antlaşmaların onaylanmasını görüşüp karara bağlayacağı gibi ifadelere yer verildiği belirtildi.

İddianamede "KCK Yürütme Konseyi, halihazırda Murat Karayılan başkanlığında, "Bozan Tekin" kod adlı Mehmet Tören ile Cemil Bayık, Duran Kalkan, Mustafa Karasu ve Nuriye Kespir'den oluşan örgüt mensupları tarafından yönetilmekte ve örgütsel faaliyetler alan merkezleri üzerinden yürütülmektedir. KCK-TM yapılanması da KCK faaliyet alanları (Alan Merkezleri) esas alınarak aynı paralelde ve Yürütme Konseyi'ne bağlı olarak yapılandırılmıştır" denildi.

İddianamede, KCK-TM'nin, gençlik yapılanması başta olmak üzere bölücü örgüt adına ülke genelinde tüm yasadışı eylem ve faaliyetleri yönettiği, çeşitli illegal toplantı ve etkinliklerle halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve teşvik ederek, eylemci grupları organize ettiği, örgüte gelir temin etmek amacıyla çeşitli kişi ve kurumlardan zorla ya da gönüllü para topladığı, kırsal faaliyetlere lojistik destek sağladığı, bölücü örgüte para transfer etmek için yerel yönetimlerde yolsuzluk ve usulsüzlükleri organize ettiği, bölgeye yönelik yapılan yatırım ve hizmetlere, demokratikleşme çabalarına karşı çıkarak, vatandaşların menfaatine yönelik tüm çalışmaları korku ve baskıyla engellemeye çalıştığı, demokratik özerklik ve "KCK Sözleşmesi"ndeki hedeflerine yönelik olarak teröristbaşının ve örgütün üst düzey kadrolarının talimatlarını yerine getirme faaliyetlerini yürüttüğü kaydedildi.

-PKK eşittir KCK-

PKK'nın uluslararası camiada terör örgütleri listesine alınmasından sonra hareket alanı ve gündem oluşturma kapasitesinin azaldığı kaydedilen iddianamede, şu ifadelere yer verildi:

"Siyasi anlamda bir hamle yapması imkansız hale gelmiştir. Kaldı ki ülkemiz içerisinde de gerçekleştirdiği kanlı terör eylemleri nedeniyle toplumda muhatap bulmakta zorlanır hale gelmiştir. PKK'nın bu atmosferde kuruluşundan beri hedeflediği etnik unsura dayalı birleşik bağımsız 'Kürdistan' isimli devleti kurabilmesi ve bu amaçla toplum tabanına inebilmesi için başka adlarla kurulmuş ama aslında terör örgütünün parçası olan sivil örgüt görünümlü yapılanmalara ihtiyacı olmuştur. PKK, işte kendi adıyla yapamadığı bu işi KCK ile uygulamaya koymuştur. Nitekim bu hususta kısmen başarılı olduğu da kamuoyunda KCK'ya yönelik olarak oluşan kafa karışıklığından anlaşılmaktadır. PKK eşittir KCK'dır. KCK denilen yapılanma, PKK'nın da içerisinde yer aldığı holdingin adıdır. Hedef aynı, ancak yöntem biraz farklı ve daha da tehlikelidir."

Bugün PKK'nın bu adla yerleşim birimlerinde örneğin İstanbul'da herhangi bir faaliyette bulunmasının söz konusu olmadığı ifade edilen iddianamede, "aynı işlerin KCK adı altında rahatlıkla yapılabildiği, KCK'nın de DTK'nın da söylediklerinin PKK'nın söylemlerinin barışçıl bir bohçaya sarılmak suretiyle üzeri örtülmüş bölücü taleplerinden başkası bir şey olmadığı, bu hususun her türlü izahtan vareste tutulacağını, çünkü KCK'nın başı kanlı terör örgütünün bugün itibariyle bir numarası olan Murat Karayılan olduğu" belirtildi.

İddianamede, "Murat Karayılan'ın demokratik siyasi bir hareketin başı olduğunu iddia etmek ise her halde akıl ve mantığı çöpe atmakla eşdeğerdir. Gerek KCK ve gerekse DTK, ülkemizdeki terör olaylarıyla hiçbir ilgisi bulunmayan bir kısım dış ülkelerin dahi 'terör örgütü' listesine aldıkları PKK için bu tanımlamayı yapmamışlardır. Dolayısıyla bu yapıların terörden bağımsız bir faaliyet olduklarının izahı mümkün değildir" denildi.



- İSTANBUL